<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Başkent - Ankara'nın Gazetesi</title>
    <link>https://www.baskentgazete.com.tr</link>
    <description>başkent, başkent gazetesi, ankaranın gazetesi, ankara, gazete</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.baskentgazete.com.tr/rss/ozel-haber" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 03 Jun 2026 18:46:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/rss/ozel-haber"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanatçı Atalay: Göçlerle gelen toplumsal travmaları fırçaya yansıttı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-atalay-goclerle-gelen-toplumsal-travmalari-fircaya-yansitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-atalay-goclerle-gelen-toplumsal-travmalari-fircaya-yansitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanatçı Nilüfer Atalay, 18’nci yüzyıldaki göçler, yaşanan zulümlerin toplumda yarattığı travmaları tablolarına döktüğünü dile getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İspanyol Engizisyon Mahkemesi’nin ‘duymuştum’, ‘tahminime göre’ şeklindeki iftiralarla eziyet çeken Ines’in yaşadıklarını, Sanatçı Kadınlar Derneği üyesi 13 sanatçının “Goya’nın Hayaletleri” adlı eseri ile günümüze taşınıyor.</p>

<p>Ankara Kalesi’nde sanatseverlerin uğrak yeri Emin Antik Sanat Merkezi’ndeki sergi Haziran ayı ortalarına kadar Ankaralı sanatseverler tarafından izlenebilecek.</p>

<p>İspanyol Engizisyonu, Napolyon Savaşları, bir keşiş ve bir tüccarın kızı ve bunların Francisco Goya'yı nasıl etkilediğinin öyküsü 2005 yılında sinemaya uyarlanmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filmden enstalasyonlar arasında sanatçı Nilüfer Atalay’ın da çalışmaları yer alıyor. Goya’nın yaşadıklarından yola çıkarak günümüzde kendi travmaları tablolarıma yansıtmak istediğini dile getiren Atalay, “O dönemlerde de yoğun göçler oluyordu, bugün de göçler oluyor. Ben göçleri takip ettim. Bu yaşanan bireysel ve toplumsal travmaları tablolarıma yansıtmak istedim” diyor.</p>

<p><strong>BİR İNSANLIK TRAJEDİSİ: GÖÇ</strong></p>

<p>Francisco Goya 1746-1828 yılları arasında yaşadı. Dönemin muktedirleri tarafından insanların dünyasını cehenneme çeviren uygulamalar, onun yaşadığı topraklarda da hükmünü sürdürüyordu. Goya, yaşanan zalimliklere kayıtsız kalmamış ve bu karanlık dönemi eserlerine yansıtmıştır. Sergimizin çıkış noktasını oluşturan Goya’nın Hayaletleri filmi, 18.yüzyıl Avrupa’sının karanlık yüzünü, savaşın dehşetini, engizisyon mahkemelerini, katı Hıristiyanlık uygulamalarını Goya’nın tanıklığında bize aktarır. Muktedirler değişse de zulüm hep aynı; günümüzde de yaşanmakta olan savaşların, yıkımların, reva görülen haksızlıkların sonuçlarından doğan göçler, bireysel ve toplumsal travmalara neden olmaya devam ediyor...</p>

<p><strong>NİLÜFER ATALAY KİMDİR?</strong></p>

<p>Ankara’da doğdu. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fransızca bölümünden mezun oldu. Kayıhan Keskinok Atölyesinde resim eğitimi aldı. 7 kişisel sergi açtı. Birçok karma sergi, etkinlik, fuar, çalıştay ve organizasyona katıldı. 2007 yılında Kültür Bakanlığı, Şefik Bursalı 7. Resim Yarışması’nda Jüri Özel Ödülü ve pek çok resim yarışmasında sergileme aldı. Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği (BRHD) ve Sanatçı Kadınlar Derneği (SKD) üyesidir. Çalışmalarını Ankara’da kendi atölyesinde sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cemil Cahit Saraçoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-atalay-goclerle-gelen-toplumsal-travmalari-fircaya-yansitti</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/fdfdfdsgdgfhn-2026-06-03t105548885.jpg" type="image/jpeg" length="88470"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkan Özden'den "Pırıltı Peşinde" sergisi]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/turkan-ozdenden-pirilti-pesinde-sergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/turkan-ozdenden-pirilti-pesinde-sergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ressam Türkan Özden'in "Pırıltı Peşinde" başlıklı üçüncü kişisel sergisi, 1 Haziran’da Ankara İsmail Altınok Sanat Merkezi’nde açıldı. 19 Haziran’a kadar sürecek sergide sanatçı, saksağanlar ve hurda figürleri üzerinden modern insanın para hırsı ve yaşam döngüsünü ele alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ressam Türkan Özden, "Pırıltı Peşinde" başlıklı üçüncü kişisel sergisinde, gözlemlediği saksağan kuşlarının pırıltılı nesnelere düşkünlüğü ile insanların para hırsı arasında kurduğu benzerliği işliyor. Özden, Sümerlerden günümüzdeki Bitcoin’e kadar uzanan para imgelerini, kaza sonrası geriye kalan hurda parçalarıyla birleştirerek modern hayatın "para gürültüsünü" eleştiriyor.</p>

<p><strong>“HURDAYA DÖNMEDEN FRENE BASMALI" </strong></p>

<p>Gazi Üniversitesi Resim Bölümü mezunu olan ressam Türkan Özden, üçüncü kişisel sergisi "Pırıltı Peşinde" ile ilgili şunları söyledi:</p>

<p>"Bu, üçüncü kişisel sergim. Daha önce soyut resimler üzerine araştırma ve tez yazmıştım, onunla ilgili bir sergim olmuştu. 2022'de de Art Ankara'da Mask Sanat Galerisi ile bir sergimiz oldu. Şimdi de 4 kat sonra İsmail Altınok Sanat Galerisi'nde resim sergim dün açıldı. Gelen herkese teşekkür ederim."</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 02 At 18.04.52" height="1500" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-02-at-180452.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p>

<p>Sanatçı, çalışmalarında saksağan kuşlarının pırıltılı nesnelere olan ilgisi ile insanların para hırsını birleştiren bir anlatı kuruyor. Ölüm ve yaşam döngüsünü hurda parçaları ve yoğun mavi-turkuaz renklerle tuvale yansıtan Özden, kompozisyonlarının temelini şöyle anlattı:</p>

<p>"Burada saksağan kuşları ve hurdalar üzerinden ve saksağan yaşamı ile insanların yaşamındaki ortak noktalar, ışıltının peşinde olmaları, pırıltının peşinde olmaları üzerinden ve hayatın sonunda da bu hayatın devamında da ölümün beklediğini hurdalarla ifade ederek mavi, turkuaz renkleriyle resimlerimi, kompozisyonlarımı oluşturuyorum.”</p>

<p><strong>"HAREKET VE DURUŞLARIN EŞLEŞMESİ”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatçı, resimlerindeki figürleri oluştururken saksağanların doğal hareketlerinden ve gözlemlerinden yola çıkıyor. İnsan ve doğa arasındaki bu benzerliği bir hikâyeye dönüştürdüğünü belirten Özden, kompozisyonlarının ilerleyişini şöyle anlattı:</p>

<p>"Her bir hareket, her bir duruş, her bir pik hareketi, çizgi hareketi, saksağanlarda gördüklerim ve insanlarda gördüklerimin eşleşiyorlar. Oralardan yola çıkarak kompozisyonlarımı, figürlerimi, konularımı ilerletiyorum. Bir hikâye anlattım; bazı yerlerde bu uçuyorlar, coşuyorlar, bazen kırılmalar oluyor. Bazen geçmeye çalışıyorlar, bazen kırmızının içindeler. Bazı saksağanlar kırmızılar, insanlar gibi bazen de değişik renklerde olabiliyorlar. Her insan farklı. Aşağıdaki hurdaların içinde de bazen böyle harita gibi görüntüler var, yani burası kendi memleketimiz, Türkiye'nin dünyada yer aldığı alan olduğunu resimlerde böyle fonda kullanıyorum onları.”</p>

<p></p>

<p><strong><img alt="Whatsapp Image 2026 06 02 At 18.04.51" height="1950" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-02-at-180451.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2600" /></strong></p>

<p><strong>“MIZRAK UÇLARI VE YAŞAMIN YÖNÜ" </strong></p>

<p>Sanatçı, resimlerinde kullandığı mızrak ucu figürleriyle yaşamın yönünü ve sürekliliğini vurgulayarak şunları söyledi:</p>

<p>"Mızrak uçları var figür olarak. Bunlar hayatın yönünü daha çok ifade ediyor. Yaşam devam ettiği için genelde yukarıda ifade ediyor. Bazen stabil yaşamlarımızda olduğu için stabili de alıyoruz. Üçlü resimlerde de üçlü resim ve üçlü bir diktelikleri çok kullanmıştım, teknikte de çok var. Sempre diyorlar buna. Bu da böyle özel bir anlamı da var genellikle. Tekli resimler, ikili resimler ve üçlü kompozisyonlardan oluşuyor genellikle.”</p>

<p></p>

<p><strong><img alt="Whatsapp Image 2026 06 02 At 18.04.52 (2)" height="1500" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-02-at-180452-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></strong></p>

<p><strong>ŞEHİRLİ SAKSAĞANLARIN GÖZLEMCİ DÜNYASI</strong></p>

<p>Saksağan kuşlarının günlük hallerini uzun süre gözlemleyen Özden, bu kuşların insanlarla olan ilginç etkileşimini ve karakterlerini şöyle aktardı:</p>

<p>"Saksağanlar uzun süredir evimin karşısında yuvaya yerleşti. Bir gün bir saksağan gözümün önünde kırmızı bir kurdeleyi alıp gidiyordu. Bunlar şehirli hayvanlar, ben de şehirde yaşıyorum. Şehirde gözümün önünde bu kadar dolaşmaları, kendilerini resimlerime dahil etti. Bir iki çalışma yaparken baktım ki insanlar ne yapıyorsa onları yapıyorlar, çok zekiler. Kediler bile korkuyor bunlardan. Kendi kendilerine resimlerimin alanlarına, belki de bilerek girmeye başladılar."</p>

<p></p>

<p><strong><img alt="Whatsapp Image 2026 06 02 At 18.04.52 (3)" height="1500" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-02-at-180452-3.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></strong></p>

<p><strong>“İNSANIN EN ÖNEMLİ NOKTASI GÖZ”</strong></p>

<p>Sanatçı, resimlerinde sıklıkla kullandığı dairesel hareketleri ve gözün anatomik yapısını evrensel bir bağlamda ele alıyor. Özden, eserlerindeki bu biçimsel tercihi şu sözlerle açıkladı:</p>

<p>"İnsanın en önemli yeri kafası, kafanın da en önemli yeri gözüdür. Gözümüz tam bir daire ve ışıltılı; bu dairesel hareket gözümüzde de var. O yüzden onlar birer göz olarak da algılanabilir. Ayrıca dünya da sudan oluşuyor; ışıltılı, pırıltılı ve dairesel bir hareket içinde. Bunlar yer yer dünyayı da simgeliyor olabilir. Yani bütün her şeyin merkezi gibi... İnsanın en önemli noktası göz olduğu için ve dünyada yaşadığımız için dünya, göz ve onlar; hepsi orada birleşiyor, eşleşiyor."</p>

<p></p>

<p><strong><img alt="Whatsapp Image 2026 06 02 At 18.04.52 (1)" height="1500" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-02-at-180452-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></strong></p>

<p><strong>HURDALARDAKİ TRAJİK İZLER </strong></p>

<p>Sanatçı Türkan Özden, resimlerinde sıklıkla yer verdiği hurda parçalarını sadece birer nesne olarak değil, geçmişte yaşanmış hikâyelerin ve trajedilerin birer yansıması olarak konumlandırdığını belirterek şunları ekledi:</p>

<p>"Hurdalara baktığım zaman kazadan sonra geriye kalan parçaları görüyorum. Bunların her biri bir trajediyi barındırıyor; o hurda parçasında bitmiş bir aile, sonlanmış bir yaşam ya da sakat kalmış bir insanı düşünüyorum. Hurdayı simgesel olarak gösterdiğimde, o kişinin ve geride kalanların acısını hissediyor, ölmüşlüğü ifade ediyorum."</p>

<p><strong>“PARA GÜRÜLTÜSÜ VE YAŞAMIN SADELİK ARAYIŞI" </strong></p>

<p>Özden, eserlerindeki ekonomik eleştiriyi Latife Tekin’ün çalışmalarıyla beslediğini belirtiyor. Paranın yaşam üzerindeki baskısına karşı bir "fren" çağrısı yapan sanatçı, düşüncelerini şu sözlerle paylaştı:</p>

<p>"Latife Tekin'ün 'Para Gürültüsü' kitabını okudum. Yıllar önce Bodrum Gümüşlük'te tanışmıştık, kendisi çok iyi bir yazardır. Paranın gürültüsü içinde yaşıyoruz; her şey paraya bağlanıyor. Oysa bu para meselesinin dışına çıktığın anda yaşamın daha güzelleşeceğini düşünüyorum; işte bu yüzden 'hurdaya dönmeden frene basmalı' diyorum.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Melahat TAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/turkan-ozdenden-pirilti-pesinde-sergisi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 18:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/kpk-2.jpg" type="image/jpeg" length="23625"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanatçı Turan Cumhuriyet kadını ile İnes’i ve Sharbat Gula’yı anlattı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-turan-cumhuriyet-kadini-ile-inesi-ve-sharbat-gulayi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-turan-cumhuriyet-kadini-ile-inesi-ve-sharbat-gulayi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanatçı Fulya Turan’ın fırçasında Cumhuriyetin aydınlık ışığındaki kadını, 1700’lerdeki kadın İnes’in korkularını ve 1985’lerdeki ‘Afgan kızı Sharbat Gula’nın gözündeki gölgeyi görüyorsunuz…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanatçı Fulya Turan, “Goya’nın Hayaletleri” sergisinde tarih boyunca karanlıklar ve gölgeler arasında kalan kadınları günümüz Cumhuriyet kadını ile karşılaştırıyor. Turan, “Afgan kızı Sharbat Gula’nın karanlıkta gölgeler arasında kalışı, 1700’lerdeki İnes’in gölgeler arasında oluşu ve bugün kadınının Cumhuriyetin aydınlık ışığındaki halini anlattım” diyor.</p>

