<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Başkent - Ankara'nın Gazetesi</title>
    <link>https://www.baskentgazete.com.tr</link>
    <description>başkent, başkent gazetesi, ankaranın gazetesi, ankara, gazete</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.baskentgazete.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 21 Aug 2026 04:56:01 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yurt dışı ilaç tedariki, dijital ortama taşınıyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/yurt-disi-ilac-tedariki-dijital-ortama-tasiniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/yurt-disi-ilac-tedariki-dijital-ortama-tasiniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamu İhale Kurumu (KİK) ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasında yurt dışından yapılacak beşeri tıbbi ürün ve bunlara ilişkin hizmet alımlarının elektronik ortamda yürütülmesine dair işbirliği protokolü imzalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KİK'ten yapılan yazılı açıklamaya göre, protokol, SGK Başkanı Yunus Elitaş ile KİK Başkanı Hamdi Güleç tarafından imza altına alındı.</p>

<p>Protokolle yurt dışından beşeri tıbbi ürün alımları ve bu ürünlerin temin işlemlerine yönelik hizmet alımlarında şu kolaylıklar sağlanacak:</p>

<p>"İlan ve ihale dokümanlarının hazırlanması ve yayımlanması, teyit, bildirim ve tebligat işlemleri, doğrudan temin, elektronik ihale ve elektronik eksiltme adımları, dinamik alım sistemi ve ilerleyen süreçte geliştirilecek yeni modüller, doğrudan EKAP altyapısı üzerinden SGK'nin kullanımına sunulacak."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hayati ilaçlarda hızlı ve güvenli tedarik sağlanacak</strong></p>

<p>Açıklamada, özellikle kritik tedavilerde yurt dışından temin edilen ilaçlara yönelik zaman duyarlılığı nedeniyle, dinamik alım sisteminin protokolün odak noktasını oluşturduğunun altı çizilerek sisteme ilişkin şunlar kaydedildi:</p>

<p>"Tedarikçi ön yeterlilik başvuruları ve yeterlilik değerlendirmeleri EKAP üzerinden tamamen dijital ortamda sonuçlandırılacak. Bürokratik işlem süreleri en aza indirilerek zaman kaybının önüne geçilecek. Tedarik zincirinde tam izlenebilirlik, şeffaflık ve güvenlik sağlanacak."</p>

<p>Gerçekleştirilen stratejik işbirliğiyle, kamu alımlarında dijital dönüşüm vizyonu güçlendirilirken, tıbbi ürünlerin, ihtiyaç sahiplerine, tedavilerini aksatmayacak hızda, kesintisiz ve güvenli bir şekilde ulaştırılmasına doğrudan katkı sunulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/yurt-disi-ilac-tedariki-dijital-ortama-tasiniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2025/09/ilac-1478369.jpg" type="image/jpeg" length="87340"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Ülkemiz 20 yeni şehir hastanesine daha kavuşacak"]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/ulkemiz-20-yeni-sehir-hastanesine-daha-kavusacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/ulkemiz-20-yeni-sehir-hastanesine-daha-kavusacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Toplam 16 bin yataklı 13 şehir hastanemizin inşaatları birer birer yükseliyor. Buna ilave olarak 7 şehir hastanemizin ise proje çalışmaları sürmektedir. İnşa süreçleri tamamlandığında, ülkemiz 24 bini aşkın yatak kapasiteli 20 yeni şehir hastanesine daha kavuşacak" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu bir dizi ziyaretlerde ve açılışlarda bulunmak üzere Gaziantep’e geldi. Bakan Memişoğlu ilk olarak 400 yataklı Nizip Devlet Hastanesi açılış törenine katıldı. Törene; Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, ilçe belediye başkanları ve sağlık personeli katıldı. Törende açıklamalarda bulunan Bakan Memişoğlu, yeni sağlık yatırımlarına devam ettiklerini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'SAĞLIK ALTYAPIMIZI SON TEKNOLOJİ CİHAZLARLA DONATTIK'</strong></p>

<p>Memişoğlu, "Hastanelerimizin yüzde 80’ini yeniledik veya yeniden inşa ettik. Sağlık altyapımızı modern ve son teknoloji cihazlarla donattık. 25 senede sağlığa yaptığımız yatırımların ve fedakar sağlık çalışanlarımızın gayretiyle sağlık tesislerimizde yılda 1 milyar kez vatandaşlarımıza sağlık hizmeti verebiliyoruz. Yapımını tamamladığımız 27 şehir hastanemizde yaklaşık 40 bin yatak kapasitesiyle aziz milletimize hizmet ediyoruz. Ülkemizin dört bir yanında yeni sağlık yatırımlarımıza da hızla devam ediyoruz. Toplam 16 bin yataklı 13 şehir hastanemizin inşaatları birer birer yükseliyor. Buna ilave olarak 7 şehir hastanemizin ise proje çalışmaları sürmektedir. İnşa süreçleri tamamlandığında, ülkemiz 24 bini aşkın yatak kapasiteli 20 yeni şehir hastanesine daha kavuşacak. 1700 yataklı Şanlıurfa Şehir Hastanemizin geçici kabul sürecinde artık sona geldik. İnşallah yıl sonuna kalmadan hasta kabulüne başlayacağız" dedi.</p>

<p><strong>'GAZİANTEP'TE TOPLAM YATAK KAPASİTESİNİ 9 BİNE YÜKSELTTİK'</strong></p>

<p>Memişoğlu, Gaziantep'te yatak kapasitesini 9 bine yükselttiklerini belirterek, "Gaziantep'te depremden etkilenen 24 bin vatandaşımıza psikolojik destek sağladık. 6 bin kişiye fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verdik. Dayanışma ve birliktelik ruhuyla sağlık tesislerimizi eskisinden çok daha güçlü şekilde yeniden ayağa kaldırdık. 6 Şubat 2023'ten bugüne Gaziantep'te 21 yeni hastane ve sağlık tesisi inşa ettik. İlimizin toplam yatak kapasitesini 9 bine yükselttik. 2012 yılından bugüne kadar Gaziantep’te yaklaşık 60 bin vatandaşımıza evlerinde sağlık hizmeti sunduk" diye konuştu.</p>

<p><strong>'DÜNYANIN EN GELİŞMİŞ DİJİTAL SAĞLIK ALTYAPISINA SAHİBİZ'</strong></p>

<p>Bakan Memişoğlu, "Sağlık yatırımlarına verdiğimiz önemin yanı sıra mevzuat altyapımızı da güncelledik. Bu kapsamda göreve geldiğimiz günden bugüne toplam 160 mevzuat düzenlemesini hayata geçirdik. Son düzenlememizle evde sağlık, palyatif bakım ve aile hekimliği hizmetlerini tek çatı altında topladık. 2012’den bugüne 4,5 milyon vatandaşımıza evde sağlık hizmetleri sunduk. Dünyanın en gelişmiş dijital sağlık altyapısına sahibiz. 86 milyon vatandaşımız sağlık verilerine e-Nabız'la tek tıkla ulaşabiliyor. Yaptığımız düzenlemelerle sporcu sağlık raporlarından organ bağışına kadar pek çok hizmetimizi elektronik ortama taşıdık. Son bir yılda 80 yaş üstü ve yatağa bağımlı yaklaşık 1 milyon vatandaşımızın raporlarını hastaneye gitmeden elektronik ortamda yeniledik. Sağlık, bir insanın sahip olabileceği en büyük hazine; gelecek nesillere bırakılacak en değerli mirastır. Sağlıklı yaşam toplumumuzda bir kültür haline gelmelidir. Antep’imizde diyetisyenden fizyoterapiste, ağız ve diş sağlığından ruh sağlığı hizmetlerine kadar 17 branşta ücretsiz hizmet verdiğimiz 5 Sağlıklı Hayat Merkezimiz var. Tüm hemşehrilerimizi bu merkezlerimize davet ediyorum. Gayemiz, her bir vatandaşımızın sağlığını korumak" dedi.</p>

<p><strong>'NİZİP DEVLET HASTANEMİZ, GELİŞMİŞ İMKANLARIYLA İHTİYAÇLARA CEVAP VERECEK'</strong></p>

<p>Bakan Memişoğlu, "Açılışını gerçekleştirdiğimiz 400 yataklı Nizip Devlet Hastanemiz; modern altyapısı ve mimarisiyle bölgemizin önemli şifa merkezlerindendir. 125 poliklinik, 95 yoğun ve palyatif bakım yatağı, 12 tam donanımlı ameliyathane ve diş ünitesine kadar gelişmiş imkanlarıyla vatandaşlarımızın sağlık ihtiyaçlarına cevap verecektir. Nizip Devlet Hastanemiz ülkemize, milletimize ve Gaziantep’e hayırlı, uğurlu olsun" diye konuştu. Konuşmaların ardından dua edilip, kurdele kesilerek hastanenin açılışı gerçekleştirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/ulkemiz-20-yeni-sehir-hastanesine-daha-kavusacak</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/b-a-k-a-n-m-e-m-i-s-o-g-l-u-u-l-k-e-m-i-z-20-y-e-n-i-s-e-h-i-r-h-1464980-435886.jpg" type="image/jpeg" length="72552"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlaç ismi değil etkin madde ile reçete yazılmalı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/ilac-ismi-degil-etkin-madde-ile-recete-yazilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/ilac-ismi-degil-etkin-madde-ile-recete-yazilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm Eczacı İşverenler Sendikası TEİS Genel Başkanı Ecz. Nurten Saydan, hekim önerisi ve eczacı danışmanlığı olmadan kullanılan antibiyotiklerin , sonu ölümlere varabilecek ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilinçsiz antibiyotik kullanımı, son yıllarda dünyanın önemli sağlık sorunlarından biri. Doktor önerisi ve eczacı kontrolü dışında kullanılan antibiyotikler bakterilerin direnç kazanmasına ve hastalıkla mücadeleyi de zorlaştırıyor. Tüm Eczacı İşverenler Sendikası TEİS Genel Başkanı Ecz. Nurten Saydan, hekim önerisi ve eczacı danışmanlığı olmadan kullanılan antibiyotiklerin , sonu ölümlere varabilecek ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulunarak şunları söyledi: " Antibiyotik, bakterileri öldüren veya çoğalmalarını durduran, enfeksiyon hastalıklarını tedavi etmek için kullanılan bir grup ilaçtır. Hastalığın başkalarına yayılmasını önler ve vücuttaki zararlı bakterileri temizleyerek iyileşme sürecini hızlandırır. Özetleyecek olursak vücudumuzda bakteri temizliği yapar.<br />
Unutmayalım vücutta zararlı bakterileri yok ederek enfeksiyonu tedavi eder, aynı zamanda yararlı bakterileri de öldürür, sindirim sistemini bozar ve yerli yersiz kullanılırsa “antibiyotik direnci “gelişebilir. Antibiyotikler; ateş düşürücü, ağrı kesici değildir. Antibiyotikler; soğuk algınlığı, grip gibi virüslerin neden olduğu hastalıkların tedavisinde etkili değildir. Antibiyotikler, yalnızca bakterilerin neden olduğu hastalıkların tedavisinde kullanılır.<br />
<br />
Hekim önerisi ve eczacı danışmanlığı olmadan kullanılan antibiyotikler, sonu ölümlere varabilecek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. (Örneğin, penisilin alerjisi ) Antibiyotikler yalnızca bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlar için etkilidir, virüslerin neden olduğu enfeksiyonları tedavi edemez. Virüsler için “anti viral” ilaçlar kullanılmalıdır. Birine iyi gelen antibiyotik, bir başkasına zarar verebilir. Kişinin daha önceki bir hastalıkta kullandığı antibiyotik, tekrar benzer hastalığa yakalansa bile etkili olamayabilir."</p>

<p><strong>HASTALIĞI İYİLEŞTİREN İLACIN ADI DEĞİL, ETKEN MADDESİDİR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalığı iyileştiren veya durduran asıl kimyasal bileşenin “ilaç etken maddesi' olduğunu brlirten Saydan sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkemizdeki eşdeğer ilaçlar “biyo eşdeğer” ilaçlardır. Biyoeşdeğer ilaçlar, orijinal bir ilacın patent süresi bittikten sonra üretilen, aynı etkin maddeyi, aynı miktar ve formda içeren, vücuda aynı hızda ve miktarda karışarak aynı etkiyi gösteren güvenilir eşdeğer ilaçlardır. 19 senedir Sağlık Bakanlığımızın onayı ile ilaç raporları halk tabiri ile erken, eczacılık tabiri ile etkin ilaç maddesi ile hazırlanıyor. Etkin ilaç maddesi ile hazırlanan raporlar hem bilimsel olmasını hem de ticari satışta eşitlik sağlıyor ve “ilaç raporlarında” ilaç reklamı yapılmasına engel oluyor.</p>

<p>TEİS olarak gelişmiş ülkelerde rahatlıkla ve uzun süredir kullanılmakta olan “etkin madde ile reçete yazımı” için belli bir gruptan, örneğin antibiyotiklerden başlanması önerimizdir. Böylece adı söylenerek istenen bazı antibiyotiklerin de sıklıkla kullanılması engellenmiş olacaktır.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nursel Dilek Manavbaşı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/ilac-ismi-degil-etkin-madde-ile-recete-yazilmali</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/nurten-saydan-35.jpg" type="image/jpeg" length="77838"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nişasta bazlı şeker tüketimi obezite ve kronik hastalık riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/nisasta-bazli-seker-tuketimi-obezite-ve-kronik-hastalik-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/nisasta-bazli-seker-tuketimi-obezite-ve-kronik-hastalik-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nişasta bazlı şekerin vücutta çok hızlı emilmesi, karaciğer dışında başka yerde parçalanamaması, insülin direncini tetiklemesi ve tokluk hissini yeterince uyaramaması nedeniyle zincirleme şekilde sağlık problemlerine neden olabildiği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nişasta bazlı şekerin vücutta çok hızlı emilmesi, karaciğer dışında başka yerde parçalanamaması, insülin direncini tetiklemesi ve özellikle tokluk hissini yeterince uyaramaması nedeniyle zincirleme şekilde sağlık problemlerine neden olabildiği, bunun başında da obezite gibi kronik hastalıkların geldiği bildirildi.</p>

