İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

Kitapseverlere metro durağında “İstasyon Kütüphane”

Genel

Çankaya'da Melek Mosso rüzgarı esti

Genel

BELMEK, ‘Yıl Sonu Karma Sergisi'ni açtı

Genel

Pursaklar Endemik Vadi'de gençlik buluşması

Genel

Altındağ Belediyesi Aile Sağlığı Merkezi açılışı gerçekleştirdi

Kültür-Sanat

Başkent'te müzikli yaz akşamları başlıyor

Genel

Gölbaşı'nda hayvan yetiştiricilerine büyük destek

Politika

ALES başvuruları başladı

Kültür-Sanat

Kadın Emeği Festivali başlıyor

Genel

Çankaya'da kurban bayramı hazırlıkları başladı

Genel

Yenimahalle'de kurban satış alanında çadırlar kurulmaya başlandı

Genel

Lavantalar hasat zamanını bekliyor

Sağlık

Sağlık Haberleri

“Arıların geleceği insanların geleceği demektir”

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU 21.05.2022 11:29

TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Türkiye’de arıcılığın önemine dikkat çekerek, “Ülkemizde gen kaynaklarının başta Anadolu arı ırkı olmak üzere, alt ekotiplerinin tanımlanması, tescili ve gen kaynağı olarak sertifikalandırılması önemlidir. Arıların geleceği insanların geleceği demektir. Gerçek olan; ‘Arı yok, tozlaşma yok, bitki yok, hayvan yok, insan yok” dedi.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 20 Mayıs “Dünya Arı Günü” nedeniyle değerlendirmelerde bulundu. Eroğlu, “20 Mayıs’ı modern arıcılığın öncülerinden olan Anton Jansa’nın doğum günü anısına seçilmiştir. Bu yıl Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü’nün, FAO’nun, Dünya Arı Günü sebebiyle “Arı İçin Rezerve: Arıcılık ve Arı Sistemlerinin Çeşitliliğinin Kutlanması” teması adı altında özel bir gündem ile kutlama yapacağını biliyoruz.

Şimdi arıları ve onların yaşamları ve sistemlerini nasıl destekleyebiliriz, dönüşüm ve desteklemeyi yeniden düşünme zamanıdır” ifadelerinde bulundu.  

Tarım ve Orman Bakanlığında arıcılığa dair daire başkanlığının kurulması gerektiğini ifade eden şöyle konuştu: “Tarım ve Orman Bakanlığında, arıcılık sektörünün tüm bileşenlerinin temsil edileceği, bütçesi olan, düzenli olarak verilerin kayıt altına alındığı, koordinasyon odaklı bir daire başkanlığının kurulması önem arz etmektedir. Arıcılık Kayıt Sistemi (AKS) revize edilmelidir. Dijital takip sistemi bir zorunluluktur. Kamu, STK’lar ve özel sektör işbirliği ile, arıların sağlığını tehdit eden onlarca hastalığı tehdit olmaktan çıkarıp minimize etmek üzere ulusal bir proje uygulanmalıdır. Çiftçi-Arıcı koordinasyonu daha da geliştirilerek zirai mücadele de kullanılan pestisitlerle arıların ölümüne sebep olan uygulamaların önüne geçilmelidir. Arıcılık faaliyetleri eğitim çalışmalarıyla bilinçli olarak yürütülmeli, planlı, programlı bir yetiştiricilik sistemiyle, yüksek verimli ana hatlar elde edilmelidir. Ülkemizde gen kaynaklarının başta Anadolu arı ırkı olmak üzere, alt ekotiplerinin tanımlanması, tescili ve gen kaynağı olarak sertifikalandırılması önemlidir. Arıların geleceği insanların geleceği demektir. Gerçek olan; ‘Arı yok, tozlaşma yok, bitki yok, hayvan yok, insan yok.”