<p>Ankara Kalesi’nde sanatseverlerin uğrak yeri Emin Antik Sanat Merkezi’nde İspanyol Engizisyon Mahkemesi tarafından iftiralar sonucu eziyet çeken Ines’in yaşadıkları, Sanatçı Kadınlar Derneği üyesi 13 sanatçının “Goya’nın Hayaletleri” adlı çalışma ile günümüze taşınıyor. Sergi Haziran ayı ortalarına kadar Ankaralı sanatseverler tarafından izlenebilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1700'lerin sonunda İspanya'nın en ünlü ressamı olarak Kral IV Carlos'un himayesinde sanatının en başarılı eserlerini veren Francisco Goya, ilham perisi Ines’in Kilise tarafından hapse atılmasıyla Engizisyon Mahkemesi'yle ters düşer. İspanyol Engizisyonu, Napolyon Savaşları, bir keşiş ve bir tüccarın kızı ve bunların Francisco Goya'yı nasıl etkilediğinin öyküsü 2005 yılında sinemaya uyarlanmıştı.</p>

<p>Sanatçı Kadınlar Derneği üyesi sanatçı Fulya Turan ise buradaki çalışmasında İnes üzerinden kadınların halen günümüzde de benzerlerini yaşadıklarına götürüyor. Üç kadın portresini kendi bedeni üzerinde resmeden sanatçı, “Goya’nın Hayaletleri gibi bizim çağımızın da hayaletleri var” diyor.</p>

<p>Fotoğraf sanatçısı Steve McCurry’nin “Afgan Kızı”, Sharbat Gula’nın bakışında, savaşın ve göçün travmasıyla birlikte savaş, mültecilik, kimliksizleşme ve medyatik sömürgecilik formunda belirginleşen 21. yüzyılın hayaletlerinin saklı olduğunu vurgulayan sanatçı Turan, “Bu bakış, “Goya’nın Hayaletleri”nde geçmişin karanlık gölgeleriyle yüzleşen karakterler gibi, tarihin bitmeyen şiddet döngüsünü ve bireyin bu döngüdeki kırılganlığını düşündürür. Goya’nın resimleri nasıl İspanyol Engizisyonu’nun yarattığı korku ve suskunluğu görselleştiriyorsa, McCurry’nin kadrajı da Afganistan’ın emperyalizm, radikalizm ve küresel ilgisizlikle şekillenen kararan geleceğine ağıttır” değerlendirmesi yapıyor.</p>

<p><strong>AFGAN KIZI GULA’YI MONA LİSA FORMUNDA RESMETTİ</strong></p>

<p>Emin Antik Sanat Merkezi’ndeki sergideki çalışmasını anlatırken, “Bu serinin ilk resmi Sharbat Gula idi. Yıllar önce National Geographic’te Afgan kızı olarak gördük, sonra yaşlılığını, sonra da İtalya’ya göç ettiğini gördük. Ben Sharbat Gula’nın gözündeki o kaygıyı, o korkuyu hiçbir zaman unutamadım. Onu Mona Lisa’nın formunda resmetmek istedim. Çünkü o yanlış coğrafyada doğduğu için ‘Coğrafya kader’ olduğu için orada o gölgelerin arkasında kaldı. Ama ters ayna çalışması yaptım” diyor.</p>

<p><strong>SHARBAT GULA’NIN HİKAYESİ</strong></p>

<p>Sharbat Gula’nın fotoğrafı National Geographic’in 1985 Haziran sayısında "Afghan Girl" (Afgan Kızı) başlığıyla yayımlandı. <em>Şerbet Güla</em> keskin bakışları ve yeşil gözleriyle, seksenli yıllardaki Afgan savaşının ve mültecilerin tüm dünyaya yayılan simgesi oldu.</p>

<p><strong>İNES’İ KENDİ BEDENİ İLE ANLATTI</strong></p>

<p>İkinci portre çalışmasında Goya’nın Hayaletleri filmindeki İnes’i ise beden olarak ters ayna yöntemiyle kendi bedeni olarak çalışan sanatçı, “Beden benim bedenim. İnes, Engizisyon tarafından müdahaleye uğramadan yaşlansaydı, belki benim yaşımda böyle birisi olacaktı. Onun da hayatına müdahale edildi ve gölgeler arasında kaldı” sözleriyle anlatıyor.</p>

<p><strong>CUMHURİYET KADINI</strong></p>

<p>Üçüncü portre çalışması ise Cumhuriyet Türkiye’sine bir göndermeyi içeriyor. Sanatçı, “Burada da yine benim ayna tersi bir görüntüm var. Orada da hayatımıza müdahale olmayınca, hayatımızda gölgeler olmayınca, Cumhuriyetin aydınlık ışığı altında benim yaşımda bir insan ‘böyle olabiliyor’u resmetmeye çalıştım” diye anlatıyor.</p>

<p><strong>FULYA TURAN KİMDİR?</strong></p>

<p>Sanat eğitimini Hacettepe Üniversitesi’nde tamamlayan Fulya Turan, Resim Bölümü’nde Sanatta Yeterlik derecesi aldı. Sanatçı, küratör ve eğitmen olarak sanat ekonomisi üzerine araştırmalar yapıyor. 2024’te “21. Yüzyılda Sanatın Dijital Evreninde Orijinallik Sorunu ve Sanat Eseri Statüsü Üzerine bir İnceleme”, 2022’de “Tanınma Mücadelesi ve Sanat” ve “Güç İmgesi Olarak Boğa” başlıklı makaleleri yayınlandı. “Sanat ve Güzellik” kitabında bir bölüm kaleme aldı. “Suit Vollard ve Yıkım” (2018) ve “Yıkıldık Ey Halkım Unutma Bizi” (2015) sergileriyle tanınıyor. “Plastik Cerrahi” kısa filmiyle TPRECD 38. Ulusal Kongresi’nde ödül kazandı. Türkiye, Almanya, İtalya ve ABD’de sergilere katılmış, çeşitli panellerde yer almış ve küratörlük yaptı. Bilkent Üniversitesi’nde yarı zamanlı öğretim üyeliğini sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cemil Cahit Saraçoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-turan-cumhuriyet-kadini-ile-inesi-ve-sharbat-gulayi-anlatti</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 10:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/fdfdfdsgdgfhn-2026-06-02t101231147.jpg" type="image/jpeg" length="16538"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk göz hekimlerinden Ankara'da canlı cerrahi]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/turk-goz-hekimlerinden-ankarada-canli-cerrahi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/turk-goz-hekimlerinden-ankarada-canli-cerrahi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği tarafından düzenlenen ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesi iş birliği ile gerçekleşen 10’uncu Canlı Cerrahi Sempozyumu, 11 – 14 Haziran 2026 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sempozyum kapsamında göz hekimlerinin T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde 4 gün boyunca yapacağı ameliyatlar canlı yayınla diğer göz doktorlarının bulunduğu konferans salonuna aktarılacak.<br />
<br />
Türkiye’deki göz doktorlarını temsil eden tek dernek olan Türk Oftalmoloji Derneği, Türkiye’deki göz hekimlerinin mesleki gelişimlerini sağlamak amacıyla dünya standartları kalitesinde etkinlik ve eğitim organizasyonları düzenlemeyi sürdürüyor. Canlı Cerrahi Sempozyumu, Türk Oftalmoloji Derneği’nin her yıl düzenlediği Ulusal Kongre’den sonra en önemli ve en çok ilgi gören toplantısı haline geldi. Göz doktorlarının bilgi birikimi ve tecrübelerini paylaşmalarına imkan sağlayan sempozyum kapsamında 70 farklı göz ameliyatı yapılacak ve ameliyatlar yüksek çözünürlükte canlı yayınla konferans salonundaki dev ekrana yansıtılarak salondaki hekimlerin izlemesi sağlanacak.</p>

<p><img alt="" height="1783" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-02-at-095901.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2048" /><br />
<br />
<strong>Türk Oftalmoloji Derneği’nden dünya çapında canlı cerrahi organizasyonu</strong><br />
<br />
Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, “Bu yıl 10’uncusunu düzenlediğimiz ve taşıdığı özellikler nedeniyle dünya çapında tek olan TOD Canlı Cerrahi Sempoyumu 11-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek. Farklı dallarda 4 gün süren bir Canlı Cerrahi Sempozyumu göz hastalıkları alanında başka bir ülkede yok. Glokom, Katarakt ve Refraksiyon, Kornea ve Oküler Yüzey, Okülofasyal, Pediyatrik Oftalmoloji ve Şaşılık, Vitreoretinal cerrahi birimlerinin katkılarıyla T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ameliyathanelerinde gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları internet üzerinden JW Marriott Otel ve Kongre Merkezi toplantı salonuna aktarılacak. Bu yıl canlı cerrahi sempozyumu kapsamında ilk kez uygulanacak olan programın 1. gününde, tek bir gün içerisinde üç ayrı birimin eş zamanlı olarak ameliyat gerçekleştireceği akışın katılımcılara farklı cerrahi yaklaşımları karşılaştırmalı olarak izleme ve değerlendirme fırsatı sunacak” dedi.<br />
<br />
<strong>Sempozyumu dünyanın dört bir yanından göz hekimi takip ediyor</strong><br />
<br />
Prof. Dr. Kıvanç Güngör , sempozyuma 4 gün boyunca ülkemizden ve dünyanın dört bir yanından fiziksel ve çevrimiçi olarak 2000’den fazla göz hekiminin takip edeceğini belirterek şöyle devam etti. “Deneyimli ve alanında uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları, katılımcılara farklı tekniklerin ve güncel yaklaşımların doğrudan izlenebileceği nitelikli bir eğitim ortamı sağlayacak. Bu süreçte eş zamanlı olarak oteldeki sempozyum salonunda düzenlenecek tartışma oturumlarında, deneyimli meslektaşlarımızın katkılarıyla olgular kapsamlı şekilde değerlendirilecek; katılımcılar da aktif katılım göstererek soru, yorum ve deneyimlerini paylaşma fırsatı elde edeceklerdir. Bilimsel programın bir diğer önemli bileşeni olarak, endüstri destekli cerrahiler ve uydu sempozyumlarda güncel teknolojiler, yenilikçi uygulamalar ve klinik pratiğe yansıyan gelişmeler ele alınacak; böylece katılımcılara hem teorik hem de uygulamaya dönük bütüncül bir bakış açısı sunulacak.<br />
<br />
<strong>Dünyaya örnek oluyoruz</strong><br />
<br />
Prof. Dr. Kıvanç Güngör hem teknik özellikleri, hem canlı yayın kalitesi, hem de yapılan ameliyatların zorluk ve çeşitlilik derecesi gibi pek çok öne çıkan özellikleriyle dünya standartlarında bir Canlı Cerrahi Sempozyumu düzenlemeyi planladıklarını sözlerine ekleyerek şöyle konuştu: “TOD Canlı Cerrahi Sempozyumu yoğun emek harcayarak düzenlediğimiz bir etkinlik. Canlı cerrahi uygulamaları için hastanelerini tahsis eden T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi idarecilerine, hocalarımıza, meslektaşlarımıza, hemşire, teknisyen ve personeline; TOD birimleri aktif üyesi olarak cerrahi yapan ve katılan tüm göz hekimi meslektaşlarımın her birine teşekkür ediyorum. Baştan sona dünya standartlarında bir sempozyum olması için çalışıyoruz. Etkinliğimiz hem yurtiçinden hem de yurtdışından her yıl büyük ilgi görüyor. Her geçen yıl yurtdışı katılımın arttığı sempozyumumuzda simültane tercümede yer alıyor. Katılımcılar sadece cerrahi seyretmekle kalmayıp alanında uzman hocaların katıldığı tartışmaları da izleyip sorularına yanıt alabiliyorlar."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nursel Dilek Manavbaşı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/turk-goz-hekimlerinden-ankarada-canli-cerrahi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/fdfdfdsgdgfhn-2026-06-02t100747313.jpg" type="image/jpeg" length="12899"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara’da girişimcilik başarısı: Çiçek otomatı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/ankarada-girisimcilik-basarisi-cicek-otamati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/ankarada-girisimcilik-basarisi-cicek-otamati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankaralı çiçekçi Yunus Aybek ve mühendis İsmail Ulusoy, iki yıllık çalışmayla tasarımı ve yazılımı tamamen yerli olan bir çiçek otomatı geliştirdi. Dünyada benzeri sadece Rusya ve Çin'de bulunan ve Türkiye'de bir ilk olarak Ankara'da hayata geçen bu girişim, çiçekleri kesintisiz ve pratik şekilde halka ulaştırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çiçekçi Yunus Aybek’in fikri ve mühendis İsmail Ulusoy, iki yıllık çalışmayla Türkiye’nin ilk çiçek otomatını geliştirerek hizmete sundu. Geliştirilen yerli otomatla, dünyada sadece Çin ve Rusya'da bulunan bir teknolojiyi Türkiye'de ilk kez Ankara'da hayata geçirdi. Haymana'da hayata geçen proje sonrası Forum AVM’de de bir otomat kuruldu. Tasarımı ve yazılımı ile tamamen yerli olan bu cihazlar, sokak esnafına rakip olmak yerine 24 saat kesintisiz çalışan pratik bir alternatif sunuyor.</p>

<p>Dükkan arama veya buket hazırlatma süreçlerini ortadan kaldıran sistem; spontane buluşmalar için anlık çiçek arayanlara, özel günleri unutanlara veya mesai dışı saatlerde acil ihtiyaç duyanlara 7/24 taze çiçek ulaştırmayı hedefliyor. Girişimciler, üretim aşamasındaki 5 yeni cihazı da sahaya indirerek bu teknolojik ağı daha da yaygınlaştırmayı amaçlıyor.</p>

<p><img alt="I M G 20260601 W A0017" height="1067" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/i-m-g-20260601-w-a0017.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p><strong>"ÇİÇEKÇİ PROJEYİ SUNDU, MÜHENDİS HAYATA GEÇİRDİ"</strong></p>

<p>Girişimin ilk adımı, çiçekçi Yunus Aybek'in fikrini mühendis ortağı İsmail Ulusoy'a sunmasıyla atıldı. İki ortak, iki yıllık bir çalışmayla projenin olgunlaşma ve prototip üretim aşamalarını tamamlayarak fikri sahaya taşıdı. Kurucu ortak İsmail Ulusoy projenin başlangıcını şu sözlerle anlattı: "Bu fikir ortağımdan çıktı. Kendisi çiçekçi. Biraz da vizyonlu bir arkadaşımızdır. O çiçekçiydi, ben mühendistim. Projeyi bana sundu, yapar mıyız yapamaz mıyız derken başlamış bulunduk ve bu noktaya kadar getirdik. Fikir ortaya çıkalı iki sene oldu. Sonra tabii bir fikrin bir olgunlaşması gerekiyor, sonra prototip üretilmesi gerekiyor. O prototipi ürettik ve bu noktaya geldik.”</p>