<p>Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, nişasta bazlı şeker (NBŞ) içeren gıda ve içeceklerin yol açabileceği sağlık sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>NBŞ'nin çoğunlukla mısır nişastasının fabrikada endüstriyel yöntemlerle parçalanması sonucu sıvı şurup şeklinde elde edildiğini, glukoz ve fruktoz molekülünden oluştuğunu anlatan Yıldız, sıvı formdaki NBŞ'nin vücuttaki emiliminin sofra şekerine kıyasla çok daha hızlı olduğunu söyledi.</p>

<p>Glukozun beyinden kaslara kadar vücuttaki hücrelerin kullandığı bir enerji kaynağı olduğunu ve hücrelerin glukozu kullanırken insülin hormonundan yararlandığını belirten Yıldız, fruktozun ise yalnızca karaciğerde kullanılıp parçalanabildiğini dile getirdi.</p>

<h2>"İnsülin direnci ve vücutta yağ birikmesine yol açıyor"</h2>

<p>Prof. Dr. Yıldız, "Nişasta bazlı şekerin fazla miktarda ve uzun süreli tüketimi, olumsuz sağlık problemleriyle ilişkili birçok beslenme modelinde yer alıyor. Bu şekerin fazla tüketilmesi, vücutta sadece karaciğer tarafından kullanıldığı için hem karaciğerin fazla yük almasına hem yağlanmasına hem de insülin direnci ve vücutta olmaması gereken yerlerde yağ birikmesine yol açıyor." bilgisini verdi.</p>

<p>Fazla şekerle alınan enerjinin karaciğer üzerinde oluşturduğu yükün metabolik bozukluklara yol açabildiğine, bu tablonun ilerlemesi durumunda tip 2 diyabetin de ortaya çıkabildiğine dikkati çeken Yıldız, şöyle devam etti:</p>

<p>"Fazla miktarda nişasta bazlı şeker alındığında fruktozu vücudunuz yeterince tanımıyor ve karaciğere yönlendiriliyor. Karaciğer bunu metabolize edip parçalamaya çalışırken zorlanmaya başlıyor ve bu zorlanma, şekerin hücreler tarafından kullanılması yerine vücutta yağa dönüştürülerek depolanmasına neden oluyor. Sadece karaciğerin kendisi değil, bel çevresindeki yağlanma, toplam enerjiyi şekerle beraber fazla aldığınız için tüm vücudun yağ miktarının artması, obezite ve obeziteyle ilişkili diğer metabolik problemler adım adım karşımıza çıkıyor."</p>

<h2>Tokluk hissini yeterince uyarmaması obezite riskini artırıyor</h2>

<p>Nişasta bazlı şekerin vücuttaki etkilerine değinen Yıldız, "Nişasta bazlı şeker, sıvı formda olması, çok hızlı emilmesi, karaciğer dışında başka yerde parçalanamaması, insülin direncini tetiklemesi ve özellikle tokluk hissini yeterince uyaramaması nedeniyle zincirleme bir şekilde sağlık problemlerine neden olabiliyor. Bunun en başında obezite yer alıyor." dedi.</p>

<p>Çocuklarda fazla şeker tüketiminin yalnızca kilo fazlalığıyla ilişkilendirilmemesi gerektiğini de aktaran Yıldız, nişasta bazlı şekerin diş çürüklerinin de en güçlü nedenlerinden biri olduğunu, dünya genelinde 2,5 milyar kişinin diş çürüğüyle mücadele ettiğini ifade etti.</p>

<h2>"Bir kutu gazlı içecekte 35-40 gram şeker var"</h2>

<p>Gazlı içeceklerle kısa sürede yüksek miktarda şeker alınabildiğine dikkati çeken Yıldız, "Bir kutu gazlı içecek tükettiğinizde 35-40 gram şeker almış oluyorsunuz. Bu eklenmiş serbest şeker ile bir günlük hakkınızı zaten doldurmuş oluyorsunuz." uyarısında bulundu.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün yaşam boyunca serbest şeker tüketiminin sınırlandırılmasını, tüm serbest şekerlerden alınan enerjinin, günlük enerji (kalori) miktarının yüzde 10'unu geçmemesini önerdiğini anımsatan Yıldız, bunun günlük 50 gram şekere karşılık geldiğini ancak söz konusu miktarın üst sınır olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"En önemli adımlardan biri etiket okuryazarlığı"</h2>

<p>Paketli ve işlenmiş gıdalardaki şeker içeriğine dikkati çeken Yıldız, "Nişasta bazlı şekerler endüstriyel olarak bir gıdanın tadını artırmak, tatlandırmak için kolay ve ucuz yöntemler. Tükettiğiniz bütün paketli, işlenmiş gıdaların içinde, tatlı olmasa dahi nişasta bazlı şeker bulunabilir. Bu yüzden markette raflardan paketli gıda alırken önündeki reklama değil, arkasındaki rakamlara bakmak gerekiyor. Toplumda nişasta bazlı şeker tüketimini azaltmanın en önemli adımlarından biri etiket okuryazarlığı. Etiketi okumamız gerekiyor. Etikette sadece 'şeker' yazmıyor. Şeker olabilir, fruktoz olabilir, glukoz olabilir, glukoz-fruktoz olabilir, mısır şurubu olabilir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yıldız, etiketlerde porsiyon miktarı yerine ürünün 100 gram veya 100 mililitresindeki şeker miktarına bakılmasını önererek, tüketilen miktar arttıkça günlük şeker sınırının kolaylıkla aşılabileceğini, paketli gıdaların mümkün olduğunca sınırlandırılması ve ürünlerin besin değerlerinin incelenmesi gerektiğini belirtti.</p>

<h2>"Nişasta bazlı şeker gebelikte obezite ve metabolik hastalık riskini artırıyor"</h2>

<p>Yıldız, gebelik döneminde serbest ve eklenmiş şeker tüketiminin anne ve bebek sağlığı açısından önemine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Gebelik bir kadının hayatındaki fizyolojik, doğal en önemli stres dönemlerinden biri. Annenin yaptığı her şey bebeğin hem anne karnındaki sağlığını hem de daha sonraki, erişkin yaşlardaki hastalık durumunu etkileyebiliyor. Bu nedenle gebelerin serbest ve eklenmiş şeker almaması daha da önemli. Nişasta bazlı şeker gebelikte alındığında annenin obezite ve metabolik hastalık riskini artırdığı gibi, şekerin bebeğe geçmesiyle bebeğin kilosunun olması gerekenden çok daha fazla çıkmasına, doğumda hayati tehdit oluşturabilecek problemlerin ve komplikasyonların gelişmesine neden olabiliyor. Daha da önemlisi epigenetik dediğimiz anne karnındaki genetik programlamayla, çocuk sağlıklı doğsa dahi erişkin dönemde kronik hastalık yükünün arttığını gösteren çalışmalar var."</p>

<p>Özellikle çocukluk döneminde kazanılan alışkanlıklara dikkati çeken Yıldız, çocuklarda tat duyusunun 3 yaşına kadar geliştiğini hatırlatarak, şeker ve çikolatanın ödül ya da sevgi göstergesi olarak sunulmasının fazla şeker tüketimini alışkanlığa dönüştürebileceğini de sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/nisasta-bazli-seker-tuketimi-obezite-ve-kronik-hastalik-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 22:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/thumbs-b-c-4ac8d40f2998d64b3dbe1cc9d033ecbc.webp" type="image/jpeg" length="98296"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nişasta bazlı şekerlerdeki yüksek fruktoz çocukların sağlığını tehdit ediyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/nisasta-bazli-sekerlerdeki-yuksek-fruktoz-cocuklarin-sagligini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/nisasta-bazli-sekerlerdeki-yuksek-fruktoz-cocuklarin-sagligini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nişasta bazlı şekerlerin (NBŞ) yüksek fruktoz içeriği nedeniyle hastalık oluşturma riskinin daha yüksek olduğu, çocukluk çağında fazla şeker tüketiminin obezite, hipertansiyon başta olmak üzere birçok sağlık sorunuyla ilişkilendirildiği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nişasta içeren bitkilerden elde edilen ve temel olarak glukoz ve fruktoz içeren şeker türü olarak tanımlanan nişasta bazlı şeker (NBŞ), dünyada yiyecek ve içeceklerde sofra şekerinden sonra ikinci büyük kullanım payına sahip.</p>

<p>NBŞ, şekerleme, unlu mamuller, helva, reçel, marmelat, dondurma, geleneksel tatlılar ile alkollü ve alkolsüz içeceklerin üretiminde sıklıkla kullanılıyor.</p>

<p>Üreticilerin, ürünlere kolay karışması, tatlılık ve kıvam sağlaması, ürünün raf ömrünü uzatması gibi nedenlerle tercih ettiği NBŞ, Türkiye'de kota uygulamasına tabi tutuluyor. Bu kapsamda halihazırda ülke genelinde üretilen toplam şekerin en fazla yüzde 2,5'i nişasta bazlı şekerden olabiliyor. Üreticilerin bu konudaki faaliyetleri, Tarım ve Orman Bakanlığınca düzenli denetleniyor.</p>

<p>NBŞ içeren ürünlerin tüketimi ve ortaya çıkabilecek sağlık risklerine ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özmert, nişasta bazlı şekerdeki yoğun fruktoz oranına dikkati çekti.</p>

<p>Şeker pancarından elde edilen sofra şekerinin glukoz ve fruktozu eşit oranda içerdiğini belirten Özmert, glukoz-fruktoz şurubu olarak adlandırılan NBŞ'de ise bu iki şekerin monomer halinde bulunduğunu ve fruktoz oranının yüzde 42 ile 90 arasında değişebildiğini anlattı.</p>

<p><strong>"Karaciğerde hızla yağa dönüşüyor"</strong></p>

<p>Özmert, NBŞ'nin şeker pancarından elde edilen şekere göre daha basit ve ucuz yöntemlerle üretilebildiğine dikkati çekerek, "NBŞ'nin hastalık oluşturma riski, yüksek fruktoz içeriği nedeniyle daha yüksek. Fruktoz, diğer şekerlerden farklı bir metabolizmaya sahip. Fruktoz, karaciğerde hızla yağa dönüşüyor, tokluk hissi oluşmadığı için tüketim devam ediyor." dedi.</p>

<p>NBŞ'nin taşıdığı riskin yanı sıra hangi türden olursa olsun fazla şeker tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini vurgulayan Özmert, çocukluk çağındaki yüksek şeker tüketiminin obeziteden insülin direncine kadar birçok sağlık sorunuyla ilişkili olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>Şekerli içecek tüketimi yüzde 42,3'e çıktı</strong></p>

<p>Özmert, çocukluk çağı obezitesinin temelinde ihtiyaçtan ve harcanandan daha fazla kalori alınmasının bulunduğunun, şekerin kolay, hızlı ve ucuz bir kalori kaynağı olduğunun, şekerli içeceklerin de bu özellikleri taşıyan en önemli gıda grubunu oluşturduğunun altını çizdi.</p>

<p>Yüksek şeker tüketiminin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerinin yalnızca obeziteyle sınırlı olmadığını vurgulayan Özmert, çocukluk dönemindeki fazla şeker tüketiminin obezite, insülin direnci, hipertansiyon, yağlı karaciğer ve diş çürüklerinin yanı sıra kardiyometabolik hastalıklar, alerjiler, bağırsak hastalıkları ve davranış sorunlarıyla da ilişkilendirildiğini anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'de çocukların şekerli içecek tüketimine ilişkin yapılan çalışmaların sonuçlarını paylaşan Özmert, "Türkiye’de 2013, 2016 ve 2022'de ilkokul 7-8 yaş grubu çocuklarında yapılmış olan çalışma her gün/sıklıkla şekerli içecek tüketen çocuk sıklığının sırasıyla yüzde 12,7, yüzde 18,4 ve en son yüzde 42,3 olduğunu bildirmektedir. Bu durum obezite riski açısından hemen önlem alınması gerektiğini vurguluyor." diye konuştu.</p>

<p><strong>"Tüketimi artıran bir davranışa dönüşmektedir"</strong></p>

<p>Şekerli ve yağlı gıdaların çocukların yeme davranışları üzerindeki etkisini değerlendiren Özmert, şöyle konuştu:</p>

<p>"Şekerli ürünlerin kullanılmasının beyindeki haz ve ödül merkezlerine etkisi söz konusudur. Adeta bir tür bağımlılık yapabilir ama henüz 'bağımlılık' ifadesi tıp literatürü tarafından tümüyle kabul edilmiş değildir ama kesinlikle tüketimi artıran bir davranışa dönüşmektedir. Bunu sadece NBŞ için değil tüm şekerli ve yağlı gıdalar için söyleyebiliriz."</p>

