<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Başkent - Ankara'nın Gazetesi</title>
    <link>https://www.baskentgazete.com.tr</link>
    <description>başkent, başkent gazetesi, ankaranın gazetesi, ankara, gazete</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.baskentgazete.com.tr/rss/cevre" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 05 Aug 2026 19:46:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/rss/cevre"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Yerel İklim Değişikliği Eylem Planlarına ilişkin yönetmelik Resmi Gazete'de]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/yerel-iklim-degisikligi-eylem-planlarina-iliskin-yonetmelik-resmi-gazetede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/yerel-iklim-degisikligi-eylem-planlarina-iliskin-yonetmelik-resmi-gazetede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İklim Kanunu uyarınca hazırlanan "Yerel İklim Değişikliği Eylem Planları ile İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulları Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle, Türkiye'nin net sıfır emisyon hedefi, ulusal katkı beyanı ve ilgili planlama araçları doğrultusunda il ölçeğinde hazırlanacak yerel iklim değişikliği eylem planlarına ilişkin ilke, idari ve teknik usul ve esaslar ile İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurullarının çalışma usul ve esasları belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>​Bakanlıktan alınan bilgiye göre, Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı (YİDEP), illerin iklim değişikliği ile mücadele sürecinde müdahale edilmesi gereken alanları tanımlayan, hedef, eylem ve izleme çerçevesi sunan bir planlama aracı olarak tasarlandı.</p>

<p>​Yönetmelikle yerel iklim değişikliği eylem planlarının ortak bir metodoloji ve standart çerçevesinde hazırlanması, azaltım ve uyum politikalarının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması, iller arasında karşılaştırılabilir ve izlenebilir bir planlama altyapısının oluşturulması ve ulusal ölçekte koordinasyonun güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>​İlgili yönetmelikle 81 ilde "İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu" (İl İDKK) kurulacak ve il düzeyinde iklim eylemi yalnızca belediye veya tek bir kurumun çalışması olmaktan çıkarılarak, vali koordinasyonunda merkezi kurumların taşra birimleri ile yerel yönetimler, meslek kuruluşları, akademi ve sivil toplum kuruluşlarının aynı masada buluştuğu kurumsal bir yönetişim yapısına ulaşacak.</p>

<p>Öte yandan ​YİDEP'ler, vali koordinasyonunda, büyükşehirlerde büyükşehir belediyesi, diğer illerde ise il belediyesi ve il özel idaresi tarafından ilgili paydaşların katılımıyla hazırlanacak veya hazırlatılacak.</p>

<p>​YİDEP çerçevesinde, azaltım ve uyum bileşenleri birlikte ele alınacak.</p>

<p><strong>İL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KOORDİNASYON KURULLARI YIL SONUNA KADAR KURULACAK</strong></p>

<p>Yönetmelikle, yıl sonuna kadar her ilde İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu'nun kurulması, ilk YİDEP döngüsünün 2028-2032 yıllarını kapsaması, YİDEP'lerin 5 yılda bir güncellenmesi ve İklim Portalı'na yüklenerek kamuoyu ile paylaşılması öngörülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/yerel-iklim-degisikligi-eylem-planlarina-iliskin-yonetmelik-resmi-gazetede</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 20:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/08/thumbs-b-c-5fbbdf921363e6c2cb63affcd4ff0f98.webp" type="image/jpeg" length="43288"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Boncuk Koyu'nun kum köpek balıkları 24 saat izleniyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/boncuk-koyunun-kum-kopek-baliklari-24-saat-izleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/boncuk-koyunun-kum-kopek-baliklari-24-saat-izleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla'nın Marmaris ilçesindeki dünyaca ünlü Boncuk Koyu, Akdeniz'de nadir görülen kum köpek balıklarının önemli üreme alanlarından biri olmayı sürdürüyor. Turizme kapalı koyda üremek amacıyla bulunan kum köpek balıkları, kurulan kamera sistemiyle yıl boyunca 24 saat takip ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gökova Körfezi'nde yer alan Çamlı Mahallesi'ndeki Boncuk Koyu'nda yürütülen bilimsel izleme çalışmaları, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Akdeniz Koruma Derneği tarafından gerçekleştiriliyor. İnsanlara karşı saldırgan davaranış sergilemeyen kum köpek balıklarının hareketleri, davranışları ve alandaki görülme sıklıkları, 2'si su altında, 1'i su üzerinde olmak üzere 3 kamera aracılığıyla 24 saat takip ediliyor. Boncuk Koyu'nda bilimsel gözlemlerin daha etkin şekilde yapılabilmesi amacıyla 2021 yılında kamera sistemi kuruldu. Güneş enerjisiyle çalışan sistem sayesinde bölgedeki görüntüler, farklı operatörler tarafından uzaktan ve kesintisiz olarak izlenebiliyor. Kamera kayıtlarından elde edilen verilerle, koruma altındaki kum köpek balıklarının davranışları ve alandaki dağılımları incelenirken, iklim değişikliğinin ve deniz suyu sıcaklığındaki değişimlerin tür üzerindeki etkileri de değerlendiriliyor. Sistem aynı zamanda balıkların yasa dışı yollarla avlanmasına karşı caydırıcı bir koruma mekanizması olarak da kullanılıyor.</p>

<p><strong>BONCUK KOYU, 2023'TE ÖNEMLİ KÖPEK BALIĞI ALANI İLAN EDİLDİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akdeniz Koruma Derneği'nin yürüttüğü bilimsel çalışmalar kapsamında sunduğu öneri doğrultusunda Boncuk Koyu, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından 2023 yılında Önemli Köpek Balığı Alanı (ISRA) olarak belirlendi. Latince adı 'Carcharhinus plumbeus' olan kum köpek balıkları, 100 ile 350 kilogram arasında ağırlığa ve 1 ile 3,5 metre arasında uzunluğa ulaşabiliyor. Bir seferde 12 ila 15 yavru dünyaya getirebilen tür, 1 ile 80 metre arasındaki derinliklerde yaşamını sürdürüyor. Dünyada bilinen sınırlı sayıdaki üreme alanlarından biri olan Boncuk Koyu'nun, Amerika'nın güney kıyılarının ardından kum köpek balıklarının üreme alanı olarak bilinen ikinci bölge olduğu ifade ediliyor. Akdeniz'de ise türün bilinen tek üreme alanı olan koy, kum köpek balıklarının korunması ve popülasyonlarının geleceğinin izlenmesi açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p><strong>'KOY, SON YILLARDA ÖNEMİNİ DAHA DA ARTIRDI'</strong></p>

<p>Akdeniz Koruma Derneği Bilimsel İzleme Koordinatörü Tunca Olguner, "Kum köpek balıkları hakkında yapılan çalışmalar bizim için oldukça önemli. Boncuk Koyu'nda izliyoruz. Koy, son yıllarda önemini daha da artırdı. Çünkü bölge, önemli köpek balığı ve vatoz alanlarından biri olarak ilan edildi. Uluslararası camiada da Boncuk Koyu, kum köpek balıkları açısından önemli bir alan olarak biliniyor. Bölgede su altı izleme çalışmaları yapıyoruz. Su altında iki kameramız bulunuyor. Kameralarımızdan birinin enerjisini güneş panelleriyle destekliyoruz ve sürekli kayıt alıyoruz. Aynı zamanda su sıcaklığını da izliyoruz" dedi.</p>

<p><strong>'UZAKTAN İZLEME YÖNTEMİYLE BÖLGEDEKİ DURUMLARINI TAKİP EDİYORUZ'</strong></p>

<p>Olguner, bölgede kum köpek balıklarının görülme sıklığı, birey sayıları ve cinsiyetleriyle ilgili veriler topladıklarını belirtip, "Elde ettiğimiz bu verileri koruma projelerinde ve yürüttüğümüz diğer çalışmalarda değerlendiriyoruz. Bu tür, sadece bölge açısından değil, Akdeniz ekosistemi açısından da büyük önem taşıyor. Çünkü tepe yırtıcıları oldukları için ekosistemin alt basamaklarındaki balık ve habitat çeşitliliğinin dengede tutulmasına katkı sağlıyorlar. Bu nedenle Boncuk Koyu'nun önemi de buradan kaynaklanıyor. Burası literatürde kum köpek balıklarının üreme alanı olarak sınıflandırılıyor. Bundan dolayı bölgede kum köpek balıklarını rahatsız etmemek amacıyla demirleme, çapalama ve dalış gibi çeşitli faaliyetler yasaklandı. Biz de mümkün olduğunca türleri rahatsız etmeden, uzaktan izleme yöntemiyle bölgedeki durumlarını takip ediyoruz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/boncuk-koyunun-kum-kopek-baliklari-24-saat-izleniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 21:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/07/b-o-n-c-u-k-k-o-y-u-n-u-n-k-u-m-k-o-p-e-k-b-a-l-i-k-l-a-r-i-24-s-1427770-424396.jpg" type="image/jpeg" length="51682"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızıl akbabaların yavrularını beslemesi kamerada]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/kizil-akbabalarin-yavrularini-beslemesi-kamerada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/kizil-akbabalarin-yavrularini-beslemesi-kamerada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artvin'in Ardanuç ilçesinde kayalıklar arasında yuva yapan kızıl akbabaların yeni doğan yavrularını beslediği anlar kamerayla görüntülendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğal yapısı ve zengin yaban hayatıyla öne çıkan Cehennem Deresi Kanyonu’nda, sarp kayalıklar arasındaki yuvada bulunan kızıl akbabaların yeni doğan yavrularını beslediği anlar Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Artvin Şube Müdürlüğü ekiplerince kamerayla kaydedildi. Görüntülerde, yetişkin kızıl akbabaların sırayla yuvaya gelerek yavrularını beslediği anlar yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaban hayatı açısından önemli yaşam alanlarından biri olan kanyon, birçok kuş türüne ev sahipliği yaparken, kızıl akbabaların üreme dönemine ait yeni görüntüleri ise bölgenin biyolojik zenginliğini ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/kizil-akbabalarin-yavrularini-beslemesi-kamerada</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/07/k-i-z-i-l-a-k-b-a-b-a-l-a-r-i-n-y-a-v-r-u-l-a-r-i-n-i-b-e-s-l-e-m-e-s-i-1428427-424577.jpg" type="image/jpeg" length="15233"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı sıcaklar, orman yangınları, seller ve şiddetli yağışlar dünyayı etkisi altına almaya devam ediyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/asiri-sicaklar-orman-yanginlari-seller-ve-siddetli-yagislar-dunyayi-etkisi-altina-almaya-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/asiri-sicaklar-orman-yanginlari-seller-ve-siddetli-yagislar-dunyayi-etkisi-altina-almaya-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşırı sıcaklar ve orman yangınları bu yıl da insan hayatını tehdit etmeye devam ederken, seller ve şiddetli yağışlar dünyayı etkisi altına alarak ölümlere yol açıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa ve İspanya gibi ülkeler başta olmak üzere sıcak hava dalgasından etkilenen Avrupa ülkelerinde büyük orman yangınları sürüyor.</p>

<p>İtalya'nın Sicilya Adası'nda farklı noktalarda çıkan ve rüzgarın etkisiyle yayılan orman yangınlarını söndürme çalışmaları sürerken, bir itfaiye eri fenalaşarak hayatını kaybetti.</p>

<p>Palermo kenti yakınlarında Longa Dağı'nın eteklerinde dün başlayan orman yangını gece boyunca rüzgarın da etkisiyle büyüdü.</p>

<p>Palermo yakınlarındaki Trabia bölgesi çevresindeki orman yangını bazı yolların kapanmasına yol açarken, yerleşim yerlerini tehdit etti. Bazı evlerin alevler arasında kaldığı görülürken, güvenlik güçleri ile itfaiye ekipleri bölgede yaşayanları ve risk altındakileri tahliye etti.</p>

<p>Norveç'in Agder ilindeki Vestol'da çıkan ve henüz kontrol altına alınamayan orman yangınında yaklaşık 80 hektarlık alan zarar gördü.</p>

<p>Agder'de yer alan Oggevatn Gölü'nün kuzeyindeki Vestol bölgesinde çıkan orman yangını yayılmaya devam ediyor.</p>

<h2>Fransa'da yangınlar 44 bin hektara yayıldı</h2>

<p>Bu yıl, tarihindeki en büyük orman yangınlarıyla karşı karşıya olan Fransa'nın güneydoğusundaki Var vilayetinde farklı noktalarda başlayan yangınlarda kısa sürede binlerce hektar alan kül oldu.</p>

<p>22 Temmuz'da başlayan ve kısa sürede 2 bin 500 hektar alana yayılan yangın henüz kontrol altına alınamadı ve 2 bini aşkın hane elektriksiz kaldı.</p>

<p>Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, başkent Paris'in "yeşil akciğeri" olarak bilinen Fontainebleau Ormanı'nın yüzde 10'unun küle döndüğünü bildirdi.</p>

<p>Fransa hükümet sözcüsü Maud Bregeon, ülkesinin "olağanüstü uzun" bir yangın sezonu ile karşı karşıya olduğunu belirterek, 23 Temmuz itibarıyla yıl başından bu yana ülke genelinde 44 bin hektar alanın küllere teslim olduğunu açıkladı.</p>

<p>Bazı bölgelerde hava sıcaklığının 40 dereceyi aştığı Yunanistan’da orman yangınları bugün de devam ederken, ülkenin Pilio Yarımadası, Yanya ili yakınlarındaki Koniça Gorgopotamu bölgesi, Eğriboz Adası gibi çeşitli bölgelerinde orman yangını çıktığı bildirildi.</p>

<h2>İspanya'da "yılın en büyük yangını" 16 bin hektarı yok etti</h2>

<p>İspanya'da "bu yılın en büyük orman yangını" olarak nitelendirilen Zaragoza'ya bağlı Cinco Villas bölgesindeki yangında 16 bin hektarlık alan kül olurken, başkent Madrid yakınlarındaki Guadalajara'da devam eden yangında 13 bin hektardan fazla alan yandı.</p>