<p><strong>"TÜRKİYE'DE FİKİR İLK DEFA BİZDEN ÇIKTI DİYEBİLİRİZ"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünyada sadece Çin ve Rusya'da benzeri olan bu teknolojiyi Türkiye'de ilk kez Ankara'da hayata geçiren girişimciler, ilk prototipi Haymana'da, yeni cihazı ise Forum AVM'de devreye aldı. İsmail Ulusoy cihazların mevcut konumlarını ve üretim hedeflerini şu sözlerle aktardı: "Bu fikri Türkiye'de ilk biz geliştirdik. Araştırdığımızda bunun Çin'de makinesinin yapılmış olduğunu gördük. Yanlış hatırlamıyorsam Rusya'da da bir ilk örneğini gördük. Ama Türkiye'de fikir ilk defa bizden çıktı diyebiliriz. Şu anda bizim cihazlarımız bir tane Forum AVM'de var, bir tane de Haymana'da var. Haymana'nın biraz farklı bir hikayesi var. İlk cihazımızdı, prototip cihazımızdı. O cihazımızı değerlendirmek için Haymana'da başladık. Yeni cihazlarımızın da ilkini Forum'a koyduk. Elimizde şu anda halihazırda 5 tane cihazımız daha var. Onları da koyacağız. Sonrasında hem üretime hem de bu çiçeklerin satışına devam edeceğiz.”</p>

<p><img alt="I M G 20260601 W A0030-1" height="600" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/i-m-g-20260601-w-a0030-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>"AMAÇ ONLARIN YERİNE GEÇMEK DEĞİL, ALTERNATİF OLMAK"</strong></p>

<p>Sokak esnafına rakip olmadıklarını, aksine 24 saat kesintisiz hizmet veren teknolojik bir alternatif sunduklarını belirten İsmail Ulusoy, projenin vizyonunu ve hedef kitlesini şu sözlerle açıkladı: "Onların yerine geçmek değil ama onlara bir alternatif olmaktı. Onları her zaman her yerde bulamıyorsunuz ama bizi her zaman her yerde bulabileceksiniz şeklinde bir vizyonumuz vardı. Otomatın en büyük özelliği 24 saat satış yapabilmesi. İhtiyacınız olduğu zaman, ihtiyacınız olduğu yerde çiçeğe ulaşabilmenizi sağlamaktı vizyonumuz. Bizim hedef kitlemiz, spontane alımcılar. Yani insanlar mesela bir buluşmaya giderken veya kız arkadaşıyla ya da eşiyle gezerken makineyi görüyor 'Aaa ben bir çiçek alayım' diyor. Birincisi bu. İkincisi ise geç kalanlar ya da özel günleri unutanlar. Üçüncüsü de mesai saatleri dışında çiçek almayı tercih edenler. Bizim hedef kitlemiz bunlar.”</p>

<p><strong>"USTANIN YAPACAĞI ŞEYLE ROBOTUN YAPACAĞI ŞEY ARASINDA SANATSAL FARK VAR"</strong></p>

<p>Otomatlardaki çiçeklerin yapay bir robot tarafından mı üretildiği sorusuna net bir yanıt veren İsmail Ulusoy, buketlerin tamamen el emeğiyle hazırlandığını belirtti. Ankara’nın en iyi ustalarıyla çalıştıklarını ifade eden Ulusoy, neden robotik bir sistem yerine ustalık işini tercih ettiklerini şu sözlerle anlattı: "Çiçekler burada yapılıyor. Bir de çiçek buketinin bir özelliği var. Buket bir ustalık işi ve her ustanın eli farklı, sanat anlayışı farklı. Biz Ankara'nın en iyi ustalarıyla çalışıyoruz. Ve her birinin kendi emeğini aslında otomatlarda sunuyoruz. Bir robotun yapacağı şeyle bir ustanın yapacağı şey arasında sanatsal bir fark oluyor. O yüzden her zaman usta üzerinden gideceğiz, robot üzerinden değil.”</p>

<p><img alt="I M G 20260601 W A0028-1" height="600" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/i-m-g-20260601-w-a0028-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p><strong>"GÜNLÜK OLARAK SÜREKLİ BİZ BUNLARI YÜKLÜYORUZ"</strong></p>

<p>Otomatlardaki ürünlerin tazeliğini korumak için her gün düzenli yükleme yaptıklarını ve sistemi anlık olarak takip ettiklerini belirten İsmail Ulusoy, kategorileri ve lojistik süreci şu sözlerle anlattı: "Şu an 'Premium' ve 'Standart' olarak iki kategorimiz var. Günlük olarak sürekli bunları yüklüyoruz. Yazılım üzerinden kaç tane satıldığını, ne kadar kaldığını anlık olarak görebiliyoruz. Ona göre araçlarımız çıkıyor, günlük olarak dolumlarını gerçekleştiriyor. Şu an için günde bir defa dolum yapıyoruz ama lokasyona göre, talebe göre günde ikiye, üçe de çıkabilir bu.”</p>

<p><strong>"İÇERİDE ÖZEL BİR İKLİMLENDİRME SİSTEMİ VAR"</strong></p>

<p>Çiçeklerin solma riskine karşı geliştirdikleri teknolojik çözümü anlatan İsmail Ulusoy, cihazın içindeki nem ve sıcaklık dengesine dikkat çekti. Bu koruma sisteminin iki yıllık bir Ar-Ge çalışmasının ürünü olduğunu belirten Ulusoy, detayları şu sözlerle aktardı: "Çiçeklerin solma ihtimali yok. Cihazların içerisinde özel bir iklimlendirme sistemi var. Bu sistem tamamen bizim tarafımızdan Ar-Ge'si yapılmış bir sistem. Yaklaşık iki sene sürdü zaten bu nem dengesini, sıcaklık dengesini ayarlayabilmek. Çiçeklerin yaşayabileceği en optimum nem oranını ve sıcaklık oranını cihazın içinde sürekli sabit tutuyoruz. Bu yüzden çiçeğin solma gibi bir durumu söz konusu olmuyor. Dışarıdaki bir çiçekçide duran çiçekten çok daha uzun süre taze kalabiliyor.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Melahat TAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/ankarada-girisimcilik-basarisi-cicek-otamati</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/haber-ana-2026-06-01t180122477.png" type="image/jpeg" length="13920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanatçı Coşkun: Gölgeler konuşursa, hakikat şüphenin katmaları altında kaybolur]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-coskun-golgeler-konusursa-hakikat-suphenin-katmalari-altinda-kaybolur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-coskun-golgeler-konusursa-hakikat-suphenin-katmalari-altinda-kaybolur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanatçı Yasemin Coşkun “On metrelik Amerikan bezine, kömürle yazılmış mesnetsiz cümleler; bağlama teliyle delinmiş, sessizlik gibi katlanmış. Goya’nın Hayaletleri’nden ilhamla, günümüzün karanlığına sızıyor. Gölgeler konuşur; hakikat, şüphenin katmanları altında kaybolur” diyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Kalesi’nde sanatseverlerin uğrak yeri Emin Antik Sanat Merkezi’nde İspanyol Engizisyon Mahkemesi’nin <strong>‘duymuştum’,</strong> <strong>‘tahminime göre’</strong> şeklindeki iftiralarla eziyet çeken Ines’in yaşadıkları, Sanatçı Kadınlar Derneği üyesi 13 sanatçının “Goya’nın Hayaletleri” adlı eseri ile günümüze taşınıyor. Sergi Haziran ayı ortalarına kadar Ankaralı sanatseverler tarafından izlenebilecek.</p>

<p>Sanatçı Kadınlar Derneği Başkanı Yasemin Coşkun 2008’de kurulan derneğin aynı zamanda kurucu başkanlığını yapıyor. Daha önceleri de resim, heykel, seramik, fotoğraf gibi sergiler açan Coşkun, dernek olarak kadın sanatçıları ön plana çıkaracak çalışmalara da başladıklarını söylüyor.</p>

<p>Goya’nın Hayaletleri filminde Goya’nın modeli ile engizisyona “domuz eti yememiş”, domuz eti yemediğini söylediler”, “duyduğumuza göre domuz etini reddetmiş” cümlelerle engizisyonu sevk edildiğini ve orada yıllarda korkunç işkenceler gördüğünü anlatan sanatçı Coşkun, “Masumiyetinin zedelenmesi, yok oluşunu izledik. Rahip Lorenzo, din ile iktidarı temsil eden o kadını elde edebilmek için böyle bir hileye yönelmiş. Ben o filmi izledikten sonra değişen hiçbir şey yok. Dünyada iktidarın dinin güçlünün güçsüze karşı her zaman bir baskısı, korkutuculuğu, içlerindeki karanlığı kitlenin üzerine dökmek, hep bunların mevcut olduğunu düşünerek, bu projeyi yaptık” sözleriyle anlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1134" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-10-at-103833-5.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2016" /></p>

<p><strong>GÜNÜMÜZDE DE AYNI İFADELER VAR</strong></p>

<p>“Bu iş, modern bir Engizisyonun hayaletinin soluğudur. On metrelik Amerikan bezine, kömürle yazılmış mesnetsiz cümleler; bağlama teliyle delinmiş, sessizlik gibi katlanmış. Goya’nın Hayaletleri’nden ilhamla, günümüzün karanlığına sızıyor. Gölgeler konuşur; hakikat, şüphenin katmanları altında kaybolur” diyen sanatçı Coşkun, bu projenin içerisine herkesin kendi bireysel çalışmasını kattığını dile getiriyor. Coşkun, “Bu işte de İnes’ten yola çıktık ve İnes hakkında Engizisyon Mahkemesi’nde dile getirilen, bugünlerde de televizyonda da izlediğim tüm gizli tanıkların ‘görmedim’, ‘duymadım’, ‘duyduğumuza göre’, ‘tahmin ediyorum’, ‘herhalde onlar birlikteydiler’ şeklide cümlelerini 10 metre Amerikan bezi üzerine kömür kalemle, el yazısı ile yazdım ve adını “Domuz eti yememiş” olarak koydum” sözleriyle anlattı.</p>

<p><strong>ADALET YOKSA, METAL SOĞUKLUĞU OLUR</strong></p>

<p>Sanatçı Yasemin Coşkun sergilediği bir başka çalışmasında da metal saç üzerine tarot kartını ‘adalet’ kavramı olarak kullanmış. Sanatçı Coşkun, “Buradaki tarot kartı ‘Adalet kartı.’ Adaleti sağlayamazsanız, metalin soğukluğunu her zaman hissedersiniz. Eğer adalet yoksa, kule yıkılır. Kulenin yıkılmaması için adaletin olması lazım” mesajını verdiğini dile getiriyor.</p>

<p><img alt="" height="1134" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-10-at-103837-4.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2016" /></p>

<p><strong>YASEMİN COŞKUN KİMDİR?</strong></p>

<p>Gaziantep‘te doğdu. HÜ Sosyal Hizmetler Bölümü’nden 1980 yılında mezun oldu. Kum Sanat Merkezi ve Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Seramik Eğitimi Bölümü’nde, resim, heykel ve seramik eğitimi aldı (1996-2007). Yurt içinde ve dışında birçok yarışmalı karma sergiye ek olarak Şefik Bursalı Sergilerine, 71. Devlet Sergisine, 7. Taşkent Bienali’ne, çağdaş sanat fuarlarına katıldı. 4 kişisel sergi açtı. Tanıklar, Kentleşememe, Fukuşima’ya Ağıt, Açmayan Bahar, Dört Duvar, İki Uzak Sandalye, Kuşlar da Ölür, Mutant, Karede Olmak ve Goya’nın Hayaletleri gibi projeleri oluşturdu. Resim dalında Ankara Barosu’ndan ödül ve Sanat Kurumu’ndan 2018 Yılı Övgüye Değer Sanatçısı ödülü aldı. BRHD, UPSD, Sanat Kurumu üyesi ve SKD kurucu başkanıdır. Sanatçı Ankara’da atölyesinde çalışmalarını sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cemil Cahit Saraçoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-coskun-golgeler-konusursa-hakikat-suphenin-katmalari-altinda-kaybolur</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/fdfdfdsgdgfhn-2026-05-31t133428017.jpg" type="image/jpeg" length="75807"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara Keçisi Kale'de broş oldu ve tescillendi]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/ankara-kecisi-kalede-bros-oldu-ve-tescillendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/ankara-kecisi-kalede-bros-oldu-ve-tescillendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara keçisini gümüş broşa işleyerek tamamen el işçiliği ile tescil alan tasarımcı Nuray Yıldız, “Ankara'ya ait bir marka oluşturmak istedim” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Kalesi’ndeki atölyesinde zanaatını sürdüren kuyumculuk teknolojisi mezunu ve takı tasarımcısı Nuray Yıldız, kentin simgelerinden Ankara Tiftik Keçisini el emeğiyle broşa dönüştürdü. Lazer kesim yerine tamamen geleneksel el işçiliğiyle üretilen bu özel tasarım, tescillenerek koruma altına alındı.</p>

<p>Ankara Kalesi’ndeki atölyesinde çalışan Nuray Yıldız, metalleri eritip tel ve levha haline getirerek sıfırdan, ham maddeden takı üretiyor. Fabrikasyon ve hazır malzeme kullanmadan geleneksel ocak teknikleriyle çalışan Yıldız, kentin kültürel figürlerini takıya dönüştürüyor. Yıldız'ın bu yöntemle sıfırdan ürettiği Ankara Keçisi broşu da tescillenerek koruma altına alındı.</p>

<p><img alt="" height="1500" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/i-m-g-20260531-w-a0009.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p>

<p><strong>KURSLA BAŞLAYAN ZANAAT YOLCULUĞU</strong></p>

<p>Ev kadınıyken katıldığı kursla zanaata adım atan Nuray Yıldız, Pilavoğlu Han'da sermayesiz açtığı atölyesinin ardından 49 yaşında işin okulundan mezun oldu. Yıldız, mesleğe başlama sürecini şöyle anlattı:</p>

<p>"İki erkek çocuğu annesiyim. Olgunlaşma Enstitüsü Kuyumculuk Teknolojisi mezunuyum iki yıllık. 10 yıldır da bu işi yapıyorum. Kurs açıldığını duydum. Dezavantajlı kadınlara bir Avrupa Birliği projesi. 4,5 ay orada çok güzel eğitim aldık, sağlam hocalardan. Orayı bitirdikten sonra, bu Pilavoğlu Han'da ilk bir arkadaşımız açtı. Ona gelip giderken dedim burada ben de olmalıyım, çok güzel bir yer burası. Ve bir şekilde vesile oldu, burada küçük bir atölye açtım.”</p>

