<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Başkent - Ankara'nın Gazetesi</title>
    <link>https://www.baskentgazete.com.tr</link>
    <description>başkent, başkent gazetesi, ankaranın gazetesi, ankara, gazete</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.baskentgazete.com.tr/rss/cevre" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 05 May 2026 09:41:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/rss/cevre"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uluslararası kuruluşlar sıfır atık çalışmalarını Türkiye'deki ofislerinden yürütecek]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/uluslararasi-kuruluslar-sifir-atik-calismalarini-turkiyedeki-ofislerinden-yurutecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/uluslararasi-kuruluslar-sifir-atik-calismalarini-turkiyedeki-ofislerinden-yurutecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan himayesinde başlatılan Sıfır Atık Hareketi kapsamında, İstanbul'da 5 yıl içerisinde 10'un üzerinde uluslararası kuruluş Sıfır Atık Vakfı işbirliğiyle ofis açarak, çalışmalarını yürütecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, AA muhabirine, Sıfır Atık Hareketi'nin artık kıtaları aştığını, hemen hemen her ülkede, bu hareketin dünyaya verdiği pozitif katkıyı gördüklerini söyledi.</p>

<p>Daha yaşanılabilir, daha müreffeh bir dünya hayali kurduklarını ve bu hedeflere ulaşmak için çalıştıklarını belirten Ağırbaş, "5-7 Haziran'da Sıfır Atık Forumu'nu düzenliyoruz. Oraya 150'den fazla ülke katılacak ve 5 binden fazla katılım bekliyoruz. Dünyanın en büyük sivil çevre ve sıfır atık etkinliği olma özelliğini taşıyor." dedi.</p>

<p>Bugün itibarıyla dünya genelinden 200'den fazla belediye başkanının Sıfır Atık Forumu'nda olacağını anlatan Ağırbaş, orada yerel yönetim ve özel sektör temsilcileriyle sıfır atık uygulamalarını konuşacaklarını dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ağırbaş, vakıf olarak Emine Erdoğan liderliğinde dünyadaki bütün çevre örgütlerine rahatça tartışabilecekleri, özgürce fikirlerini ifade edebilecekleri bir platform sunduklarına işaret ederek, insanların bundan dolayı foruma katılmak istediğini kaydetti.</p>

<p><strong>"İstanbul'un diplomasinin ve sıfır atık çalışmalarının merkezi olmasını önemsiyoruz"</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul'la ilgili özel bir vizyonu olduğuna vurgu yapan Ağırbaş, Erdoğan'ın bu kenti Birleşmiş Milletler'in (BM) bir merkezi haline getirmek istediğini söyledi.</p>

<p>Kendilerinin de Emine Erdoğan liderliğinde bu vizyonun sıfır atık ve çevre bağlamındaki takipçisi olmak istediklerini belirten Ağırbaş, şöyle konuştu:</p>

<p>"Bu bağlamda önümüzdeki 5 yıl içerisinde 10'dan fazla uluslararası kuruluşun sıfır atık çalışmalarını yapacağı ofisini İstanbul'a açmasını hedefliyoruz. Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı, yaptığımız anlaşma sonucunda İstanbul'da ofisini açtı. Önümüzdeki günlerde diğer Birleşmiş Milletler organizasyonlarının da ofis açıp sıfır atık çalışmalarını İstanbul merkezli yürütmesini arzuluyoruz çünkü İstanbul, 8 bin yıldan fazla tarihi olan çok önemli kadim bir şehir. Biz bu şehrin diplomasinin ve özellikle sıfır atık çalışmalarının merkezi olmasını önemsiyoruz."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/uluslararasi-kuruluslar-sifir-atik-calismalarini-turkiyedeki-ofislerinden-yurutecek</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/04/thumbs-b-c-a5453c589235aa20c689fa440113fd66.jpg" type="image/jpeg" length="66030"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de ortaokul öğrencileri atık malzemeleri tasarım ürünlerine dönüştürdü]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/eskisehirde-ortaokul-ogrencileri-atik-malzemeleri-tasarim-urunlerine-donusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/eskisehirde-ortaokul-ogrencileri-atik-malzemeleri-tasarim-urunlerine-donusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'in Odunpazarı ilçesinde Orgeneral Halil Sözer Ortaokulu öğrencileri, Harezmi Eğitim Modeli kapsamında düzenlenen etkinlikte atık malzemeleri tasarım ürünlerine dönüştürdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülen Harezmi Eğitim Modeli çerçevesinde, Oda Art Sanat Galerisi işbirliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte öğrenciler, sanat ve tasarım odaklı atölye çalışmasına katıldı.</p>