<p>Ailelerin kendi tüketim alışkanlıklarının da çocukların bu gıdalara yönelmesinde rol model oluşturduğuna işaret eden Özmert, okul kantinlerine yönelik düzenlemelerin tüm bileşenleriyle hayata geçirilmesi ve eş zamanlı olarak okullarda bir öğün sağlıklı yemek hizmeti verilmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Özmert, bu uygulamaların çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmesi ile hastalıklardan korunması açısından etkili girişimler olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>"Doğumdan sonra ilk 2 yılda ilave şeker önerilmiyor"</strong></p>

<p>Prof. Dr. Özmert, iyi sağlık sonuçları için yaşamın ilk 2 yılında hiç ilave şeker tüketilmemesi, sonraki dönemde ise ilave şeker tüketiminin günlük kalorinin yüzde 5'ini aşmamasının tercih edildiğini belirtti.</p>

<p>Çocukların yalnızca şeker içeren, besleyici özelliği bulunmayan gıdalardan uzak tutulması gerektiğini ifade eden Özmert, özellikle gazlı içecekler ve doğal olmayan meyve sularının bu ürünlerin başında geldiğini söyledi.</p>

<p>Amerikan Kalp Derneğinin 2 yaşın altındaki çocukların hiç serbest şeker tüketmemesini, daha büyük çocukların ise yaşlarına göre günde en fazla 26 gram, yaklaşık 6 çay kaşığı şeker tüketmesini tavsiye ettiğini aktaran Özmert, hazır ürünlerin mümkün olduğunca az tüketilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Bunların yerine evde hazırlanacak sağlıklı atıştırmalıklar ve meyvelerin tercih edilmesinin önemine dikkati çeken Özmert, hazır ürün tüketilecekse etiketlerde toplam kalori ve şeker kaynağının yanı sıra doymuş yağ ve tuz miktarına da bakılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Ürünlerin protein, vitamin ve mineral gibi besleyici bileşenler içerip içermediğinin de değerlendirilmesi, en az zarar ve en yüksek yarar potansiyeli taşıyan ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini anlatan Özmert, hazır yiyecek ve içeceklerdeki şeker miktarının üreticiler tarafından da kademeli olarak azaltılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>"Çocukluktaki hiçbir olumsuzluk çocuklukta kalmaz"</strong></p>

<p>Çocukluk dönemindeki sağlık sorunlarının etkilerinin yetişkinlik dönemine de taşınabileceğinin altını çizen Özmert, "Çocukluktaki hiçbir olumsuzluk çocuklukta kalmaz. O nedenle çocuk sağlığı, erişkin sağlığını belirleyen önemli bir bileşendir. Obez çocukların yüzde 55'i obez ergen olur, obez ergenlerin de yüzde 80'i obez erişkin olur." dedi.</p>

<p>Çocuklukta başlayan obeziteyle ilişkili hastalık risklerinin erişkinliğe artarak geçtiğini belirten Özmert, insülin direnci, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, kanser ve felcin bu riskler arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<p>Özmert, obez gebelerin yüksek kilolu bebek dünyaya getirme ihtimalinin bulunduğunu ve bunun da beraberinde çeşitli riskler getirebileceğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/nisasta-bazli-sekerlerdeki-yuksek-fruktoz-cocuklarin-sagligini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/thumbs-b-c-d8a5edacda1eb8a0e69fc9ef310f44cb.webp" type="image/jpeg" length="13858"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Menopoz belirtileri yıllarca sürebiliyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/menopoz-belirtileri-yillarca-surebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/menopoz-belirtileri-yillarca-surebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Menopoz döneminde görülen sıcak basmaları ve gece terlemeleri kadınların yaşam kalitesini, uyku düzenini ve iş performansını olumsuz etkileyebiliyor. Uzmanlar, bazı kadınlarda bu belirtilerin 7 yıldan daha uzun sürebildiğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz, kadınların yaşamında doğal bir biyolojik geçiş dönemi olsa da beraberinde getirdiği belirtiler günlük yaşamı, sosyal ilişkileri, uyku düzenini ve iş performansını önemli ölçüde etkileyebiliyor. Menopozun en yaygın belirtileri arasında yer alan sıcak basmaları ve gece terlemeleri, vazomotor semptomlar (VMS) olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Araştırmalar, menopoz geçişi ve menopoz sonrası dönemde kadınların büyük bölümünün yaşamlarının bir döneminde bu belirtileri yaşadığını ortaya koyuyor. Sıcak basmaları ve gece terlemeleri yalnızca fiziksel rahatsızlığa neden olmakla kalmıyor; uyku düzeninin bozulmasına, yorgunluğa, konsantrasyon güçlüğüne ve günlük aktivitelerin zorlaşmasına da yol açabiliyor.</p>

<p><strong>Her 2 kadından 1'inde orta veya şiddetli belirtiler görülüyor</strong></p>

<p>Türkiye'de gerçekleştirilen çalışmalar, menopoz dönemindeki kadınların önemli bir bölümünün orta veya şiddetli düzeyde semptomlarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Menopoz Derecelendirme Ölçeği (MRS) kullanılarak yapılan çalışmalarda kadınların önemli bir bölümünde menopoz belirtilerinin orta, şiddetli veya çok şiddetli düzeyde olduğu belirlendi. Başka bir araştırmada ise kadınların yaklaşık yarısında orta veya şiddetli menopoz semptomları tespit edildi.</p>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ebru Zülfikaroğlu, sıcak basmalarının genellikle ani sıcaklık hissi, yüzde kızarma ve terleme ile ortaya çıktığını belirtti.</p>

<p>Gece terlemelerinin ise uykuyu bölerek kişinin yeterince dinlenmesini engelleyebileceğini ifade eden Zülfikaroğlu, belirtilerin süresinin kişiden kişiye değişebildiğini söyledi.</p>

<p><strong>“Belirtiler 7 yıldan uzun sürebiliyor”</strong></p>

<p>Doç. Dr. Zülfikaroğlu, menopoz belirtilerinin sanılandan daha uzun sürebildiğine dikkat çekerek, “Bu semptomlar bazı kadınlarda birkaç yıl sürerken, bazılarında menopoz sonrasında uzun yıllar devam edebilir. Uzun dönemli gözlemsel çalışmalar, vazomotor semptomların birçok kadında 7 yıldan daha uzun sürebildiğini göstermektedir” dedi.</p>

<p><strong>Menopozun etkileri yalnızca fiziksel değil</strong></p>

<p>Menopozun etkilerinin sıcak basması ve terleme gibi fiziksel belirtilerle sınırlı olmadığına dikkat çeken uzmanlar, bozulan uyku düzeninin yaşam kalitesinde düşüş, ruh hali değişiklikleri, kaygı belirtileri ve günlük işlevlerde bozulmayla ilişkili olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Zülfikaroğlu, kadınların menopoz döneminde yaşadıkları belirtileri normal kabul ederek sessizce katlanmaları gerektiği düşüncesinin geride bırakılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>“Bugün menopoz belirtilerinin yönetimi konusunda çok daha fazla bilimsel bilgiye sahibiz. Kadınların yaşadıkları şikayetleri doktorlarıyla paylaşması ve kendileri için uygun yaklaşımın belirlenmesi büyük önem taşıyor. Menopoz, kadınların yaşam kalitesinden ödün vermek zorunda oldukları bir dönem değil” diye konuştu.</p>

<p><strong>Hekim desteği önem taşıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Menopoz döneminde yaşam kalitesini etkileyen vazomotor semptomların yönetiminde kanıta dayalı farklı tedavi yaklaşımlarının bulunduğu belirtiliyor. Uzmanlar, hangi yaklaşımın uygun olduğunun ise kişinin genel sağlık durumu ve şikayetleri değerlendirilerek hekim tarafından belirlenmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Doç. Dr. Ebru Zülfikaroğlu, kadınların menopoz döneminde yaşadıkları belirtiler nedeniyle destek almaktan çekinmemesi gerektiğini belirterek, “En önemli nokta, kadınların bu dönemde yalnız olmadıklarını bilmeleri ve yaşam kalitelerini etkileyen belirtiler karşısında destek almaktan çekinmemeleri. Menopoz doğal bir yaşam evresi olsa da kadınların bu dönemi daha konforlu geçirmelerine yardımcı olabilecek seçenekler mevcuttur” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sami Barkın Coşkun</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/menopoz-belirtileri-yillarca-surebiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/pexels-rdne-7020826.jpg" type="image/jpeg" length="97709"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: Türkiye'nin sağlık alanındaki üretim kapasitesini tamamen bağımsız hale getireceğiz]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-memisoglu-turkiyenin-saglik-alanindaki-uretim-kapasitesini-tamamen-bagimsiz-hale-getirecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-memisoglu-turkiyenin-saglik-alanindaki-uretim-kapasitesini-tamamen-bagimsiz-hale-getirecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık alanındaki üretim kapasitesini tamamen bağımsız hale getireceklerini belirterek, "Özellikle kanser, SMA gibi moleküler hastalıklar, immünoterapi gibi ilaçları kendimiz üretir hale getiriyoruz." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ'nin (USHAŞ) İstanbul Şubesi'nde sağlık muhabirleriyle bir araya gelen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık sisteminin ülkenin gurur kaynaklarından biri olduğunu, özellikle son 25 yılda Türkiye'de sağlıkta büyük bir gelişim süreci yaşandığını söyledi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın insan odaklı bir sağlık hizmeti sunulması için her türlü iradeyi göstererek destek verdiğini aktaran Memişoğlu, sağlık hizmetinin iyi sunulmasında iyi sağlık çalışanlarının bulunmasının önemli olduğunu kaydetti.</p>

<p>Memişoğlu, Türkiye'nin bugün sağlıkta herkesin rahat ulaşabildiği, sosyal tarafı da çok kuvvetli olan, aynı zamanda teknolojisini de kullanabilen bir ülke haline geldiğini dile getirerek, "Bugün 3 milyonun üzerinde insan Türkiye'ye sağlık hizmeti almaya geliyor. Çevremizdeki ülkeler bizim sağlık hizmetini örnek almaya çalışıyorlar, bizden destek istiyorlar. Birçok ülkeye de yardım edebilir haldeyiz." ifadelerini kullandı.</p>

<figure><img height="800" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/08/16/39fbc58362af63853c9fdc5f62aa0846.jpg" width="1200" /></figure>

<p>"Koruyan, Geliştiren ve Üreten" sağlık modelinin amacına ulaşabilmesi için sağlık muhabirlerinin önemli olduğunu belirten Memişoğlu, "Her biriniz en az bizler kadar sağlıkçısınız. Çünkü biz sağlıkta hekim, yönetici olarak ne yaparsak yapalım bunu duyuracak, toplumun kültürünü ve bilincini artıracak sizlerin haberleridir." diye konuştu.</p>

<h2>Palyatif bakımda yeni uygulama</h2>

<p>Kemal Memişoğlu, Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmeliği yayımlayıp "palyatif kritik bakım hizmeti"ni tanımladıklarını aktararak, evde sağlık, uzaktan sağlık ve palyatif bakım hizmetlerini entegre ettiklerini ve Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi (ESKOM) adıyla bir komuta merkezi oluşturduklarını anlattı.</p>

<p>Bu mevzuatla uzun yatışta olan, evde yatabilen hastaların uzaktan bakılmasını çok daha etkin hale getireceklerini dile getiren Memişoğlu, toplum yaşlandıkça ve aile küçüldükçe yaşlıların bakımı ve sağlık hizmetiyle ilgili bu modeli oluşturduklarını, aile hekimini de bu sisteme dahil ettiklerini söyledi.</p>

<p>Memişoğlu, aile hekiminin palyatif bakıma ihtiyacı olan hastayı ESKOM'a bildireceğini ya da hastaneden çıkıp evine yerleştirilen bu hastaların otomatik olarak aile hekimine yönlendirileceğini anlatarak, "Böyle bir koordinasyon sistemi kuruyoruz. Bilgisayar yazılımıyla yapacağız bunları. Mevzuatı çıkardık, şimdi yazılımı bitiyor. Türkiye genelinde 271 bin yatağımız var, 7 bin 822 yatağımız palyatife ayrılmış durumda. İstanbul'da da 910 palyatif bakım yatağımız var. İstanbul'da palyatifte yatak sorunumuz yok. Önemli olan organizasyonu iyi yapabilmemiz." şeklinde konuştu.</p>

<figure><img height="800" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/08/16/2e6f85e4f1f53e8e83d9f1dbe4d36887.jpg" width="1200" /></figure>

<p>İki senede 160 mevzuat çıkardıklarını belirten Memişoğlu, şöyle devam etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"2024 yılının kasım ayında Aile Hekimliği Yönetmeliğini değiştirdik. Sağlık sisteminin koruyan sağlık tarafını ön plana çıkardık ve proaktif aile hekimliği sistemine geçtik. Türkiye'de aile hekimliği sayımız 25 bin bandındaydı, bugün 31 bin aile hekimliğimiz var. İstanbul'da 1121 aile hekimliğimiz var, 81 aile hekimliği açtık, 130 tane daha açacağız. Aile hekimliklerinde, yaklaşık 1850 ilacın yazılabilmesini, sağlık raporlarının verilebilmesini, geleneksel tıp (GETAT) uygulamalarının yapılabilmesini ve aile hekiminin gerek görürse hastası için hastaneden randevu alabilmesini sağladık. İstanbul'da 34 tane Sağlıklı Hayat Merkezi var. Ücretsiz hizmet sunulan Türkiye'deki bütün Sağlıklı Hayat Merkezlerinde gebe okulu, çocuk gelişimci, psikolog, diyetisyen, fizyoterapist var. Pilates, egzersiz yapılıyor. Aşıdan kanser taramasına kadar her şey yapılıyor. Şimdi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından aile danışmanı da var."</p>