<p><img alt="" height="1500" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/i-m-g-20260531-w-a0002.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p>

<p><strong>"BİZİM YAPTIĞIMIZ İŞE SADEKÂRLIK DENİYOR" </strong></p>

<p>Atölyesindeki eğitimin ardından ustalık seviyesine ulaşan Nuray Yıldız, şu anda Ankara Valiliği bünyesinde gümüş hocalığı yapıyor. Metali ham haliyle alıp el işçiliğiyle mücevhere dönüştüren Yıldız, yaptığı işi ve eğitimcilik sürecini şöyle anlattı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Şu anda ustayım, usta öğreticiyim ve Valiliğin, yine Kale'de olan İz Ankara Tasarım Merkezi'nde gümüş hocalığı yapıyorum. Hafta sonları ve öğleden sonraları da atölyemde üretime devam ediyorum. Burada bizim yaptığımız işe sadekârlık deniyor. Metali ham haliyle alıp tamamen el işçiliğiyle takıya ya da mücevhere dönüştüren kişiye deniyor. Benim yaptığım iş o aslında. Ama tabii o kadar usta olabilmek için bir 10 yıl yeterli değil. Çıraklıktan yetişmek ve çok uzun zaman bu işin üzerinde çalışmak lazım.”</p>

<p><img alt="" height="1500" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/i-m-g-20260531-w-a0007.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p>

<p><strong>"GENÇLERDEN 'ÇIRAK OLARAK YETİŞEYİM' DİYEN YOK"</strong></p>

<p>Ankara Kalesi'nde zanaatı sürdüren yaklaşık 10 ustanın bulunduğunu ifade eden Nuray Yıldız, yeni neslin el işçiliğine ve çıraklığa ilgi göstermemesinden üzüntü duyduğunu belirtti. Teknolojik gelişmeler nedeniyle gençlerin kolaya kaçtığını ve geleneksel üretimi tercih etmediğini dile getiren Yıldız, usta-çırak ilişkisindeki eksikliği şu sözlerle aktardı:</p>

<p>"Kalede bu işi yapan ustalar da var. Bazen kuyumculuk okuyan öğrenciler de geliyor, çok hevesleri var. Ben onlara da diyorum, 'Benim atölyem size her zaman açık.' Çünkü atölye kurmak maliyet. Kimse gidip de 'İşte ben çırak olarak yetişeyim' diyen yok maalesef. Talep yok. Son temsilciler de biz değiliz, benim ustalarım. Öğretecek kimse yok. Bu ustaları aslında çok iyi kullanmak lazım. Üniversitelerde hoca olarak değerlendirilebilir.”</p>

<p><strong>"YAPAY ZEKA VE LAZER BİZİM AJUR KESİMİMİZİ YAPAMAZ"</strong></p>

<p>Geleneksel el işçiliğinin teknoloji karşısındaki gücünü vurgulayan Nuray Yıldız, seri üretim ve dijital tasarımlara karşı tamamen el emeği olan "ajur kesim" tekniğini koruyor. Kendi tescilli markası "YNY" ile Ankara’nın kültürel mirasına sahip çıkan Yıldız, coğrafi işaretli Ankara Tiftik Keçisi figürünü gümüşe işleyerek ürettiği özel broş çalışmasını şu sözlerle anlattı:</p>

<p>"Şimdi yapay zeka çıktı, üç boyutlu tasarımlar çıktı, lazer kesimler çıktı. Ama yapay zeka ya da lazer, bizim o kıl testereyle yaptığımız ajur kesimimizin verdiği o el emeği ruhunu, o canlılığı yakalayamaz. Fabrikasyon ürünün bir ruhu yoktur ama el işçiliğinde ustanın enerjisi, her kesikteki emeği vardır. Ben bu emeği korumak için kendi markam olan 'YNY'yi kurdum. Hatta Ankara’mızın çok önemli bir değeri olan Ankara Tiftik Keçisi figürünü gümüş üzerine tamamen el işçiliğiyle işledim ve bu özel tasarım broşun tescilini aldım. Bizim asıl amacımız, bu dijitalleşme çağında el emeğinin, göz nurunun bitmeyeceğini göstermek ve Ankara'nın kaybolmaya yüz tutmuş kültürel değerlerini zanaatımızla yaşatmaya devam etmek.”</p>

<p><strong>"ANKARA'YA AİT BİR MARKA OLUŞTURMAK İSTEDİM"</strong></p>

<p>Geleneksel el sanatlarını yaşatırken Ankara’nın kültürel mirasına da sahip çıkan Nuray Yıldız, kendi tescilli markasını kurarak kentin simgelerini gümüşe işliyor. Yıldız, patentini aldığı tescilli tasarımını ve gelecek hedeflerini şu sözlerle aktardı:</p>

<p>"Kendi adıma patent aldım, YNY markası olaraktan. Ankara'ya ait bir marka oluşturmak istedim. Ve Ankara'nın Tiftik Keçisinin gümüş broşunu yaptım, tescilledim onu. Ankara'da gümüş yapılıyor evet, ama her yerde yapılan şeyler yapılıyor. Ben Ankara'ya ait bir şey olsun istedim. Tiftik keçisini çalıştım, onun da patentini aldım gümüş broş olarak. Şu an hedefim, İz Ankara'da bu işi devam ettirmek, çocuklara bir şeyler öğretebilmek. Ankara Kalesi'nde bu kültürün, bu zanaatın bitmesini istemiyorum. Elimizden geldiğince, gücümüz yettiğince bu işi devam ettireceğiz.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Melahat TAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/ankara-kecisi-kalede-bros-oldu-ve-tescillendi</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/fdfdfdsgdgfhn-2026-05-31t151942432.jpg" type="image/jpeg" length="27874"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanatçı Sipahioğlu: Tarihte her zaman acımasızca yargılamalar yaşandığını görüyoruz]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-sipahioglu-tarihte-her-zaman-acimasizca-yargilamalar-yasandigini-goruyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-sipahioglu-tarihte-her-zaman-acimasizca-yargilamalar-yasandigini-goruyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Tarihin hangi dönemine bakarsak bakalım; güç ve iktidar savaşları, acımasızca yargılamalar, yozlaşmalar, kaoslar yaşandığını görürüz” diyen sanatçı Nilgün Sipahioğlu Dalay, “Biz kendimizi düzeltemedikçe, bu kaos ortamından hiçbir zaman insanlığın kurtulamayacağını düşünüyorum” diyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Kalesi’nde sanatseverlerin uğrak yeri Emin Antik Sanat Merkezi’nde Sanatçı Kadınlar Derneği üyesi 13 sanatçı “Goya’nın Hayaletleri” filminde yaşanılan dramı günümüze kendi bakış açılarıyla taşıyor. Sergi Haziran ayı ortalarına kadar Ankaralı sanatseverler tarafından izlenebilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nilgün Sipahioğlu Dalay da <a href="http://www.baskentgazete.com.xn--trye-w96a/" rel="nofollow" target="_blank">www.baskentgazete.com.tr’ye</a> “Goya’nın Hayaletleri” filminden etkilenerek tuvale yansıttığı çalışmasında “Goya’nın Hayaletleri filminden yola çıkarak o dönemin kaosu ile birlikte bu dönem günümüzde yaşadığımız kaoslara bir gönderme yapmaktı aslında amacımız” diyor.</p>

<p></p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 05 10 At 10.38.32" height="3972" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-10-at-103832.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2234" /></p>

<p>Oradaki kaos anını anlatmaya çalışırken, 15. Yüzyılda yaşamış Daniel Hopfer’ın (1471-1536) “Ornament with Acanthus” gravür çalışmasını yorumlamak istediğini söyleyen sanatçı Sipahioğlu Dalay, “Tarihin hangi dönemine bakarsak bakalım; güç ve iktidar savaşları, acımasızca yargılamalar, yozlaşmalar…yaşandığını görürüz” sözleriyle anlatıyor.</p>

<p>Kaosu anlatırken, yine 19. Yüzyıl Fransız heykeltıraş Auguste Rodin’in ‘Cehennem Kapısı’nı da koyduğunu da dile getiren sanatçı, “Bu kaos ortamlarında ‘cehennem’ hayattayken yaşanmakta. Çünkü aslında gölge yanlarımız biz kendimizi düzeltemedikçe, bu kaos ortamından hiçbir zaman insanlığın kurtulamayacağını, yani, daha iyiye gitmediğimiz sürece, güzellikleri görmediğimiz sürece, güzel günleri göremeyeceğimizi anlatmaya çalıştım. Gölge yanlarımızı dönüştürüp, nefsimizi terbiye etmediğimiz sürece de insanlığın bu döngüden çıkamayacağını düşünüyorum” diyor.</p>

<p><strong>NİLGÜN SİPAHİOĞLU DALAY KİMDİR?</strong></p>

<p>Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım Mimarlık Fakültesi Resim Bölümü’nden 1990’da mezun oldu. İlk kişisel sergisini 2006’da Ankara Çengelhan Rahmi Koç Müzesi’nde, ikinci kişisel sergisini 2019’da Bahariye Sanat Galerisi’nde (İstanbul), üçüncü kişisel sergisini Galeri Sanatyapım’da (Ankara) 2021 de açtı. Yurtiçi ve yurtdışı birçok fuara ve karma sergiye katıldı. Sanatçı çalışmalarını halen Ankara’daki özel atölyesinde sürdürmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cemil Cahit SARAÇOĞLU</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-sipahioglu-tarihte-her-zaman-acimasizca-yargilamalar-yasandigini-goruyoruz</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/haberr.jpg" type="image/jpeg" length="32401"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çizgileriyle zamanı ve dönüşümü sorguluyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/cizgileriyle-zamani-ve-donusumu-sorguluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/cizgileriyle-zamani-ve-donusumu-sorguluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskiiz International Art Platform çatısı altında genç sanatçılara yönelik yeni bir sanat ödülü ve yarışma programı hazırlayan  Sanatçı Serdar Yörük, çalışmalarını, gelecek projelerini Başkent okurları için anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışmalarında çoğunlukla hafıza, kent kültürü, insan ilişkileri, zaman ve dönüşüm kavramlarını öne çıkaran Sanatçı Serdar Yörük, “Yaşadığımız şehirlerin taşıdığı geçmiş, insanların bıraktığı izler ve kültürel katmanlar beni besleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Aynı zamanda geleneksel ile çağdaş olan arasındaki ilişkiyi önemsiyorum. Yerel kültürün evrensel bir dil içinde yeniden yorumlanması ilgimi çekiyor. Üretimlerimde bazen soyut, bazen figüratif yaklaşımlar kullanıyorum ancak temel mesele her zaman bir duygu ve düşünce aktarımı yaratmak oluyor.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Çizgileriyle Zamanı Ve Dönüşümü Sorguluyor 3" height="667" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/cizgileriyle-zamani-ve-donusumu-sorguluyor-3.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="500" /></p>

<p>Geleneksel sanatların çalışmalarında önemli bir referans noktası olduğunu vurgulayan Sanatçı Serdar Yörük, sanatla olan hikayesini ve yakın zamanda gerçekleştirmeyi düşündüğü projeleri konuştuk.</p>

<p>Devamı için <a href="https://www.baskentgazete.com.tr/egazete/baskent-gazetei"><strong>tıklayınız.</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BAŞKENT GAZETESİ- MAKBULE AKGÜL</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/cizgileriyle-zamani-ve-donusumu-sorguluyor</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 23:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/cizgileriyle-zamani-ve-donusumu-sorguluyor-1.jpg" type="image/jpeg" length="38178"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara'nın tek ipek halıcısı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/ankaranin-tek-ipek-halicisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/ankaranin-tek-ipek-halicisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[50 yıldır ipek dokuyan ve geçmişte saraylara devasa halılar üreten Tülay Karanlık, şimdilerde Ankara Kalesi'nin tek ipek halı ustası olarak mesleğini sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kaledeki atölyesinde eserleri tek başına üreten usta öğretici Karanlık, bu tarihi mirası gelecek nesillere aktarabilmek için yetkililerden kurumsal destek bekliyor<br />
<br />
Ankara Kalesi'ndeki tezgahının başında üretimini sürdüren usta öğretici Tülay Karanlık, klasik ipek halı motiflerini kendi tasarımlarıyla harmanlayarak eskiyle yeninin yeni bir sentezini oluşturuyor. Ünlü ressamların tablolarını ya da kendisine verilen herhangi bir resmi sıfırdan çizip ipek halıya dönüştürebilen Karanlık, zanaatının sınırlarını zorluyor.</p>