<p>Öğrenciler, hem sanat galerisi ortamını deneyimleme hem de tasarım süreçlerine aktif katılım sağlama fırsatı buldu. Sanat galerisi bünyesinde 25'ten fazla tasarımcının ürünlerini inceleyen öğrenciler, üretim süreçleri hakkında bilgi alarak kendi tasarımlarına ilham kaynağı oluşturdu.</p>

<p>İncelemelerin ardından ileri dönüşüm temasıyla düzenlenen atölye çalışmasında, atık durumdaki perdeleri kullanarak çanta, toka ve çeşitli dekoratif ürünler tasarlandı.</p>

<p>Farklı istasyonlara ayrılarak çalışan öğrenciler, ölçüm, kesim, yapıştırma ve süsleme aşamalarında görev alarak üretim sürecinin her adımını deneyimledi. Program, oyunlarla başlayıp öğrencilerin aktif rol aldığı tasarım atölyesiyle sona erdi.</p>

<p>Oda Art Sanat Galerisi Kurucu Yöneticisi Özlem Kanat Örneksoy, AA muhabirine, Harezmi projesi kapsamındaki sürdürülebilirlik atölyesine ev sahipliği yaptıklarını söyledi.</p>

<p>Gençlerin sanat ve tasarımla buluşmasının önemini belirten Örneksoy, şöyle devam etti:</p>

<p>"Kapımızı bir sanatevi olarak öğrencilere açıyoruz. Yaklaşık 16 öğrenci, öğretmenlerinin koordinatörlüğünde bu atölyenin tasarım atölyesini gerçekleştiriyor. Onların üretim süreçlerine dahil olmaları ve kendi tasarımlarını ortaya koymaları çok kıymetli."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Örneksoy, öğrencilerin sanatevindeki el üretimi ürünleri incelediğini kaydederek, "Sadece fabrikasyon ürünlerle değil, kendilerinin de üretim kapasitelerini arttırabileceğimiz alanlar oluşturmak, onlara bir ev sahibi olmak benim için çok kıymetli. Hepsiyle tanıştığım için çok mutluyum. Genç sanatçılara, gençlere alan açmak çok önemli." dedi.</p>

<p>Projeye katılan öğrencilerden Nehir Alper, geri dönüştürülebilir malzemelerle yeni ürünler tasarladıklarını ifade ederek, "Plastik poşet kullanımını azaltmak için kumaş çantalar yapıyoruz. Burada olmak beni çok heyecanlandırıyor." dedi.</p>

<p>Yapıştırma istasyonunda görev aldığını anlatan Alper, "Arkadaşlarım kumaşları düzeltiyor. Sonra onları bardağın etrafına koyup çiçek deseni vererek süsler yapıyoruz. Plastik poşet kullanımını azaltıp hem de perdelerimizi geri dönüştürüp daha kullanışlı hale getirmiş olacağız." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Öğrencilerden Ecrin Buğlem Kılıç ise atıl durumdaki malzemeleri günlük hayatta kullanılabilecek ürünlere dönüştürdüklerini ifade ederek, projenin kendisini mutlu ettiğini dile getirdi.</p>

<p>Etkinlikte görev alan okul idarecileri ve öğretmenler arasında Orgeneral Halil Sözer Ortaokulu Müdürü Oktay Turinay, Müdür Yardımcısı Sevil İncekara ile öğretmenler Harezmi Proje Yürütücüsü Koordinatörü Görsel Sanatlar Öğretmeni Sevda Elma, Büşra Erokutan, Hüseyin Kumruoğlu ve İlhan Okuyucu yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/eskisehirde-ortaokul-ogrencileri-atik-malzemeleri-tasarim-urunlerine-donusturdu</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/04/a-a-20260405-41020714-41020704-e-s-k-i-s-e-h-i-r-d-e-o-r-t-a-o-k-u-l-o-g-r-e-n-c-i-l-e-r-i-a-t-i-k-m-a-l-z-e-m-e-l-e-r-i-t-a-s-a-r-i-m-u-r-u-n-l-e-r-i-n-e-d-o-n-u-s-t-u-r-d-u.jpg" type="image/jpeg" length="89248"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zeytinle gelen temizlik: Mikroplastiklere karşı yeni nesil filtre]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/zeytinle-gelen-temizlik-mikroplastiklere-karsi-yeni-nesil-filtre</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/zeytinle-gelen-temizlik-mikroplastiklere-karsi-yeni-nesil-filtre" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zeytin ağaçlarının budanan dallarından elde edilen biyokömürle geliştirilen yerli filtre, çamaşır makinesi atıklarını kaynağında arıtarak çevreye ulaşmasını engelliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu’nun bilim iletişimi vizyonu doğrultusunda, üniversitelerde üretilen bilginin toplumsal faydaya dönüşmesine yönelik çalışmalar hız kesmeden sürüyor. Bu kapsamda ÇOMÜ Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Uğur Nigiz yürütücülüğünde dikkat çeken bir projeye imza atıldı.</p>