 

ARILARIN ÖNEMİ

 

Eroğlu, arıların önemine değinerek, “Arıların geniş çeşitliliğinin öneminin farkındalığı ve sürdürülebilir arı koruma sistemleri, onların gıda sistemleri ve geçim kaynaklarına katkılarında karşılaştıkları tehdit ve zorlukların gündeme getirileceği açıklanmıştır. Arılar yüzyıllardır insanlara, bitkilere ve çevreye faydalı işler yapmaktadır. Arılar ve diğer tozlayıcılar polenleri bir çiçekten diğerine taşıyarak sadece meyve, kuruyemiş ve tohumların bol üretimi değil aynı zamanda besleme ve gıda güvenliğinin daha çeşitli ve en iyi kalitede olmasını mümkün kılmaktadır. Vahşi tozlayıcılar ile birlikte arılar, biyoçeşitliliğin sürdürülmesi, birçok bitkinin üretimi ve yaşamının garanti altına alınması, ormanların yenilenmesinin desteklenmesi, iklim değişikliğine adaptasyon ve sürdürülebilirliğin teşvik edilmesi ile tarımsal ürünlerin miktar ve kalitelerinin geliştirilmesinde önemli rol oynamaktadır. Her yıl Dünya Arı Gününü kutlayarak, arı ve diğer tozlayıcıların dünya ve insan sağlığını korumak için oynadığı başlıca rol ve bugün karşılaştıkları birçok zorluğa karşı farkındalık artırılabilir.”

Arıların azalmasına dikkat çeken Eroğlu şunları söyledi: “Azalan arılar ve tozlayıcılara karşı, bugün kamu kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve herkese düşen görev, tozlayıcıların ve yaşam alanlarının korunması ve genişletilmesi, onların sayılarının ve çeşitliliğinin artırılması ve arıcılığın gelişiminin sürdürülebilirliğinin desteklenmesidir. Bu noktada Dünya Arı Günü bir fırsat sunmaktadır. Arılar yaşam demek, arı varsa hayat var. Hepimizin yaşamı, onların yaşamına bağlıdır. Onlarsız, yemeye alışkın olduğumuz ürünlerin çoğu tehlikeye girmektedir. Tozlaşma, bitkiler dünyasında, türlerin devamlılığını sağlar. Yapılan gözlemlere göre, insanların besinlerinin yüzde 90’ından fazlasını oluşturan 100 bitki türünden dörtte üçü arıların tozlaşması (polinasyon) sayesinde elde edilmektedir. Günde 20.000 arı kovandan bir kaç kez çıkarsa, her gün   20 milyon veya daha fazla çiçeğin tozlaşması sağlanabilir. Tarımsal ürünlerin arılar tarafından tozlaştırılması yalnızca verimi artırmakla kalmaz aynı zamanda meyve kalitesini de yükseltir. Yaşanan KOVID-19  pandemisini de dikkate alarak, hastalıkların korunma ve tedavisinde bal, propolis ve arı sütü gibi arı ürünlerinin kullanılması diğer önemli bir konudur.”

Türkiye’nin arıcılıkta önemli bir yerde olduğunu aktaran Eroğlu şöyle konuştu: “Bu ürünlerin, bakteri, virus ve diğer enfeksiyonlarla mücadelede, hem immun sistemi güçlendirmesi, hem de enfeksiyon etkenleri üzerine etkileriyle sağlığın korunmasına katkı sağlayabilecek doğal destek ürünleri oldukları bilinmektedir.

Ülkemiz sahip olduğu yaklaşık 8 milyonu geçen kovan varlığı ile dünyada 2. sırada olmasına karşın 120 bin ton dolayındaki bal üretimi ile dünyada 6. sıralarda yer almaktadır. Hem kovan varlığı hem de bal üretimi bakımından dünyanın en önemli ülkeleri arasındadır. Ancak kovan başına bal üretiminin artırılması gerekmektedir. Arıcılık stratejik alan haline gelmiştir. Önemine binaen yasal ve yapısal düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır. Sürdürülebilir hedefler için girişimler; kişisel, Arıcılar ve Çiftçiler ve İlgili Bakanlıklar olarak planlanmalıdır.”