<p><br />
<strong>“MODELİ ANNEM BELİRLİYORDU, ARALARI BEN DOLDURUYORDUM”</strong><br />
<br />
Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde doğan Tülay Karanlık, ipek halı dokuma zanaatına başlama hikayesini şu şekilde aktardı:<br />
"Köyde ben bu halı işini annemden öğrendim. Takriben 5-6 yaşında başladım. Annem öğretti; tabii modeli o belirliyordu, araları ben dolduruyordum. Daha sonra modelli yapmayı öğrendim. Daha sonra halının makas alma dediğimiz, kırpımını kesme işi vardı, onu öğrendim. Sonra kardeşime öğrettim. O öbür kardeşim, öbür kardeşime öğretti. Sonra arkadaşlarımla beraber her yıl, çok büyük halılar üretiyorduk.”<br />
<br />
<strong>"60 METREKARE HALI NORMAL EVE SIĞMADIĞI İÇİN 3 KATLI HALI EVLERİ YAPILDI”</strong><br />
<br />
Köyde üretilen 60 metrekarelik devasa ipek halılar normal evlere sığmayınca, köy genelinde özel işletme niteliğinde yüksek tavanlı "halı evleri" kuruldu. Tülay Karanlık, bu büyük üretim tesisleri sayesinde henüz 1984 yılında halı dokuyarak sigorta girişinin yapıldığını belirterek şunları ekledi:<br />
<br />
"Benim sigorta girişim halıdan ,çok büyük halılarımız vardı. Halı normal evlere sığmadığı için, 60 metrekare halının sığması mümkün değil, köye halı evi diye bir evler yapıldı. Halı normal evlerin üç katı yüksekliğinde. Öyle olunca orası bir işletme haline geldi. İşletme olunca da sigortacılar gelerek köyde bizi sigorta ettiler. Orada, 60 metrekarelik ipek halılar ürettik saraylara. Çok büyük halılar yaptık.”<br />
<br />
<strong>"ŞEHİRDE İPEK HALI ÜRETMEK KOLAY DEĞİL, ŞARTLAR MÜSAADE ETMİYOR”</strong><br />
<br />
Köydeki 25 yıllık üretimin ardından şehre taşınan Tülay Karanlık, karşılaştığı zorluklara rağmen zanaatını bırakmadı. Emekli olduktan sonra bu kültürel mirası aktarmak amacıyla harekete geçen Karanlık, bir yıl önce Ankara Kalesi'nde çalışmaya başladığını belirterek şunları söyledi:<br />
<br />
"25 yıl üretim yaptıktan sonra, şehre taşındım. Öyle olunca, şehirde ipek halı üretmek çok da kolay değil. Şartlar müsaade etmiyor. Ama hep üretmek ve öğretmek istiyordum. Çünkü bu kültürel bir miras. Çok değerli bir şey. Emekli olduktan sonra, dedim ki 'Bunu hem yapacağım hem de öğreteceğim, aktaracağım' diyerek yola çıktım. Bir yıldan beri bu işi kalede yapıyorum.Kale'de yeniyim ama Kale'de çok güzel sanatlar üretiliyor.”<br />
<br />
<strong>"ANKARA'DA HİÇ İPEK HALI ÜRETEN YER YOK, SADECE BEN VARIM”</strong><br />
<br />
Ankara Kalesi'nin tek ipek halı ustası olan Tülay Karanlık, klasik motifleri kendi tasarımlarıyla harmanlayarak ünlü tabloları ipliğe dokuduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:<br />
<br />
"Ankara'da hiç ipek halı üreten bir yer yok. Hiç kimse yok şu anda. Sadece ben varım ipek halıda. İpek halı tabii; atkısı, çözgüsü, ipi, her şeyi ipek ve benim ürettiğim halıların 1 santiminde 100 tane düğüm var. Klasik desenler var, onlardan üretiyorum. Yeni de kendime göre farklı desenler üretiyorum. Eskiyle yeniyi harmanlayarak yeni bir sentez oluşturmaya çalışıyorum. Bir resmi veriyorsunuz mesela, biz onun desenini çizip onu halı haline getirebiliyoruz. Ünlü ressamların tablolarını ipek halıya geçirebiliyoruz. Bu halılar, 300 ila 500 yıl arasında yaşayabiliyorlar. Eğer ıslatmazsanız, neme maruz kalmadığı sürece çok uzun yaşıyor.”<br />
<br />
<strong>“TEK DERDİM BU MİRASI YAŞATABİLMEK"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüksek ipek maliyetlerini tamamen kendi imkanlarıyla karşılayan Tülay Karanlık, Gelecekte Ankara motiflerini de işlemeyi hedefleyen usta sanatçı, bu kültürel mirasın yok olmaması için kurumsal destek bekliyor.Emeğini, maliyetleri ve kurumsal destek çağrısını Karanlık, şu sözlerle özetledi:<br />
<br />
" Önümüzdeki dönemde Ankara ile ilgili desenleri yeni halılara eklemeyi düşünüyorum. Bu tezgahtakinin tamamı bir yıl oldu, bir yılı geçti,daha bitmedi. Satılması da gerekiyor çünkü ipek çok pahalı. Maliyeti çok yüksek, öyle olunca en azından masrafını çıkarması açısından... Çünkü bütün maliyeti şu anda ben karşılıyorum. Şahıs olarak hiçbir yere varamıyorsunuz; öğrencilerim var ama sınırlı. Kurumsal bir kimlikle daha çok insana ulaşıp aktarmak en büyük hedeflerimden. Benim tek derdim bunu aktarabilmek ve yaşatabilmek.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Melahat TAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/ankaranin-tek-ipek-halicisi</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/1779773835993-2.png" type="image/jpeg" length="36933"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sanatçı İnceayan’dan hapishane, mahkumlar ve ailelerinin dramı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-inceayandan-hapishane-mahkumlar-ve-ailelerinin-drami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-inceayandan-hapishane-mahkumlar-ve-ailelerinin-drami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sanatçı Asuman İnceayan, soyut yönlü çalışmalarında hapiste kalan mahkumların acılarının yanı sıra, dışarıdaki ailelerinin acılarını katmanlaştırarak çalışmalarına yansıtıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sanatçı Kadınlar Derneği üyesi 13 sanatçı Ankara Kalesi’nde sanatseverlerin uğrak yeri Emin Antik Sanat Merkezi’nde “Goya’nın Hayaletleri” adlı filmde Ines’in yaşadığı dramı günümüze kendi bakış açılarıyla taşıyor. Sergi Haziran ayı ortalarına kadar Ankaralı sanatseverler tarafından izlenebilecek.</p>

<p><strong>İKİ ŞİŞ İLE HAPİSHANEYİ ANLATIYOR</strong></p>

<p>Sergide yer alan sanatçılardan Asuman İnceayan da “Goya’nın Hayaletleri’ndeki hapishanede olanları tuvaline taşıyor. <a href="http://www.baskentgazete.com.xn--trye-w96a/" rel="nofollow" target="_blank">www.baskentgazete.com.tr’ye</a> eserlerini anlatan sanatçı İnceayan, çalışmasında zulmü, hapiste kalan mahkumları anlattığını söylüyor.</p>

<p>İki şişte hapishaneyi ve içerisindeki mahkumları da tasvir etmeye çalıştığını anlatan İnceayan, “İkinci eserimde ise mahkumların yakınlarının çektiği açıları yansıttım” sözleriyle anlatıyor. Çalışmalarında soyut yönlü olduğunu kaydeden sanatçı İnceayan, “Soyut olduğu için de ben çok katmanlı çalışıyorum. Katmanlı çalışınca belki de acıları birazcık katman katman yansıtmaktan istedim” diyor.</p>

<p><strong>GOYA’NIN HAYALETLERİ FİLMİNİN KONUSU</strong></p>

<p>Goya’nın Hayaletleri 18. yüzyılda sanat, inanç, iktidar arasındaki haksızlıkları anlatıyor. Aradan yüzyıllar geçse de benzer trajediler, baskılar, keyfi tutuklamalar devam ediyor, hala bir yerlerde insanlar suçsuz yere yargılanıyor, susturuluyor, yok sayılıyor, bağırözeanların sesi duyulmuyor. Adaletin sessizliğe büründüğü her yerde sanat konuşur. Goya’nın Hayaletleri bugün buraya görmezden gelinenleri göstermeye, sessiz çığlıkları duyurmaya geldiler…</p>

<p><strong>ASUMAN İNCEAYAN</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul’da doğdu. 1996’da Orhan Çetinkaya atölyesinde sanat hayatına başladı. 2003 yılında Kum Sanat Okulu’nda sanatçı Cezmi Orhan, Doç. Dr. Ali Asgar Çakmakçı, Prof. Zafer Gençaydın, Prof. Dr. Cebrail Ötgün atölyelerinde resim ve heykel eğitimlerine devam etti. 2019’da Kum Sanat Okulu’nda ilk kişisel sergisini (Gri Duvar Desen Sergisi) açtı. Sanatçı Kadınlar Derneği (SKD) kurucu üyesi ve yazmanı, Sanat Kurumu Derneği üyesidir. TBMM, Vakıfbank, Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi koleksiyonlarında eserleri bulunmaktadır. Yurt içinde ve dışında birçok karma sergiye katıldı. Sanatçı Ankara’da kendi atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cemil Cahit Saraçoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/sanatci-inceayandan-hapishane-mahkumlar-ve-ailelerinin-drami</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/fdfdfdsgdgfhn-2026-05-25t104148207.jpg" type="image/jpeg" length="19488"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Berberlerde bayram yoğunluğu yaşanıyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/berberlerde-bayram-yogunlugu-yasaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/berberlerde-bayram-yogunlugu-yasaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı arefesinde bayrama bakımlı girmek isteyen vatandaşlar tıraş için berberlerin yolunu tutuyor. Gün boyu süren yoğunluk nedeniyle işletmeler artan talebe yetişebilmek için mesai saatlerini uzatıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<section dir="auto">Bayram öncesi saç ve sakal tıraşını son güne bırakan vatandaşlar, sabahın erken saatlerinden itibaren berberlerin yolunu tuttu. Kent genelindeki işletmelerde gün boyu süren hareketlilik, özellikle akşam saatlerinde yoğunluğa dönüştü. Artan talep nedeniyle mesai saatlerini uzatan berberler, gece geç saatlere kadar hizmet vermeye devam etti.</section>

<section dir="auto">
<p>Arife günü öncesinde doluluk oranlarının zirveye ulaştığını belirten işletmeciler, birçok dükkânda randevusuz müşteri kabul edilemediğini ifade etti.</p>

<h3><img alt="" height="533" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/m-a-y-2415.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></h3>

<h3><strong>“EK MESAİ YOĞUNLUĞU AZALTMADI”</strong></h3>

<p>Ankara Berberler Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Sezayi Kara, vatandaşların mağduriyet yaşamaması için erkek berberlerinin pazar günü de hizmet vereceğini açıklamıştı.</p>

<p>Uzun yıllardır berberlik yapan Poyraz Büyük, cuma gününden itibaren müşteri yoğunluğunun yaşandığını ifade etti. Büyük, “Pazar günü de ek mesai yaptık ancak bu da bayram yoğunluğunu azaltmadı. Arefe gününde de sabahın erken saatlerinde mesaiye başladık. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar da çalışmaya devam edeceğiz. Vatandaşı mağdur etmemek ve en iyi hizmeti sunabilmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</section>
</section>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Muhammed Ali Yahşi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/berberlerde-bayram-yogunlugu-yasaniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 08:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/may-2442-kopya.jpg" type="image/jpeg" length="65802"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AŞTİ ve YHT Garı’nda bayram yoğunluğu]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/asti-ve-yht-garinda-bayram-yogunlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/asti-ve-yht-garinda-bayram-yogunlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı tatili için yola çıkan vatandaşlar, AŞTİ ve Ankara YHT Garı’nda yoğunluk oluşturdu; artan talep nedeniyle ek seferler devreye alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AŞTİ’deki firma yetkilileri, bayram trafiğinin günler öncesinde başladığını belirtti.</p>

<p>AŞTİ’de görevli firma yetkilileri, bu yıl bayram yoğunluğunun günler öncesinden başladığını belirtti. Özellikle üniversite öğrencilerinin 19 Mayıs tatilini fırsat bilerek erken yola çıktığını ifade eden yetkililer, son günlerde ise çalışan kesimin tatil ve memleket yolculuğu için hareketliliği artırdığını söyledi.</p>

<p><img alt="" height="1500" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-25-at-160221.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p>

<p><strong>BAYRAM YOĞUNLUĞU İÇİN EK SEFERLER DÜZENLENDİ </strong></p>

<p>AŞTİ’deki bayram hareketliliğini ve seferlerin durumunu değerlendiren firma yetkilisi, yoğunluğun 19 Mayıs tatiliyle birleşerek günlere yayıldığını belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>"19 Mayıs tatili olduğu için aradaki o günler yayıldı, çok aşırı bir yoğunluk yaşanmadı. Üniversite öğrencileri de 19 Mayıs tatilinden sonra derslere girmeyip erkenden memleketlerine gitti. Yoğunluk daha çok cuma ve cumartesi günleri oldu. İstanbul, İzmir, Ankara, Kayseri, Çorum, Bursa, Eskişehir gibi yerlere dönüş imkanı olduğu için rahatça ek sefer koyabiliyoruz. Ancak Van, Hakkari gibi uzak yerlere, araba arife günü oradan boş döneceği için tek yönlü olarak ek sefer açamıyoruz, kurtarmıyor.”</p>

<p><img alt="" height="1500" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-25-at-160222-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p>

<p><strong>“FİYATLARA KEYFİ ZAM YAPILAMIYOR”</strong></p>

<p>Bayram dönemlerinde otobüs bileti fiyatlarının arttığı yönündeki eleştirilere de yanıt veren firma yetkilileri, ücret tarifelerinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından belirlendiğini vurguladı.</p>

<p>Yetkililer, “Firmalar yılda bir kez resmi fiyat tarifesi alır. Bakanlığın belirlediği tavan fiyatın üzerine çıkılması kanunen yasaktır. Firmalar yalnızca belirlenen fiyat üzerinden indirim yapabilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“ŞOFÖR DİNLENMEDEN ARAÇ YOLA ÇIKAMAZ”</strong></p>

<p>Yol güvenliği konusunda denetimlerin sıkı şekilde sürdürüldüğünü belirten firma yetkilileri, şoförlerin çalışma sürelerinin sistem üzerinden kontrol edildiğini aktardı.</p>

<p>Yetkililer, “Bir kaptan 24 saat içinde toplam 9 saatten fazla araç kullanamaz. Aralıksız kullanım süresi ise 4,5 saati geçemez. Dinlenmeden hiçbir araç yeniden sefere çıkarılmaz. Uzun hatlarda mutlaka yedek kaptan bulunur. Sonuçta can taşıyoruz” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-25-at-160222-4.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p><strong>YHT GARINDA DA YOĞUNLUK YAŞANDI</strong></p>

<p>Karayolundaki hareketlilik, TCDD Taşımacılık tarafından işletilen Ankara YHT Garı’nda da gözlendi. Bayram tatilini Eskişehir, İstanbul, Konya ve Karaman gibi yüksek hızlı tren güzergahlarında geçirmek isteyen vatandaşlar nedeniyle gardaki yoğunluk arttı.</p>