<p>Hırvatistan'ın Korcula Adası'nda meydana gelen orman yangınında 2 itfaiye eri yaralandı.</p>

<p>Galler'in kuzeyinde başlayan orman yangınının ardından "acil durum" ilan edildi.</p>

<p>Cezayir'de çıkan 170 orman yangınından 104'ünün kontrol altına alındığı, 19 vilayette 66 yangına yönelik söndürme çalışmalarının devam ettiği belirtilirken, ülkenin doğusundaki Annaba vilayetine bağlı Serayidi beldesinde orman yangını nedeniyle bir hastane ile bazı yerleşim bölgeleri tahliye edildi.</p>

<p>Ülkede yaklaşık iki haftadır etkisini sürdüren sıcak hava dalgası nedeniyle bazı kıyı kentlerinde hava sıcaklıkları 49 dereceye kadar yükseldi. Yüksek sıcaklıklara güçlü rüzgarlar da eşlik ediyor.</p>

<p>Cezayir'in doğusundaki Setif vilayetinde çıkan orman yangınlarına müdahale çalışmalarına katılan 1 gönüllünün hayatını kaybettiği, 1 gönüllünün ise ağır yaralandığı bildirildi.</p>

<p>Fas'ta yetkililer, El-Huz bölgesinde yaklaşık 14 hektarlık ormanlık alanın zarar görmesine yol açan yangını kontrol altına almak için çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Tunus'un kuzeybatısındaki Cenduba vilayetinde çıkan orman yangını, kontrol altına alındı.</p>

<h2>Asya kıtasında aşırı yağış ve seller can almaya devam ediyor</h2>

<p>Öte yandan başta Asya'da ve Latin Amerika'da olmak üzere şiddetli yağışlar ve seller de etkisini sürdürüyor.</p>

<p>Hindistan'ın kuzeydoğusunda yer alan Assam eyaletinde şiddetli yağışların yol açtığı sellerde 41 kişi hayatını kaybederken, eyaletin 25 bölgesinde toplam 727 bin kişi de sellerden etkilendi.</p>

<p>Assam Eyaleti Başbakanı Himanta Biswa Sarma, 100'den fazla kişinin kayıp olduğunu ve can kaybının artabileceğini söyledi.</p>

<p>Pakistan'ın Hayber Pahtunhva ve Pencap eyaletlerinin yanı sıra Gilgit Baltistan bölgesinde muson mevsimi nedeniyle 19 Temmuz'dan bu yana etkili olan şiddetli yağışlar, ani sellere ve toprak kaymalarına yol açıyor.</p>

<p>Yetkililer, ani seller, yıldırım isabet etmesi, elektrik çarpması gibi şiddetli yağışlarla bağlantılı olaylarda Hayber Pahtunhva'da 20 kişinin, Pencap'ta 17 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.</p>

<p>Ayrıca, Hayber Pahtunhva'da etkili olan şiddetli yağışlar nedeniyle bir kerpiç evin çatısının çökmesi sonucu en az 11 kişi yaşamını yitirdi.</p>

<h2>Bavi Tayfunu on binlerce kişinin tahliye olmasına sebep oldu</h2>

<p>Çin'in kuzeydoğu ve doğu bölgelerini etkisi altına alan Bavi Tayfunu nedeniyle Liaoning eyaletinde 260 bini aşkın kişi tahliye edildi.</p>

<p>Ülkenin kuzeyindeki İç Moğolistan Özerk Bölgesi'ne bağlı Tongliao ili steplerinde sürü otlatan 2 çoban, sel sularına kapılarak hayatını kaybetti.</p>

<p>Liaoning eyaletinin Fuşun ilinde de dün gündüz saatlerinde başlayan sağanak nedeniyle selde 3 kişi yaşamını yitirdi. Kentte selin etkilediği bölgelerde yaşayan 3 bin 596 kişi güvenli bölgelere nakledildi.</p>

<p>Tayfunun vurduğu Liaoning'de 260 bini aşkın kişi güvenli bölgelere tahliye edilirken bazı kentlerde eğitime ve çalışmaya ara verildi.</p>

<p>Çin'in güneyindeki Guangşi Cuang Özerk Bölgesi'nde etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı sellerde 39 kişi öldü, 9 kişi ise kayboldu.</p>

<p>Ayrıca, ülkenin güneyindeki seller nedeniyle Guangşi Cuang Özerk Bölgesi'ne bağlı Nanning kentinde bulunan Liulan Barajı'nda oluşan yarık, yüzlerce kişinin tahliye edilmesine yol açtı.</p>

<p>Bangladeş Afet Yönetimi ve Rehabilitasyon Bakanlığı, muson yağmurları nedeniyle Khagrachhari, Rangamati, Bandarban, Cox's Bazar, Chattogram, Moulvibazar ve Habiganj olmak üzere 7 bölgedeki çok sayıda yerleşim yeri sular altında kaldığını bildirdi.</p>

<p>Muson yağmurlarının yol açtığı sel ve heyelanlarda hayatını kaybedenlerin sayısı 51 olarak kayda geçerken, 39 kişi de yaralandı.</p>

<p>Afetten toplam 1 milyon 22 bin 963 kişi olumsuz etkilendi, 38 bin 400'den fazla kişi de hükümete ait sığınaklara yerleştirildi.</p>

<p>Vietnam'ın Lai Chau eyaletinde şiddetli yağışın yol açtığı ani sel ve heyelanlarda 4 kişi yaşamını yitirdi, 7 kişi yaralandı.</p>

<h2>Güney Amerika ülkesi Şili'de şiddetli yağışlar can aldı</h2>

<p>Şili'nin güneyinde 15 Temmuz'dan bu yana etkili olan şiddetli yağışlar nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti, 7 kişi kayboldu.</p>

<p>Hükümet verilerine göre, sel nedeniyle yaklaşık 2 bin 800 ev yıkıldı veya ağır hasar aldı. Afetten 2 bin 200 kişi etkilenirken, 60 binden fazla kişinin dış dünyayla bağlantısı kesildi.</p>

<p>ABD'nin Texas eyaletinin Valisi Greg Abbott, arama kurtarma ekiplerinin yolda mahsur kalan sürücüler ile evlerinde bulunan kişilere bot ve helikopterlerle ulaştığını, 200'den fazla kişiyi kurtardığını söyledi.</p>

<p>Selde 2 kişinin yaşamını yitirdiğini belirten Abbott, bunlardan birinin Uvalde bölgesi yakınlarında araç kullanırken sele kapıldığını, diğerinin ise Kerr bölgesinde hayatını kaybettiğini ifade etti.</p>

<h2>Gana'da yaklaşık 90 bin kişi seller sebebiyle yerinden oldu</h2>

<p>Gana Ulusal Afet Yönetim Organizasyonu (NADMO) Direktörü Richard Amo Yartey, 28 Haziran'dan bu yana devam eden şiddetli yağışlar nedeniyle ülkenin başkenti Akra'nın yanı sıra 6 vilayette sellerin meydana geldiğini belirtti.</p>

<p>Yartey, seller nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısının 34'e çıktığını, çok sayıda kişinin yaralandığını kaydetti.</p>

<p>Sellerden 10 binden fazla hanenin etkilendiğini aktaran Yartey, ülkede 89 bin 736 kişinin yerinden edildiğini ifade etti.</p>

<p>Fildişi Sahili'nde hazirandan bu yana etkili olan şiddetli yağışlarda 59 kişi yaşamını yitirdi.</p>

<p>Nijerya Ulusal Acil Durum Yönetim Ajansı (NEMA), ülkenin Cross River eyaletine bağlı İkot Anwatim bölgesinde şiddetli yağışlar sonucu sel ve toprak kayması meydana geldiğini bildirdi.</p>

<p>Toprak kaymasında 4'ü çocuk 5 kişinin yaşamını yitirdiği, çok sayıda kişinin de yaralandığı belirtildi.</p>

<h2>Avrupa'da şiddetli yağışlar yaşamı olumsuz etkiledi</h2>

<p>Romanya'da, 40 dereceyi bulan yüksek sıcaklıkların ardından ülke genelinde şiddetli yağış ve fırtına etkili oldu.</p>

<p>Başkent Bükreş başta olmak üzere 20 ilde etkisini gösteren şiddetli yağışlar sellere neden olurken, fırtına ve sellerin etkisiyle yüzlerce bina ve araç hasar gördü.</p>

<p>Bir ağacın araç üzerine devrilmesi sonucu 1 kişi yaşamını yitirdi.</p>

<p>Romanya'nın orta kesimlerindeki Prahova iline bağlı Busteni kasabasında etkili olan şiddetli yağışın ardından cadde ve sokaklar sular altında kaldı.</p>

<p>Bulgaristan'ın farklı bölgelerinde etkili olan sağanak ve dolu yaşamı olumsuz etkiledi.</p>

<p>Silistre iline bağlı Tutrakan kentinde şiddetli yağış ve dolu nedeniyle kanalizasyon sistemi yetersiz kalırken, cadde ve sokaklar sular altında kaldı.</p>

<p>Almanya'nın güney bölgelerinde etkili olan şiddetli yağış ve fırtınanın su baskınlarına ve ağaçların devrilmesine yol açtığı bildirildi.</p>

<p>Baden-Württemberg eyaletinin Reutlingen kenti ve çevresinde bu sabah etkili olan şiddetli yağmur ve dolu nedeniyle caddeler sular altında kaldı.</p>

<p>Bavyera eyaletinin Nürnberg kenti ve çevresinde ise dün akşam etkili olan fırtına ve şiddetli yağış, su baskınlarına ve ağaçların devrilmesine neden oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nürnberg İtfaiye Teşkilatından yapılan açıklamada, acil çağrı merkezine 5 saat içinde yaklaşık 3 bin acil durum çağrısı yapıldığı belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/asiri-sicaklar-orman-yanginlari-seller-ve-siddetli-yagislar-dunyayi-etkisi-altina-almaya-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 18:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/07/thumbs-b-c-e8eedbe587dcd86f63c0049276883d18.webp" type="image/jpeg" length="33676"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim değişikliği Likya semenderlerinin yaşam alanlarını daraltıyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-likya-semenderlerinin-yasam-alanlarini-daraltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-likya-semenderlerinin-yasam-alanlarini-daraltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'nin güneybatısında yaşayan 7 Likya semenderi türü ile 1 hibrit soyun günümüzdeki ve gelecekteki yaşam alanlarını inceleyen araştırmada, yüksek emisyon senaryosunda bazı türlerin uygun yaşam alanlarında yüzde 73 ile 96,5 arasında kayıp yaşanabileceği öngörüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) MSKÜ Biyolojik Çeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Yasin İlemin ve çalışma arkadaşları tarafından Türkiye'nin güneybatısında yaşayan Likya semenderlerinin geleceğine yönelik araştırma gerçekleştirildi. Araştırma sonuçlarına göre; iklim değişikliğinin etkisiyle Likya semenderlerinin yaşam alanlarının daha yüksek rakımlara ve kuzeye bakan yamaçlara doğru çekilmesi bekleniyor. Bu süreçte Göcek-Köyceğiz, Köprülü Kanyon ve Sandras Dağı çevresinde bulunan iklim mikrorefüjlerinin, türlerin gelecekte hayatta kalabilmesi açısından kritik rol oynayacağı belirtildi. Ancak söz konusu alanların bir bölümünün korunan alanların dışında kalmasının, türlerin korunması açısından önemli bir risk oluşturduğu ifade edildi.</p>

<p>MSKÜ Biyolojik Çeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Yasin İlemin, iklim değişikliğinin yanı sıra orman yangınlarının da Likya semenderleri için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Akdeniz coğrafyasında artan sıcaklık ve kuraklığın yangın sezonlarını uzattığını ve daha büyük, daha şiddetli yangınlara neden olduğunu söyleyen İlemin, 2021 yılında Güneybatı Türkiye'de yaşanan büyük orman yangınlarının da Likya semenderlerinin mikrohabitatlarının ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. İlemin, yangınların yalnızca ağaç örtüsünü yok etmediğini, semenderlerin özellikle yaz aylarında sığındığı kaya yarıkları, nemli toprak katmanları, kaya kümeleri, ölü odunlar ile pınar ve sızıntı sularının çevresindeki serin alanların da zarar gördüğünü söyledi. Yangın sonrasında gerçekleştirilen müdahalelerin de büyük önem taşıdığını belirten İlemin, derin toprak işleme, kayaların kaldırılması ve ölü odunların tamamen temizlenmesinin, yangından sağ kurtulan son mikrorefüjleri de ortadan kaldırabileceğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong><img alt="I K L I M D E G I S I K L I G I L I K Y A S E M E N D E R L E R I N I N 1422084 422675" height="2250" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/07/i-k-l-i-m-d-e-g-i-s-i-k-l-i-g-i-l-i-k-y-a-s-e-m-e-n-d-e-r-l-e-r-i-n-i-n-1422084-422675.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="3000" /></strong></p>

<p><strong>'YANGIN SONRASI YÖNETİM DE EN AZ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KADAR ÖNEMLİ'</strong></p>