<p>Geliştirilen çok katmanlı filtre prototipi, çamaşır makinelerinden her yıkamada atık suya karışan mikroplastik, nanofiber, boyar maddeler, yüzey aktif kimyasallar ve yağlı bileşenleri yüksek oranda arıtabiliyor. Ev ortamında kullanılabilecek şekilde tasarlanan sistem, çevreye zarar veren kirleticilerin doğaya ulaşmasını kaynağında önlemeyi hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Filtre sisteminde kullanılan biyokömür katmanları, Çanakkale’de zeytin ağaçlarının budanan dallarından elde edilen biyokütle ile üretildi. Polimer katmanlar ise geri dönüştürülmüş atık malzemelerden hazırlanarak sürdürülebilir üretim anlayışına katkı sağladı. Böylece hem atıklar yeniden değerlendirildi hem de çevre dostu bir teknoloji geliştirildi.</p>

<p><img alt="" height="449" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/04/01-5.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<p>Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Nigiz, filtrenin tüm katmanlarının tamamen yerli imkanlarla üretildiğini belirterek, yapılan testlerde boyar maddelerden nitrat, sülfat, fosfat ve yağlara kadar yüzde 99’un üzerinde giderim sağlandığını ifade etti. Nigiz ayrıca geliştirilen prototipin tescil ve patent sürecinin başlatıldığını da açıkladı.</p>

<p>Projede görev alan lisansüstü öğrenciler de çalışmalara aktif katkı sundu. ÇOMÜ yüksek lisans öğrencisi Elif Çolak, Türkiye’nin bu alanda büyük ölçüde ithal ürünlere bağımlı olduğuna dikkat çekerek, geliştirilen yerli teknolojinin maliyetleri düşürmeyi ve dışa bağımlılığı azaltmayı hedeflediğini vurguladı.</p>

<p>Söz konusu proje, sürdürülebilir çevre teknolojilerinin yaygınlaştırılmasına katkı sağlarken, Türkiye’nin su arıtma teknolojileri alanındaki bilimsel kapasitesini de güçlendirmeyi amaçlıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mete Karakul</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/zeytinle-gelen-temizlik-mikroplastiklere-karsi-yeni-nesil-filtre</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2023/06/zeytin.jpeg" type="image/jpeg" length="37624"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2025'te ihmal, dikkatsizlik, kasıt ve kazadan 1933 orman yangını çıktı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/2025te-ihmal-dikkatsizlik-kasit-ve-kazadan-1933-orman-yangini-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/2025te-ihmal-dikkatsizlik-kasit-ve-kazadan-1933-orman-yangini-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de geçen yıl çıkan 3 bin 224 orman yangınından 1933'ü ihmal, dikkatsizlik, kasıt ve kazadan çıktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre, ülke yüz ölçümünün yaklaşık yüzde 30'unu kaplayan orman varlığı 23 milyon 375 bin 331 hektar olarak kayıtlara geçti. Akdeniz iklim kuşağındaki Türkiye'de büyük bölümü yangın tehdidi altındaki ormanların yüzde 60'tan fazlası birinci ve ikinci derece yangına hassas alanlardan oluşuyor. Türkiye'de geçen yıl 3 bin 224 orman yangını çıktı. Yangınlarda 81 bin 473,46 hektar etkilendi. Orman yangınlarında ihmal, dikkatsizlik, kasıt, kaza ve yıldırım düşmesi nedenleri dikkat çekti.</p>