<p>Artan yolcu talebini karşılamak amacıyla ek seferler planlanırken, güvenlik ve bilet kontrol noktalarında da ek önlemler alındığı bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Melahat TAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/asti-ve-yht-garinda-bayram-yogunlugu</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/fdfdfdsgdgfhn-2026-05-25t161718709.jpg" type="image/jpeg" length="81533"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban'da et tüketimine dikkat]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/kurbanda-et-tuketimine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/kurbanda-et-tuketimine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı arifesinde vatandaşları sağlıklı beslenme konusunda uyaran Uzman Diyetisyen Gizem Çankaya; etin doğru pişirilmesinden porsiyon kontrolüne, kronik hastaların dikkat etmesi gereken kurallardan bayram ikramlarına kadar kritik uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı sofraları için geri sayım başlarken, Uzman Diyetisyen Gizem Çankaya beslenme düzenine dair önemli uyarılarda bulundu. Bayramda eti tamamen yasaklamak yerine dengenin kurulması gerektiğini belirten Çankaya; aç mideye taze et yüklenmesinin "mide fesadı" yaratabileceğini vurgulayarak günlük et tüketiminin sınırlandırılması, şerbetli tatlıların kontrollü yenmesi ve sıvı desteğinin artırılması gerektiğinin altını çizdi.<br />
<br />
<strong>BAYRAM SABAHI MİDE FESADI GEÇİRMEMEK İÇİN NE YAPMALI?</strong><br />
<br />
Bayramın ilk günü taze et tüketiminin sindirim sistemini ciddi şekilde zorladığını belirten Uzman Diyetisyen Gizem Çankaya, izlenmesi gereken doğru beslenme sırasını şöyle anlattı:<br />
<br />
"Bayram sabahı taze kesilmiş eti hemen tüketmek, hayvanda ölüm sonrası gelişen “rigor mortis” yani ölüm sertliği nedeniyle sindirim sistemi için oldukça zorlayıcı olabilir. Bu süreçte kas yapısı tamamen sertleştiği için et hem daha geç pişer hem de mideye adeta taş gibi oturarak şiddetli hazımsızlık, şişkinlik ve mide ağrılarına yol açabilir. Bu nedenle etin ideal olarak en az 12–24 saat dinlendirilmesi önerilir.<br />
<br />
İlk gün tüketilecekse güne mutlaka hafif bir kahvaltıyla başlanması gerektiğini vurgulayan Çankaya, mideyi desteklemek adına 1 bardak limonlu su, ardından bol limonlu yeşillikler tercih edilmelidir diyerek sözlerine şöyle devam etti: Et ise öğünün en başında değil, daha kontrollü şekilde ve iyi pişirilmiş olarak tüketilmeli; mutlaka yavaş yenip iyi çiğnenmelidir. Özellikle sakatat, kavurma ve yüksek yağlı etlerin aç mideye yüklenmesi “mide fesadı” olarak bilinen tabloyu tetikleyebilir.”<br />
<br />
<strong>KÖMÜRLEŞEN ET VE EKSTRA YAĞ KOLESTEROLÜ TETİKLİYOR</strong><br />
<br />
Kavurma yapılırken içine eklenen ekstra yağların ve mangaldaki yanlış uygulamaların vücuda ciddi bir yük bindirdiğini belirten Uzman Diyetisyen Gizem Çankaya, sağlıklı pişirme yöntemlerine dair şu uyarılarda bulundu:<br />
<br />
“Kavurma yaparken eklenen kuyruk yağı ve mangalda etin ateşe çok yakın pişirilmesi, hem doymuş yağ yükünü artırarak LDL kolesterol üzerinde olumsuz etki yaratabilir hem de yüksek ısıyla birlikte ‘heterosiklik amin’ ve ‘polisiklik aromatik hidrokarbon’ gibi toksik bileşiklerin oluşumuna neden olabilir. Özellikle yağın ateşe damlayıp duman oluşturması bu riski artırır.<br />
<br />
Eti tamamen yasaklamak yerine doğru pişirme yönteminin önemli olduğunu vurgulayan Çankaya, eti orta ısıda, ateşle direkt temas ettirmeden, yakmadan ve uzun süre kömürleştirmeden pişirmek daha sağlıklı bir yaklaşımdır diyerek sözlerine şöyle devam etti: Yanında bol yeşillik, sebze ve antioksidan kaynakları tüketmek de oluşabilecek oksidatif yükü azaltmaya yardımcı olur.”</p>

<p><img alt="" height="1200" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/img-3294jpg-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /><br />
<br />
<strong>KIRMIZI ETİN YANINA NE KOYMALI, NE KOYMAMALIYIZ?</strong><br />
<br />
Bayram boyunca kırmızı etin porsiyon kontrolünün ve doğru besinlerle kombinlenmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Uzman Diyetisyen Gizem Çankaya, eti neyle tüketmemiz gerektiğini şu sözlerle açıkladı:<br />
<br />
“Kurban Bayramı boyunca kırmızı eti her öğünde ve büyük porsiyonlarda tüketmek yerine, günlük ortalama 100–150 gram pişmiş etle sınırlandırıp öğünleri sebze, salata ve tam tahıllarla dengelemek daha sağlıklı olacaktır. Etin yanında limonlu yeşil salata, maydanoz, roka, biber gibi C vitamini kaynaklarının tüketilmesi, kırmızı ette bulunan demirin emilimini artırırken aynı zamanda posa desteğiyle bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olur. Özellikle sadece et ağırlıklı beslenmek kabızlık ve sindirim sorunlarına yol açabileceği için sebze desteği oldukça önemlidir.<br />
<br />
Etin yanında uzak durulması gereken yüksek yağlı kombinasyonlara da dikkat çeken Çankaya,” eti; kızartma, yoğun yağlı hamur işleri ve aşırı pirinç pilavı gibi yüksek yağ-yük kombinasyonlarıyla tüketmek yerine zeytinyağlı sebzeler, yoğurt ve salatalarla eşleştirmek daha dengeli bir tercih olur.” diyerek sözlerini tamamladı.<br />
<br />
<strong>KRONİK HASTALARA BAYRAM UYARISI: BU KIRMIZI ÇİZGİLERİ AŞMAYIN!</strong><br />
<br />
Hipertansiyon, kalp-damar, diyabet ve gut hastalarının bayram boyunca porsiyon kontrolüne hayati düzeyde dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzman Diyetisyen Gizem Çankaya, ikramlar ve su tüketimi konusunda şu uyarılarda bulundu:<br />
<br />
“Hipertansiyon, kalp-damar hastalığı, diyabet ve gut hastalığı olan bireylerin bayram boyunca özellikle porsiyon kontrolüne dikkat etmesi gerekir. Aşırı yağlı, kuyruk yağlı ve sakatat ağırlıklı et tüketimi; tansiyon yükselmesi, ürik asit artışı ve kan şekeri dengesinde bozulmalara yol açabilir. Etin tek öğünde çok yüksek miktarda tüketilmesi yerine, daha küçük porsiyonlarla ve bol salata-sebze eşliğinde tüketilmesi daha doğru olacaktır.<br />
<br />
Bayram ikramlarına ve vücudun artan su ihtiyacına karşı da dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Çankaya,” Şerbetli tatlılarda ise “ikram” mantığıyla gün boyu tekrar eden tüketimler yerine, mümkünse küçük porsiyonlu tek bir tercih yapılmalı; yanında şekerli içeceklerden kaçınılmalıdır. Artan protein yükü nedeniyle böbreklerin yükünü azaltmak ve sindirimi desteklemek adına günlük su tüketiminin de artırılması önemlidir. Özellikle bayram sürecinde ortalama 2–2,5 litre su tüketmek hem bağırsak sağlığı hem de metabolik denge açısından destekleyici olacaktır.” diyerek sözlerini noktaladı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Melahat TAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/kurbanda-et-tuketimine-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/ohxtfn.jpg" type="image/jpeg" length="92004"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara Kalesi’nin ödüllü ressamı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/ankara-kalesinin-odullu-ressami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/ankara-kalesinin-odullu-ressami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Kalesi’nde 5 yıldır üretim yapan 30 yıllık kimya teknisyeni Orhan Köse, doğada kendi çektiği fotoğrafları tuvale aktarma tekniğiyle hem Türkiye'de hem de uluslararası alanda ödüller kazanırken, kaledeki atölyesinde resim çalışmalarına devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzun yıllardır Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD) bünyesinde de aktif olarak üretimlerini sürdüren ödüllü sanatçı, belgesel, doğa ve portre alanındaki tecrübelerini kaledeki atölyesinde hem fotoğraf hem resim alanında öğrenciler yetiştirerek gelecek kuşaklara aktarıyor.<br />
<br />
<strong>KİMYADAN TUVALE UZANAN YOLCULUK</strong><br />
<br />
Ankara doğumlu olan ve çocukluğundan beri içindeki sanat tutkusunu yaşatan kimya teknisyeni Orhan Köse, fabrikadaki işçilik yıllarından tuvalin başına uzanan sürecin ilk adımlarını şu sözlerle aktardı:<br />
<br />
“30 yıl işçi olarak çalıştım, kimya teknisyeniyim. Fakat içimde sanat sürekli çocukluğumdan beri vardı. Emekliliğime 5-6 yıl kala Azerbaycanlı bir hocadan resim dersleri aldım. Aynı zamanda fotoğrafçılığa da merakım vardı. Fotoğrafçılık konusunda da kendimi eğittim. Hem fotoğraf hem resim... Şu anda kendi çektiğim fotoğrafları, kompozisyonları resme dönüştürüyorum.”</p>

<p><img alt="" height="3000" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/1779691094108.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4000" /><br />
<br />
<strong>“KENDİ ÇEKTİĞİM FOTOĞRAFLARI RESME DÖNÜŞTÜRÜYORUM”</strong><br />
<br />
Kaledeki atölyesinde sürdürdüğü çalışmaların teknik detaylarını anlayan Köse, üretim tarzını ve mekânsal değişim sürecini şu sözlerle ifade etti:<br />
<br />
“Kalede de 5 yıldır buradayım. Genelde çalışma tarzım natürmort ama arada, hani sipariş olursa diye manzara, portre... o tür çalışmalarım da var. Burası da Rahmi Koç satın alınca artık yeni bir yer aramaya başladım, bakalım. Yeni bir atölye, nasip olursa öyle.”<br />
<br />
<strong>“KİŞİSEL SERGİ BİR TANE DAHA DÜŞÜNÜYORUM”</strong><br />
<br />
Daha önce gerçekleştirdiği sanatsal faaliyetlere ve eserlerinin satış sürecine değinen Köse, yeni bir kişisel sergi açmayı planladığını belirterek şu bilgileri paylaştı:<br />
<br />
“Kişisel iki tane sergim oldu. Karma sergilere çok katıldım. Fakat burada satış olduğu için pek sergiye şu anda resim ayıramıyorum. O yüzden birazcık resim yapıp biriktirmem lazım, ondan sonra sergi. Kişisel sergi bir tane daha düşünüyorum. Özel değil de kendi kurgularım var, yaptığım resimler. Genelde gelen misafirler alıp, buradan direkt alıp götürüyorlar. O şekilde.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/1779691094126.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /><img alt="" height="3000" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/1779691094126-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4000" /><br />
<br />
<strong>“YAKLAŞIK 25 SENEDİR RESMİ YAPIYORUM”</strong><br />
<br />
Sanata başladığı dönemi ve yıllar içindeki gelişim sürecini aktaran Köse, sanatsal üslubunu ve çalışma tekniklerini şu sözlerle özetledi:<br />
<br />
“2002 veya 2003'te başladım. Yaklaşık 25 senedir diyeyim, resim yapıyorum. Yani sürekli kendimi geliştiriyorum bu konuda. Öyle. Çalışma tarzım genelde gördüğün gibi; klasik, realist. Tabii gitgide de üstüne koyuyorum. Işık, gölge, hacim benim şeyim... çalışma tarzım. O şekilde.”<br />
<br />
<strong>“ULUSLARARASI BİRİNCİLİKLERİM VAR”</strong><br />
<br />
Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği bünyesindeki faaliyetlerini ve sanatsal başarılarını paylaşan Köse, dernek çatısı altında yürüttüğü çalışmaları şu sözlerle özetledi:<br />
<br />
“Ben Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği, AFSAD’a üyeyim. 20-25 yıllık da aynı zamanda fotoğrafçıyım. Genelde belgesel, doğa, portre üzerine de çalışıyorum. Uluslararası birinciliklerim var, Türkiye birinciliklerim, ikinciliklerim de var. Bayağı bir ödül de aldım. Hala da AFSAD’a gidip geliyorum. Onlarla çalışmalar yapıyoruz. Öğrenci de yetiştiriyorum. Hem fotoğraf hem resim konusunda.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Melahat TAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/ankara-kalesinin-odullu-ressami</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/bfgjnffgmv.jpg" type="image/jpeg" length="73342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emniyet teşkilatında üst rütbede kısıntı ile 5,1 milyar TL tasarruf bekleniyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/emniyet-teskilatinda-ust-rutbede-kisinti-ile-51-milyar-tl-tasarruf-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/emniyet-teskilatinda-ust-rutbede-kisinti-ile-51-milyar-tl-tasarruf-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM’ye geçen cuma günü sunulan yeni torba yasa teklifi ile emniyet mensupları arasında üst rütbede bir üst rütbeye terfide on bindelik oranlar uygulanacak. Akaryakıt sektöründe yüksek riskli mükellefler bakımından daha güçlü ve etkin bir teminat mekanizması kuruluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Getirilen düzenlemenin etki analizinde uygulama ile Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki 1-2-3-4’üncü sınıf Emniyet Müdürlerinde, amirlerde, başkomiser, komiser ve komiser yardımcılığı rütbelerinde azaltma yapılacağı belirtiliyor. Yapılacak düzenleme ile hizmet sunum kalitesinin artırılacağı, emir-komuta zincirinin güçlendirileceği, personel üzerindeki yönetimsel yükün dengeleneceği, kurumsal hesap verebilirliğin ve denetim etkinliğinin artırılacağı ve operasyonel risklerin azaltılması ve kriz yönetim kapasitesinin geliştirileceği belirtiliyor. Söz konusu kadro düşürülmesi ile yıllık 5 milyar 110 milyar 975 bin 884 TL tasarruf bekleniyor.</p>

<p><strong>AKARYAKIT PİYASASINDA TEMİNAT ARTIRILIYOR</strong></p>

<p>Etki analizine göre akaryakıt sektörüne yönelik düzenleme ile yüksek riskli mükellefler bakımından daha güçlü ve etkin bir teminat mekanizması kuruluyor. Akaryakıt, LPG ve benzeri lisansa tabi riskli piyasalarda faaliyet gösteren mükelleflerden vergi tahsilat güvenliğinin sağlanması amaçlanıyor. Bu kapsamda mükelleflerden alınan teminatları artırma konusunda idareye tanınan yetki iki katından beş katına çıkarılıyor.</p>

<p>Etki analizinde, mevcut durumda geçici faaliyet durdurma tedbiri uygulanan lisanslı 37, lisansı bulunmayan 324 olmak üzere toplam 361 akaryakıt istasyonunun yapılacak düzenleme sonrasında artırımlı teminat mekanizması çerçevesinde yeniden faaliyet gösterebilmesine imkan sağlanabileceği kaydedildi.</p>