<p>Araştırmanın, Likya semenderlerinin korunması için yangın sonrasında uygulanacak orman yönetim politikalarının önemini de ortaya koyduğunu belirten İlemin, doğal gençleştirmenin tercih edilmesi, yanmış kütük ve kayaların korunması, pınar ve kayalıkların çevresinde 30-50 metrelik koruma zonları oluşturulması ve serin-nemli habitat bağlantılarının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Likya semenderlerinin geleceğinin yalnızca iklim değişikliğiyle mücadeleye bağlı olmadığını vurgulayan İlemin, yangın sonrasında ormanların nasıl yönetildiğinin de türlerin yaşamını doğrudan etkilediğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-likya-semenderlerinin-yasam-alanlarini-daraltiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 20:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/07/i-k-l-i-m-d-e-g-i-s-i-k-l-i-g-i-l-i-k-y-a-s-e-m-e-n-d-e-r-l-e-r-i-n-i-n-1422083-422675.jpg" type="image/jpeg" length="27753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çıralı sahilinde yavru deniz kaplumbağalarının zorlu yolculuğu başladı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/cirali-sahilinde-yavru-deniz-kaplumbagalarinin-zorlu-yolculugu-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/cirali-sahilinde-yavru-deniz-kaplumbagalarinin-zorlu-yolculugu-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'nın Kemer ilçesindeki Çıralı sahilinde caretta caretta yuva sayısı 108'e ulaştı. 2026 yılının ilk yuvasından çıkan yavrular denizle buluşmaya başladı. Antalya Valisi Hulusi Şahin ile eşi Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Proje Koordinatörü Ebru Şahin'in gönüllülerle gerçekleştirdiği etkinlikte yuvadan çıkamayan yavruların da denize ulaşması sağlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Valiliği tarafından yürütülen Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi kapsamında, Çıralı sahilinde caretta caretta yavrularının güvenle denizle buluşmasına yönelik farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. Programa Vali Hulusi Şahin, eşi Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Proje Koordinatörü Ebru Şahin, Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Ahmet Kavukcu, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, Beydağları Sahil Milli Park Müdürü Sezgin Örmeci, S.S. Ulupınar Çevre Koruma Geliştirme ve İşletme Kooperatif Başkanı Habib Altınkaya, Çıralı Deniz Kaplumbağası Koruma, İzleme ve Araştırma Merkezi gönüllüleri ile vatandaşlar katıldı.</p>

<p></p>

<p><img alt="Ekran Görüntüsü 2026 07 18 132932" height="1381" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/07/ekran-goruntusu-2026-07-18-132932.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="2292" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlik kapsamında, yumurtadan çıkan ve doğal süreç içerisinde denize ulaşmakta güçlük çeken caretta caretta yavrularının uzman ekipler ve gönüllülerin gözetiminde güvenli şekilde denizle buluşmasına eşlik edildi. Katılımcılar, yuvalama alanlarında sürdürülen koruma ve izleme faaliyetleri hakkında yetkililerden bilgi aldı, kaplumbağalarının denizle buluşmasına tanıklık etti.</p>

<p>Vali Hulusi Şahin, Çıralı'da 26 yıldır gönüllülük esasına dayalı sürdürülen caretta caretta koruma çalışmalarının örnek bir çevre hareketi olduğunu belirtti. Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi'nin denizlerin korunması, deniz kirliliğiyle mücadele edilmesi ve çevre bilincinin güçlendirilmesi amacıyla hayata geçirildiğini ifade eden Vali Şahin, çevre bilincinin Akdeniz'e kıyısı bulunan ülkelerin ortak gayretiyle daha da güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>S.S. Ulupınar Çevre Koruma Geliştirme ve İşletme Kooperatif Başkanı Habib Altınkaya, "2026 yılının ilk yuvasını açtık. Çıralı'da 108 yuvamız var. İlk yavrular çıkmaya başladı. Yavrular geceleri denize gidiyor. İnsanların bu konuda daha hassas davranması önemli. 10 arkadaşımızla gece gündüz sahildeyiz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/cirali-sahilinde-yavru-deniz-kaplumbagalarinin-zorlu-yolculugu-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 14:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/07/c-i-r-a-l-i-s-a-h-i-l-i-n-d-e-y-a-v-r-u-d-e-n-i-z-k-a-p-l-u-m-b-a-g-a-l-1417542-421302.jpg" type="image/jpeg" length="42495"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yılın ilk 6 ayında tedavisi tamamlanan 2 bin 205 yaban hayvanı doğaya salındı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/yilin-ilk-6-ayinda-tedavisi-tamamlanan-2-bin-205-yaban-hayvani-dogaya-salindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/yilin-ilk-6-ayinda-tedavisi-tamamlanan-2-bin-205-yaban-hayvani-dogaya-salindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürü Kadir Çokçetin, Ankara'da tedavileri tamamlanan 2 şah kartal ile 6 kerkenezin doğal yaşam alanlarına salındığını belirterek, "Yılın ilk 6 ayında ülke genelinde tedavisi tamamlanan 2 bin 205 yaban hayvanı, yeniden doğayla buluşturuldu." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çokçetin, DKMP'nin yaban hayvanı tedavi ve rehabilitasyon faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Doğal afet, yaralanma, hastalık ve bitkin düşme gibi nedenlerle yardıma ihtiyaç duyan yaban hayvanlarının, tedavi edilerek yeniden doğal yaşam alanlarına kazandırıldığını anlatan Çokçetin, yaban hayatının korunmasına yönelik çalışmaların, kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı.</p>

<p>Çokçetin, bu kapsamda, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi Yaban Hayvanları Birimi ile yürütülen işbirliği sayesinde, tedavileri tamamlanan 2 kartal ve 6 kerkenezin, yeniden ait oldukları doğal yaşam alanlarına salındığını söyledi. Salım sonrası izleme çalışmalarında kullanılmak üzere 2 şah kartala uydu vericisi de takıldığını kaydeden Çokçetin, böylece doğal yaşamlarına dönen kartalların hareket ve doğaya uyum süreçlerinin, bilimsel yöntemlerle takip edilebilir hale geldiğini bildirdi.</p>

<p><strong>TEDAVİ SONRASI YABAN HAYVANLARI TAKİP EDİLİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavi ve rehabilitasyon çalışmalarının, 2000'li yılların başına kadar üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve belediyelerin işbirliğiyle yürütüldüğünü hatırlatan Çokçetin, "Bugün ise Genel Müdürlük bünyesinde, ülke genelinde faaliyet gösteren 11 yaban hayvanı kurtarma ve rehabilitasyon merkezinde bu hizmetler modern imkanlarla sürdürülüyor. 2012-2025 yılları arasında, 84 bin yaban hayvanı tedavi ve rehabilitasyonu tamamlanarak, doğal yaşam alanlarına bırakıldı. Yılın ilk 6 ayında ise ülke genelinde tedavisi tamamlanan 2 bin 205 yaban hayvanı, yeniden doğayla buluşturuldu." şeklinde konuştu.</p>

<p>Çokçetin, rehabilitasyon merkezlerinde acil müdahale, görüntüleme, cerrahi ve yoğun bakım hizmetlerinin yanı sıra, türlere özgü davranış rehabilitasyonu programlarının da uygulandığını dile getirerek, salım öncesinde kapsamlı sağlık taramalarıyla, paraziter ve enfeksiyöz hastalık kontrollerinin de gerçekleştirildiğini anlattı.</p>

<p>Salım sonrasında halkalama, elektronik verici ve diğer işaretleme yöntemleriyle, hayvanların doğal yaşama uyum süreçlerinin takip edildiğinin altını çizen Çokçetin, bu sayede yaban hayvanlarının hareket, yaşam alanı kullanımları ve doğaya adaptasyonlarının bilimsel olarak izlenebildiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/yilin-ilk-6-ayinda-tedavisi-tamamlanan-2-bin-205-yaban-hayvani-dogaya-salindi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/07/20260704-3-75058998-126988258-poster.jpg" type="image/jpeg" length="52960"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim değişikliği ve sıfır atık eğitimleri, hemba ile dijitale taşınacak]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-ve-sifir-atik-egitimleri-hemba-ile-dijitale-tasinacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-ve-sifir-atik-egitimleri-hemba-ile-dijitale-tasinacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Millî Eğitim Bakanlığınca, Halk Eğitimi Merkezleri Bilişim Ağı (HEMBA) üzerinden iklim değişikliğine uyum, çevre koruma ve sürdürülebilirlik temalı dijital eğitim içerikleri sunulacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okullarda iklim değişikliği farkındalığının geliştirilmesi hedefiyle yürütülen faaliyetlerin etkili, verimli, sürdürülebilir ve izlenebilir yapıda gerçekleştirilmesi amacıyla "İklim Değişikliği Eylem Planı 2026-2030"u yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İklim krizinin olumsuz etkilerine karşı mücadele kapasitesinin güçlendirilmesi hedefi doğrultusunda çevre, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik temalarının toplumun geniş kitlelerine ulaştırılması amaçlanıyor.</p>

<p>Yaygın eğitim uygulamalarının iklim değişikliğiyle mücadele kapasitesini güçlendiren, toplum genelinde çevresel farkındalığı artıran ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını destekleyen temel bir politika alanı olarak ele alınması hedefleniyor.</p>

<p>Bu kapsamda Bakanlıkça yaygın eğitim faaliyetleri çerçevesinde toplumun her kesiminden bireyin iklim değişikliği konusundaki bilgi düzeyini ve farkındalığını artırmaya yönelik programlar düzenlenecek.</p>

<p>HEMBA platformu üzerinden sunulmak üzere iklim değişikliğine uyum, çevre koruma ve sürdürülebilirlik temalı, farklı hedef gruplarına hitap eden dijital eğitim içerikleri geliştirilecek.</p>

<p>Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli hedefleri doğrultusunda geçen yıl başlatılan ve enerji verimliliği, su tasarrufu ve atık yönetimi alanlarında yürütülen "Enerji Dostu Mavi Yeşil Okul Etiketi Programı", yaygın eğitim kurumlarında da aktif olarak uygulanarak yaygınlaştırılacak.</p>

<p><strong>Çevre ve iklim değişikliği temalı kurs programları güncellenecek</strong></p>

<p>İklim ve çevre odaklı çalışmalarla MEB ve Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) işbirliğinde yürütülen iyi uygulama örnekleri, halk eğitimi merkezleri ve diğer yaygın eğitim kurumlarında tanıtılacak.</p>

<p>Çevre, iklim değişikliği ve sıfır atık temalı mevcut kurs programları da güncel ihtiyaçlar ve bilimsel veriler ışığında revize edilecek.</p>

<p>MEB, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile TEMA arasında imzalanan protokol kapsamındaki faaliyetler, yaygın eğitim süreçlerine entegre edilecek.</p>

<p>Yaygın eğitim kurumlarında sıfır atık yaklaşımının benimsenmesi, atıkların azaltılması, yeniden kullanımı ve geri dönüşüm süreçlerine ilişkin toplumsal bilincin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütülecek.</p>

<p><strong>Su kaynaklarının korunmasına yönelik dijital içerikler de platforma dahil edilecek</strong></p>

<p>Su Verimliliği Seferberliği kapsamında su kayıplarının azaltılması, tasarruf bilincinin artırılması ve su kaynaklarının korunmasına yönelik dijital içerikler de HEMBA platformuna dahil edilecek.</p>

<p>Sıfır atık uygulamaları konusunda farkındalığı artırmak amacıyla, kuruluşlara çevreyi korumak ve değişen çevre şartlarına ilişkin çerçeve temin etmeyi hedefleyen "Çevre Yönetim Sistemi"nin yaygınlaştırılması sağlanacak.</p>

<p>Ayrıca, su verimliliği farkındalığının artırılması hedefi doğrultusunda su verimliliği konulu ulusal ve yerel yarışmalar ile çeşitli etkinlikler düzenlenecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-ve-sifir-atik-egitimleri-hemba-ile-dijitale-tasinacak</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/ea3d022c66837178835d0f05bce33b21.jpg" type="image/jpeg" length="14444"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz'in en derin mavi karbon rezervi Bodrum'da tescillendi]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/akdenizin-en-derin-mavi-karbon-rezervi-bodrumda-tescillendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/akdenizin-en-derin-mavi-karbon-rezervi-bodrumda-tescillendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla'nın Bodrum ilçesinde Türkiye'nin en kapsamlı derin deniz haritalama operasyonlarından birinin gerçekleştirildiği duyuruldu. Bodrum Yarımadası ve Gökova Körfezi'nin su altı haritasını çıkaran uzmanlar, Akyarlar ile Kos Adası arasında kesintisiz uzanan ve Akdeniz'in en derin sınırına ulaşan devasa bir deniz çayırı kuşağı tespit etti. Bölge, Bodrum'un en önemli 'mavi karbon rezervi' olarak tescillendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ekomiras Derneği öncülüğünde, Muğla Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle yürütülen çalışma tamamlandı. 25 Mayıs-6 Haziran tarihleri arasında 'Gatemarine III' araştırma gemisiyle gerçekleştirilen çalışmalar, Bodrum'un su altındaki ekolojik altyapısını ve topoğrafyasını yüksek çözünürlükle ortaya koydu. Bodrum Yarımadası'nın çevresini kapsayan 12 günlük saha çalışmasında, 20'den fazla ada ile çok sayıda koy ve kıyısal geçiş bölgesi incelendi. Uzman ekipler, 12 ila 65 metre derinlik aralığında sonar sistemleriyle sistematik taramalar yaptı.</p>

<p></p>

<p><strong><img alt="A K D E N I Z I N E N D E R I N M A V I K A R B O N R E Z E R V I 1381615 410279" height="2250" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/a-k-d-e-n-i-z-i-n-e-n-d-e-r-i-n-m-a-v-i-k-a-r-b-o-n-r-e-z-e-r-v-i-1381615-410279.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="3000" /></strong></p>

<p><strong>KOS ADASI'NA UZANAN KESİNTİSİZ ÇAYIR KUŞAĞI</strong></p>

<p>4 Haziran'da yapılan ölçümlerde 25 ila 36 metre derinlik konturları arasında gerçekleştirilen taramalarda, Akdeniz için hayati öneme sahip Posidonia oceanica türü deniz çayırlarının Akyarlar ile Kos Adası arasında kesintisiz bir kuşak oluşturduğu belirlendi. Deniz çayırlarının dikey dağılımının yaklaşık 40 metre derinliğe kadar sürdüğü tespit edildi. Uzmanlar, 40 metre derinliğin Posidonia deniz çayırlarının Akdeniz genelinde ulaştığı azami sınır olduğuna dikkat çekti. Çayırların bu derinlikte de canlılığını korumasının, Bodrum deniz suyunun kalitesi ve ekolojik bütünlüğünün göstergesi olduğu değerlendirildi.</p>