<p><strong>160 YANGIN KASITLI ÇIKARILDI</strong></p>

<p>Orman yangınlarının çıkış nedeninin çoğunluğunu ihmal, dikkatsizlik, kasıt ve kaza oluşturdu. Bu nedenlerle çıkan 1933 yangında 43 bin 577,9 hektar kül oldu. Nedenlerine göre ihmal, dikkatsizlikten 1331 yangında 17 bin 512,22 hektar, kasıtlı çıkarılan 160 yangında 3 bin 545,62 hektar, kazayla çıkan 442 yangında 22 bin 520,06 hektar etkilendi.</p>

<p><strong>SEBEBİ BİLİNMEYEN 1012 YANGIN</strong></p>

<p>Ülke genelindeki orman yangınlarının yüzde 41,28'i ihmal ve dikkatsizlikten çıktı. İhmal ve dikkatsizlikten çıkan yangınlarda etkilenen alanlar tüm orman yangınlarında etkilenen alanın yüzde 21,49'unu oluşturdu. Geçen yıl sebebi bilinmeyen 1012 orman yangınında 37 bin 626,08 hektar zarar gördü. Yıldırım düşmesi sonucu çıkan 279 yangında ise 269,48 hektar etkilendi.</p>

<p><strong>EN FAZLA İZMİR, EN ÇOR ZARAR GÖREN BURSA</strong></p>

<p>Orman yangını sayılarının orman bölge müdürlükleri dağılımında ilk sırada İzmir yer aldı. İzmir Orman Bölge Müdürlüğü'nün kontrol alanındaki 321 yangında 15 bin 203,21 hektar, Şanlıurfa Orman Bölge Müdürlüğü alanındaki 271 yangında 529,60 hektar, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü alanında 211 yangında 2 bin 511,81 hektar, İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü'nün kontrol alanındaki 185 yangında 4 bin 539,40 hektar, Antalya Orman Bölge Müdürlüğü'nün kontrol alanındaki 182 yangında 1527 hektar etkilendi. Bursa Orman Bölge Müdürlüğü kontrol alanındaki 129 yangında 16 bin 907,71 hektar zarar gördü. Bursa Orman Bölge Müdürlüğü kontrol alanı geçen yıl Türkiye'deki orman yangınlarında en fazla zarar gören bölge oldu.</p>

<p><strong>ORMAN SUÇLARIYLA MÜCADELE</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geçen yıl ülke genelindeki orman koruma ekibinde görevli personel tarafından 15 bin 452 suç zaptı düzenlendi. Suç zabıtlarının 3 bin 128'i ağaç kesme, 474'ü yasa dışı nakil, 461'i izinsiz bulundurma, 4 bin 42'si alan açma yerleşme, 7 bin 263'ü işgal, 57'si izinsiz otlatma suçlarından oluştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/2025te-ihmal-dikkatsizlik-kasit-ve-kazadan-1933-orman-yangini-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/04/2025-t-e-i-h-m-a-l-d-i-k-k-a-t-s-i-z-l-i-k-k-a-s-i-t-v-e-k-a-1240382-368991.jpg" type="image/jpeg" length="31109"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Sıfır Atık' ile geri kazanım oranı yüzde 37,53'e yükseldi]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/sifir-atik-ile-geri-kazanim-orani-yuzde-3753e-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/sifir-atik-ile-geri-kazanim-orani-yuzde-3753e-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de Sıfır Atık Hareketi kapsamında 2017 yılında yüzde 13 olan geri kazanım oranı, her yıl artış göstererek 2024’te yüzde 36,08’e, 2025’te ise yüzde 37,53 seviyesine ulaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıfır Atık Hareketi, 27 Eylül 2017’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde başladı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinesinde yürütülen proje, Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde kabul gören küresel bir çevre hareketine dönüştü. BM Genel Kurulu’nda, 14 Aralık 2022'de Türkiye'nin ana sunuculuğunda, 105 ülkenin de ortak sunucu olduğu oylamada 30 Mart, ‘Uluslararası Sıfır Atık Günü’ olarak ilan edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre; Sıfır Atık Yönetim Sistemi bugüne kadar 217 bin bina ve yerleşkede uygulanmaya başlandı. Proje kapsamında 28 milyon kişiye eğitim verildi. Türkiye’de Sıfır Atık Hareketi kapsamında geri kazanım oranı 2017 yılında yüzde 13 iken her yıl artış göstererek 2024’te yüzde 36,08’e, 2025’te ise yüzde 37,53 seviyesine ulaştı.</p>