<p><strong>TAKSİCİYE VERGİ İSTİSNASI</strong></p>

<p>Yasa teklifiyle, taksi mali cihaz kullanımına ilişkin getirilen zorunluluk kapsamında taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükellefler de talep etmeleri halinde, talep ettikleri tarihi takip eden yılın başından itibaren en fazla üç yıl süre ile hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden faydalanabilecekler. Yapılan düzenleme ile gerçek usulde gelir vergisi mükelleflerinin, maddenin yürürlük tarihinden önce sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaları elden çıkarmalarından doğan kazançları gelir vergisinden ve bu kapsama giren ticari plakaların satış ve teslimleri KDV’den istisna edilecek. Bu tarihten sonra edinilen ticari plakaların elden çıkarılması ise genel hükümler çerçevesinde vergilendirilecek. Yıllık yaklaşık 7-8 bin ticari plakanın el değiştirdiği tahmini yapılıyor.</p>

<p><strong>YERELDE TAKSİTLE TAŞINMAZ SATIŞI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca, Hazine taşınmazlarının satışında olduğu gibi mahalli idare taşınmazlarının da taksitle satışına imkan sağlanıyor. Satış bedelinin taksitle ödenebileceği hususunun ihale ilanında belirtilmesi ve ihale üzerinde kalan isteklinin talep etmesi durumunda, ihale sonucu belirlenen satış bedeli; en az yüzde 25’i peşin, kalanı en fazla iki yılda ve en fazla 12 taksitle kanuni faiz ile birlikte ödenecek. Satış, kira, işlemlerinde hâlihazırda yüzde 3 olan geçici teminatın yüzde 3 ila 30 arasında belirlenebilmesine imkan sağlanıyor.</p>

<p><strong>GENÇLERDEN EĞLENCE VERGİSİ ALINMAYACAK</strong></p>

<p>Teklifle Belediye Gelirleri Kanunu’nda yapılan değişikle, belediye sınırları ile mücavir alanlar içinde yer alan sirkler, lunaparklar, çalgılı bahçeler ve benzeri yerler başta olmak üzere tam biletle girilen yerlerde, 18 yaşını doldurmamış çocuk ve gençlerden veya tahsili devam eden 25 yaşını doldurmamış öğrencilerden eğlence vergisi alınmayacak. Biletle girilen yerlerden alınan eğlence vergi tutarı, 2024 yılı sonu itibarıyla 79 milyon, 2025’in ilk 9 aylık döneminde ise 56 milyon 158 bin lira olarak gerçekleşti.</p>

<p><strong>İNTERNET SİTELERİNE DÜZENLEME</strong></p>

<p>Düzenleme ile "İnternet haber sitelerinin vasıf ve ödevleri" başlıklı 35/A maddesi ekleniyor. Bu maddeyle resmî ilan ve reklam verilen veya bekleme süresi içindeki internet haber sitelerinin vasıfları; haber sayısı, içerik, kadro, okur sayısı ve en az yayın hayatı süresi bakımlarından izlenecek. Böylece, gazetelerde olduğu gibi internet haber siteleri bakımından da vasıf ve ödevlerin ana çerçevesi kanun düzeyinde belirlenmiş olmakta, Genel Kurulun düzenleme yetkisi bu kanuni çerçeve içinde kullanılabilir hale getirilmesi amaçlanıyor. Getirilen düzenleme çerçevesinde resmî ilan ve reklam yayımlama hakkına sahip veya bekleme süresindeki yaklaşık 1.100 internet haber sitesini doğrudan etkileneceği belirtiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cemil Cahit Saraçoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/emniyet-teskilatinda-ust-rutbede-kisinti-ile-51-milyar-tl-tasarruf-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 25 May 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/fdfdfdsgdgfhn-2026-05-25t094232456.jpg" type="image/jpeg" length="49664"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ali Öz’den 45 yıllık tanıklık: "Fotoğrafın Dansı, Dansın Fotoğrafı" sergisi]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/ali-ozden-45-yillik-taniklik-fotografin-dansi-dansin-fotografi-sergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/ali-ozden-45-yillik-taniklik-fotografin-dansi-dansin-fotografi-sergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Foto muhabiri Ali Öz’ün 1979’dan günümüze derlediği "Fotoğrafın Dansı, Dansın Fotoğrafı" sergisi, Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açıldı. 30 Mayıs 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek sergi için Öz, "Haber neredeyse ben oradaydım; gazetecilik benim için bir sezgi ve bitmeyen bir tutkudur" diyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"Fotoğrafın Dansı, Dansın Fotoğrafı" adlı sergi, 45 yıllık meslek yaşamında 80 darbesinden grizu facialarına kadar pek çok kritik olaya tanıklık eden foto muhabiri Ali Öz’ün imzasını taşıyor. Sanatçının "Haberlerin sıcaklığını, dansın estetiğiyle dinlendiren bir uğraş" olarak tanımladığı bu koleksiyon, bugüne kadar pek çok yerli ve yabancı dans topluluğunu takip ettiği zengin arşivinden özel bir seçki sunuyor.</p>

<p><img alt="" height="1600" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/f020ab88-4809-499b-966f-d4b29a47d719.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="900" /></p>

<p><strong>BİR “POLİTİK BELGESEL" ÖYKÜSÜ</strong></p>

<p>1979 yılında kısıtlı imkânlarla başladığı fotoğraf yolculuğunu, Ankara Üniversitesi Basın-Yayın Yüksekokulu’ndan mezuniyetiyle profesyonelliğe taşıyan Ali Öz, 45 yıllık meslek yaşamında "politik belgesel" türünü bir misyon olarak benimsedi. Yurt içinde ve dışında pek çok sergi açan, dia gösterisi yapan Ali Öz, fotoğraflarıyla sayısız ödül ve mansiyon kazandı. “Tarlabaşı Ayıp Şehir” isimli sergisi, Türkiye'de 50'den, Avrupa'da 10'dan fazla şehir ve ülkede sergilendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nokta, Güneş, Milliyet, Cumhuriyet, Aktüel, Tempo, NTV MAG ve BirGün gibi pek çok mecrada görev alan Öz; öğrenci hareketlerinden işçi eylemlerine, 80 darbesinin ardından yaşanan süreçlerden çevre sorunlarına kadar ülkenin toplumsal hafızasına tanıklık eden sayısız kareye imza attı. Mesleğe bakışını, “Ben 45 yıllık gazeteciyim, foto muhabirliğinden hiç vazgeçmeyen bir adamım. Ülkede ne yaşandıysa hepsini fotoğrafladım” sözleriyle özetleyen Öz, fotoğrafı hayatının merkezine yerleştirdi.</p>

<p><img alt="" height="1500" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/445f3cca-ddf9-4969-a231-eec6bf821387.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /></p>

<p><strong><font face="Arial">“BUGÜN GERÇEK ANLAMDA GAZETECİLİK YAPILMIYOR"</font></strong></p>

<p>Ali Öz, basının bugünkü gidişatını beğenmediği için kadrolu çalışmama kararı aldığını ve uzun süredir serbest foto muhabiri olarak mesleğini sürdürdüğünü ifade etti. Fotoğrafçılığa üniversite yıllarında sendika ve kooperatiflerde başladığını belirten Öz, duygularını şöyle aktarıyor:</p>

<p>"Basının gidişatını beğenmiyordum, bugünü görebilmiştim. Gerçek anlamda gazetecilik yapılmıyor şu anda. Ben 20 küsur yıldır bir kuruma bağlı çalışmadan, ülkesini seven, insanın problemlerine derdi olan biri olarak devam ediyorum. Çünkü fotoğrafçılığım öyle başladı zaten; okul yıllarında sosyal-politik alanda çalışırken fotoğrafla tanıştım, fotoğrafı sevdim.”</p>

<p><img alt="" height="1500" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/364d690f-758d-4c73-a794-2f0ceb97f5f7.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2000" /><strong><font face="Arial">“İNSAN SEVER VE SEVDİKLERİ İÇİN SAVAŞIM VERİR”</font></strong></p>

<p>Ali Öz, haber fotoğraflarının ötesinde Asya’dan Amerika’ya kadar "çalışan, üreten ve çaresiz insanı" fotoğraflamayı bir misyon edindiğini belirtiyor. İnsan sevgisini fotoğraf sanatının merkezine koyan Öz, bu tutumunu “İnsan sever ve sevdikleri için savaşım verir” sözleriyle açıklıyor. Haberlerin sert gerçekliğinin ardından sahne sanatlarına yönelen sanatçı, sergisiyle ilgili detayları şöyle paylaşıyor:</p>

<p>"Sergide Moskova Klasik Devlet Balesi, Bejart Ballet Laussanne, Bolşoy Tiyatrosu Bale Grubu, St. Petersburg Bale Topluluğu, Çin Ulusal Devlet Balesi, Kiev Balesi, İstanbul Devlet Opera ve Balesi ile modern dans topluluklarından seçilen örnekler var.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Melahat TAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/ali-ozden-45-yillik-taniklik-fotografin-dansi-dansin-fotografi-sergisi</guid>
      <pubDate>Sun, 24 May 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/fdfdfdsgdgfhn-2026-05-24t131035961.jpg" type="image/jpeg" length="27012"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Atakan Çelik 'Yüzyılın Tanığı: Anadolu Ajansı’nı' anlattı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/atakan-celik-yuzyilin-tanigi-anadolu-ajansini-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/atakan-celik-yuzyilin-tanigi-anadolu-ajansini-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Basın İlan Kurumu Ankara Bölge Müdürü Atakan Çelik, "Bir Kitap Bir Yazar" etkinliğinde, "Yüzyılın Tanığı: Anadolu Ajansı’nın Asırlık Öyküsü" adlı eserini anlattı. Atakan Çelik, kurumun kuruluşundan bugüne uzanan tarihsel sürecini ve ajansın hakikat odaklı yayıncılık iradesini kitabındaki bilgilerle ele aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Basın İlan Kurumu Ankara Bölge Müdürü Atakan Çelik, yazarlık serüvenini şekillendiren "anlatma ve paylaşma" tutkusunun, Anadolu Ajansı’nın asırlık hikayesiyle birleştiği süreci katılımcılarla paylaştı. Çelik, "Yüzyılın Tanığı" isimli çalışmasının, ajansın 2012 yılından itibaren yaşadığı kurumsal ve zihinsel dönüşümü akademik bir temelde incelediğini belirtti.<br />
Eserini hazırlarken ajansın kendi hikayesini bugüne kadar tam anlamıyla yazamamış olmasından yola çıktığını ifade eden Çelik, Anadolu Ajansı'nın, emperyalist haber ajanslarının dünyayı tanımlama biçimine karşı, Türkiye’nin kendi sözünü kurma ve hakikati dünyaya duyurma iradesinin en güçlü tanığı olduğunu vurguladı. Çelik, kitabının sadece bir kurum tarihini değil, küresel dezenformasyonun arttığı ve gazetecilik için "karanlık çağın" yaşandığı bu dönemde, bir medeniyetin hakikat arayışını temsil ettiğinin altını çizdi.<br />
<br />
<strong>ÖĞRETMENİN KEŞFİYLE BAŞLAYAN YAZARLIK TUTKUSU</strong><br />
Atakan Çelik, yazarlık serüveninin ticaret lisesindeki öğretmeninin kendisini keşfetmesiyle başladığını belirtti ve edebiyat öğretmeniyle olan diyaloğunu şöyle aktardı:<br />
"Bir gün edebiyat öğretmenimiz dedi ki; 'Çanakkale ile ilgili bir kompozisyon yazmanızı istiyoruz.' Biz bir kompozisyon hazırladık, 'Destanlaşan Çanakkale' diye. Sonra edebiyat öğretmenim bana dedi ki; 'Yazacaksın oğlum, yazacaksın.' Tamam hocam dedim, yazmaya başladım. Öylesine etkili ve güzel şeylerle karşılaştım ki, ruh iklimimde, yeniden kendimi buldum. Bazen söylemek istediklerimi, anlatamadıklarımı yazmaya başladım.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="1779431882488" height="652" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/1779431882488.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /><br />
<br />
<strong>YEREL GAZETECİLİKTEN İLK ESERİNE: "YOKLUĞUN KABI"</strong><br />
Çelik, lise yıllarındaki edebiyat tutkusunu yerel bir gazetede yaptığı gazetecilikle birleştirdi. Yazdığı metinlerin çevresinde karşılık bulması üzerine, 18 yaşında ilk kitabını okurlarla buluşturdu. O süreci Çelik, şu ifadelerle özetledi: "Yerel bir gazetede gazetecilik yapıyorum. Arkadaşlarım yazdığım şiirleri okuyunca, 'Sana bir kitap çıkartalım' dediler. 18 yaşımda 'Yokluğun Kabı' diye bir kitap yazdım Sakarya’da. Kitap ses getirmeye başlayınca, gazeteciliğin alaylı olmakla sınırlı kalmaması gerektiğini anladım.”<br />
<br />
<strong>BİR GAZETECİNİN GÖZLEMCİ KİMLİĞİ: "ANADOLU AJANSI YILLARI"</strong><br />
Çelik, kitabın yazım sürecini bir gazetecinin gözünden değerlendirirken, Anadolu Ajansı'nda geçirdiği yılların kendisine kazandırdığı derinliğe dikkat çekti: "Kitabın hikayesini kendi kendime düşünüyordum, çünkü kitap yazmak çok zor ve emek isteyen bir iş. Hele ki bir gazeteci için, bu süreç çok daha farklı bir boyuta evriliyor. İnsanlar gazeteciliğin sadece haber peşinde koşmak sanıyor; ama işin içine girince o araştırmanın, o metni ilmek ilmek işlemenin ne kadar zor olduğunu görüyorsun. Anadolu Ajansı'ndaki o yıllar, bana sadece bir gazeteci olmayı değil, aynı zamanda bir gözlemci olmayı da öğretti. O topraklardaki insanların hikayelerini yazarken, onların ne hissettiğini ne düşündüğünü, neye özlem duyduğunu anlamaya çalışmak, gerçekten çok önemli bir tecrübeydi. Yazarken bazen kendi hikayemi de yazıyorum, kendi çocukluğumu... Çünkü herkesin bir hikayesi var.”<br />
<br />
<strong>"DÜNYANIN HİKAYESİNİ YAZDIK AMA KENDİ HİKAYEMİZİ YAZAMAMIŞTIK"</strong><br />
Çelik, Anadolu Ajansı üzerine daha önce akademik bir çalışma yapılmamış olmasının yarattığı boşluğa ve bu boşluğu kendi yüksek lisans teziyle nasıl doldurduğuna değindi: "Şimdiye kadar Anadolu Ajansı ile ilgili bir kitap yazılmamıştı. Birçok çalışma vardı ama dünden bugüne Anadolu Ajansı ile ilgili şimdiye kadar bilimsel, akademik bir çalışma yoktu. Yani kurum, dünyanın hikayesini yazmıştı ama kendi hikayesini yazamamıştı; yazılmış olsa da yarım yamalak, herkesin kendi penceresinden baktığı bir çalışma vardı. Sakarya Üniversitesi'nde iletişim bilimlerinde yüksek lisansa başlayınca, Anadolu Ajansı'nın 2012'deki o zihin devrimini yazmaya karar verdim.”</p>