<p>Meteor Koyu ve Çatal Adalar açıklarında da benzer yoğunlukta sağlıklı çayır alanları belgelendi. Bilim insanları, bu hattı Bodrum'un en önemli mavi karbon rezerv alanı olarak tanımladı. Araştırmada elde edilen yüksek çözünürlüklü batimetrik veriler, Bodrum'un su altı topoğrafyasını da ayrıntılı şekilde ortaya koydu. Büyük Kiremit Adası çevresinde 10 metreden aniden 80 metreye inen dik deniz altı yamaçları tespit edildi. Çatal Ada ve Yıldız Adası çevresinde de yüksek eğimli yapılar belirlenirken, Orak Adası, Alakışla Bükü ve Çökertme hattındaki derinliklerin 29 ila 45 metre arasında değiştiği ölçüldü.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><img alt="A K D E N I Z I N E N D E R I N M A V I K A R B O N R E Z E R V I 1381619 410279" height="2250" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/a-k-d-e-n-i-z-i-n-e-n-d-e-r-i-n-m-a-v-i-k-a-r-b-o-n-r-e-z-e-r-v-i-1381619-410279.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="3000" /></strong></p>

<p><strong>'40 METREYE KADAR UZANAN KESİNTİSİZ POSİDONİA HAVZASI'</strong></p>

<p>Ekomiras Derneği Kurucusu ve Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, "Project Posidonia kapsamında yıllardır Bodrum kıyılarını haritalıyoruz. Bu sonar operasyonu, ilk kez 10 ila 65 metre arasındaki derin habitatları da çalışmamıza dahil etmemizi sağladı. Akyarlar ile Kos Adası arasında 40 metreye kadar uzanan kesintisiz ve sağlıklı Posidonia havzasını belgelemek hem bilimsel hem de koruma stratejileri açısından son derece önemli" dedi.</p>

<p>Kuzey Bodrum'da elde edilen verilerin dikkat çekici olduğunu belirten Dr. Gökalp, "Çayır sınırlarının 35 metreden 15 metreye gerilemiş olması, kümülatif insan baskısının ne kadar derin izler bıraktığını somut olarak gösteriyor. Bu veriler yalnızca akademik bir kayıt değil, gelecekte ilan edilecek deniz koruma alanları, çapa yasağı uygulanacak bölgeler ve kıyı ÇED süreçleri için doğrudan kullanılabilecek bir karar destek belgesidir" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/akdenizin-en-derin-mavi-karbon-rezervi-bodrumda-tescillendi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/a-k-d-e-n-i-z-i-n-e-n-d-e-r-i-n-m-a-v-i-k-a-r-b-o-n-r-e-z-e-r-v-i-1381616-410279.jpg" type="image/jpeg" length="31424"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim değişikliği, su ve tarımın geleceği Ankara'da ele alındı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-su-ve-tarimin-gelecegi-ankarada-ele-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-su-ve-tarimin-gelecegi-ankarada-ele-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gıda, İçecek ve Tarım Politikaları Araştırmaları Merkezi (GİFT), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçiliği işbirliğiyle düzenlenen "Yarını Yetiştirmek: İklim Değişikliği, Su ve Tarımın Geleceği" konferans gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TOBB Sosyal Tesisleri'nde düzenlenen konferansta, Türkiye ve Almanya'nın su ve tarım gündemindeki kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlikte gıda güvenliği için su, dikey tarım, suya dayanıklı üretim ve kuraklaşan iklimde gıda hakkı konuları ele alındı.</p>

<p>- "Uzmanlara göre 2030 yılına kadar 17 milyon kişi su kıtlığı nedeniyle yer değiştirmek zorunda kalacak"</p>

<p>Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg burada yaptığı konuşmada, 2 milyar insanın su tedariğine erişemeden yaşadığına dikkati çekerek, "Uzmanlara göre 2030 yılına kadar 17 milyon kişi su kıtlığı nedeniyle yer değiştirmek zorunda kalacak." dedi.</p>

<p>Konuya ikili düzeyde ve Birleşmiş Milletler çerçevesinde eğilmenin önemine işaret eden Sorg, Antalya'da kasım ayında yapılacak COP31'e doğru ilerlenirken Türkiye-Almanya diyaloğunun ivme kazanacağına inandığını söyledi.</p>

<p>Sorg, dünyada atık suların yüzde 97'sinin henüz geri dönüştürülmediğinin altını çizerek, bu tablonun değişmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>- "Miktarda azalış, üretimde artış var, bunu dengelememiz lazım"</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Afire Sever de toprağın ve suyun birlikte verimli kullanılmasının, herkesin hakkı olan sağlıklı gıdaya erişimin teminatı olduğunu söyledi.</p>

<p>İklim değişikliğinin su kaynaklarına etkisini incelediklerini belirten Sever, şöyle devam etti:</p>

<p>"Son beş yıldır aslında 2030'da yaşayacağımız olayları yaşıyoruz, 2030'da bunun şiddetinin daha da artacağı bilim insanları tarafından da açıklanıyor. Bizim yaptığımız analizlere göre 2030 ile beraber yağışlarımızda maalesef yüzde 18,7 bir azalış, sıcak günlerde 15 gün ve üzeri artış öngörülüyor. Mevcut su potansiyelimizde yüzde 10 azalış, sanayide, su kullanımında, nüfusta ve yeni açılacak tarım alanlarında artış var. Yani miktarda azalış, üretimde artış var, dolayısıyla bunu dengelememiz lazım."</p>

<p>GİFT Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Samet Serttaş da COP31'e giden süreçte Türkiye'nin önemli bir ev sahipliği yaptığını belirterek, "Suyun bütüncül yönetimiyle ilgili büyük bir problem yaşıyoruz. Biz bir sivil toplum kuruluşu olarak üzerimize düşenin bir strateji belgesi yayımlamak olduğunu düşünüyoruz." dedi.</p>

<p>- Paneller</p>

<p>Program, açılış konuşmalarının ardından "Gıda Güvenliği için Tarım ve Su", "Dikey Tarım ile Geleceğin Tarımını İnşa Etmek", "Su Açısından Verimli Tarım ve Kuraklığa Dayanıklılık Üzerine Araştırmalar", başlıklı sunumlarla devam etti.</p>

<p>"Su Kaynakları Yönetiminde İnovasyonun Rolü" sunumunda konuşan Bayer Tarım Ürünleri Mısır Strateji Lideri Pieter Smit, Preceon akıllı mısır sistemiyle ilgili değerlendirmede bulundu.</p>

<p>Etkinlikte "İklime Dayanıklı Çiftliği İnşa Etmek: Teknoloji, Risk ve Finans" ve "Kimin Suyu, Kimin Gıdası: Kuraklaşan İklimde Gıda Hakkı" başlıklı iki panel de gerçekleşti.</p>

<p>Konferans, Serttaş ve Almanya Büyükelçiliği Tarım Müşaviri Philipp Raschke'nin kapanış değerlendirmesiyle sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-su-ve-tarimin-gelecegi-ankarada-ele-alindi</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 17:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/a-a-20260622-41749902-41749894-i-k-l-i-m-d-e-g-i-s-i-k-l-i-g-i-s-u-v-e-t-a-r-i-m-i-n-g-e-l-e-c-e-g-i-a-n-k-a-r-a-d-a-e-l-e-a-l-i-n-d-i.jpg" type="image/jpeg" length="66684"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim değişikliği sivrisinek ve kene kaynaklı hastalık riskini artırabilir]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-sivrisinek-ve-kene-kaynakli-hastalik-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-sivrisinek-ve-kene-kaynakli-hastalik-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, iklim değişikliğiyle sivrisinek ve kene gibi türlerin daha erken ortaya çıktıklarını ve yıllık nesil sayılarının arttığını belirterek, oluşabilecek olumsuzluklara karşı daha dikkati olunması gerektiği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İklim değişikliğine bağlı artan sıcaklıklar, uzayan yaz mevsimi ve değişen yağış rejimleri, böcek popülasyonlarını da etkiliyor. İnsanlarla temas eden ve hastalık taşıma riski bulunan sivrisinek ve keneler ile alerjik reaksiyonlara neden olan çam kese böceğinin yayılım alanları genişlerken bu durum, vektör kaynaklı hastalıklar ve alerjik vakalarda artış riskini de beraberinde getiriyor.</p>

<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İzzet Akça, AA muhabirine, iklim değişikliğinin doğadaki dengeleri değiştiren kapsamlı bir süreç olduğunu söyledi.</p>

<p>Küresel ortalama sıcaklıktaki artışın canlılar üzerinde önemli sonuçlar doğurduğuna işaret eden Akça, bu değişimden en fazla etkilenen grupların başında böceklerin geldiğini anlattı.</p>

<p>Akça, böceklerin yaşam döngülerinin sıcaklığa doğrudan bağlı olduğunun altını çizerek, sert geçen kışlarda popülasyonların yüzde 70-80'inin doğal olarak öldüğünü ancak kışların daha ılık geçmesiyle bu kayıpların azaldığını belirtti.</p>

<p>Sivrisinek ve kenelerde 20-25 derece aralığında üreme ve gelişmenin hızlandığına dikkati çeken Akça, sıcak dönemlerin uzamasının böceklerin daha uzun süre aktif kalmalarına, daha fazla beslenmelerine ve nesil vermelerine imkan sağladığını dile getirdi.</p>

<p>Akça, Karadeniz Bölgesi'nde haziran sonlarında görülmeye başlayan sivrisineklerin yaklaşık bir ay daha erken ortaya çıktıklarına işaret ederek, "Adana gibi sıcak bölgelerde sivrisinekler, yılda 10'dan fazla nesil verebilirken Karadeniz gibi daha serin bölgelerde bu sayı 2-4 arasında kalabiliyor. İklim değişikliğiyle hem ortaya çıkış zamanı yaklaşık bir ay öne çekiliyor hem de yıllık nesil sayısı artıyor." diye konuştu.</p>

<p>Sivrisineklerin sucul canlılar olduklarına dikkati çeken Akça, hava sıcaklığındaki artışın su sıcaklığını da yükselterek larvaların daha hızlı gelişmesine yol açtığını söyledi.</p>

<p>Akça, iklim değişikliğinin türlerin coğrafi dağılımını da değiştirdiğinin altını çizerek, Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde görülen çam kese böceğinin daha kuzey ve yüksek rakımlı alanlara yayıldığını ifade etti.</p>

<p>Akça, kenelerde de benzer bir tablonun görüldüğünü dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yüksek sıcaklık kenelerin yumurta sayısını artırıyor</strong></p>

<p>Özellikle Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarının görüldüğü Sivas, Çorum, Amasya ve Samsun çevresinde riskin arttığını belirten Akça, daha çok haziran ayında gündeme gelen vakaların artık nisandan itibaren görülmeye başlandığını anlattı.</p>

<p>Akça, kenelerin uygun koşullarda 500 ile 5 bin arasında yumurta bırakabildiklerine işaret ederek, sıcaklıkların yükselmesiyle yumurta ve nesil sayısının arttığını, bazı bölgelerde iki nesil veren türlerin 5-6 nesle kadar ulaşabildiğini dile getirdi.</p>

<p>Akça, sivrisinek ve kenelerin daha erken ve uzun süre görülmeye başlamasının insan sağlığı açısından riskleri artırdığını söyledi.</p>

<p><strong>Mücadelede larva dönemi kritik önem taşıyor</strong></p>

<p>Sivrisineklerle mücadelede en etkili yöntemin larva dönemine yönelik çalışmalar olduğunu vurgulayan Akça, belediyelerin sulak alanlarda larva mücadelesinin önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p>Akça, ev ve bahçelerde açık bırakılan kova, bidon ve saksı altlığı gibi küçük su birikintilerinin bile sivrisineklerin üremesi için uygun ortam oluşturduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p>

<p>"Sineklik ve cibinlik kullanımı, önemli korunma yöntemleri arasında yer alıyor. Kenelere karşı ise park ve bahçelerde çimlerin bir santimden kısa tutulması, yabancı otların temizlenmesi ve riskli alanlarda uygun ürünlerle düzenli ilaçlama mücadelesi yapılması gerekiyor. Özellikle çocukların uzun otların bulunduğu alanlarda dikkatli olması gerekiyor."</p>

<p><strong>Türkiye'de yeni risk alanları oluşabilir</strong></p>

<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun da sivrisinek kaynaklı hastalıkların ve kenelerin taşıdığı enfeksiyonların yeni bölgelere taşındığını söyledi.</p>

<p>İklim değişikliğinin çam kese böceğini de etkilediğini dile getiren Torun, daha ılıman geçen kışların türün hayatta kalmasını kolaylaştırdığını, bu nedenle kuzeye ve yüksek rakımlı bölgelere doğru yayıldığını anlattı.</p>

<p>Torun, çam kese böceğinin yakıcı tüylerinin insanlarda kaşıntı, döküntü, nefes darlığı ve astım ataklarına neden olabildiğini belirterek, türün yaygınlaşmasının insan sağlığı ve orman ekosistemleri açısından tehdit oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p>KKKA'nın daha kuzey ve batı bölgelere ilerleme potansiyeli taşıdığına işaret eden Torun, daha sıcak geçen yazlarla Batı Nil Ateşi vakalarında da artış görülebileceğini söyledi.</p>

<p>Torun, son yıllarda özellikle Marmara ve Karadeniz bölgelerinde yerleşmeye başlayan, Asya kaplan sivrisineği olarak bilinen "Aedes albopictus" türünün dang ateşi ve chikungunya gibi hastalıkların bulaşma riskini artırabileceğinin altını çizerek, leishmaniasis (şark çıbanı) vakalarının da yeni bölgelere taşınma potansiyelinin bulunduğunu anlattı.</p>