<p>Projenin başlangıcından 2025 yılı sonuna kadar geçen süreçte 36,1 milyon ton kağıt-karton, 10,2 milyon ton plastik, 3,5 milyon ton cam, 9,6 milyon ton metal ile 30,6 milyon ton organik ve diğer atıklar olmak üzere toplam 90 milyon ton geri kazanılabilir atık lisans almış işletmelerce işlenerek ülke ekonomisine toplam 365 milyar TL katkı sağladı.</p>

<p><strong>55 BİN FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE ALAN KORUNDU</strong></p>

<p>Sıfır Atık Hareketi kapsamında 54 milyon hanenin 1 yıllık elektrik ihtiyacına eşdeğer 270 milyar kilovatsaat enerji tasarrufu sağlandı. İstanbul’un 2 yıllık su tüketimine denk 2 trilyon litre su tasarrufu elde edildi. Türkiye’deki tüm araçların 1 yıllık yakıt tüketiminden daha fazlasına eşdeğer 60 milyar litre petrol tasarrufu sağlandı. 390 milyon metreküp depolama alanı tasarrufu ile yaklaşık 55 bin futbol sahası büyüklüğünde alan korundu.</p>

<p><strong>SERA GAZI SALIMI AZALTILDI</strong></p>

<p>Çalışmalar kapsamında, Türkiye’deki ormanların yaklaşık yüzde 7’sine karşılık gelen 613 milyon ağacın kesilmesi önlenirken, yaklaşık 36 milyon aracın yıllık karbon salımına eşdeğer 180 milyon ton sera gazı salımının da önüne geçildi. Öte yandan Türkiye’nin geri kazanım oranını 2035 yılında yüzde 60’a, 2053 yılında ise yüzde 70’e çıkarmayı hedeflediği bildirildi.</p>

<p><strong>'SIFIR ATIK MECBURİYETTİR'</strong></p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü nedeniyle sosyal medya hesabından yaptığı videolu paylaşımda, “Bugün ürettiğimiz atık miktarı, doğanın kendini yenileme hızını aşmış durumda. Artık mesele sadece üretmek değil, nasıl tükettiğimiz. Saygıdeğer Emine Erdoğan’ın ‘bir vicdan ve gönül inisiyatifi olarak’ insanlığa armağan ettiği Sıfır Atık hareketiyle ile israfı reddediyor, kaynağı koruyor, geleceği önceliyoruz. Sıfır Atık bir tercih değil; mecburiyettir” ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/sifir-atik-ile-geri-kazanim-orani-yuzde-3753e-yukseldi</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/03/s-i-f-i-r-a-t-i-k-i-l-e-g-e-r-i-k-a-z-a-n-i-m-o-r-a-n-i-y-u-z-d-1235422-367391.jpg" type="image/jpeg" length="84151"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Su kıtlığı dünya nüfusunun yarısını etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/su-kitligi-dunya-nufusunun-yarisini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/su-kitligi-dunya-nufusunun-yarisini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asude Hanedar, dünyada yaklaşık 4 milyar insanın yılın en az bir ayında su kıtlığı yaşadığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hanedar, NKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen "Su Farkındalık" panelinde yaptığı konuşmada, 1980'lerden bu yana dünya nüfusunun ve buna bağlı sorunların hızla arttığını söyledi.</p>

<p>Su talebinin nüfus artışından daha hızlı yükseldiğini belirten Hanedar, insanların daha fazla ve kaliteli beslenme isteği, artan endüstriyel üretim ve teknolojik gelişmelerin su tüketimini artırdığını ifade etti.</p>

<p>Değişen yaşam tarzının da suya bağımlılığı artırdığına dikkati çeken Hanedar, "Günümüzde yaklaşık 4 milyar insan yılın en az bir ayında su kıtlığı yaşıyor. 2050 yılına geldiğimizde ise su talebinin, nüfus artışı ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle yüzde 30 daha artacağı öngörülüyor." dedi.</p>