<h2>Ölümlerin yüzde 34,7'si dolaşım sistemi hastalıkları</h2>

<p>Memişoğlu, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) geçen ay yayımladığı bültene göre Türkiye'deki yaş ortalamasının yükselerek 78,5'e çıktığını belirterek, "Bebek ölüm oranlarına bakın. 2002'de bebek ölümü 1000 doğumda 31,5 iken bugün 7,8'e düşmüş durumda ve 2024'te binde 9 iken 2025'te binde 7,8'e düştü. Bu yılda 3 bin bebeğin daha yaşadığını gösteriyor. 3 bin bebek, az bir sayı değil. Doğumda annenin ölüm oranını düşürdük. Sağlık sisteminizin başarısı OECD'de bunlarla ölçülüyor." dedi.</p>

<p>Ölümlerin yüzde 34,7'sinin dolaşım sistemi hastalıkları, yüzde 16'sının da iyi ve kötü huylu tümörler sebebiyle olduğunu vurgulayan Memişoğlu, şunları aktardı:</p>

<p>"Dolaşım sistemi hastalıklarının yüzde 42'sini iskemik kalp hastalığı, iyi ve kötü huylu tümörlerin yüzde 30'unu solunum hastalıkları, akciğer kanseri ve gırtlak kanseri oluşturuyor. Peki sizce bunun nedenleri ne? Bu ölüm sebeplerimiz iskemik kalp hastalığı, inme, dolaşım hastalığı ve akciğer kanseri nedeni nedir? Sigara, Türkiye'de insanlarımızın hastalanma ve ölüm sebeplerinin en önemlilerinden biridir. Ülkemizde erkeklerin yüzde 46'sı sigara içiyor. Dünyada ikinci sıradayız, ilk üçte yerimiz değişiyor. Bize bir şey olmaz diyoruz ama oluyor. Olduktan sonra pişman oluyoruz. Türkiye'de geçen sene 8 milyar paket sigara satılması doğru bir şey değil. Bunu kullanmaması için insanları motive etmemiz lazım. İnsanların sağlık talebini artırmamız lazım. Ölüm sebeplerimizin yüzde 50'sinin üzerindeki hastalıkların esas sebebi sigara, hareketsizlik ve kilo."</p>

<p>Kilonun da başka bir sağlık riski olduğunu dile getiren Memişoğlu, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>"Yüzde 30 neredeyse morbid obeze dönüşmüş bir toplumdan bahsediyoruz ve bunun sebepleri yaşam tarzı, stres, yeme alışkanlıklarıdır. 2000'li yıllarda Türkiye'de yaklaşık 3 kişiden biri kırsalda yaşıyordu. Yani nüfusun yüzde 30'u köyde, kırsalda yaşayan bir toplumken bugün sadece 100 kişiden 6,6'sı kırsalda yaşıyor. Bu esasında yaşam tarzının değiştiğini gösteriyor ama beslenme alışkanlığı farklılaşmıyor. Beslenme alışkanlığı sabah, öğle, akşam ağır yemeklerle kötüleşmiş durumda. Bir de hareket kısıtlılığı var şehirde. Daha çok araçlarla hareket ediyorsunuz. Öyle olunca da yürümüyorsunuz, egzersiz yapmıyorsunuz. Şimdi bu konularla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Toplumun bu alışkanlıklarını değiştireceğiz. Bunda siz medya mensuplarının çok etkisi var. Bu bilinci, kültürü toplumda beraber oluşturacağız. Toplumun tedavi talebinden çok, sağlık talebini oluşturmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda destek istiyorum."</p>

<p>Memişoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile birlikte çalışarak Sporcu Sağlık Raporları Yönetmeliği'nin de çıkarıldığını anlatarak, sporcunun sağlık raporu alması için bireyin hastalığı yoksa e-Nabız üzerinden beyan edebildiğini aktardı.</p>

<figure><img height="800" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/08/16/e1b7390af1c6a265f0ae4ba58b9aff9b.jpg" width="1200" /></figure>

<h2>Organ bağışı sayısı 250 bine ulaştı</h2>

<p>Organ naklinde kadavradan organ bağışı bulmakta zorlandıklarını dile getiren Memişoğlu, organ nakli konusunda kanunla beraber bir değişim yaptıklarını, artık e-Devlet, e-Nabız üzerinden organ bağışı yapılabildiğini ve bağış sayısının şimdiye kadar 250 bini bulduğunu kaydetti.</p>

<p>Bu kanunla kişinin organ bağışını vasiyet haline getirdiklerini dile getiren Memişoğlu, Türkiye'de 30 binin üzerinde insanın organ beklediğini, organ bağışının e-Devlet üzerinden yapılmasının bağışçı sayısının artmasında önemli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Memişoğlu, İstanbul'da son 24 yılda 79 büyük hastane yapıldığını, sadece Kovid-19 pandemisi döneminde 28 hastanenin hizmete açıldığını, Türkiye genelinde 27 şehir hastanesi yaptıklarını belirterek, İstanbul'da 1453 yataklı Fatih Sultan Mehmet Hastanesi'nin yapımının devam ettiğini, Sancaktepe'de 4 bin yataklı şehir hastanesinin 2027'nin ikinci yarısında hizmete sunulacağını aktardı.</p>

<p>"Esenlik Mevzuatı"yla sağlıklı insanlara sağlık hizmeti sunulmasına başladıklarını dile getiren Memişoğlu, şöyle konuştu:</p>

<p>"Tedavi amacı ile yapılmayan ve tedavi sonrasında 6 aylık nekahet dönemi için yapılmayan sağlık hizmetlerini özel sektör de bizim tanımladığımız yerde sunabilir, dedik. Mesela 1000 yataklı otel. Bu mevzuat çıkmadan önce otelde sağlık hizmeti sunulamıyordu. Şimdi otelinizin veya tesisinizin bir kısmında bağımsız olarak 'Esenlik Kurumu' kurabilirsiniz. Bir sorumlu doktor tanımlıyorsunuz. İster diyetisyen ister fizyoterapist ister çocuk gelişimci, ister manuel terapi, her şeyi yapabiliyorsunuz. Sadece Bakanlıktan ruhsat alacaksınız. Bununla ilgili de kuruluşun bir hastaneyle protokol yapmasını zorunlu kılıyoruz. Yani acil bir durum olduğu zaman o hastanenin veya tıp merkezinin oraya müdahale etmesini zorunlu kılıyoruz."</p>

<h2>Sağlıkta yerli üretim</h2>

<p>Bakan Memişoğlu, 8 yerli aşının üretimi için planlama yapıldığını belirterek, "En az 6 tanesiyle birkaç hafta içinde sözleşme yapıp yerli aşı üretimini Türkiye'de kendimiz yapacağız. Hatta sadece dolum değil, 'master cell' dediğimiz esas hücreyi de alarak yapacağız. Bizim 13 tane yerli aşımız var. Bu aşılar içinden seçtik. Hepatit A'yı biz kendimiz dolum yapıyoruz. Diğerlerini de çok yakında açıklayacağız. Çalışma yaptık, hazır üretime geldik." diye konuştu.</p>

<p>Aynı zamanda Memişoğlu, 2 sene içinde yüzde 70'in üzerinde yerli ultrason cihazı üreteceklerini de anlatarak, şunları dile getirdi:</p>

<p>"Kendi kalp-akciğer pompamızı ASELSAN'la beraber yaptık. O cihaz olmadan kalp ameliyatları yapılamaz. Şimdi onu hastalarda kullanmaya başladık. Bir ay evvel başladık ve sene sonu itibarıyla seri üretimine geçeceğiz. Mobil röntgen cihazını aldık. Solunum cihazı yapıyoruz. Homevent yapıyoruz. En önemlilerden bir tanesi kapsül endoskopi yapıyoruz Türkiye'de. Onun da insan çalışmalarına çok kısa zamanda başlayacağız. Endoskopi yerine biliyorsunuz, tablet gibi alıyorsunuz. Bütün bağırsağınızı, midenizi filmler gösteriyor. Bunu 2-3 ülke yapıyor. Bir tanesi de biziz. Teknopark'ta onu prototipiyle geliştirdik."</p>

<p>Özellikle immünolojik ve kanser ilaçlarıyla ilgili çalışmalarının olduğunu ifade eden Memişoğlu, şunları anlattı:</p>

<p>"Türkiye'nin üretim kapasitesini tamamen bağımsız hale getireceğiz. Özellikle kanser, SMA gibi moleküler hastalıklar, immünoterapi gibi ilaçları kendimiz üretir hale getiriyoruz şimdi. Bunun klinik çalışmalarına da başlayacağız çok kısa zamanda. TÜSEB'de şöyle bir şey yaptık, Türkiye'nin hangi ilaçlara ihtiyacı var, yurt dışından getirdiğimiz, ithal ettiğimiz? Bu ilaçların hangilerini Türkiye'de üretmemiz gerekiyor? Bunların planlamasını yaptık. İlaç firmalarıyla görüştük. Bunları biz kendimiz üreteceğiz, dedik. Türkiye'nin hangi stratejik cihazlara ihtiyacı var? 45 tane şimdi tespit ettik. Belki sayı artacak. Bu 45 cihazı üretebilmemiz lazım. Kovid-19'da yaşadığımız gibi, bir şey size gelmezse sağlık hizmetlerini bunlarla üretmeniz gerekir. Onları üretebilmeniz lazım. Bunları tespit ettik ve TÜSEB'le beraber üretimini teşvik ediyoruz."</p>

<p>Memişoğlu, "uretensaglik.gov.tr" ile fikirden ürüne dayalı bir sistem kurduklarını vurgulayarak, sağlıkla ilgili çalışmaları olan, fikirleri bulunanların bu siteye başvuru yapabileceğini söyledi.</p>

<p>Yönetmelikle AVM, spor salonları, halı sahalar gibi kalabalık alanlara eksternal defibrilatörlerin koyulmasının zorunlu hale getirildiğini ifade eden Memişoğlu, yapay zekayla birçok şey yapmaya başladıklarını, artık denetimleri şikayetten çok risk esaslı denetim sistemi üzerine gerçekleştirdiklerini kaydetti.</p>

<p>Toplantıya, İstanbul Valisi Davut Gül, İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner ve USHAŞ Genel Müdürü Serdar Şenol ile İstanbul'da görev yapan birçok sağlık muhabiri katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-memisoglu-turkiyenin-saglik-alanindaki-uretim-kapasitesini-tamamen-bagimsiz-hale-getirecegiz</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 19:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/thumbs-b-c-96671a7f634fd2dad8e913737bd762a5.webp" type="image/jpeg" length="31875"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gözlerinizi ovalarken bir kez daha düşünün]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/gozlerinizi-ovalarken-bir-kez-daha-dusunun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/gozlerinizi-ovalarken-bir-kez-daha-dusunun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gün içerisinde yorulduğumuzda, uykumuz geldiğinde veya kaşıntı hissettiğimizde gayriihtiyari yaptığımız göz ovuşturma eylemi, sanıldığının aksine göz sağlığı üzerinde ciddi ve geri dönüşü güç hasarlara yol açıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göz Vakfı Bursa Nilüfer Göz Merkezi Hekimlerinden Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Birtan Öztürk, göz ovalama alışkanlığının ardındaki fizyolojik nedenleri ve bu eylemin göz dokularında yarattığı mekanik tehlikeleri açıklayarak önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>"UYKULUYKEN GÖZ OVALAMAK KALP HIZINI YAVAŞLATIYOR AMA..."</strong></p>

<p>Yorgun veya uykulu olunduğunda neden gözlerimizi ovuşturma ihtiyacı hissettiğimize değinen Op. Dr. Birtan Öztürk, sürecin biyolojik mekanizmasını şu sözlerle ifade etti:</p>

<p>"Uzun süre uyanık kaldığımızda daha az göz kırparız ve bu durum korneamızın kurumasına yol açar. Gözlerimizi ovduğumuzda, göz kapaklarımıza ve gözyaşı bezlerimize masaj yaparak gözyaşını yüzeye dağıtırız; böylece hava yoluyla gelen toz ve kiri temizlemeye çalışırız. İkinci olarak, göz küresine uyguladığımız baskı vagus sinirini uyarır. Vagus siniri kalbe yavaşlama sinyali göndererek vücudu rahatlatır ve bizi uykuya hazırlar. Ancak anlık bir rahatlama sağlayan bu hareket, ne yazık ki faydasından çok daha fazla zarar getirmektedir."</p>