<p><br />
<strong>"YÖK’TEN GELEN TEŞVİKLE KİTABA GİDEN YOL"</strong><br />
Çelik, yüksek lisans tezi olarak hazırladığı çalışmanın akademik düzeyini ve bu çalışmayı kitaba dönüştürme kararını şu sözlerle ifade etti: "Tezi YÖK'e gönderdim. YÖK'te bir hocam beni aradı. 'Atakan Bey' dedi, 'senin bunu kitaba dönüştürmen lazım. Çok üst düzey bir çalışma olmuş' dedi. O zamana kadar Reuters, AP, Bosna'daki haber ajansı ve daha birçok haber ajansından üst düzey yöneticilerden görüş almıştım. Onlara, 'Bu hikâye nasıl olsun? Anadolu Ajansı dünyada nasıl görünüyor? Siz bunları bana bir anlatın' dedim. Onlar da bana cevaplarını ilettikten sonra, 'Bu kitabı yazmam gerekiyor' dedim.”</p>

<p><img alt="1779431882461" height="600" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/1779431882461.jpg" width="800" /><br />
<strong>"GAZETECİLER İÇİN KARANLIK BİR ÇAĞ: GAZZE"</strong><br />
Anadolu Ajansı’nın 2011 sonrası dönüşümünü ve özellikle Gazze sürecindeki kritik rolünü ise şu şekilde özetledi: "Devletlerin kendisini anlatabileceği bir mecrası olması lazım; çünkü dezenformasyonun ve manipülasyonun çok yüksek olduğu bir sürecin içindeyiz. Anadolu Ajansı, 2011'e kadar içine kapanmıştı. Senin hikayeni sen anlatmazsan, başkası gelir kendi anlayışına göre anlatır. Gazze'deki süreci 'gazeteciler için karanlık bir çağ' olarak nitelendiriyorum. İsrail'in saldırılarını bir kenara bırakın, Batı medyasının olayları nasıl yansıttığı ortada. Anadolu Ajansı ise Hz. Ali'nin 'Eğer bir zulmü engelleyemiyorsan onu dünyaya duyuracaksın' düsturuyla hareket etti. Oradaki ekiplerimiz, insanlık ihlallerini uluslararası ceza mahkemesinde dünyaya duyurmak adına olağanüstü işler yapıyor.”<br />
<br />
<strong>"GAZZE'Yİ ENDÜLÜS'E BENZETİYORUM"</strong><br />
Tarihi olayların tekerrür ettiğine değinen Çelik, Gazze'deki durumu Granada'nın düşüşüyle kıyaslayarak uyarılarda bulundu: "Gazze'deki meseleyi Granada'ya, Endülüs'e çok benzetiyorum. Granada sıkışmıştı ve 90 yıl dayanabildi; teslim olduklarında ise hepsi kılıçtan geçirildi. Şimdi 90 yıldır Gazze'yi sıkıştırıyorlar. Korkarım ki, insanların olaylara tepki veriş şekilleri değişti. Artık İspanyolların, Japonların veya Avustralyalıların gösterdiği tepkiyi biz gösteremiyoruz; çünkü kafamızı telefonlardan ve bilgisayarlardan kaldıramıyoruz. Tarihçiler Granada'ya yardıma gidilememesini Osmanlı'nın durumu ve İslam devletlerinin kendi iç kavgalarıyla açıklar. Şimdi bakıyorum, ne kadar da bugüne benziyor..."<br />
<strong>"15 TEMMUZ'DA MECLİS'TE İLK HABERİ GEÇEN GAZETECİ"</strong><br />
Çelik, 15 Temmuz gecesi Meclis binasındaki atmosferi ve haberi dünyaya duyurma sürecini şu ifadelerle anlattı: "O gece meclise gittiğimde orada insanların inanmış bir ruhları vardı. İnsanlar ölüme meydan okuyorlardı. Ölüme göze alan insanlar, öldürmeye gelenlerden daha cesurlar. Sabah namaz vaktiydi, arkadaşlar dediler ki; 'Helikopterlerle buraya FETÖ'cüleri indiriyorlar.' Bizim arkadaşlarla biz orada namaz kıldık. 'Nasıl olsa gidiyoruz' dedik. Yani en azından Allah'a teslimiyetimiz tam olsun dedik.' Ama dakika dakika Anadolu'da ne olduğunu ben orada arkadaşlara duyuruyordum. Bizim WhatsApp grubumuz vardı, 15 Temmuz'da haberi ilk geçen gazeteci bendim.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Melahat TAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/atakan-celik-yuzyilin-tanigi-anadolu-ajansini-anlatti</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/haber-ana-2026-05-22t094412743.png" type="image/jpeg" length="78596"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara Kalesi'nin son demir ustası: Demiri dövecek usta kalmadı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/ankara-kalesinin-son-demir-ustasi-demiri-dovecek-usta-kalmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/ankara-kalesinin-son-demir-ustasi-demiri-dovecek-usta-kalmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Kalesi’nin hemen yan sokağında 48 yıldır demire şekil veren Usta Mehmet Demirci, makineleşen dünyaya inat zanaatını sürdürüyor. Gelen yoğun talepleri tek başına karşılayan usta, mesleğini devralacak bir çırak bulamamaktan ve el emeği geleneğinin kaybolmasından endişe duyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>48 yıllık meslek hayatında Amerikan Büyükelçiliği dahil birçok kuruma özel işler üreten ve eserleri açık artırmalarla dünyadaki kimsesiz çocuklar yararına satılan Mehmet Usta, bugün Ankara Kalesi’ndeki atölyesinde zanaatını sürdürüyor.</p>

<p>17 yaşında kaynak bölümü şefi olarak başladığı kariyerinde, yurt içi ve yurt dışından gelen yoğun talepleri karşılamaya devam eden Demirci, Aslanhane Çarşısı’nın ardından çalışmalarını kaledeki dükkanında icra ediyor. Altı ülkeden takdir belgesi bulunan Mehmet Usta, köklü zanaatını gelecek nesillere aktarmak için kapısına yazılar asarak gençleri eğitime davet etse de bu el emeği sürece ilgi gösteren kimse bulunmuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="3000" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/1779350029559.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4000" /></p>

<p><strong>48 YILLIK ZANAATIN BAŞLANGICI</strong></p>

<p>İlkokul eğitiminin ardından sanayide çıraklığa başlayan Usta Mehmet Demirci, kısa sürede gösterdiği yüksek performansla henüz 17 yaşındayken ekibin kaynak şefliği görevini üstlendi. Demirci, bu erken dönem başarısını işindeki bilinçli yaklaşımıyla açıklayarak şunları söylüyor:</p>

<p>"17 yaşındayken çalıştığım firmada kaynak bölümünün şefi oldum, benden büyük adamlar vardı. Çok iyi iş çıkarıyordum. Yaptığım işi bilinçli yapıyordum, bir sonraki işin aşamasında ne kadar faydalı olabilirim onu düşünüyordum.”</p>

<p>"<strong>KİMSE ELİMİZDEN TUTMADI</strong>"</p>

<p>Aslanhane Çarşısı'nın yıkılmasıyla 45 esnafın düzeni bozuldu. Bu süreçte hem devletten hem de dükkân sahiplerinden beklediği desteği göremeyen Usta Demirci, yaşadıkları sıkıntıları şu sözlerle anlatıyor:</p>

<p>"Belediye o çarşıyı yıktı, orada 45 tane dükkân vardı. 45 tane esnafın işine son verildi. Yani dükkân olmayınca o 45 tane esnaf perişan oldu. Devlet elimizden tutmadığı gibi dükkân sahipleri de tutmuyor; saray gibi dükkân verirler sanıyorlar, kömürlük gibi dükkân verdiniz bari yardımcı olun, o da yok.”</p>

<p><strong>"AMACIM TOPLUMA FAYDA SAĞLAMAK"</strong></p>

<p>Mehmet Usta, 48 yıllık meslek hayatında Amerikan Büyükelçiliği'ne yaptığı eserleri kimsesiz çocuklara bağışlayarak topluma katkı sağladı. Ancak bu emeğinin kendi vatandaşımız tarafından yeterince anlaşılmadığını vurgulayan Usta Demirci şunları söylüyor:</p>

<p>"Bu işi yaparken en büyük nokta dünyadaki kimsesiz çocuklara yardım etmekti; Amerikan Büyükelçiliğinde ürünlerim açık artırmayla satılıyordu. Amerikan Büyükelçisi beni yemeğe davet etti ama biz burada kendimizi kendi vatandaşımıza anlatamıyoruz.”</p>

<p><img alt="" height="3000" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/1779350029540.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="4000" /></p>

<p><strong>"YERİMİZE ARTIK O DEMİRİ DÖVECEK USTA KALMADI"</strong></p>

<p>Mehmet Usta, 48 yıllık meslek hayatının son döneminde sanatını devredecek bir çırak bulamadığını ifade ediyor. Dükkanının kapısına öğrenci aradığına dair yazı asmasına rağmen, 3 ay boyunca kapısını çalan kimsenin olmadığını belirten usta, durumu şu sözlerle özetliyor:</p>

<p>"Öğrenmeye kimse gelmedi. Benim yanıma gelin, günde bir saat yahut iki saat vaktiniz varsa gelin; demir nasıl kaynıyor, demir nasıl dövülüyor, bunları öğrenin. Para falan istemiyoruz ama işte, yok. Biz bittik artık; bir masa veya vitrin yaptıracaksanız gidip hazır alacaksınız. Çünkü bizim yerimize artık o demiri dövecek usta kalmadı. Ben ölüyorum ama mesleği öldürmeyin. 48 yılımı verdim, tek isteğim bu demir dövme sanatının yaşaması.”</p>

<p><strong>"SAĞLIKLI KALMAMIN TEK SEBEBİ ÇALIŞMAK"</strong></p>

<p>Mehmet Usta, 48 yıllık meslek hayatındaki enerjisini aktif olarak çalışmaya borçlu olduğunu belirtiyor. Emekliliğin kendisi için bir son olacağına inanan usta, üretmenin insan sağlığı üzerindeki etkisini şu sözlerle açıklıyor:</p>

<p>"Benim sağlıklı kalmamın tek sebebi çalışmam. Eğer ki ben emekli olduktan sonra evde yatsaydım, ben şimdi kesin ölmüştüm yani. Yatalak oluyor insan, bir şey yapmıyorsun, yani bir üretimin yok yahut da çevrene bir sağlıklı, faydalı bir şey yapmıyorsun. E ne olacak sonu? Bekle bekle... İnsan çürüyüp gidiyor zaten.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Melahat TAŞ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/ankara-kalesinin-son-demir-ustasi-demiri-dovecek-usta-kalmadi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 14:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/fdfdfdsgdgfhn-2026-05-21t143945269.jpg" type="image/jpeg" length="96936"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Hayvanları Koruma Kanununda etkin bir yaptırım yok”]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/hayvanlari-koruma-kanununda-etkin-bir-yaptirim-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/hayvanlari-koruma-kanununda-etkin-bir-yaptirim-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sokaklarda bile sıradan insanların hayvanlara işkence etme hakkını kendisinde bulduğunu belirten Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyonu Dönem sözcüsü Avukat Hülya Yalçın, “Sosyolojik bir vaka bu. " dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Barınaklarda en ufak bir insani uygulamanın olmadığını belirten Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyonu Dönem sözcüsü Avukat Hülya Yalçın, “Hayvanları Koruma Kanunu çok şey söylüyor, ancak hayvanları gerçekten koruyan bir tek cümle bile barındırmıyor artık. Öyle bir cümle varsa bile ona uyulmadığında ne olacağına dair etkin bir yaptırım yok. Hayata geçirilen şey sokaklarda yaşamaya çalışan ve kültürümüzün bir parçası olan tüm köpeklerin önce büyük toplama alanlarına alınıp, sonra vahşi toplamada ölmeyenlerin de orada açlıktan, stresten, hastalıktan ölümüne sebep olmaktan başka bir şey değil. Hatta çoğu yargı sürecinde olan ‘çamaşır suyuyla zehirleme, tarihi geçmiş ilaçla zehirleme’ gibi çağdışı öldürme yöntemleri bile söz konusu.” diye konuştu.</p>

<p><img alt="“Hayvanları Koruma Kanununda Etkin Bir Yaptırım Yok” 1" height="782" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/hayvanlari-koruma-kanununda-etkin-bir-yaptirim-yok-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="600" /></p>

<p>Sokaklarda bile sıradan insanların hayvanlara işkence etme hakkını kendisinde bulduğunu belirten Türkiye Barolar Birliği Hayvan Hakları Komisyonu Dönem sözcüsü Avukat Hülya Yalçın, “Sosyolojik bir vaka bu. Kediye eziyet eden insanın çevresi mesela; eleştirmez mi, durdurmaz mı? Üstelik hayvanlara yönelen şiddetin kontrol edilmediği takdirde insanlara, çocuklara da hızla yol alacağı bilimsel olarak kanıtlanmışken. Toplu katliamlar gerçekten insan ruhunu yaralamakla birlikte, toplumdaki ‘adalet’ duygusunu da yerle bir ediyor. Sırf gücü yettiği için, daha iyisi olabilecekken tam bir ölüm yasası yapıldığı için içindeki tüm kini ve nefreti hayvanlara yönelten insanlar herkes için tehlikeli bir noktaya doğru hızla çekiyor toplumu.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="“Hayvanları Koruma Kanununda Etkin Bir Yaptırım Yok” 5" height="533" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/hayvanlari-koruma-kanununda-etkin-bir-yaptirim-yok-5.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Hayvanları Koruma Kanunu, yürürlüğe girdiği günden bu yana yaşam savunucuları ve sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere geniş kesimlerin büyük tepkisini çekmeye devam ediyor. Hayvana şiddet, tecavüz ve cinayetlerle ilgili hukuki yaptırımların yetersiz olduğunu belirten Avukat Hülya Yalçın ile hayvan hakları yasasının neler söylediğini konuştuk.</p>

<p>Devamı için <a href="https://www.baskentgazete.com.tr/egazete/baskent-gazetesi-907"><strong>tıklayınız.</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>BAŞKENT GAZETESİ - MAKBULE AKGÜL</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/hayvanlari-koruma-kanununda-etkin-bir-yaptirim-yok</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/05/haber-ana-2026-05-21t110327177.png" type="image/jpeg" length="52906"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