<p>Hanedar, iklim değişikliğinin etkisiyle su sıkıntısının daha fazla insanı etkileyeceğini vurgulayarak, sıcaklıktaki her 1 derecelik artışın atmosferin yaklaşık yüzde 7 daha fazla nem taşımasına neden olduğunu kaydetti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.aa.com.tr/uploads/userFiles/88e4063b-7018-4331-b06e-f0cb513ac64c/2026%2F03%2Fsu-kitlik.jpg" /><br />
Bu durumun su döngüsünü hızlandırdığını ancak dengeyi bozduğunu anlatan Hanedar, yağışların daha düzensiz hale geldiğini, ıslak bölgelerin daha fazla yağış aldığını, kurak bölgelerin ise daha da kuraklaştığını dile getirdi.</p>

<p>Hanedar, kar örtüsünün daha erken erimesinin özellikle yaz aylarında su kaynaklarının azalmasına yol açtığını, kuraklığın süreç içinde etkisini artırdığını söyledi.</p>

<p>Kuraklığın yağış eksikliğiyle başladığını belirten Hanedar, şunları kaydetti:</p>

<p>"Ardından toprak nemi azalır, tarımsal kuraklık ortaya çıkar ve süreç hidrolojik kuraklığa, yani su kaynaklarının tükenmesine kadar ilerler. Bu zincirleme etki artık çok daha hızlı yaşanıyor. Özellikle ani kuraklık olayları daha sık görülmeye başlandı. Bunun yanında uzun süreli ve yıkıcı etkiler bırakan mega kuraklıklar da giderek daha büyük bir risk haline geliyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası, bu açıdan en hassas bölgelerden biri. Kuraklık ile su kıtlığı aynı şey değildir. Kuraklık doğal bir süreçtir, su kıtlığı ise daha çok yönetimle ilgilidir."</p>

<p>Panel, akademisyenlerin sunumlarının ardından sona erdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programa, rektör yardımcısı Prof. Dr. Murat Taşan, Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Özyavuz, Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/su-kitligi-dunya-nufusunun-yarisini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/03/thumbs-b-c-b74dc804e3181c76775901a498d53b3b.jpg" type="image/jpeg" length="49159"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Atık yağlar yönetmeliğinde yeni düzenleme; marketlerde toplama noktaları kurulacak]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/atik-yaglar-yonetmeliginde-yeni-duzenleme-marketlerde-toplama-noktalari-kurulacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/atik-yaglar-yonetmeliginde-yeni-duzenleme-marketlerde-toplama-noktalari-kurulacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2015 yılında atık yağların lavaboya, kanalizasyona dökülmesini yasaklayan 'Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği'nde değişikliğe gidiyor. Buna göre atık bitkisel yağların market gibi satış noktalarında toplanarak dönüşüm sistemine dahil edilmesi sağlanacak. Mevcutta karayolu taşımacılığında kullanılan bitkisel atık yağların artık havacılık yakıtı olarak da kullanılmasının önü açılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü'nün, bitkisel atık yağların oluşumundan bertarafına kadar çevre ve insan sağlığına zarar vermeden yönetiminin sağlanması için hazırladığı 'Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği' 2015 yılında yürürlüğe girdi. Yönetmelik ile konutlardan kaynaklanan bitkisel atık yağların lavaboya, kanalizasyona, denize, toprağa veya herhangi bir alıcı ortama dökülmesi yasaklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAPSAM GENİŞLETİLECEK</p>

<p>Bakanlık, gelişen ihtiyaçlar, çevre dostu yaklaşımları yaygınlaştırmak, atıkların dönüşümünü artırmak ve döngüsel ekonomi çalışmalarına katkı sağlamak için yeni uygulamaları inceleyerek, bu yönetmelik çerçevesinde yeni tedbirleri hayata geçirmeye hazırlanıyor. Taslak şekli verilen yeni düzenleme sektör ve STK temsilcilerinden gelen talepler doğrultusunda düzenlendi ve ikinci kez kurum görüşüne açıldı. Yeni yapılacak değişiklikler kapsamında zeytin, ayçiçeği, mısır, pamuk, soya, kanola ve aspir gibi yağlı tohumlardan elde edilen bitkisel yağların kullanım sonrası oluşan atıkları daha etkin bir şekilde değerlendirilecek.</p>

<p>YAKIT OLARAK KULLANIMI YAYGINLAŞTIRILACAK</p>

<p>Hazır yemek firmaları, restoranlar, kafeler, kamu kurumları ve hanelerden kaynaklanan bitkisel atık yağlar, geri kazanım tesislerinde işlenerek başta biyodizel olmak üzere alternatif enerji kaynaklarına dönüştürülmesinin yaygınlaştırılması sağlanacak. Türkiye’de halihazırda bu atıklardan elde edilen biyodizel, motorine binde beş oranında harmanlanarak yakıt olarak kullanılıyor. Yapılacak yeni düzenlemeyle birlikte mevcut uygulamalar günümüz ihtiyaçları doğrultusunda kapsamlı şekilde revize edilecek.</p>