<p><strong>GÖZ OVUŞTURMANIN SAĞLIĞA 6 ÖNEMLİ ZARARI</strong></p>

<p>Op. Dr. Birtan Öztürk, kronik veya sert şekilde göz ovuşturmanın yol açabileceği temel sağlık sorunlarını şu başlıklar altında sıraladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Keratokonus ve Kornea İncelmesi: Kornea, küresel şeklini koruyan yoğun kolajen lif ağlarından oluşur. Gözü ovuşturmak bu lif ağını parçalayarak zamanla korneanın incelmesine ve koni şeklini alarak dışarı doğru sivrilmesine (keratokonus) neden olur. Kornea Çizikleri ve Skar Doku: Gözdeki mikroskobik toz ve partiküller ovuşturma esnasında zımpara etkisi göstererek korneada mikro sıyrıklar oluşturur. Zamanla bu çizikler enfekte olarak kalıcı skar (yara) dokusuna ve görme kayıplarına dönüşebilir. Bakteriyel ve Mantar Enfeksiyonları: Hands-to-eye (elden göze) temas; E. Coli, Staphylococcus, Salmonella ve Streptococcus gibi tehlikeli bakterilerin doğrudan göze taşınmasına zemin hazırlar. Özellikle lazer ameliyatı geçiren hastaların gözlerini ovalaması bu nedenle kesinlikle yasaklanır. Histamin Kısır Döngüsü: Alerjik durumlarda gözü ovuşturmak, mast hücrelerinden daha fazla histamin salgılanmasına yol açar. Bu durum anlık rahatlamanın ardından kaşıntının katlanarak artmasına ve kaşıntı-ovuşturma döngüsüne girilmesine sebep olur. Göz İçi Basıncı ve Glokom Riskinde Artış: Gözü ovuşturmak, camsı oda üzerinde basınca yol açarak göz içi basıncını ani şekilde yükseltir. Bu durum, 35 yaş üstü görme kayıplarının en büyük nedeni olan glokom (göz tansiyonu) hastalarında optik sinir hasarını ağırlaştırır. Göz Altı Morlukları ve Damar Hasarı: Göz çevresindeki ince cilt dokusunun altındaki kılcal damarlar ovuşturma nedeniyle çatlayabilir. Dokulara sızan kan, göz altlarında koyu halkaların oluşmasına veya mevcut morlukların derinleşmesine yol açar.</p>

<p><strong>"OVALAMAK YERİNE SOĞUK KOMPRES UYGULAYIN"</strong></p>

<p>Gözde kaşıntı veya rahatsızlık hissedildiğinde ovuşturmak yerine güvenli alternatiflere yönelmek gerektiğini belirten Op. Dr. Birtan Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>"Gözlerinizi ovma ihtiyacı hissettiğinizde, bu his geçene kadar gözlerinizi kapatarak serin ve nemli bir bezi göz kapaklarınızın üzerine koyabilirsiniz. Gece uykuda farkında olmadan gözlerini ovan bireylerin ise koruyucu göz maskeleri kullanmalarını öneriyoruz. Unutulmamalıdır ki, gözde kronik kaşıntı, kuruluk veya batma hissi varsa vakit kaybetmeden bir göz hekimine başvurulmalıdır."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Melahat TAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/gozlerinizi-ovalarken-bir-kez-daha-dusunun</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/pexels-erislene-brito-3609079-5397526.jpg" type="image/jpeg" length="96465"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda bağırsak enfeksiyonları arttı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/cocuklarda-bagirsak-enfeksiyonlari-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/cocuklarda-bagirsak-enfeksiyonlari-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşırı sıcaklar, kalabalık ortamlar, düzensiz beslenme alışkanlıkları ve hijyen kurallarının zaman zaman ihmal edilmesi yaz aylarında özellikle çocuklarda enfeksiyon riskini arttırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde bağırsak enfeksiyonlarıyla daha sık karşılaşıldığını belirten Acıbadem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Meryem Necafi, "Yaz döneminde ortaya çıkan belirtiler hafife alınmamalı; yüksek ateş, kusma, şiddetli ishal, bilinç değişikliği veya karın ağrısı gibi bulgularda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diyor. Yaz aylarında görülen enfeksiyonlardan bazı basit ama etkili önlemlerle korunmanın mümkün olduğunu vurgulayan Dr. Necafi, çocuklarda sık görülen bağırsak enfeksiyonlarının nedenlerini, korunma yollarını ve enfeksiyon sonrası zayıflayan vücut direncini arttırmaya yardımcı beslenme önerilerini anlattı, önemli mesajlar verdi.</p>

<p>Yaz tatilinde çocuklar havuzlarda, denizde, parklarda ve açık alanlarda daha uzun zaman geçiriyor. Bazı hatalı davranışlarsa yaz enfeksiyonlarının kolayca kapıyı çalmasına neden oluyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Meryem Necafi, son dönemde özellikle bağırsak enfeksiyonlarına sık rastlanıldığını belirterek, bunun nedenlerini şöyle açıklıyor: “Yaz aylarında çocuklarda görülen bağırsak enfeksiyonlarının çoğu virüs, bakteri veya daha düşük oranda parazitlerden kaynaklanıyor. Ellerin yeterince yıkanmadan yemek yenilmesi, havuz veya deniz suyunun yutulması, uygun koşullarda saklanmayan yiyeceklerin tüketilmesi, iyi yıkanmamış sebze ve meyvelerin yenilmesi, açıkta satılan gıdaların tercih edilmesi, ortak kullanılan oyuncak ve yüzeylerden sonra el hijyenine dikkat edilmemesi ve sıcak havada uzun süre dışarıda beklemiş süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi enfeksiyon riskini önemli ölçüde artırıyor.”</p>

<p><strong>BU BELİRTİLER VARSA ZAMAN KAYBETMEYİN!</strong></p>

<p>Bağırsak enfeksiyonlarının genellikle ishal, kusma, karın ağrısı, mide bulantısı ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Dr. Necafi, özellikle küçük çocuklarda sıvı kaybının çok kısa sürede ciddi boyutlara ulaşabileceğine dikkat çekiyor. Yüksek ateş, sık kusma, kanlı ishal, ağız kuruluğu, gözyaşının azalması, bıngıldağın çökmesi, idrar miktarında belirgin azalma, aşırı halsizlik ve uykuya eğilim gibi belirtilerin ciddi sıvı kaybına işaret edebileceğini belirten Dr. Meryem Necafi, bu durumlarda mutlaka vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söylüyor.</p>

<p><strong>AZ MİKTARLARDA AMA SIK YEDİRİN, SIVI ALIMINI İHMAL ETMEYİN!</strong></p>

<p>Bağırsak enfeksiyonu geçiren çocuklarda sıvı kaybının hızla yerine konmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Meryem Necafi, hastalık sırasında ve sonrasında çocukların iştahında belirgin azalma görülebileceğini söylüyor. Çoğu çocuğun bu dönemde en sevdiği yiyecekleri bile reddedebildiğini belirten Dr. Necafi, "Ebeveynler çocuklarının hiçbir şey yemek istememesi nedeniyle endişelenebiliyor. Oysa enfeksiyon döneminde iştah kaybı sık görülen ve çoğunlukla geçici bir durumdur. Bu süreçte çocuğu yemek yemeye zorlamak yerine, az miktarlarda ama sık aralıklarla beslemek ve yeterli sıvı almasını sağlamak çok daha doğru bir yaklaşımdır" diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>VÜCUT DİRENCİNİ ARTIRMAK İÇİN!</strong></p>

<p>İyileşme döneminde bağırsak florasının yeniden dengelenmesi ve zayıflayan vücut direncinin artırılması için beslenmenin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Necafi, şu önerilerde bulunuyor:</p>

<ul>
 <li>Çocuğunuzun yaşına uygun miktarda yeterli sıvı almasını sağlayın.</li>
 <li>Ayran, yoğurt ve kefir gibi probiyotik içeren besinlere beslenmesinde yer verin.</li>
 <li>Muz, elma, şeftali gibi meyveler ile iyi pişirilmiş sebzeler, yumurta, balık, tavuk, baklagiller ve diğer kaliteli protein kaynakları iyileşme sürecini desteklediği için bu besinleri tüketmesine özen gösterin.</li>
 <li>Sindirimi kolay, ev yapımı çorbalar ve hafif öğünler tercih edin. Tek seferde büyük porsiyonlar yerine küçük ve sık öğünler sunun.</li>
 <li>Hazır paketli gıdalar, gazlı ve aşırı şekerli içecekler ile yağlı ve ağır yiyeceklerden uzak tutun.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nursel DİLEK MANAVBAŞI</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/cocuklarda-bagirsak-enfeksiyonlari-artti</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/66733.png" type="image/jpeg" length="76453"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilkent Şehir Hastanesi’nde 7 ayda 49 organ, 302 kornea nakli gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/bilkent-sehir-hastanesinde-7-ayda-49-organ-302-kornea-nakli-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/bilkent-sehir-hastanesinde-7-ayda-49-organ-302-kornea-nakli-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde yılın ilk 7 ayında 49 solid organ ve 302 kornea nakli gerçekleştirildi. Koordinatör Başhekim Prof. Dr. Levent Öztürk, organ naklinde en önemli hız kısıtlayıcı basamağın organ bağışı olduğunu belirterek, “Ekiplerimiz 7 gün 24 saat hazır beklemektedir. Yeter ki organ bulalım” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin en önemli hastanelerinden Bilkent Şehir Hastanesi'nde 2026 yılının ilk 7 ayında 25 karaciğer, 19 böbrek, 3 akciğer ve 2 kalp olmak üzere toplam 49 solid organ nakli gerçekleştirildi. Aynı dönemde 302 kornea nakli yapıldı. Son 1 ayda ise 8 karaciğer, 9 böbrek ve 1 akciğer nakli olmak üzere toplam 18 solid organ nakli gerçekleştirildi. Kornea nakillerinin sayısı ise 57 oldu. Hastanenin Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Levent Öztürk ile nakil birimlerinin sorumlu hekimleri Prof. Dr. Birol Bostancı, Doç. Dr. Sedat Taştemur, Doç. Dr. Mehmet Furkan Şahin, Prof. Dr. Ümit Kervan ve Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, hastanede düzenlenen basın toplantısında, nakil faaliyetleri hakkında bilgi verdi. 4 bin 50 yatak kapasitesi bulunan hastanede günde yaklaşık 800 ameliyat gerçekleştirildiğini belirten Öztürk, organ ve doku naklinde de önemli bir merkez olduklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘4 ORGAN NAKLİNİ AYNI ANDA YAPABİLİYORUZ’</strong></p>

<p>Öztürk, Temmuz ayı içerisinde nakil sayısında çok önemli bir artış olduğunu vurgulayarak, “Hastanemiz aynı zamanda bir organ ve doku nakli merkezi. 4 solid organın naklini aynı anda gerçekleştirecek ekibimiz var. Kalp, akciğer, böbrek ve karaciğer naklini gerçekleştirebiliyoruz. Doku naklinde de kornea naklini yapıyoruz. Çok sayıda organ nakli vakasını bugüne kadar açıldığından bu yana gerçekleştirdik. Ekiplerimiz bu alanda tecrübeli. Hepinizin bildiği gibi organ naklinde en önemli unsur, esas hız kısıtlayıcı basamak organ bağışının yapılmamasıdır. Bu toplantı vesilesiyle de biz tüm halkımıza tekrar sesleniyoruz. Organ bağışı konusunda gerekli hassasiyet ve önemi gösterirlerse Türkiye'nin sağlık altyapısı, hastanemizin altyapısı bunu gerçekleştirmeye müsait. Ekiplerimiz her zaman gece gündüz 7 gün 24 saat her türlü organ ve doku naklini yapmak üzere hazır beklemektedir. Yeter ki organ bulalım” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>2026 yılı içerisinde; kalp, akciğer, böbrek ve karaciğer dahil olmak üzere 49 nakil gerçekleştirildiğini belirten Öztürk, “Organ naklinde geçmiş yıllara göre yaptığımız vakalarda artış var. Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu önderliğinde online organ bağışı sistemi aktive oldu. Belki de onun bir yansıması” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/bilkent-sehir-hastanesinde-7-ayda-49-organ-302-kornea-nakli-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 15:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/b-i-l-k-e-n-t-s-e-h-i-r-h-a-s-t-a-n-e-s-i-n-d-e-7-a-y-d-a-49-o-r-1454641-432734.jpg" type="image/jpeg" length="61481"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş sadece cildinizi değil, gözlerinizi de yakıyor!]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/gunes-sadece-cildinizi-degil-gozlerinizi-de-yakiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/gunes-sadece-cildinizi-degil-gozlerinizi-de-yakiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcakları ve şiddetlenen güneş ışınları göz sağlığımızı ciddi şekilde tehdit ediyor. Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi hekimlerinden Op. Dr. Atilla Şahin, yaz aylarında artan ultraviyole (UV) riskine karşı hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yükselen hava sıcaklıkları ve dik açıyla gelen güneş ışınları, farkında olmadan gözlerimizde ciddi hasarlara yol açabiliyor. Uzun süre ultraviyole ışınlarına maruz kalmanın korneada tahribat oluşturabileceğini belirten Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi hekimlerinden Op. Dr. Atilla Şahin, özellikle çocuklar ile hassas göz yapısına sahip kişilerin bu dönemde ekstra tedbir alması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>"GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ BİR AKSESUAR DEĞİL, SAĞLIK İHTİYACIDIR"</strong></p>

<p>Yaz aylarında gözü korumanın ilk kuralının doğru gözlük kullanımı olduğunu vurgulayan Op. Dr. Şahin, şu uyarılarda bulundu: "Özellikle güneşin en dik geldiği öğle saatlerinde dışarı çıkılması gerekiyorsa, UVA ve UVB filtreli güneş gözlükleri mutlaka kullanılmalı. Plajda, açık havada veya uzun yolculuklarda gözlerin korunması büyük önem taşıyor. Kaliteli ve ultraviyole filtreli gözlükler yalnızca konfor değil, doğrudan göz sağlığımız için gereklidir."</p>

<p><img alt="Kapak-31" height="901" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/kapak-31.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p><strong>EKRAN BAŞI ÇALIŞANLAR VE ALERJİK BÜNYELER RİSK ALTINDA!</strong></p>