<p>Lyme hastalığı açısından da risklerin arttığını vurgulayan Torun, "Bilimsel öngörüler, Türkiye'nin özellikle Karadeniz, Marmara ve Akdeniz kuşağında sivrisinek ve kene kaynaklı hastalıklar açısından Avrupa'nın önemli geçiş bölgelerinden biri haline gelebileceğini gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Torun, durgun su birikintilerinin ortadan kaldırılması, sineklik kullanılması ve kırsal alan dönüşlerinde vücutta kene kontrolü yapılmasının vektör kaynaklı hastalıklara karşı etkili önlemler arasında yer aldığını anlattı.</p>

<p>Öte yandan Torun, iklim değişikliğinin küresel halk sağlığı meselesi olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-sivrisinek-ve-kene-kaynakli-hastalik-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/thumbs-b-c-fa4b422af49e0261d9a885cb90c98746.jpg" type="image/jpeg" length="60083"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Kurum: İklim krizinin etkisini azaltmak için sorumluluktan kaçmıyoruz]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-kurum-iklim-krizinin-etkisini-azaltmak-icin-sorumluluktan-kacmiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-kurum-iklim-krizinin-etkisini-azaltmak-icin-sorumluluktan-kacmiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “Cennet vatanımız, iklim değişikliğinin etkilerine en açık bölgelerden birinde Akdeniz havzasında yer alıyoruz. Biz de bu bilinçle çalışmalarımızı yapıyoruz. İklim krizinin geldiği süreçte hiç sorumluluğumuz yok ama krizin etkisini azaltmak için sorumluluktan kaçmıyoruz, hakkaniyetli ve çözüm odaklı bir iklim diplomasisi yürütmekten de geri durmuyoruz” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>ERÜ Sabancı Kültür Sitesi’nde iklim değişikliği, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi ve gıda güvenliğine yönelik çözüm önerileri ve iş birliği fırsatlarının değerlendirildiği ve 1’incisi yapılan ‘Erciyes Zirvesi’ düzenlendi. AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar’ın başkanlığını yaptığı Büyük Sanat Vakfı organizasyonu ve AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler koordinasyonundaki zirveye, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri milletvekilleri Dursun Ataş, Şaban Çopuroğlu, Murat Cahid Cıngı ve Bayar Özsoy ile Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ile uluslararası uzmanlar katıldı.</p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, programda yaptığı konuşmada, "İklim değişikliği; toprağın verimini, ekimin zamanını, gıda arzını doğrudan etkiliyor. Haziran ayı içerisindeyiz, hala tarlaların sararmadığını görüyoruz. Gıda meselesi sadece bir ekip biçme meselesi değildir. Aile bütçesidir, çocukların beslenmesidir, çiftçinin emeğidir, pazarın fiyatıdır, toplumun huzurudur” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>‘İNSANIN NASIL DAVRANACAĞINI RAKAMLAR BELİRLEMEZ’</p>

<p>Su ve gıda güvenliğinin önemine vurgu yapan Bakan Kurum, “Su ve gıda baskısı arttığında ise asıl büyük acı başlar. Güvenlik krizi. Çünkü, su azalırsa üretim zayıflar, üretim zayıflarsa gıda baskısı artar, gıda baskısı artarsa sosyal huzur ve emniyet kökünden etkilenir. İşte biz, bugün burada iklimi konuşurken sadece havayı değil; suyu, toprağı, sofrayı, üretimi, şehirleri ve insanlığın ortak güvenliğini konuşuyoruz. Dünyanın bugün geldiği noktada, arının kanadından insanın sofrasına kadar her şeyi vuran, büyük bir hayat-memat meselesinin tam ortasındayız. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporu, 2015-2025 döneminin kayıtlardaki en sıcak 11 yıl olduğunu ortaya koyuyor. Bu rakamlar krizin büyüklüğünü net bir şekilde gösteriyor ama insanın nasıl davranacağını rakamlar belirlemez; orada ahlak, medeniyet ve duruş devreye girer. Ne diyordu Hacı Bektaş Veli; 'İncinsen de incitme'. Çünkü, tabiatı inciten insan, kendi geleceğini incitir. Suyu inciten sofrasını, toprağı inciten bereketini, havayı inciten nefesini incitir” diye konuştu.</p>

<p>‘İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİNE EN AÇIK BÖLGEDE YER ALIYORUZ’</p>

<p>Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelede sorumluluktan kaçmadığını da ifade eden Bakan Kurum, “İşte görüyoruz. İstemeyiz orman yangını çıksın ama devletimiz, orman kahramanlarımız, yaz boyu mücadele için koşuyorlar, koşturuyorlar. Yangınlar ormanlarımızı, sel suları kentlerimizi vuruyor, Konya’nın kalbinde dev obruklar, Marmara Denizi'nde hiç görmediğimiz müsilaj oluşuyor, sularımızda oksijen yok oluyor. Cennet vatanımız, iklim değişikliğinin etkilerine en açık bölgelerden birinde Akdeniz havzasında yer alıyoruz. Biz de bu bilinçle çalışmalarımızı yapıyoruz. İklim krizinin geldiği süreçte hiç sorumluluğumuz yok ama krizin etkisini azaltmak için sorumluluktan kaçmıyoruz, hakkaniyetli ve çözüm odaklı bir iklim diplomasisi yürütmekten de geri durmuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gece gündüz demeden koşturuyoruz. Yine, Saygıdeğer Eşi Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde iklim değişikliğinin etkilerinin azaltacak projeler yapmaya devam ediyoruz. Dünya çocuklarına verdiğimiz 2053 Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma vizyonuna sadakatle çalışıyoruz. Yakın zamanda dünyayla paylaştığımız, Antalya 2035 hedeflerimizle bu yürüyüşü daha ileri taşımış bulunuyoruz. Türkiye’nin Antalya 2035 Hamlesi, bu ülkenin iklim diplomasisine ve tüm coğrafyalara attığı imza ve mühürdür. Türkiye’nin vicdanıdır. Türkiye’nin ensar duruşudur” diye konuştu.</p>

<p>‘FİNANSMANA ERİŞEMEYEN ÜLKELERDEN DÖNÜŞÜM BEKLEMEK MÜMKÜN DEĞİL’</p>

<p>Verilen sözlerle sahadaki uygulama arasında mesafe olduğunu belirten Bakan Kurum, şöyle kpnuştu:</p>

<p>“Geçtiğimiz hafta Bonn’daydık. Dünyanın farklı ülkelerinden temsilcilerle, müzakere heyetleriyle ve iklim diplomasisinin aktörleriyle bir araya geldik; dinledik, istişare ettik, ortak zemini güçlendirdik. Bu hafta, Londra’da olacağız. İklim inovasyonunu, yeşil finansmanı, özel sektörün dönüşümünü, enerji yatırımlarını ve sanayinin rekabet gücünü konuşacağız. Bugün ise Erciyes’teyiz. Bonn’da diplomasi vardı. Londra’da finans, inovasyon ve yatırım olacak. Erciyes’te bilim, Anadolu aklı ve ortak vicdan var. Bütün bu yolculuk inşallah, Kasım’da Antalya’da buluşacak. Antalya 2035’e gelirsek, biz, COP31’i yalnızca bir zirve olarak değil; sözlerin uygulamaya, taahhütlerin projeye, projelerin sahada sonuca dönüştüğü büyük bir iklim seferberliği olarak görüyoruz. Biz Türkiye olarak diyoruz ki verilen sözlerle sahadaki uygulama arasında hala büyük bir mesafe var. Bugün dünyanın ihtiyacı olan şey daha fazla vaat değil, daha güçlü uygulama. Bu yüzden COP31 yaklaşımımızın 3 ilkesi var; diyalogla güven büyütülecek, uzlaşıyla yol açılacak, aksiyonla gelecek değişecek. Bir başka mesele de şu. Küresel iklim meselesine dair, finansmana erişemeyen ülkelerden dönüşüm beklemek mümkün değil. Çünkü, öncelikleri var. Teknolojiye ulaşamayan toplumlara aynı yükü yüklemek hakkaniyetli değil. Paranın yönünü doğaya çevirmezsek, dünyanın yönü asla değişmez. Biz de inşallah tüm gücümüzle, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 25 yıldır yaptığımız gibi, afette, depremde, selde, yangında milletimizin zor gününde nasıl yanında olduysak, olmaya devam edeceğiz ve tüm gücümüzle de kaynağın yönünü hep birlikte değiştireceğiz.”</p>

<p>COP31 sürecinde de disiplinli hareket edeceklerini söyleyen Bakan Kurum, “Biz uygulama, aksiyon adamlarıyız. Bu meseleyi yalnızca küresel masalarda konuşmuyoruz. Kendi şehirlerimizde de uyguluyoruz. 6 Şubat’ta çok büyük felaket yaşadık. Büyük bir acı ile uyandık. 11 ilimizi etkileyen, 50 bini aşkın canımızı vatan evlatlarını kaybettiğimiz bir deprem. Çok üzüldük, hep birlikte ağladık ama 86 milyon tek yürek olduk. 11 ilimizin yardımına hep birlikte koştuk. Kayseri, kendi acısını unuttu; Hatay’a, Malatya’ya, Kahramanmaraş’a, Adıyaman’a yardıma koştu. Depremlerden sonra nasıl sahada, hızlı ve sonuç odaklı bir inşa seferberliği yürüttüysek, 2 yılda 455 bin konutu bitirip teslim ettiysek, bu kolay değil. Bu, milletimizin başarısıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kudreti ve gücüdür. Dünyaya örnek bir çalışma göstergesidir. Allah bize bu şerefi nasip etti. Türkiye olarak COP31 sürecinde de aynı disiplinle hareket edeceğiz. Ölçeceğiz, planlayacağız, uygulayacağız, takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>‘MÜCADELEMİZ, ÇOCUKLARIN KARŞISINDA MAHCUP OLMAMAK İÇİNDİR’</p>

<p>Bakan Kurum, açıklamasının devamında da şöyle konuştu:</p>

<p>"Üretimi konuşuyorsak enerjiyi de konuşmak zorundayız. Enerji güvenliği ile iklim hedeflerini birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Enerjisiz kalkınma olmaz. Temiz enerji olmadan sürdürülebilir gelecek olmaz. COP31 Eylem Gündemi’nde yani Antalya 2035 hamlemizde, temiz enerji, sıfır atık, metan azaltımı, yeşil sanayi, dirençli şehirler, sürdürülebilir tarım, gençlik ve iklim uygulama köprüsü gibi başlıklarla, tüm sözleri uygulamaya dönüştüreceğiz. Başka bir deyişle, zorunlu kılacağız. Bütün bu çalışmaların sonunda dönüp bakacağımız yer uzaklar değil, çocuklarımızın gözleridir. O çocuklar, bizden uzun raporlar istemeyecek. ‘Suyu ve toprağı korudunuz mu, şehirleri güvenli yaptınız mı, bana yaşanabilir bir dünya bıraktınız mı’ diye soracak. Bizim bütün mücadelemiz, o çocukların karşısında mahcup olmamak içindir. Gelecek nesiller bizi ya bu krizi ortak akılla çözen basiretli liderler olarak tarih sayfalarına yazacak ya da bu fırsatı heba eden basiretsiz figürler olarak anacaktır. Tercih hepimizindir, karar masadadır, mühür yüreklerdedir."</p>

<p>Bakan Kurum, muhalefet belediye başkanları ile görüşmelerine ilişkin ise “Bizim yanımıza bir belediye başkanı geliyor, ‘Belediye başkanı niye geldi? Niye görüştü?’ Görüşmesen, ‘niye görüşmedin?’ Biz görüşeceğiz bizim kapımız 86 milyona açık. Herkesle görüşeceğiz, herkesle istişare edeceğiz” dedi. (DHA)</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-kurum-iklim-krizinin-etkisini-azaltmak-icin-sorumluluktan-kacmiyoruz</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/b-a-k-a-n-k-u-r-u-m-i-k-l-i-m-k-r-i-z-i-n-i-n-e-t-k-i-s-i-n-i-a-z-a-1371155-407129.jpg" type="image/jpeg" length="33110"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim krizi çölleşmeyi derinleştiriyor: Halk sağlığı tehdit altında]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-krizi-collesmeyi-derinlestiriyor-halk-sagligi-tehdit-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-krizi-collesmeyi-derinlestiriyor-halk-sagligi-tehdit-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Atlas Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi H. İnci Ateş, iklim krizi ve çölleşme arasındaki doğrudan ilişkiye dikkat çekerek, artan kuraklığın yalnızca çevreyi değil insan sağlığını da ciddi şekilde tehdit ettiğini söyledi. Ateş, çölleşmenin gıda güvenliğinden hava kalitesine kadar birçok alanda küresel risk oluşturduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı ve Çevresel Risk Yönetimi Teknikerliği Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi H. İnci Ateş, iklim değişikliğinin etkileriyle çölleşmenin hız kazandığını belirtti.</p>

<p>Atmosfere salınan sera gazları, fosil yakıt kullanımı ve kontrolsüz kentleşmenin küresel sıcaklıkları artırdığını ifade eden Ateş, bu durumun aşırı kuraklık olaylarını ve kalıcı toprak kayıplarını daha önce görülmemiş boyutlara taşıdığını söyledi.</p>

<p><strong>Çölleşme İnsan Sağlığını da Tehdit Ediyor</strong></p>

<p>Çölleşmenin yalnızca ekolojik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirten Ateş, toprak kaybının insan yaşamını doğrudan etkileyen çevresel bir sağlık riski haline geldiğini kaydetti.</p>

<p>Verimli tarım arazilerinin çoraklaşmasının gıda üretimini olumsuz etkilediğini vurgulayan Ateş, besleyici gıdaya erişimin zorlaşmasının yetersiz beslenme sorunlarını artırabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>Toz Fırtınaları Solunum Hastalıklarını Artırıyor</strong></p>