<p>Yeni düzenlemeyle Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) üretiminin önü açılacak. Bitkisel atık yağlardan elde edilen ürünlerin yalnızca karayolu taşımacılığında değil, havacılık sektöründe de değerlendirilmesi mümkün hale getirilecek. Ayrıca Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından izin verilen diğer biyoyakıt türlerinin üretimine de imkan sağlanacak.</p>

<p>MARKETLERE TOPLAMA NOKTASI</p>

<p>Özellikle hanelerden kaynaklanan bitkisel atık yağların lavabolara dökülmesi sonucu oluşan çevre kirliliğinin önüne geçmek amacıyla, market gibi satış noktalarında da atık yağ toplama sistemleri kurulacak. Bu sayede vatandaşların atık yağlarını daha kolay teslim edebilmesi ve toplama oranlarının artırılması sağlanacak.</p>

<p>YENİ HAMMADDE KAYNAKLARI TANIMLANDI</p>

<p>Planlanan düzenleme ile sadece bitkisel atık yağlar değil, hayvansal atık yağlar ve yağ içeren diğer atıkların da geri kazanım süreçlerinde değerlendirilmesine olanak tanınacak. Bu adımın, sektörün hammadde ihtiyacını karşılamada önemli katkı sağlaması bekleniyor. Kurum görüşlerinin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un onayına sunulacak yönetmelik değişikliklerinin Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesi bekleniyor. Yeni düzenleme ile hem çevre kirliliğinin azaltılması hem de atıkların ekonomiye kazandırılması için adım atılmış olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/atik-yaglar-yonetmeliginde-yeni-duzenleme-marketlerde-toplama-noktalari-kurulacak</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/03/61efd5f745d2a096e4493ea4.webp" type="image/jpeg" length="83006"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de bu yıl 600 milyon fidanın toprakla buluşturulması hedefleniyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/turkiyede-bu-yil-600-milyon-fidanin-toprakla-bulusturulmasi-hedefleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/turkiyede-bu-yil-600-milyon-fidanin-toprakla-bulusturulmasi-hedefleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, "11 Kasım'a kadar 600 milyon fidan ve tohumu toprakla buluşturmuş olacağız. Böylelikle hem orman varlığımızı artırırken bir taraftan da yeni karbon yutak alanları tesis etmiş olacağız." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, geçen yıl 517 milyon fidan dikildiğini belirterek, "2026 yılı 11 Kasım'ına kadar 600 milyon fidan ve tohumu toprakla buluşturmuş olacağız. Böylelikle hem orman varlığımızı artırırken bir taraftan da yeni karbon yutak alanları tesis etmiş olacağız." dedi.</p>

<p>Karacabey, AA muhabirine, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Hem Türkiye'de hem de dünyada 2025'in orman yangınlarıyla gündeme geldiğini anımsatan Karacabey, Orman Genel Müdürlüğü olarak büyük ağaçlandırma çalışmaları yaptıklarını söyledi.</p>

<p>Karacabey, geçen yıl 517 milyon fidan ve tohumun toprakla buluşturulduğunu ve yeni orman alanlarının ülkeye kazandırıldığını bildirdi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.aa.com.tr/uploads/userFiles/88e4063b-7018-4331-b06e-f0cb513ac64c/2026%2F03%2Ffidan24-1.jpg" /></p>

<p>Mevcut ormanlardaki boşlukları ve verimsiz alanları da rehabilite ederek verimli hale getirdiklerini vurgulayan Karacabey, şöyle devam etti:</p>

<p>"Bu sayede FAO'nun 2025 yılı Dünya Orman Varlığı Raporu'nda ülkemiz orman varlığını en çok artıran ülkeler sıralamasında 6'ncı sıradan 4'üncü sıraya çıkarak yükselişini devam ettirmiş oldu. Yıllık ortalama 118 bin hektar orman alanını artırmış olarak kayıtlara geçtik. 2026 ile alakalı da Sayın Cumhurbaşkanımız 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü etkinliklerinde 2026 yılı 11 Kasım'ına kadar bir hedef belirleyip talimatlandırdılar. İnşallah 2026 yılı 11 Kasım'ına kadar 600 milyon fidan ve tohumu toprakla buluşturmuş olacağız. Böylelikle hem orman varlığımızı artırırken bir taraftan da yeni karbon yutak alanları tesis etmiş olacağız."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>"Dünyada kullanılan en ileri teknoloji"</h3>