<p>Bazı kişilerde kornea sinirlerinin çok daha hassas olabileceğine değinen Op. Şahin, dijital ekran kullanımı ve alerjilerin ışık hassasiyetini artırdığına dikkat çekti: "Uzun süre bilgisayar, telefon veya tablet ekranlarına maruz kalmak kornea sinirlerinde hassasiyet oluşturabilir. Bu durumda ışık gözü çok daha fazla rahatsız eder. Fotokromik camlı gözlükler veya koruyucu gözlükler bu hassasiyeti azaltmada oldukça faydalıdır. Ayrıca göz alerjileri de ışık hassasiyetini katlayabilir."</p>

<p><strong>ÇOCUKLAR İÇİN 10.00 - 14.00 SAATLERİNE DİKKAT!</strong></p>

<p>Yazın çocukların deniz ve güneş altında uzun süre vakit geçirdiğini hatırlatan Op. Dr. Şahin, ebeveynlerin özellikle riskli saatlere dikkat etmesi gerektiğini belirtti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Çocukların özellikle öğle saatlerinde 10.00 - 14.00 doğrudan güneşe maruz kalmaları sınırlandırılmalıdır. Dışarı çıkmaları gerekiyorsa şapka ve güneş gözlüğü kullanımı ihmal edilmemeli. Denizde ise UV korumalı yüzücü gözlükleri tercih etmek hem göz sağlığı hem de genel konfor için son derece önemlidir."</p>

<p><strong>GÖZÜNÜZE DOĞRUDAN BUZ KOYMAYIN!</strong></p>

<p>Işık hassasiyeti ve rahatsızlık yaşayan kişilerin en çok yaptığı hatalardan birinin doğrudan buz uygulamak olduğunu belirten Op. Dr. Şahin, doğru bakım yöntemini şöyle açıkladı: "Göz çevresine doğrudan buz uygulamak dokulara zarar verebilir. Bunun yerine buzdolabında bekletilmiş göz maskeleri veya serin bezlerle yapılan kısa süreli uygulamalar çok daha rahatlatıcı olur. Uygulama sırasında bir rahatsızlık hissi olursa işlem hemen sonlandırılmalıdır."</p>

<p><strong>ERKEN TEŞHİS KALICI HASARLARI ÖNLÜYOR</strong></p>

<p>Gözlerde geçmeyen yanma, sulanma, ışık hassasiyeti veya alerji belirtileri uzun süre devam ederse vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğinin altını çizen Op. Dr. Şahin, erken değerlendirmenin olası ciddi göz sorunlarının önüne geçmedeki en önemli adım olduğunu hatırlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Melahat TAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/gunes-sadece-cildinizi-degil-gozlerinizi-de-yakiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/pexels-julissapires-3581556.jpg" type="image/jpeg" length="75116"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında kalp sağlığı için "su tüketimi" uyarısı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/yaz-sicaklarinda-kalp-sagligi-icin-su-tuketimi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/yaz-sicaklarinda-kalp-sagligi-icin-su-tuketimi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, "Özellikle gizli susuzluk, kalbin iş yükünü artıran önemli bir faktördür. Düzenli sıvı alımı, sıcak saatlerden korunma ve uyarıcı belirtileri ciddiye alma, yaz aylarında kalp sağlığını korumada büyük önem taşır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Aycan Fahri Erkan, düzenli sıvı alımı, sıcak saatlerden korunma ve uyarıcı belirtileri ciddiye almanın yaz aylarında kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Erkan, sıcak havalarda kalbin daha fazla çalışmak zorunda kaldığını vurguladı.</p>

<p>Erkan, vücut ısısını dengeleyebilmek için damarların genişlediğini ve terlemenin arttığını anlatarak, "Bu süreçte sıvı kaybı yeterince yerine konulmazsa kan hacmi azalır. Kalp, organlara yeterli kanı ulaştırabilmek için daha hızlı ve daha güçlü çalışmak zorunda kalır. Özellikle koroner arter hastalığı, hipertansiyon, diyabet ve kalp yetersizliği bulunan kişilerde bu durum ciddi sonuçlara yol açabilir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı, dikkat dağınıklığı ve koyu renkli idrarın, vücudun sıvı ihtiyacının arttığının göstergesi olabileceğine işaret eden Erkan, bu belirtilerin sıcak havayla ilişkilendirilip göz ardı edilmemesi gerektiğini aktardı.</p>

<p><img alt="A A 20260810 42179382 42179381 Y A Z S I C A K L A R I N D A K A L P S A G L I G I I C I N S U T U K E T I M I U Y A R I S I" height="898" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/a-a-20260810-42179382-42179381-y-a-z-s-i-c-a-k-l-a-r-i-n-d-a-k-a-l-p-s-a-g-l-i-g-i-i-c-i-n-s-u-t-u-k-e-t-i-m-i-u-y-a-r-i-s-i.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p>Erkan, sıcak havanın etkilerinin herkeste aynı düzeyde görülmediğini ve bazı gruplarda sıvı kaybının çok daha hızlı gelişerek, kalp üzerindeki yükün belirgin şekilde artabildiğini kaydetti.</p>

<p>Özellikle 65 yaş ve üzerindeki bireyler, hipertansiyon ve diyabet hastaları, koroner arter hastalığı bulunanlar, kalp yetersizliği olan kişiler, idrar söktürücü ilaç kullananlar ve kronik böbrek hastalığı bulunanların daha yüksek risk altında olduğuna işaret eden Erkan, bu kişilerin sıcak saatlerde uzun süre dışarıda kalmaması, sıvı tüketimini düzenli aralıklarla sürdürmesi ve ilaçlarını hekim önerisi dışında kullanmaması gerektiğini anlattı.</p>

<p><strong>SICAK HAVALARDA KALP SAĞLIĞI İÇİN SIVI DENGESİ ÖNEM TAŞIYOR</strong></p>

<p>Erkan, yaz aylarında sıvı ihtiyacının kişiden kişiye değiştiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: "Terlemeyle birlikte mineral kaybı da olduğu için sıvı alımında denge önemlidir. Şekerli ve yoğun kafeinli içeceklerin aşırı tüketimi uygun değildir. Su temel sıvı kaynağı olmalıdır. Gerektiğinde ayran veya sade maden suyu uygun miktarlarda tercih edilebilir. Kalp yetersizliği veya böbrek hastalığı olan kişiler ise sıvı miktarını hekim önerisine göre ayarlamalıdır."</p>

<p>Kalp krizi riskinin azaltılmasındaki en önemli adımlardan birinin, belirtilerin erken fark edilmesi ve gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılması olduğunu vurgulayan Erkan, yaz sıcaklarında gelişen her göğüs rahatsızlığının basit bir mide sorunu veya sıcak çarpması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erkan, sıcak havanın tek başına kalp krizi nedeni olmadığını ancak mevcut riskleri belirginleştirebildiğine işaret ederek, "Özellikle gizli susuzluk, kalbin iş yükünü artıran önemli bir faktördür. Düzenli sıvı alımı, sıcak saatlerden korunma ve uyarıcı belirtileri ciddiye alma, yaz aylarında kalp sağlığını korumada büyük önem taşır." ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/yaz-sicaklarinda-kalp-sagligi-icin-su-tuketimi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/su-6.png" type="image/jpeg" length="86074"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Kontrolsüz tüketilen yulaf fazla karbonhidrat alımına neden olabilir’]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/kontrolsuz-tuketilen-yulaf-fazla-karbonhidrat-alimina-neden-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/kontrolsuz-tuketilen-yulaf-fazla-karbonhidrat-alimina-neden-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahvaltıda tercih edilen yulafın, doğru miktarda tüketildiğinde fayda sağladığını ifade eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Betül Çelebi, “Yulaf yüksek lif içeriği ve kolesterolü düşürmeye yardımcı etkisiyle sağlıklı bir tercih olsa da porsiyon kontrolü yapılmadan tüketildiğinde fazla karbonhidrat alımına neden olabilir” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Betül Çelebi, yulafın doğru besinlerle birlikte ve uygun porsiyonlarda tüketilmesi gerektiğini belirterek, “Yulaf tek başına mucize bir besin değildir. Dengeli bir kahvaltının parçası olarak tüketildiğinde fayda sağlar” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘YULAF SAĞLIKLI AMA SINIRSIZ DEĞİL’</strong></p>

<p>Yulafın tam tahıllı yapısı ve yüksek lif içeriği sayesinde sağlıklı bir besin olduğunu belirten Diyetisyen Çelebi, “İki dolu yemek kaşığı yulaf yaklaşık bir dilim tam buğday ekmeğine eşdeğerdir. İçerdiği beta glukan sayesinde kolesterolün düşürülmesine katkı sağlayabilir ve bağışıklık sistemini destekleyebilir. Ancak yulafın sağlıklı olması, sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmez. Porsiyon kontrolü mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır” dedi.</p>

<p><strong>‘YULAF KASELERİNDE DENGE ÖNEMLİ’</strong></p>

<p>Yulafın yoğurt ve meyveyle birlikte tüketildiğinde besleyiciliğinin arttığını ancak karbonhidrat miktarının da yükseldiğini ifade eden Çelebi, “Yulaf kaselerine meyve eklendiğinde karbonhidrat oranı artıyor. Bu nedenle badem, şekersiz yer fıstığı ezmesi, chia tohumu veya keten tohumu gibi sağlıklı yağ kaynaklarıyla öğünün dengelenmesi faydalı olacaktır. Ayrıca yulafı yumurta ve lor peyniriyle hazırlanan tariflerde kullanarak protein miktarını artırmak da mümkün” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘HERKES İÇİN AYNI ŞEKİLDE TÜKETİLMEMELİ’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şeker hastalarının ve çocukların yulaf tüketiminde daha dikkatli olması gerektiğini söyleyen Çelebi, “Yulaf tek başına tüketildiğinde kan şekerini yükseltebilir. Çocuklarda ise yalnızca yulafla yapılan kahvaltılar yeterli protein alımını sağlamayabilir. Bu nedenle her gün tek tip yulaf kahvaltısı yerine dengeli ve çeşitli beslenme tercih edilmelidir. Yulafın sağlıklı olup olmadığı, neyin yerine tüketildiğine göre değerlendirilmelidir. Örneğin simit veya poğaça yerine tercih edildiğinde daha doğru bir seçim olurken, yüksek proteinli bir kahvaltının yerini her zaman tutmayabilir” ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/kontrolsuz-tuketilen-yulaf-fazla-karbonhidrat-alimina-neden-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 22:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/k-o-n-t-r-o-l-s-u-z-t-u-k-e-t-i-l-e-n-y-u-l-a-f-f-a-z-l-a-k-a-r-b-o-n-1449772-431220.jpg" type="image/jpeg" length="95671"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından zehirli deniz canlıları için uyarı: Kayalık bölgelerde denize girerken dikkatli olunmalı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/uzmanindan-zehirli-deniz-canlilari-icin-uyari-kayalik-bolgelerde-denize-girerken-dikkatli-olunmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/uzmanindan-zehirli-deniz-canlilari-icin-uyari-kayalik-bolgelerde-denize-girerken-dikkatli-olunmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana'da Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Rıza Köşker, Akdeniz'de son 20 yılda zehirli ve istilacı deniz canlılarının sayısının arttığını belirterek, özellikle kayalık alanlarda denize giren tatilcileri uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminde hava ve deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesiyle deniz kıyısı bölgelerde tatilcilerin yoğunluğu arttı. ÇÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Rıza Köşker, Akdeniz'de son 20 yılda zehirli ve istilacı deniz canlılarının sayısının arttığını belirterek uyarılarda bulundu. Köşker, balon balığı ve aslan balığının yanı sıra uzun dikenli deniz kestanesi, çizgili kedi yılan balığı ve kutu balığı gibi türlerin de ülke kıyılarında görülmeye başlandığını söyledi.</p>

<p><strong>'BALON BALIĞI PİŞİRİLSE DE ZEHRİNİ KAYBETMEZ'</strong></p>

<p>Balon balığının içerdiği tetrodotoksinin ısıya dayanıklı olduğunu belirten Köşker, "Balon balığı pişirilse de zehrini kaybetmez. Toplumda yalnızca iç organlarının zehirli olduğu yönünde yanlış bir inanış bulunuyor. Oysa bilimsel çalışmalar, balon balığının etinin de zehirli olduğunu ortaya koyuyor. Tüketilmesi ölümcül zehirlenmelere yol açabilir. Balon balığının derisinde de yüksek miktarda toksin bulunabiliyor. Özellikle ellerinde açık yara bulunan vatandaşlar ve amatör balıkçılar, balon balığının derisine çıplak elle temas etmemelidir. Toksin, açık yaradan vücuda geçerek zehirlenmeye neden olabilir" diye konuştu.</p>

<p><strong>ASLAN BALIĞI VE DENİZ KESTANESİ DİKENLERİ ZEHİRLİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aslan balığının ise etinin tüketilebildiğini ancak yüzgeç dikenlerinde zehir bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. Ali Rıza Köşker, "Aslan balığı daha çok kayalık bölgelerde yaşayan, fazla hareket etmeyen bir türdür. Diken batması ciddi zehirlenmelere neden olabilir. Aynı şekilde Doğu Akdeniz kıyılarında yaygınlaşan uzun dikenli deniz kestanesi de kayalık alanlarda görülür. Bu canlıların dikenlerinde de zehir bulunuyor. Kayalık bölgelerde denize girerken aslan balığı ve uzun dikenli deniz kestanesine karşı dikkatli olunmalı" dedi.</p>

