Nihayet beklediğimiz an geldi çattı…
Tarihimizde en az katılabildiğimiz futbol organizasyonu olan Dünya kupası finallerine gidebilme fırsatımız, iki aşamada da dişimize göre sayılabilecek rakiplerle eşleşmemizle doğmuş gibiydi…
Hatta ABD- Meksika ve Kanada’nın ortaklaşa düzenlediği ve tarihinde ilk kez 48 takımınla oynanacak 2026 Dünya Kupasına katılabilmemiz durumunda yer alacağımız gruptaki ABD, Avustralya ve Paraguay’da, otoritelerimiz tarafından adeta çantada keklik olarak nitelendirildi,
Ama ilk aşamada yani play-off yarı finaldeki rakibimiz Romanya idi ve başında da Türk futbolunu çok iyi tanıyan kurt hoca Mircea Lucescu vardı.
İlk yarıya hücum presle başlama düşüncemizi tahmin eden Lucescu, Mourinho’nun deyimiyle kalesinin önüne otobüs çekerek niyetini belli etti. Savunma hattının prese destek verme amacıyla ileri çıkmasıyla da arkada oluşan 50 metrelik alanı geriden çıkarılan uzun toplarla değerlendirme çabası sonuç vermedi. Ancak katı savunma ve sert futbol bizim Romanya kalesi önünde etkili olmamızı engelledi. Öyle ki koca 45 dakikada sadece Arda’nın 32’de çok sert vuruşuyla tehlike yaratabildik.
İkinci yarıda aynı tempoyla baskımızı sürdürdük. 53’de isabetli pas organizasyonlarımızla başlayan atağımız, arzuladığımız golün gelmesini sağladı. Topla son buluşan Arda Güler’in adrese teslim mükemmel pasında, Ferdi Kadıoğlu süper bir kontrolle topu önüne indirdi ve sert vuruşla topu ağlara gönderdi.
Skorda denge bozulunca üstümüze gelmekten başka çaresi kalmayan Romenlerin bu düşüncesi bize rakip yarı alanda daha rahat hareket alanı yarattı tabi bunda müthiş teknik ayaklara sahip oyuncuları; 2 oyuncu ile sürekli kontrol edilmesine rağmen Arda ile Kaptan Hakan ve Kenan Yıldız’ın katkılarını, Ferdi Kadıoğlu’nun da inanılmaz bindirmelerinin hakkını teslim etmek gerekir.
61’de Ferdinin pasında Kenan’ın müthiş vuruşunda topun üst direkten dışarı çıkması ve 72’de Arda Güler’in çok sert şutunda kaleci Radu’nun topu güçlükle korner çelmesi farkın artmasını önledi.
Bu arada Mihailia’nın 77’de yan direkten dönen şutunda yüreğimiz ağzımıza geldi ama canını dişine takan tüm oyuncularımızın çabasıyla, futbolcularından çok teknik direktöründen çekindiğimiz Romenleri saf dışı bırakarak, play-off finaline adımızı yazdırmayı başardık.
Şimdi 24 yıllık hasreti dindirmemize bir adım kaldı…
31 Mart Salı günü deplasmanda oynayacağımız maçta, 2006’da İsviçre ve 2022 ise Portekiz karşısında kaybettiğimiz play-off mücadelelerdeki talihsizliğimizi de kıracağımız konusunda bizim çocuklarımıza güvenimiz tamdır.