İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

Mamak'tan 65 yaş üstüne gıda ve hijyen paketi

Genel

İspanya ve İtalya'ya tıbbi yardım taşıyan uçak Ankara'dan havalandı

Politika

CHP'li Kaya: "Her okula en az bir bilişim öğretmeni atanmalı"

Genel

5 litre dezenfektan bin kişiyi dezenfekte ediyor 

Genel

Evde kalanlara kitap sürprizi

Kültür-Sanat

''Evin Caz Hali'' konserleri ile devam ediyor

Genel

Şehir dışından gelenlere dezenfektanlı önlem

Genel

Başkent'te ilk espor kulübü kuruldu

Genel

Sokak hayvanları unutulmuyor

Genel

Hayvan nakil araç filosu genişliyor

Genel

Çankaya Belediyesi menekşe dağıtacak

Genel

Sağlık çalışanlarına konaklama desteği

Sağlık

Sağlık Haberleri

Ölümlerin yüzde 42.5’i kalp hastalığından

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU 01.02.2020 10:26
Ölümlerin yüzde 42.5’i kalp hastalığından

Natomed Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği Direktörü ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birol Yamak, koroner arter hastalığının, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ölümlerin en önemli nedenlerinden olduğunu söyledi. Yamak, “Türkiye’de yaklaşık 3,4 milyon koroner kalp hastasının bulunduğu ve yılda 160 bin yurttaşımızın bu hastalıktan kaybedildiği tahmin edilmektedir.” diye konuştu.

Başkent Natomed Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği Direktörü Prof. Dr. Birol Yamak, koroner arter hastalığı ve tedavisiyle ilgili önemli bilgiler verdi. Yamak, koroner hastalığı, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ölümlerin en önemli nedenlerinden olduğunu ifade etti. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birol Yamak, Koroner arter hastalığı ve cerrahi tedavisi ile ilgili şu bilgileri paylaştı: “Tüm ölümler açısından bakıldığında koroner kalp hastalığına bağlı ölümlerin yüzde 42,5’lik bir pay ile başı çektiği görülmektedir. Nüfusumuz gelişmekte olan ülkelerdeki gibi genç yapıda iken, halkımızda koroner arter hastalığına bağlı ölümlerin, yaşlı nüfus yapısına sahip gelişmiş toplumlardaki kadar yüksek olması, hem günümüz, hem de gelecek için kaygı vericidir. Koroner kalp hastalığı klinik olarak ortaya çıktıktan sonra uygulanan tıbbi, cerrahi ve girişimsel tedavi yöntemleri belirli olup oldukça yüksek bir maliyet getirmektedir. Böylesine önemli bir sağlık sorununda koruyucu önlemlere ağırlık verilmelidir.” Koruyucu önlemlerle ilgili açıklama yapan Yamak, “Sigara içilmemesi, sağlıklı beslenme, vücut ağırlığının kontrolü, uygun düzeyde egzersiz yapmak.” dedi.

Koroner arter hastalığı için başlıca risk faktörlerini aktaran Yamak şu ifadelerde bulundu: “Yaş (erkeklerde 45 yaş, kadınlarda 55 yaş üzeri olmak, kadınlar için erken menapoza girmek), ailede koroner arter hastalığı bulunması, sigara içicisi olmak, hipertansiyon (tansiyonun 140/90’ın üzerinde olması), kan yağları dengesizliği (kötü kolesterol dediğimiz LDL’nin 140’ın üzerinde, total kolesterolün 200’ün üzerinde ve iyi kolesterol dediğimiz HDL’nin 40’ın altında olması), şeker hastası olmak, fiziksel olarak inaktif olmak, obez olmak, yağ oranı yüksek besinlerle beslenmek.”

HASTALIK BULGULARI

Hastalığın bulgularının farklılık göstereceğini kaydeden Yamak şunları söyledi: “Hastalığın şiddeti ve bulguları hastadan hastaya değişiklik gösterir. Hastalık ilerledikçe kalbin beslenmesi yetersizleşir. Kalbe yeterince kan gitmez ve göğüs ağrısı ortaya çıkar. Bu ağrı sol kola ve çeneye yayılabilir. Bazen kolda uyuşma hissi görülür. Koroner arter hastalığı olanların şikayetlerinden biri de hareket ederken özellikle egzersiz sırasında zorlanmalarıdır. Sıkıştırıcı bir ağrı olduğunu söylerler ve hareketi tamamlayamazlar. Dinlenme ihtiyacı hissederler. Dinlenmeden sonra bu ağrı geçebilir. Bunların dışında nefes almada güçlük çekme, göğüste basınç hissi ve yanma, yorgunluk kalp hastalığının belirtisi olabilir. Koroner arter hastalığı özellikle şeker hastalığı olanlarda hiçbir belirti vermeyebilir, hastanın göğüs ağrısı olmaksızın enfarktüs geçirebilir. Koroner arter hastalığının ilk belirtisi kalp krizi olabilir. Damar tıkanırsa doku beslenemez. O damarın tıkandığı yerdeki kalp dokusunda ölüm olur. İşte bu durum kalp krizidir. Kendiliğinden geçmez. Ağrı uzun sürelidir ve şiddetlidir. Hastanın hayatını tehlikeye atan bir durumdur. Böyle bir durumca hiç vakit kaybetmeden Acil Servis’e başvurulması gerekir.” Koroner arter hastalığının tanısı için yöntemlere değinen Yamak, “EKG (Elektrokardiyografi) adı verilen bu yöntemle kalbin atım düzeni, koroner arter hastalığı ve geçirilmiş kalp krizi hakkında bilgi elde edilir. Eforlu EKG: Hasta koşu bandı üzerinde koşarken kalp elektrosu kaydedilir, damarların kalbi ne kadar oranda beslediğine bakılır. Miyokard sintigrafisi: Talyum ya da Teknesyum gibi radyoaktif maddeler kullanılarak yapılan bu tetkikte, kalp kasının beslenmesine bakılır, kalbin yeteri kadar beslenmeyen yerleri tespit edilir. Ekokardiyografi: Ultrason yardımıyla kalp kasının kasılması ve kalp kapakçıları hakkına bilgi elde edilir. Koroner anjiografi: Damarların net bir şekilde görülmesi için damar yapısını inceleyen bir yöntemdir. Uzman hekimler tarafından yapılan muayene sonrasında gerekli tetkikler ile hastaya en uygun tedavi yöntemi seçilir. Her hastaya aynı yöntem uygulanmaz.” diye konuştu.

İlaç tedavisi, balon-stent uygulamaları, koroner bypass operasyonu. Genelde ilk tercih edilen yöntem ilaç tedavisidir. İlaçla yapılan tedavinin amacı göğüs ağrısını önlemek, damarları genişletmek ve kalbin oksijen ihtiyacını azaltmaktır. Bu hastalığın oluşmasına neden olan faktörleri de ortadan kaldırmak amacıyla ilaçlar kullanılır. Şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği gibi durumlarda bunları önlemek için de ilaçlar kullanılır. Ayrıca aspirin gibi kanın akışkanlığını arttıran ve damarda pıhtı oluşumunu engelleyen ilaçlarla olası kalp krizi riski azaltılır. Hastalığın ilerlediği durumlarda kalp damarlarını açmak için balon-stent uygulamaları veya koroner bypass cerrahisi uygulanır.”