<p><strong>'SAHİL BÖLGELERİNE BİLGİLENDİRİCİ AFİŞLER ASILMALI'</strong></p>

<p>Akdeniz'e sürekli yeni türlerin giriş yaptığını belirten Köşker, "Artık 'Denizden babam çıksa yerim' anlayışını terk etmeliyiz. Tanımadığımız balıkları kesinlikle tüketmemeliyiz. Kayalık bölgelerde denize girerken aslan balığı ve uzun dikenli deniz kestanesi gibi canlıların dikenlerinin batması riskine karşı dikkatli olmalıyız. Ayrıca yaz döneminde nüfusu katlanan sahil bölgelerinde sağlık personelinin bu canlılarla ilgili farkındalığının artırılması ve plajlarda bilgilendirici afişlerin yer alması yeni zehirlenmelerin önüne geçilmesine katkı sağlayacaktır" diye konuştu.</p>

<p><strong>'ZEHİRLİ DİKEN TEMASINDA SICAK SU UYGULANMALI'</strong></p>

<p>Avrupa Dalış Güvenliği Ağı Derneği Eğitmeni, Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği (SUFOD) üyesi, Acil Tıp Uzmanı Dr. Tolga Taymaz ise küresel ısınma ve insan etkisi nedeniyle denizlerde istilacı türlerin arttığını belirterek, aslan balığının diken temasında şiddetli ağrı, uyuşukluk, morarma, bulantı, kusma ve kalp ritim bozukluğu görülebileceğini söyledi. Taymaz, "Etkilenen bölge dayanılabilecek sıcaklıktaki, yaklaşık 40-45 derecelik suya tutulmalı, yara içinde diken kalıp kalmadığı kontrol edilmeli ve sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Zehirli deniz kestanesinde de benzer tedbirler alınabilir. Deri bütünlüğünün bozulduğu her durumda mutlaka tetonoz aşısının da yaptırılması gerekmektedir" dedi.</p>

<p><strong>BALON BALIĞI TÜKETİLDİĞİNDE İLK 6 SAAT KRİTİK</strong></p>

<p>Balon balığı tüketiminin hayati risk taşıdığına dikkat çeken Taymaz, "Balon balığı tüketildiği öğrenildiği anda kişi, vakit kaybetmeden tam teşekküllü bir sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır. Ölümler çoğunlukla ilk 6 saat içinde gerçekleşmektedir. Bu zehirlenmeye karşı özel bir antidot bulunmuyor. Destek tedavisi uygulanıyor ancak her zaman başarılı olmayabiliyor" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/uzmanindan-zehirli-deniz-canlilari-icin-uyari-kayalik-bolgelerde-denize-girerken-dikkatli-olunmali</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 21:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/u-z-m-a-n-i-n-d-a-n-z-e-h-i-r-l-i-d-e-n-i-z-c-a-n-l-i-l-a-r-i-i-c-i-n-1444006-429467.jpg" type="image/jpeg" length="63297"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı uyardı: Aşırı sıcaklara dikkat]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/saglik-bakanligi-uyardi-asiri-sicaklara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/saglik-bakanligi-uyardi-asiri-sicaklara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[T.C. Sağlık Bakanlığı, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine karşı uyarıda bulundu. Bakanlık, aşırı sıcaklardan daha fazla etkilenebilecek risk gruplarının sıcak havalarda dikkatli olması gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) verilerine göre başkentte sıcaklıkların cuma gününe kadar kademeli olarak yükselerek 35 derecenin üzerine çıkması bekleniyor. Ülke genelinde de mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları ve bazı bölgelerde sıcaklıkla birlikte artan nem oranı, insan sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<p>Sıcaklıkların yükseldiği bu dönemde Sağlık Bakanlığı da konuya ilişkin bilgilendirmede bulundu. Bakanlığın yayınladığı “Aşırı Sıcaklarda Alınması Gereken Önlemler” ve “Aşırı Sıcakların Sağlık Üzerine Etkileri” başlıklı bilgilendirmelerde, yüksek sıcaklıkların vücut ısısının dengelenmesini zorlaştırabileceği ve hayati organlarda hasara yol açabilecek sağlık sorunlarına neden olabileceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>EN ÇOK KİMLER RİSK ALTINDA?</strong></p>

<p>Bakanlığın bilgilendirmesine göre aşırı sıcaklardan en fazla etkilenen gruplar arasında 65 yaş ve üzerindeki kişiler, 4 yaşından küçük çocuklar, bakıma ihtiyacı olanlar, hamileler ve açık alanda çalışanlar bulunuyor.</p>

<p>Aşırı kilolu kişiler ile şeker, kalp-damar, beyin-damar, kronik solunum sistemi, karaciğer ve böbrek hastalığı bulunanların da sıcak havalarda daha dikkatli olması gerekiyor.</p>

<p>Sürekli ilaç kullanan kişilerin, özellikle tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, depresyon ve uyku ilaçları kullananların sıcak havalarda risk altında olabileceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>10.00-16.00 SAATLERİ ARASINDA DİKKAT</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı, günün en sıcak saatleri olan 10.00-16.00 arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamasını öneriyor.</p>

<p>Dışarı çıkılması gerektiğinde açık renkli, hafif ve bol kıyafetlerin tercih edilmesi, geniş kenarlı ve hava delikleri bulunan şapka takılması ve güneş gözlüğü kullanılması tavsiye ediliyor.</p>

<p>Açık alanda çalışanların mümkün olduğunca doğrudan güneş altında korunmasız kalmaması, aşırı fiziksel hareketlerden kaçınması ve sık sık sıvı tüketmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<p><strong>S</strong><strong>USAMAYI BEKLEMEDEN SIVI TÜKETİN</strong></p>

<p>Sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücuttaki sıvı ve mineral kaybının arttığına dikkat çekilen bilgilendirmede, susuzluk hissi oluşmasını beklemeden günlük en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmesi öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıvı tüketiminde suyun esas olması gerektiği belirtilirken, su dışındaki içeceklerde süt, ayran ve meyve suyu gibi seçeneklerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor. Kafein, alkol ve yüksek miktarda şeker içeren içeceklerin ise vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuluyor.</p>

<p><strong>SPOR YAPACAKLAR SABAH VE AKŞAM SAATLERİNİ TERCİH ETMELİ</strong></p>

<p>Yoğun fiziksel aktivite ve spor için sabah ve akşam saatlerinin tercih edilmesi gerektiği belirtilirken, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılması öneriliyor.</p>

<p>Bakanlık bilgilendirmesinde, spor yapanların her bir saatlik aktivite için en az 2-4 bardak sıvı tüketmesine dikkat çekiliyor.</p>

<p><strong>ÇOCUKLAR VE HAYVANLAR ARAÇTA BIRAKILMAMALI</strong></p>

<p>Bakanlık, bebek, çocuk, engelli bireyler ve hayvanların kapalı ve park edilmiş araçlarda kesinlikle bırakılmaması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Araçların iç sıcaklığının, klima çalışıyor olsa dahi kısa süre içerisinde yükselebileceğine dikkat çekiliyor.</p>

<p><strong>VÜCUDU SERİN TUTMANIN YOLLARI</strong></p>

<p>Sıcak havalarda vücut ısısının yükselmesini önlemek için sık sık duş alınması öneriliyor. Duş alma imkanının olmadığı durumlarda ise ayakların, ellerin, yüzün ve ensenin soğuk suyla ıslatılması veya silinmesi tavsiye ediliyor.</p>

<p>Evlerde güneş gören pencerelerin perde veya benzeri güneşliklerle gölgelendirilmesi de sıcaklığın etkisini azaltmak için önerilen önlemler arasında yer alıyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı, aşırı sıcakların özellikle risk grubunda bulunan kişiler açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekerek, sıcak havalarda koruyucu önlemlerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Muhammed Ali YAHŞİ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/saglik-bakanligi-uyardi-asiri-sicaklara-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/m-a-y-9928.jpg" type="image/jpeg" length="16508"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uçakta rahatsızlanan yolcuya ilk müdahaleyi Bakan Memişoğlu yaptı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/ucakta-rahatsizlanan-yolcuya-ilk-mudahaleyi-bakan-memisoglu-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/ucakta-rahatsizlanan-yolcuya-ilk-mudahaleyi-bakan-memisoglu-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, seyahat ettiği uçakta rahatsızlanan yolcuya ilk müdahaleyi yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/ucakta-rahatsizlanan-yolcuya-ilk-mudahaleyi-bakan-memisoglu-yapti</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 19:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/thumbs-b-c-6a32d9e4173fede0955835b1891a1d0d.webp" type="image/jpeg" length="81241"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan uyarı: Güneş kremi ve gözlük aksesuar değil, sağlık ihtiyacı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/uzmanlardan-uyari-gunes-kremi-ve-gozluk-aksesuar-degil-saglik-ihtiyaci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/uzmanlardan-uyari-gunes-kremi-ve-gozluk-aksesuar-degil-saglik-ihtiyaci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İZMİR Şehir Hastanesi uzmanları, yaz aylarının gelmesiyle güneşin zararlı etkilerine karşı uyarılarda bulundu. Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Meltem Türkmen, güneş koruyucuların yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca kullanılması gerektiğini belirterek, "En pahalısı değil, doğru kullanılan güneş koruyucu etkindir" dedi. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Utku Kabataş ise “Nasıl cildimizi güneş kremiyle koruyorsak, gözlerimizi de uygun güneş gözlüğüyle korumamız gerekiyor. Güneş kremi ve gözlük aksesuar değil, sağlık ihtiyacı" diye konuştu.</p>

<p>İzmir Şehir Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Meltem Türkmen ile Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Utku Kabataş, yaz aylarında güneşin zararlı etkilerinden korunmak için doğru güneş kremi ve güneş gözlüğü kullanımına ilişkin uyarılarda bulundu. Uzmanlar, güneşten korunmanın yalnızca estetik değil, cilt ve göz sağlığı açısından da önemli bir alışkanlık olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Yaz aylarında vatandaşlardan en sık gelen soruların güneşin etkileri ve güneş koruyucu kullanımıyla ilgili olduğunu belirten Doç. Dr. Meltem Türkmen, güneş koruyucuların sadece yaz mevsiminde değil, yılın her döneminde kullanılması gerektiğini kaydetti. Güneş ışınlarının ultraviyole A (UVA) ve ultraviyole B (UVB) olmak üzere 2 temel bileşenden oluştuğunu ifade eden Doç. Dr. Türkmen, "UVA ışınları derinin derin tabakalarına ulaşarak kırışıklık, lekelenme ve cilt yaşlanmasına neden olabiliyor. Hem UVA hem de UVB ışınları ise ilerleyen dönemlerde deri kanseri gelişimi açısından önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Bu nedenle güneşten korunmak yalnızca estetik bir tercih değil, sağlığımızı koruyan önemli bir alışkanlık olmalı" dedi.</p>

<p><strong>‘YÜZ VE BOYUN BÖLGESİ İÇİN EN AZ 2 PARMAK GÜNEŞ KORUYUCU KULLANILMALI’</strong></p>

<p>Doğru ürün seçiminin önemine değinen Doç. Dr. Meltem Türkmen, hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruma sağlayan geniş spektrumlu ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini ve güneş koruyucunun satın alınmasının tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, "Yapılan çalışmalar, birçok kişinin güneş koruyucuyu önerilen miktarın çok altında kullandığını gösteriyor. Bu da ürünün üzerinde yazan koruma seviyesine ulaşılmasını engelliyor. Yüz ve boyun bölgesi için en az 2 parmak şeklinde güneş koruyucu kullanılmalı ve tüm bölgeye eşit şekilde uygulanmalı" diye konuştu.</p>

<p>Güneş koruyucuların düzenli olarak yenilenmesi gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Türkmen, "Sabah sürülen güneş koruyucunun tüm gün etkili olduğunu düşünmemek gerekiyor. Yaklaşık iki saat sonra koruyuculuğu azalıyor. Özellikle yüz yıkandıktan, denize girildikten veya havluyla kurulandıktan sonra mutlaka yeniden uygulanmalı. SPF değeri ne kadar yüksek olursa olsun, düzenli yenilenmediği sürece istenen koruma sağlanamaz. En pahalı güneş koruyucu değil, doğru kullanılan güneş koruyucu etkindir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'6 AYDAN İTİBAREN GÜNEŞ KORUYUCU KULLANILABİLİR'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güneşten korunmanın yalnızca güneş kremiyle sınırlı olmadığının altını çizen Doç. Dr. Meltem Türkmen, geniş kenarlı şapka, ultraviyole korumalı güneş gözlüğü ve güneşten koruyucu özellik taşıyan giysilerin de tercih edilmesini önerdi. Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 10.00-14.00 saatleri arasında mümkün olduğunca gölgede kalınması ve doğrudan güneşe maruz kalınmaması gerektiğini açıklayan Doç. Dr. Türkmen, "Çocukluk döneminde ne kadar fazla güneş ışınına maruz kalınırsa ilerleyen yaşlarda deri kanseri gelişme riski de o kadar artıyor. Bu nedenle çocuklara 6 aydan itibaren güneş koruyucu kullanma alışkanlığı kazandırılmalı. Aynı zamanda her yaş grubunun kendi cilt tipine ve yaşına uygun güneş koruyucuyu, doktor ve eczacı önerisi doğrultusunda seçerek düzenli kullanması gerekiyor" dedi.</p>