<p>Kuraklaşan arazilerden atmosfere karışan toz ve partiküllerin hava kalitesini düşürdüğüne dikkat çeken Ateş, bunun özellikle astım, KOAH ve solunum yolu enfeksiyonlarında artışa neden olduğunu söyledi.</p>

<p>Uzmanlar, çölleşmenin yaygınlaştığı bölgelerde hava kirliliğine bağlı sağlık sorunlarının daha sık görüldüğünü belirtiyor.</p>

<p><strong>Temiz Su Kaynakları Risk Altında</strong></p>

<p>Toprağın suyu tutma ve filtreleme kapasitesinin azalmasının temiz içme suyu kaynaklarını tehdit ettiğini ifade eden Ateş, su kıtlığının hijyen koşullarını zorlaştırarak salgın hastalık riskini artırdığını kaydetti.</p>

<p>Su kaynaklarının korunmasının hem çevresel hem de halk sağlığı açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Ateş, sürdürülebilir su yönetimi politikalarının önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Çözüm İçin Ortak Mücadele Çağrısı</strong></p>

<p>İklim krizinin ve çölleşmenin etkilerini azaltmak için bireylerden kamu kurumlarına kadar herkesin sorumluluk alması gerektiğini belirten Ateş, yenilenebilir enerji kullanımının artırılması, enerji verimliliğinin yaygınlaştırılması ve doğal alanların korunmasının öncelikli adımlar arasında yer aldığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Su tasarrufu, geri dönüşüm uygulamaları, gıda israfının önlenmesi ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının da çölleşmeyle mücadelede önemli katkılar sağlayacağını ifade etti</p>

<p><strong>Uzman Teknikerlere Büyük Görev Düşüyor</strong></p>

<p>Çevre Sağlığı ve Çevresel Risk Yönetimi Teknikerliği programlarının bu alanda görev yapacak uzmanları yetiştirdiğini belirten Ateş, öğrencilerin su, hava ve toprak kirliliğini izleyebilen, çevresel riskleri önceden tespit edebilen ve halk sağlığını koruyacak uygulamaları hayata geçirebilecek donanımla yetiştirildiğini söyledi.</p>

<p>Ateş, çölleşme ve kuraklıkla mücadelenin ancak bilimsel bilgi, teknik uzmanlık ve kurumlar arası iş birliğiyle başarıya ulaşabileceğini vurgulayarak, sürdürülebilir bir gelecek için çevresel farkındalığın artırılması gerektiğinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Hatice Gürel</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-krizi-collesmeyi-derinlestiriyor-halk-sagligi-tehdit-altinda</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2024/07/cevresel-riskler-iklim-degisikligi.jpeg" type="image/jpeg" length="48082"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’nin atık yönetiminde yeni milât 1 Temmuz 2026]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/turkiyenin-atik-yonetiminde-yeni-milat-1-temmuz-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/turkiyenin-atik-yonetiminde-yeni-milat-1-temmuz-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Depozito Olan Ambalajlar (DOA) sisteminin, “At-Kurtul” alışkanlığı yerine, “Edin-Yararlan-Dönüştür” odaklı yeni bir tüketim davranışının yerleşmesini desteklemesi bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Plastik atıkların kaynağında ayrıştırılması ve geri dönüşümünde gelişmiş ülkelerin çok gerisinde olan Türkiye’de, 1 Temmuz 2026 itibarıyla “Depozitosu Olan Ambalajlar” (DOA) uygulaması başlıyor. Depozito Olan Ambalajlar (DOA) sisteminin, “At-Kurtul” alışkanlığı yerine, “Edin-Yararlan-Dönüştür” odaklı yeni bir tüketim davranışının yerleşmesini desteklemesi bekleniyor.</p>

<p>Önceki yıllarda pek çok kez ertelenen uygulama kapsamında her iade edilen ambalajın karşılığında 1 TL teşvik bedeli alınabilecek. Depozito Yönetim Sistemi’nin ülke genelinde hayata geçirilmesine yönelik çalışmalar kapsamında başlatılacak uygulamaya, plastik sektörü sanayicileri de tam destek verdi.</p>

<p>Yeni uygulamayı değerlendiren Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı ve Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkan Yardımcısı Şener Gençer; Türk plastik sektörü olarak 2022 ve 2023 yıllarında iki kez ertelenen depozito uygulamasını desteklediklerini belirtti. Gençer, “Her türlü evsel ve endüstriyel atıklarımızın çöp değil, paha biçilmez bir enerji kaynağı olduğu çocuklarımızdan başlayarak topluma anlatılmalı. Bu yönüyle yükün sadece Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ve TÜÇA’ya değil; Milli Eğitim Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi kamu otoritelerine de paylaştırılmalı” değerlendirmesi yaptı.</p>

<p><strong>DAHA AZ PLASTİK ATIK İTHAL EDİLECEK</strong></p>

<p>Zincir marketler ve AVM’lerde atık plastikleri toplayacak makinelerin kurulma sürecinin 1 Temmuz’a kadar tamamlanması gerektiğini söyleyen Gençer, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ve Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülecek uygulama sektörümüze ciddi bir katkısı olacak. Uzun yıllardır dile getirdiğimiz kaynağında ayrıştırma ve geri dönüşümde ülkemize sınıf atlatacak. Uygulama ile sadece çevresel riskler azaltılmayacak, ülkemizde çok güçlü olan geri dönüşüm sektörümüz, daha az atık plastik ithal edecek” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sistemin “at-kurtul” alışkanlığının yerine, “edin-yararlan-dönüştür” anlayışı temelinde iade ve geri kazanımı odağına alan yeni bir tüketim davranışının yerleşmesini desteklediğini vurgulayan Gençer, 1 Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye genelinde hayata geçecek uygulama öncesinde, ambalajlı içecek satan veya servis eden tüm işletmelerin <a href="http://www.dbys.gov.tr/" rel="nofollow" target="_blank">www.dbys.gov.tr</a> üzerinden Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne kayıt olarak operatörlerini seçebilecekleri bilgisini verdi.</p>

<p><strong>MİLLİ EKONOMİYE YILDA 30 MİLYAR TL KATKI</strong></p>

<p>Plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının depozito kapsamına alınarak kontrollü ve sürdürülebilir biçimde ekonomiye yeniden geri kazandırılması ile her milli ekonomiye en az 30 milyar TL’lik doğrudan katkı sağlanacağını sözlerine ekleyen Gençer, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>“85 milyonluk nüfusa sahip ülkemizde sadece içecek ambalajında her yıl 20 milyar adetin üzerinde atık plastik şişe üretiliyor. Her türlü ambalajın tüketiminde ciddi bir ivme gözlemliyoruz. Sadece içecek ambalajı sayısının 2030’da 30 milyar adede çıkmasını bekliyoruz. Plastik atıkların geri dönüşümünde yurt içi tedariğin yüzde 20’ye bile ulaşmadığı dikkate alındığında, bu proje karşısında heyecanlanmamak mümkün değil.”</p>

<p><strong>“ATIKLARIMIZ ÇÖP DEĞİL, SERVET”</strong></p>

<p>Depozito uygulamasının kalkınmış ülkelerin hemen tümünde uzun yıllardır başarıyla uygulandığını hatırlatan Şener Gençer, Türkiye’nin her türlü atığını çöp olarak değil, servet eşdeğerinde bir enerji kaynağı olarak görmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cemil Cahit Saraçoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/turkiyenin-atik-yonetiminde-yeni-milat-1-temmuz-2026</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/7-20260604144215.jpg" type="image/jpeg" length="36283"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Kurum, İzmit Körfezi'ndeki temizlik çalışmalarını su altı dalışıyla gözlemledi]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-kurum-izmit-korfezindeki-temizlik-calismalarini-su-alti-dalisiyla-gozlemledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-kurum-izmit-korfezindeki-temizlik-calismalarini-su-alti-dalisiyla-gozlemledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, İzmit Körfezi'nde yürütülen dip çamuru temizliği projesine ilişkin, "2 etapta toplamda 2,4 milyon metreküp dip çamurunu çıkardık ve bertaraf ettik. " dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>"İzmit Körfezi Doğu Baseni Dip Çamurunun Temizlenmesi, Susuzlaştırılması ve Bertaraf Hizmeti Projesi"nde 2. etabın tamamlanmasının ardından ilerleyişin incelenmesi amacıyla İzmit Körfezi'nde dalış programı düzenlendi.</p>

<p>Programa katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, dalışın ardından gazetecilere, kendileri için anlamlı bir gün olduğunu söyledi.</p>

<p>Projenin, 2022 yılında "Marmara Denizi Koruma Eylem Planı" çerçevesinde İzmit Körfezi'ni temizlemek amacıyla Büyükşehir Belediyesi ile başlatıldığını belirten Kurum, "Proje dünyanın en büyük çevre doğa koruma projesi. Hamdolsun bugün büyük mutlulukla şunu gördük, artık denizin dibinde deniz çayırlarının, deniz yıldızlarının, deniz patlıcanlarının, buradaki ekosistemin yeniden canlandığını gördük. Bu bizim için büyük mutluluk vesilesi. Böyle bir işi yapmayı Rabbim bize nasip etti." ifadelerini kullandı.</p>

<figure><img height="675" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/14/884f1b6da6c98e59de392be712434cb8.jpg" width="1200" /></figure>

<p>Kurum, projeyi Marmara Denizi'nde görülen müsilajın (deniz salyası) ardından başlattıklarını anımsatarak, projeyi "Marmara Denizi'ni koruyalım, çocuklarımıza, gelecek nesillerimize çok daha güzel Kocaeli bırakalım, çok daha güzel Türkiye bırakalım." anlayışıyla başlattıklarını kaydetti.</p>

<h2>"Deniz nefes almaya başladı"</h2>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın projeye ve Marmara Denizi'ne önem verdiklerini dile getiren Kurum, şöyle devam etti:</p>

<p>"Büyükşehir Belediyemizle 2 etabını tamamladık. 2 etapta toplamda 2,4 milyon metreküp dip çamurunu çıkardık ve bertaraf ettik. Toplamda hedefimiz 3,8 milyon metreküpe ulaşmak. Projenin yüzde 70'i tamamlandı diyebiliriz. Zaten oradaki ekosistem kendiliğinden canlanıyor ve daha önce görmediğimiz balıklar, daha önce görmediğimiz canlıları burada görmeye başladık. Açıkçası deniz nefes almaya başladı. Sahilimizde tüm Kocaelili vatandaşlarımız, çocuklarımız artık huzur içinde gezecekler. Tertemiz, burada Marmara Denizi'nin güzel o masmavi görüntüleri eşliğinde kokuların olmadığı ortamda gezme imkanına erişecekler."</p>

<p>Kurum, projeyi çok önemsediklerini vurgulayarak, "Buradan COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı) Başkanlığıyla 'Denizler ve Okyanuslar' başlığı altında da tüm dünyaya mesajlar vereceğiz. Tüm dünya Türkiye'nin çevre koruma projelerini görecek. Bu projeyle aslında bu işe liderlik ettiğini görmüş olacak." dedi.</p>

<figure><img height="799" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/14/3ca723be05d36207b240bb96a41bc657.jpg" width="1200" /></figure>

<h2>"Proje İzmit Körfezi'nden Ege'ye uzanacak"</h2>

<p>İzmit Körfezi'ndeki temizlik çalışmalarının Ege Denizi'ne de uzanacağını aktaran Kurum, Göcek kıyılarında 17 "Mapa Şamandıra Projesi" başlattıklarını ve bitirdiklerini kaydetti.</p>

<p>Kurum, projenin tamamlandığı denizde teknelerin kafasına göre demir atamayacağına dikkati çekerek, "17 koyda (Türkiye) Çevre Ajansımız bu projeyi tamamladı. Şu an oradaki mapa şamandıralar vatandaşımıza hizmet veriyor. Yine önemli bir projeyi başlatacağız. Buradan duyurmuş olalım. Aslında İzmit Körfez'den, Kocaeli Körfez'den Fethiye Körfezi'ne yine bu temizliği devam ettireceğimiz bir proje başlatıyoruz. Fethiye'de de iki dip tarama gemimiz daha bünyemize katıldı. Fethiye Körfez'de dip taramaya başlıyoruz ve Fethiye Körfezi'mizi de inşallah ülkemize, vatandaşımıza, milletimize yakışır hale getirmek üzere adımımızı atıyoruz. Nasıl Kocaeli'de bunu başardıysak şimdi de Fethiye Körfez'de başaracağız." ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Sıfır Atık Mavi Projesi"ne de değinen Kurum, projeyle bir taraftan atıkları ayrıştırarak ülke ekonomisine kazandırdıklarını bir taraftan da denizleri, gölleri, akarsuları korumaya çalıştıklarını belirterek, "Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin başlattığı, himaye ettiği bu proje aslında dünyanın en büyük çevre hareketine dönüşmüş durumda." dedi.</p>

<p>Kurum, bu sene Türkiye'nin COP31 Başkanlığı sürecini yürüteceğine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çevre sevgisi nedir, sözde çevreci değil, fiilen aktif, somut adımlar atan, aksiyona dayalı, uygulamaya dayalı çevrecilik nasıl olurmuş, tüm dünyaya göstereceğiz. Söylemden taahhütte geçildiği, uygulamaya geçildiği, gelinen süreçte artık hep birlikte elimizi, gövdemizi taşın altına koymamız gerektiğini de tüm dünyaya buradan haykırıyor olacağız. 196 ülke katılacak. Geçen hafta Almanya'da eylem gündemini açıkladık. Tüm ülkelerin olumlu tepkileriyle karşılaştık. Bu eylem gündemi içerisinde sıfır atıktan döngüsel ekonomiye, yeşil sanayiden sürdürülebilir, dirençli kentlere kadar birçok başlık var. Belli taahhütler, belli hedefler ortaya koyduk."</p>

<figure><img height="798" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/06/14/b7e5016af748ec110bfe06b0806c0b2f.jpg" width="1200" /></figure>