<p><strong>'CİLDİMİZ GİBİ GÖZLERİMİZİ DE KORUMALIYIZ'</strong></p>

<p>Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Utku Kabataş ise yaz aylarında güneş gözlüğü kullanımının önemine dikkat çekti ve güneş gözlüklerinin yalnızca estetik amaçlı kullanılmaması gerektiğini söyledi. Güneş gözlüklerinin gözleri güneş ışınlarının zararlı etkilerinden koruduğunu belirten Dr. Kabataş, "Özellikle uzun süre güneş altında kalanlar, açık tenli ve açık göz rengine sahip kişiler, katarakt ameliyatı geçiren hastalar ile çocuklar güneş ışınlarına karşı daha duyarlıdır. Nasıl cildimizi güneş kremiyle koruyorsak, gözlerimizi de uygun güneş gözlüğüyle korumamız gerekiyor. Güneş kremi ve gözlük aksesuar değil, sağlık ihtiyacı" dedi.</p>

<p>Uzun süre ultraviyole ışınlarına maruz kalmanın göz sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Dr. Kabataş, "Güneş ışınları katarakt, retina hasarı, yaşa bağlı sarı nokta hastalığı riskinin artması, halk arasında 'kuş kanadı' ya da 'göze et yürümesi' olarak bilinen pterjiyum ve göz kapağı cilt kanserlerinin gelişiminde etkili risk faktörlerinden biridir. Bu hastalıkların tek nedeni ultraviyole değildir ancak uzun süreli maruziyet önemli etkenlerden biridir" diye konuştu.</p>

<p><strong>'KOYU RENKLİ CAM TEK BAŞINA KORUMAZ'</strong></p>

<p>Güneş gözlüğü seçerken en önemli kriterin cam renginin koyuluğu değil, ultraviyole koruması olduğunun altını çizen Dr. Kabataş, "Koyu renkli camlar tek başına koruma sağlamaz. Hatta ultraviyole koruması olmayan koyu renkli gözlükler göz bebeğinin büyümesine neden olduğu için zararlı ışınların göze daha fazla ulaşmasına yol açabilir. Bu nedenle korumasız koyu gözlükler daha büyük risk oluşturabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>'ETİKETSİZ VE SOKAKTA SATILAN GÖZLÜKLERE DİKKAT'</strong></p>

<p>Vatandaşları sahte güneş gözlüklerine karşı uyaran Dr. Kabataş, gözlüklerin güvenilir ve kurumsal satış noktalarından alınmasını önererek, "Güneş gözlüğü alırken markasından ya da fiyatından çok ultraviyole koruma özelliklerine dikkat edilmeli. Bu özellikler ürün üzerinde belirtilmeli veya satış sırasında tüketiciye açıklanmalı. Özellikle etiketsiz ve sokakta satılan güneş gözlüklerinden uzak durulmalı. Tekrar vurgulamak gerekirse, koyu renkli olması gözlüğün koruyucu olduğu anlamına gelmez" ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/uzmanlardan-uyari-gunes-kremi-ve-gozluk-aksesuar-degil-saglik-ihtiyaci</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/uzmanlardan-uyari-gunes-kremi-ve-gozluk-1440697-428400-1.jpg" type="image/jpeg" length="31015"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["2025'te 300 bini aşkın vatandaşımıza emzirme eğitimi verdik"]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/2025te-300-bini-askin-vatandasimiza-emzirme-egitimi-verdik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/2025te-300-bini-askin-vatandasimiza-emzirme-egitimi-verdik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "334 emzirme polikliniğimizde ve aile sağlığı merkezlerimizde sunduğumuz emzirme danışmanlığı hizmetiyle, sadece 2025 yılında 300 bini aşkın vatandaşımıza emzirme eğitimi verdik" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakan Kemal Memişoğlu, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Anne sütü, evlatlarımızın hayata en sağlıklı adımı atmasını sağlayan eşsiz bir mucizedir. Koruyucu sağlık anlayışımız doğrultusunda, annelerimizi ve bebeklerimizi destekleyen çalışmalarımızı ülkemizin dört bir yanında kararlılıkla sürdürüyoruz. Bugün 81 ilimizin tamamı 'Bebek Dostu İl', 78 ilimiz ise 'Altın Bebek Dostu İl' statüsündedir. 334 emzirme polikliniğimizde ve aile sağlığı merkezlerimizde sunduğumuz emzirme danışmanlığı hizmetiyle, sadece 2025 yılında 300 bini aşkın vatandaşımıza emzirme eğitimi verdik. Evlatlarımızın sağlıklı bir geleceğe adım atması için annelerimizin ve ailelerimizin yanında olmaya, koruyucu sağlık hizmetlerimizi daha da güçlendirmeye devam edeceğiz. Bu başarıda emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza, ebelerimize ve anne sütünü teşvik etmek için özveriyle görev yapan tüm ekiplerimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/2025te-300-bini-askin-vatandasimiza-emzirme-egitimi-verdik</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/07/prof-dr-kemal-memisoglu-kimdir-yeni-saglik-bakani-kim-bfvx.webp" type="image/jpeg" length="51214"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ersin Atinel'den diş hekimliği eğitimi ve istihdamı için planlama çağrısı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/ersin-atinelden-dis-hekimligi-egitimi-ve-istihdami-icin-planlama-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/ersin-atinelden-dis-hekimligi-egitimi-ve-istihdami-icin-planlama-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Diş Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Atinel, diş hekimliği eğitiminde kalite ve istihdam planlamasının birlikte ele alınması gerektiğini belirterek, plansız fakülte artışının hem mesleğin geleceğini hem de sağlık hizmetlerinin niteliğini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Diş Hekimleri Odası (İZDO) Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Atinel, ağız ve diş sağlığının yalnızca ağızla sınırlı olmadığını, kalp-damar hastalıklarından diyabete, gebelik sağlığından bağışıklık sistemine kadar genel sağlığı doğrudan etkilediğini belirterek, sağlıklı bir toplum için koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>İZDO'nun yalnızca meslek mensuplarını temsil eden bir kuruluş olmadığını vurgulayan Atinel, toplum sağlığını geliştiren, bilimsel çalışmaları destekleyen ve sağlık politikalarına katkı sunan bir meslek örgütü olarak faaliyet gösterdiklerini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Eğitime yapılan yatırım toplum sağlığına yatırımdır"</strong></p>

<p>Diş hekimliğinde dijital teknolojiler, yapay zekâ destekli tanı sistemleri, üç boyutlu görüntüleme ve yeni nesil tedavi yöntemleriyle önemli bir dönüşüm yaşandığını belirten Atinel, bu değişime uyum sağlamanın yolunun sürekli eğitimden geçtiğini dile getirdi.</p>

<p>İZDO'nun yıl boyunca düzenlediği kongreler, seminerler, uygulamalı kurslar ve sertifikalı eğitim programlarıyla meslektaşlarının güncel bilgiye erişimini sağladığını belirten Atinel, amaçlarının teknolojiyi yakından takip eden, etik değerlere bağlı ve uluslararası standartlarda hizmet sunan diş hekimlerinin sayısını artırmak olduğunu söyledi.</p>

<p>Meslek içi eğitimin hem hekimlerin gelişimine hem de hastaların daha güvenli ve kaliteli sağlık hizmeti almasına katkı sunduğunu ifade eden Atinel, "Eğitime yapılan her yatırım, toplum sağlığına yapılan yatırımdır." dedi.</p>

<p><strong>Koruyucu diş hekimliği vurgusu</strong></p>

<p>Koruyucu diş hekimliği uygulamalarının yaygınlaştırılmasının sağlık harcamalarını azaltacağını kaydeden Atinel, çocukların erken yaşta doğru ağız ve diş sağlığı alışkanlıkları kazanabilmesi için okullarda ve toplumun farklı kesimlerinde eğitim çalışmalarının artırılması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Koruyucu hekimlik anlayışının güçlenmesiyle hem yaşam kalitesinin yükseleceğini hem de tedavi maliyetlerinin azalacağını ifade eden Atinel, diş hekimlerinin toplumun her kesimine ulaşmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>"Plansız fakülte artışı yeniden değerlendirilmeli"</strong></p>

<p>Türkiye'de plansız şekilde artan diş hekimliği fakültelerinin mesleğin geleceği açısından önemli riskler oluşturduğunu belirten Atinel, sağlık insan gücü planlamasının bilimsel veriler doğrultusunda yapılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Bazı fakültelerde akademik kadro yetersizliğinin eğitim kalitesini olumsuz etkileyebildiğini dile getiren Atinel, her yıl binlerce yeni mezunun iş hayatına katıldığını ancak nitelikli eğitim, güçlü akademik kadrolar ve sürdürülebilir istihdam politikalarının birlikte planlanmasının zorunlu olduğunu ifade etti.</p>

<p>2030 yılında Türkiye'deki diş hekimi sayısının 130 bine ulaşmasının beklendiğini hatırlatan Atinel, kontrolsüz büyümenin haksız rekabeti artırabileceğini ve sağlık hizmetlerinin niteliğini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.</p>

<p>Genç diş hekimlerinin meslekleri dışında alanlarda çalışmak zorunda kalmasının hem insan kaynağı hem de ülke ekonomisi açısından önemli bir kayıp olduğunu vurgulayan Atinel, diş hekimliği eğitiminde kaliteyi esas alan ve planlı istihdamı destekleyen uzun vadeli politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hatice Gürel</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/ersin-atinelden-dis-hekimligi-egitimi-ve-istihdami-icin-planlama-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/ekran-goruntusu-2026-08-01-114339.png" type="image/jpeg" length="62521"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akciğer kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/akciger-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/akciger-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü dolayısıyla yapılan açıklamalarda, akciğer kanseriyle mücadelede erken tanının, düzenli taramaların ve güçlü sağlık iş birliklerinin hayati önem taşıdığı vurgulandı. Uzmanlar, özellikle risk grubundaki kişilerin belirtileri ihmal etmemesi gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ve Türkiye'de kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenleri arasında yer alan akciğer kanseriyle mücadelede erken tanı, yaşam süresi ve tedavi başarısını belirleyen en önemli faktörlerden biri olmayı sürdürüyor. 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü kapsamında yapılan değerlendirmelerde, hastalığa yönelik toplumsal farkındalığın artırılması ve risk grubundaki bireylerin düzenli kontrollerini aksatmaması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Roche İlaç Türkiye, erken tanı bilincini artırmaya yönelik yürüttüğü projeler, bilimsel araştırmalar ve sağlık alanındaki iş birlikleriyle akciğer kanseri konusunda toplumsal farkındalığın güçlendirilmesine katkı sağlamayı hedefliyor.</p>

<p><strong>Erken tanı tedavi başarısını artırıyor</strong></p>

<p>Uzmanlara göre akciğer kanseri çoğu zaman erken dönemde belirgin şikâyet vermediği için hastalar sağlık kuruluşlarına geç başvurabiliyor. Bu durum tedavi seçeneklerini sınırlayabiliyor ve hastalığın seyrini olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle özellikle sigara kullananlar, uzun yıllar sigara öyküsü bulunanlar ve risk grubunda yer alan kişilerin geçmeyen öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtileri dikkate alarak vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları öneriliyor.</p>

<p><strong>Farkındalık projesi daha geniş kitlelere ulaştı</strong></p>

<p>Roche İlaç Türkiye tarafından hayata geçirilen "Nefesimiz Kadar Güçlüyüz" projesi, Türk Akciğer Kanseri Derneği iş birliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında toplumun akciğer kanserinin belirtileri, risk faktörleri ve erken tanının önemi konusunda bilinçlendirilmesini amaçladı.</p>

<p>Dijital platformlarda yayımlanan bilgilendirici içeriklerin yanı sıra açık hava iletişim çalışmalarıyla erken tanı mesajlarının daha geniş kitlelere ulaştırılması hedeflendi.</p>

<p><strong>Araştırma hasta yolculuğunu ortaya koydu</strong></p>

<p>Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Türk Kanser Derneği'nin katkılarıyla hazırlanan "Akciğer Kanserinde Deneyim ve İçgörü Haritası" araştırması ise hasta ve hekim deneyimlerini kapsamlı şekilde ele aldı.</p>

<p>Araştırma sonuçları, tanıda yaşanan gecikmelerin en önemli nedenlerinden birinin hastaların sağlık kuruluşlarına geç başvurması olduğunu ortaya koyarken, doğru bilgilendirme, güçlü hekim-hasta iletişimi ve psikososyal desteğin hasta bakımında önemli rol oynadığını gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Bilimsel gelişmeler farkındalıkla desteklenmeli"</strong></p>

<p>Roche İlaç Türkiye Medikal Lideri Dr. Mahir Kurt, moleküler tanı yöntemleri ve kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarındaki gelişmelerin hasta bakımında önemli ilerlemeler sağladığını belirterek, bu gelişmelerin toplumsal farkındalık çalışmalarıyla desteklenmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p><strong>"Ortak hedef toplumsal fayda"</strong></p>

<p>Roche İlaç Türkiye Genel Müdürü Farid Bidgoli ise akciğer kanseriyle mücadelede kalıcı başarının bilimsel gelişmeler, sağlık ekosistemindeki iş birlikleri ve toplumun bilinçlendirilmesiyle mümkün olacağını belirtti.</p>

<p>Bidgoli, erken tanıya yönelik farkındalık projeleri ve bilimsel araştırmalarla hem hasta yolculuğunun iyileştirilmesini hem de sağlık sistemine uzun vadeli katkı sağlanmasını hedeflediklerini ifade etti.</p>

<p>Uzmanlar, 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü dolayısıyla yaptıkları çağrıda, erken tanının hayat kurtardığını hatırlatarak özellikle risk grubundaki bireylerin belirtileri önemsemeleri ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Sami Barkın Coşkun</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/akciger-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/07/akciger-kanseri-son.jpg" type="image/jpeg" length="11897"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