<h2>"Marmara'daki bütün belediyeleri de sorumluluk almaya davet ediyoruz"</h2>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda adım attıklarını anlatan Kurum, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Denizler, okyanuslar bizim için çok kıymetli, çok değerli çünkü bunlar yutak alanlarımız. Yani zararlı gazların, emisyonların yutulduğu alanlar. O yüzden de Marmara'yı önemsiyoruz ve burada Marmara'daki bütün belediyeleri de sorumluluk almaya davet ediyoruz. Nasıl burada Kocaeli Büyükşehir Belediyemizle verdiğimiz taahhütleri bir bir yerine getiriyorsak diğer belediyelerle de aynı şekilde atık su arıtma tesislerinin iyileştirilmesi, düzenli depolama sahalarının hayata geçirilmesi ve burada atık su arıtma tesisiyle denize deşarjı artık ileri biyolojik tesislerle yapmak durumundayız. İcraatla yapacağız. Sözle değil, eylemle yapacağız. Hep birlikte bu mücadeleyi ortaya koymak durumundayız. O gün aldığımız Marmara Denizi Koruma Eylem Planı'nı da hayata geçirmek bizlerin vazifesi. Bu yapmamız gereken bir iş. Dolayısıyla tüm belediyeleri de o gün imza attıkları sorumluluklarını yapmaya buradan bir kez daha davet ediyorum."</p>

<p>Kurum, Kocaeli Büyükşehir Belediyesine projede omuz omuza yürüdükleri ve koydukları hedefleri teker teker hayata geçirdikleri için teşekkür ederek, yeni projeleri Türkiye'ye ve Türk milletine kazandırma temennisinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-kurum-izmit-korfezindeki-temizlik-calismalarini-su-alti-dalisiyla-gozlemledi</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/thumbs-b-c-439356505aeede7d2fc595919e29005d.jpg" type="image/jpeg" length="86209"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Minik çevre elçileri atıkları sanata dönüştürdü]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/minik-cevre-elcileri-atiklari-sanata-donusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/minik-cevre-elcileri-atiklari-sanata-donusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz havzasındaki çevre sorunlarına sürdürülebilir çözümler üretmek amacıyla yürütülen uluslararası BSB00584 MACRO CLEAN Projesi kapsamında, Marmara Belediyeler Birliği tarafından 11 Haziran 2026 tarihinde İstanbul Haliç Parkı’nda “Denizden Doğaya, Doğadan Geleceğe” başlıklı Çevre Temizliği ve Farkındalık Etkinliği düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği Interreg NEXT Karadeniz Havzası Programı kapsamında hayata geçirilen etkinlikte, Zinde İlköğretim Okulları 2. sınıf kademesinde eğitim gören 50 öğrenci Haliç Parkı’nda bir araya geldi. Öğrenciler etkinliğin ilk bölümünde kıyı şeridinde çevre temizliği yaparak atıkları topladı. Ardından çevre ve deniz temizliği konularında düzenlenen farkındalık seminerine katıldı.</p>

<p>İTÜ İklim ve Deniz Bilimleri Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hüseyin Özdemir tarafından verilen seminerde çocuklara deniz ekosisteminin önemi, atık yönetimi ve çevre bilinci aktarıldı.</p>

<p><strong>Geleceğin Çevre Elçileri Haliç’ten Topladıkları Atıkları Sanata Dönüştürdü</strong></p>

<p>Eğitimin ardından gerçekleştirilen atölye çalışmasında ise öğrenciler, denizden ve Haliç kıyısından toplanan atıkları hayal güçlerini kullanarak sanat eserlerine dönüştürdü. Geri dönüşüm ve atık yönetimi kavramlarını yaratıcı bir üretim süreciyle deneyimleyen çocuklar, çevre sorunlarına farklı bir bakış açısıyla yaklaşma fırsatı buldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Karadeniz Havzası İçin Bilim ve Yerel Yönetim İş Birliği</strong></p>

<p>MACRO CLEAN projesi, Karadeniz havzasında giderek daha ciddi bir çevre sorunu haline gelen makroalg çoğalması ve ötrofikasyon sorununa odaklanıyor. Proje kapsamında araştırma altyapısının güçlendirilmesi, yenilikçi toplama ve temizleme yöntemlerinin geliştirilmesi ve makroalglerin ekonomik kullanım potansiyelinin araştırılması hedefleniyor. Türkiye'den Sinop Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi ve Marmara Belediyeler Birliğinin (MBB) yanı sıra Gürcistan'dan Batum Devlet Üniversitesi ve Bulgaristan'dan Konstantin Preslavski Shumen Üniversitesi'nin ortaklığında yürütülen proje, Karadeniz kıyılarında saha çalışmaları, laboratuvar analizleri ve girişimcilik desteklerini bir araya getiriyor.</p>

<p><strong>Denizler İçin Ortak Sorumluluk</strong></p>

<p>Birbirine bağlı deniz sistemlerinin bir parçası olarak Karadeniz’de edinilen bilgi, deneyim ve iyi uygulamalar, Marmara Denizi gibi hassas iç denizler açısından da yol gösterici bir değer taşıyor. Marmara Belediyeler Birliğinin Marmara Denizi’nin korunmasına yönelik çalışmalarıyla örtüşen bu yaklaşım, denizlerin yerelden küresele uzanan ortak bir sorumluluk alanı olduğunu vurgulamaktadır.</p>

<p>Türkiye Çevre Haftası, Dünya Çevre Günü, Dünya Okyanus Günü ve 8 Haziran Marmara Denizi Günü’nün aynı dönemde buluştuğu bu süreçte gerçekleştirilen etkinlik; denizlerin korunmasına yönelik farkındalığın güçlendirilmesine katkı sundu. Aynı zamanda COP31 gündeminde giderek daha fazla önem kazanan denizler ve okyanuslar konusunun yerel ölçekte karşılıklar bulmasının önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/minik-cevre-elcileri-atiklari-sanata-donusturdu</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 19:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/macro-clean-seminer-092810511.jpg" type="image/jpeg" length="42313"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye sürdürülebilir ormanlar deklarasyonunu imzaladı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/turkiye-surdurulebilir-ormanlar-deklarasyonunu-imzaladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/turkiye-surdurulebilir-ormanlar-deklarasyonunu-imzaladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye, Pan-Avrupa bölgesindeki ormanların iklim değişikliği başta olmak üzere çeşitli tehditlere karşı korunmasını ve sürdürülebilirliğinin sağlanmasını amaçlayan "Dirençli Toplumlar İçin Sürdürülebilir Ormanlar Deklarasyonu"nu imzaladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, İsveç’in başkenti Stokholm’de düzenlenen ve Türkiye’yi Bakan Yardımcısı Abdülkadir Polat’ın temsil ettiği 10. Forest Europe Bakanlar Konferansı’nda, Pan-Avrupa bölgesini kapsayan 27 maddelik “Dirençli Toplumlar İçin Sürdürülebilir Ormanlar Deklarasyonu” kabul edildi.</p>

<p>Türkiye adına Bakan Yardımcısı Polat’ın imzaladığı deklarasyonda, Pan-Avrupa ormanlarını etkileyen ve hızla değişen çevresel, sosyal, ekonomik ve jeopolitik zorluklar göz önüne alınarak dirençli ormanların ve sürdürülebilir orman yönetiminin mevcut ve gelecek nesiller için çok yönlü faydalar ve hayati ekosistem hizmetleri sağlamaya devam etmesinin imzacı ülkelerin ortak sorumluluğunda olduğu vurgulandı.</p>

<p>“Sürdürülebilir orman yönetimi” anlayışının “FOREST EUROPE” sürecinin merkezi ve yönlendirici ilkesi olmaya devam ettiği, bunun daha da geliştirilmesi için bu sürecin benzersiz, Pan-Avrupa’da hükümetler arası bir platform olduğuna dikkati çekilen deklarasyonda, bu ilkenin bilinçli ve kanıta dayalı politika yapımının temeli olduğu belirtildi.</p>

<p>Deklarasyonda ayrıca, ormanların sağladığı geniş yelpazedeki ekosistem hizmetlerinin geçerliliği kabul edilerek bunun çok fonksiyonlu ormanlarda biyoçeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı, iklim değişikliğinin azaltılması ve uyum sağlanması, kırsal kalkınmaya ve yerel ekonomilere katkı, sürdürülebilir orman ürünleri tedarikinin sağlanması, insan refahının iyileştirilmesi, mevcut ve gelecekteki çevresel, ekonomik ve sosyal zorlukların ele alınmasındaki rolü ve sürdürülebilir kalkınmaya ilişkin uluslararası taahhütlerin etkin bir şekilde uygulanmasına katkıda bulunma açısından temel ve çok yönlü rolünün altı çizildi.</p>

<p>Avrupa genelindeki ormanların, iklim değişikliği ve radikal hava olayları, zararlı böcek salgınları, hastalıklar ve istilacı türlerin yanı sıra, orman yangınlarından giderek daha fazla etkilendiğine işaret edilen belgede, orman sağlığını, dayanıklılığını ve verimliliğini korumak ve karbon tutulumu ve yenilenebilir malzeme temini de dahil olmak üzere ekosistem hizmetlerinin sağlanması için uyarlanabilir, sürdürülebilir orman yönetiminin gerekliliği vurgulandı. Bu bağlamda, uygun olması halinde, doğal yenilenmeye ek olarak, yüksek kaliteli ve en uygun orman üretici materyalinin, orman ağacı ıslahının ve destekli göçün önemine işaret edildi. Sağlıklı, dayanıklı ve biyolojik çeşitliliği yüksek ormanların korunmasının sürdürülebilir ve iklim nötr bir ekonomiye katkıda bulunmak için iklim değişikliğine uyum sağlama ihtiyacına dikkati çekildi.</p>

<p>Deklarasyonda, sürdürülebilir ve döngüsel orman tabanlı biyoekonominin fosil yakıt kaynaklarının yerini alması ve iklim değişikliğinin azaltılmasının gerekliliği belirtilerek yenilenebilir biyolojik kaynaklar sağlamanın öneminin altı çizildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Orman tabanlı sektörde yenilikçi yaklaşımlara ve yeni teknolojilere duyulan sürekli ihtiyaç vurgulanarak ormanların çevresel, sosyal ve ekonomik işlevlerini dengelemek için entegre yaklaşımların önemi aktarıldı.</p>

<p>Nitelikli iş gücünün sürdürülebilir orman yönetiminin uygulanması için şart olduğuna dikkati çekilen belgede, orman sektöründe standartlaştırılmış ve uluslararası kabul görmüş niteliklerin ve eğitim sistemlerinin teşvik edilmesinin önemi, bu bağlamda orman sektörünün özellikle kırsal alanlarda genç nesilleri çeken ve tutan yeşil işler meydana getirmedeki rolü ifade edildi.</p>

<p>Avrupa ormanlarının iş birliği ve tutarlılık için politika rehberliği sağlamadaki rolünün dile getirildiği deklarasyonda, deneyim paylaşımı ve tutarlılık ile sinerjilerin güçlendirilmesi için BM Orman Forumu (UNFF), BM Orman ve Çevre Komisyonu (UNECE), Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Montreal Süreci ve diğer ilgili bölgesel ve küresel aktörler ve süreçler de dahil olmak üzere iş birliğinin önemi kaydedildi.</p>

<p>Metinde ayrıca, ormanların, ormancılığın ve ilgili değer zincirlerinin yanı sıra ilgili altyapının, jeopolitik tehditler açısından Pan-Avrupa bölgesinde toplumsal direnç için stratejik varlıklar olduğu belirtilerek stratejik kriz hazırlığı, müdahale sistemleri ve kaynak kullanılabilirliğinin güvenliği açısından temel rolleri vurgulandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Cemil Cahit Saraçoğlu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/turkiye-surdurulebilir-ormanlar-deklarasyonunu-imzaladi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-12-at-090244.jpeg" type="image/jpeg" length="94909"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Göktaş: Sıfır atık projesiyle 1 milyon kadına ulaşıp eğitim vereceğiz]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-goktas-sifir-atik-projesiyle-1-milyon-kadina-ulasip-egitim-verecegiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-goktas-sifir-atik-projesiyle-1-milyon-kadina-ulasip-egitim-verecegiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA['SIFIR Atık Hareketine Liderlik Eden Kadınlar' panelinde konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sıfır atık bilincini yaygınlaştırmak amacıyla yeni bir proje başlattıklarını belirterek, "Bu proje aracılığıyla 1 milyon kadına ulaşacak ve eğitim verecek, sürdürülebilirlik için ülke çapında bir hareket oluşturacağız" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Sıfır Atık Vakfı tarafından İstanbul Havalimanı'nda gerçekleştirilen Sıfır Atık Festivali'nin son gününde 'Sıfır Atık Hareketine Liderlik Eden Kadınlar' panele katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Göktaş, “Bugün kadınlar, sıfır atık başta olmak üzere çevre dostu üretim, sürdürülebilir ekonomi ve yeşil girişimcilik alanlarında çok değerli başarı hikayeleri yazıyor. Biz de özellikle kadın girişimciliğini, bu yeni ekonominin güçlü taşıyıcılarından biri haline getirmek için çalışıyoruz. TÜBİTAK iş birliğiyle temiz teknoloji alanında faaliyet gösteren kadın girişimcilere destek vermeyi sürdürüyoruz. Diğer bir yandan, Kadının Güçlenmesi Koordinasyon Kurulumuz bünyesinde 'İklim Değişikliği, Çevre ve Kadınların Rolü Alt Komitesi'ni oluşturduk. Bu alt komiteyle, kadınların yeşil dönüşümdeki rolünü güçlendirecek somut adımları ortaya koyduk. Bu doğrultuda, İl Eylem Planlarıyla çevre ve iklim okuryazarlığını yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Öte yandan 'Kadınlarla Atıksız Sürdürülebilir Yaşam' projemizi hayata geçiriyoruz. Çünkü şu gerçeğin farkındayız. Su ve enerji tasarrufu, atığın kaynağında ayrıştırılması, karbon ayak izinin azaltılması gibi başlıklar, artık gündelik hayatın sorumluluk alanına girmiş durumda" diye konuştu.</p>

<p><strong>'SIFIR ATIK BİLİNCİNİ, SOSYAL HİZMET VE SOSYAL YARDIM UYGULAMALARIMIZDA DA YAYGINLAŞTIRIYORUZ'</strong></p>

<p>Bakan Göktaş, “Tüm bunların yanı sıra iklim değişikliğinin, toplumun her kesimini aynı biçimde etkilemediğini de biliyoruz. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler ve kırılgan gruplar çevresel krizler karşısında farklı risklerle karşılaşabiliyor. Bu nedenle iklim politikalarını tasarlarken sosyal adalet perspektifini gözetmek zorundayız. Şu bir gerçek. Çevre politikalarının başarısı, sadece emisyon oranlarıyla veya geri dönüşüm kapasitesiyle ölçülemez. Bu politikaların insan hayatına, ailelere, kadınların güçlenmesine ve yerel toplulukların dayanıklılığına nasıl yansıdığı da en az bunlar kadar önemli. Buradan hareketle 'İklim Değişikliğinin Kadınlar Üzerindeki Etkilerinin Araştırılması Projesi'ni yürütüyoruz. Böylece, kadınların iklim kaynaklı risklerden nasıl etkilendiğini analiz etmeyi hedefliyoruz. Şu an dört ilimizde saha araştırmaları yapıyoruz. Söz konusu araştırmanın, önümüzdeki dönemde geliştireceğimiz politikalara güçlü bir zemin oluşturacağına inanıyoruz. Ayrıca, sıfır atık bilincini, sosyal hizmet ve sosyal yardım uygulamalarımızda da yaygınlaştırıyoruz. Bugün 580 ADEM ve 89 SODAM projesinde, sıfır atık doğrultusunda faaliyetler yürütüyoruz. Vefa Programı kapsamında ise, 132 bin 880 haneye hizmet sunuyoruz. ADEM ve SODAM'larda eğitim alan kadınların, sıfır atık bilincini hanelerine ve çevrelerine taşımasını önemsiyoruz. Bu kapsamda 7 bin ADEM personeline eğitim verdik. Kadın konukevlerinden hizmet alan kadınlara, sıfır atık, geri dönüşüm ve karbon ayak izi farkındalığı eğitimleri veriyoruz. Sosyal hizmet personelimizin alandaki bilgi ve kapasitesini artırarak, vatandaşlarımıza sunduğumuz hizmetleri daha da geliştiriyoruz" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'SIFIR ATIK VAKFI İLE ÖNEMLİ BİR İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALAYACAĞIZ'</strong></p>

<p>Bakan Göktaş, “THY ile birlikte anlamlı bir iş birliğine hayat verdik. Ankara ve İstanbul'daki huzurevlerimiz ile engelsiz yaşam merkezlerinde 'Engelsiz Tasarımlarla İleri yürütüyoruz. Dönüşüm Projesi', THY'nin kumaş ve kağıt gibi atık malzemelerini ileri dönüşüm anlayışıyla yeniden değerlendiriyoruz. Bu süreci, engelli bireylerimiz ve yaşlılarımız için, hem sosyal katılımı hem de çevre bilincini güçlendiren kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Böylece Bakanlığımızın görev alanı içinde, ülkemizin Sıfır Atık gündemine yaygın ve güçlü bir katkı sunuyoruz. Şimdi daha büyük bir adım atacağız. Tüm bu çalışmalarımızı ileri bir seviyeye taşımak için yarın, Sıfır Atık Vakfı ile önemli bir iş birliği protokolü imzalayacağız. Bu protokolle, sıfır atık bilincini sosyal hizmetlerimizde, hanelerde ve yerelde kalıcı hale getireceğiz. Burada şu soru önem kazanıyor. Peki, biz ne yapacağız? Kadınlara yönelik eğitimlerle, yerelde farkındalığı artıracağız. İklim uyum çalışmalarını daha güçlü bir zemine taşıyacağız. Sıfır atığı, kadınların ekonomik güçlenmesini destekleyen bir model olarak ele alacağız. 81 ilimizde, bir kadın sıfır atık elçisi belirleyeceğiz. Kadın kooperatiflerimizle atık malzemelerin ekonomik değere destekleyeceğiz. Dönüşmesini Anne-çocuk atölyeleriyle sıfır atık bilincini küçük yaşlardan itibaren güçlendireceğiz. Bu proje aracılığıyla 1 milyon kadına ulaşacak ve eğitim verecek, sürdürülebilirlik için ülke çapında bir hareket oluşturacağız. Birlikte, daha yeşil, daha güçlü ve daha dirençli toplumlar inşa edeceğiz" dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-goktas-sifir-atik-projesiyle-1-milyon-kadina-ulasip-egitim-verecegiz</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 17:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/b-a-k-a-n-g-o-k-t-a-s-s-i-f-i-r-a-t-i-k-p-r-o-j-e-s-i-y-l-e-1-m-i-1350303-400933.jpg" type="image/jpeg" length="95390"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Bayraktar: 2030 yılına kadar 20 milyar doların üzerinde yatırım öngörüyoruz]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-bayraktar-2030-yilina-kadar-20-milyar-dolarin-uzerinde-yatirim-ongoruyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-bayraktar-2030-yilina-kadar-20-milyar-dolarin-uzerinde-yatirim-ongoruyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ENERJİ ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirilen Sıfır Atık Forumu 2026 kapsamındaki Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu Toplantısı’na katıldı. Programın açılışında bir konuşma yapan Bakan Bayraktar, "Bu kapsamlı ve iddialı yol haritası çerçevesinde, enerji üretiminden binalara, sanayiden ulaştırma ve tarıma kadar tüm sektörlerde 2030 yılına kadar 20 milyar doların üzerinde yatırım öngörüyoruz. Hedeflerimizin iddialı ancak ulaşılabilir olduğuna inanıyoruz. Enerji tüketiminde yüzde 16 oranında azalma sağlamayı, bunun sonucunda 100 milyon ton emisyonun önüne geçmeyi ve ekonomimiz için uzun vadede önemli tasarruflar elde etmeyi hedefliyoruz" diye konuştu.</p>

<p>Sıfır Atık Vakfı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı işbirliğiyle hayata geçirilen Sıfır Atık Festivali Sıfır Atık Forumu 2026 kapsamında Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu Toplantısı düzenlendi. Programa Enerji ve Tabii Kayaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın yanı sıra çok sayıda önemli isim katıldı.</p>

<p>'İKİ KAVRAM KRİTİK ÖNEM TAŞIMAKTADIR: SIFIR ATIK VE ENERJİ VERİMLİLİĞİ'</p>

<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Bugün, Sıfır Atık Forumu kapsamında düzenlenen bu yuvarlak masa toplantısında sizleri ağırlamaktan büyük memnuniyet duyuyorum. İstanbul’da bizlerle birlikte olduğunuz ve bu önemli diyaloğa katkı sunduğunuz için hepinize teşekkür etmek istiyorum. Dünyanın bir yandan ekonomik büyümeyi ve enerji güvenliğini kriz üstüne kriz yaşarken sağlamaya çalıştığı, diğer yandan da iklim hedeflerine ulaşabilmek için emisyonlarını azaltmaya çabaladığı bir dönemde biraraya geliyoruz. COVID-19 pandemisi, tedarik zinciri aksaklıkları, ticaret savaşları, doğal afetler, Ukrayna’daki savaş ve şimdi de İran’da yaşanan gelişmelerle petrol ve doğal gaz piyasalarında şimdiye kadar gördüğümüz en büyük arz şokları yaşanıyor. Bu karmaşık koşullar altında iki kavram her zamankinden daha kritik bir önem taşımaktadır. Sıfır Atık ve Enerji Verimliliği. Bunlar aynı vizyonun iki temel sütunudur. Özlerinde aynı basit ve güçlü ilkeleri paylaşırlar; atığın önlenmesi ve kaynakların en verimli şekilde kullanılması. Sıfır Atık bize, 'Değerli kaynakları çöpe atmayın. Onları geri kazanın ve geri dönüştürün' der. Enerji Verimliliği ise, ‘Enerjiyi israf etmeyin. Onu akıllıca kullanın’ mesajını verir. Her ikisi de değeri en üst düzeye çıkarır, çevreyi korur, ekonomik dayanıklılığımızı güçlendirir ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzu yansıtır" dedi.</p>

<p>'TÜM SEKTÖRLERDE 20 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE YATIRIM ÖNGÖRÜYORUZ'</p>

<p>Bakan Bayraktar, "Enerji verimliliği sahip olduğumuz en temiz, en hızlı ve en uygun maliyetli kaynaktır. Tasarruf edilen her kilovatsaat, üretmek, ithal etmek veya bedelini ödemek zorunda olmadığımız enerji anlamına gelir. 2024 yılında Türkiye’nin 2030 Enerji Verimliliği Stratejisi ile İkinci Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı’nı hayata geçirdik. Bu kapsamlı ve iddialı yol haritası çerçevesinde, enerji üretiminden binalara, sanayiden ulaştırma ve tarıma kadar tüm sektörlerde 2030 yılına kadar 20 milyar doların üzerinde yatırım öngörüyoruz. Hedeflerimizin iddialı ancak ulaşılabilir olduğuna inanıyoruz. Enerji tüketiminde yüzde 16 oranında azalma sağlamayı, bunun sonucunda 100 milyon ton emisyonun önüne geçmeyi ve ekonomimiz için uzun vadede önemli tasarruflar elde etmeyi hedefliyoruz" diye konuştu.</p>

<p>'BU YATIRIMLARLA 4,6 MİLYON TON PETROL EŞDEĞERİ ENERJİ TASARRUFU SAĞLANDI'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bayraktar, "Sadece 2024 ve 2025 yıllarında enerji verimliliği alanında yaklaşık 7,6 milyar dolarlık yatırımı harekete geçirmiş bulunuyoruz. Bu yatırımlar şimdiden toplamda 4,6 milyon ton petrol eşdeğeri enerji tasarrufu ve 14,3 milyon ton karbon emisyonu azaltımı sağlamıştır. Bu miktar yaklaşık 30 milyon ağacın yaşamları boyunca absorbe edeceği emisyona eşdeğerdir." dedi.</p>

<p>'TÜRKİYE İŞBİRLİĞİNİ DAHA DA GÜÇLENDİRMEYE HAZIRDIR'</p>

<p>COP31’e doğru ilerlerken enerji verimliliğinin küresel iklim ve kalkınma tartışmalarında daha merkezi bir konuma yerleşmesi gerektiğini de belirten Bayraktar, "Çünkü enerji verimliliği yalnızca çevresel bir araç değildir. Aynı zamanda bir enerji güvenliği aracıdır ve hızla değişen küresel ekonomide giderek daha fazla bir rekabetçilik aracına dönüşmektedir. Bununla birlikte hiçbir ülke verimlilik potansiyelini tek başına tam anlamıyla hayata geçiremez. Dönüşümün ölçeği, daha güçlü ve daha kapsamlı uluslararası iş birliğini, daha derin bilgi paylaşımını ve daha yenilikçi finansmanla, teknoloji ortaklıklarını gerektirmektedir. Bu nedenle Türkiye, politika tasarımı, düzenleyici çerçeveler, dijitalleşme, ölçme ve doğrulama sistemleri ile sürdürülebilir finansman modelleri gibi alanlarda tüm katılımcı ülkeler ve kurumlarla işbirliğini daha da güçlendirmeye hazırdır" dedi. Bakan Bayraktar konuşmasının sonunda, "Geri dönüştürülen her ürün, önlenen her ton atık ve tasarruf edilen her kilovat-saat bizi daha sürdürülebilir bir geleceğe bir adım daha yaklaştırmaktadır. Gezegenimizin kaynakları sınırlı olabilir; ancak yenilik yapma, işbirliği geliştirme ve verimliliği artırma kapasitemiz sınırsızdır. Bugünkü yuvarlak masa toplantısının anlamlı bir diyalog ortamı oluşturacağına ve yeni ortaklıklar ile somut işbirliklerinin önünü açacağına yürekten inanıyorum. Türkiye, hepinizle birlikte çalışmaya hazırdır. Hepinize çok teşekkür ediyorum" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/bakan-bayraktar-2030-yilina-kadar-20-milyar-dolarin-uzerinde-yatirim-ongoruyoruz</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/b-a-k-a-n-b-a-y-r-a-k-t-a-r-2030-y-i-l-i-n-a-k-a-d-a-r-20-m-i-1350356-400935.jpg" type="image/jpeg" length="72760"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıfır atıkta Türkiye modeli dünyaya örnek oluyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/sifir-atikta-turkiye-modeli-dunyaya-ornek-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/sifir-atikta-turkiye-modeli-dunyaya-ornek-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel çevre sorunlarıyla mücadelede ortak akıl ve iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen Sıfır Atık Forumu 2026 dünyanın dört bir yanından kamu yöneticilerini, akademisyenleri, iş dünyası ve sivil toplum temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıfır atık politikalarının geleceği, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin ele alındığı forumun Güven Adalet ve Geçiş Sürecinin İnsani Yönleri konulu panelinde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sıfır atığın artık bir seçenek değil zorunluluk olduğunu vurgulayarak çevrenin korunması için ortak irade çağrısı yaptı.</p>

<p><img alt="" height="486" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-05-at-171638-3.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="864" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ersoy ayrıca, turizm bölgelerindeki çevre düzenlemeleri ve altyapı yatırımlarına son sekiz yılda 12,3 milyar liralık kaynak aktarıldığını açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nursel Dilek Manavbaşı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/sifir-atikta-turkiye-modeli-dunyaya-ornek-oluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-05-at-171638-2.jpeg" type="image/jpeg" length="24777"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