<p>Türkiye'nin dünyada ormanları gözetleyen ve yangınlarla mücadelede insansız hava aracı (İHA) kullanan iki ülkeden biri olduğuna dikkati çeken Karacabey, bu yıl 14 İHA ile ormanların sağlığını izleyerek, korunmasıyla ilgili tedbirleri alacaklarını dile getirdi.</p>

<p>Karacabey, aynı zamanda sayıları 2 bin 800'e ulaşan ve ormanların değişik noktalarına konuşlandırılmış fotokapanlarla da kritik orman noktalarını 7 gün 24 saat esasına dayalı izlediklerini ve kayıt altına aldıklarını ifade etti.</p>

<p>Ormanların sağlığını tehdit eden her türlü etkiye ve müdahaleye karşı gereken tedbirleri bu sayede aldıklarına işaret eden Karacabey, "Türkiye'nin, ormanların sağlığının izlenmesinde kullandığı teknolojik altyapı bugün dünyada kullanılan en ileri teknolojidir. Bunu açık ve net olarak ifade edebiliriz." diye konuştu.</p>

<p><img alt="" src="https://cdnuploads.aa.com.tr/uploads/userFiles/88e4063b-7018-4331-b06e-f0cb513ac64c/2026%2F03%2Ffidan24-2.jpg" /></p>

<p>Karacabey, ormanların sağlığı, sürdürülebilirliği, gençleştirilmesi başta olmak üzere, bütün çalışmalarda en önemli paydaşlarının orman köylüleri olduğunu belirterek, onları her alanda desteklediklerini vurguladı.</p>

<p>Orman köylülerine sadece ormanda yaptıkları işçilik için değil, onların ekonomik seviyelerinin iyileştirilmesi veya yaşadıkları ortamdaki sosyal şartların iyileştirilmesiyle ilgili de krediler verdiklerini dile getiren Karacabey, "Bu kredilerin bir şablonu yok. Orman köylümüzün neye ihtiyacı varsa onu karşılıyoruz. Bazen bir vatandaşımızın evinin üzerine güneş enerjisi panelleri konulup elektrik ihtiyacını karşılamasından tutun, evinin mantolanmasına, kalorifer sisteminin kurulmasına varıncaya kadar ihtiyacının karşılanması noktasında krediler veriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<h3>Orman köylülerine 3,2 milyar liralık bütçe</h3>

<p>Söz konusu kredilerin yüzde 20'sinin hibe, yüzde 80'inin de faizsiz, kredi türüne göre 3 yıl ile 7 yıl arasında geri ödeme şartları bulunan krediler olduğu bilgisini veren Karacabey, şunları kaydetti:</p>

<p>"2025 yılında 2,5 milyar lira kredi dağıttık. İnşallah 2026 yılında da 3 milyar 200 milyon liralık bütçemiz var. Bütün çabamız şu, orman köylümüz yaşadığı yerde mutlu olsun, doğduğu yerde doysun. Hedefimiz bu, bunun için gayret ediyoruz ve bu projelerde de kredi şartlarında da herhangi bir kısıtlayıcı unsur yok. Vatandaşımız ne için istiyorsa o konuda yardımcı oluyoruz."</p>

<p>Karacabey, vatandaşları Orman Haftası dolayısıyla 26 Mart'ta Ankara'da Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın katılımıyla yapılacak fidan dikim etkinliğine davet ederek, "Ayrıca 81 ilimizin tamamında bu hafta fidan dikim etkinlikleri olacak. Her vatandaşımızı, kendi bulunduğu ilde fidan dikim alanlarına bekliyoruz. Onların da dünyadayken bir dikili ağaçları olsun istiyoruz." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/turkiyede-bu-yil-600-milyon-fidanin-toprakla-bulusturulmasi-hedefleniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/03/thumbs-b-c-3891e3e42bdf05f1cb376d6bfbee79f8.jpg" type="image/jpeg" length="44318"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de denizlerden 325 bin ton atık temizlendi]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/turkiyede-denizlerden-325-bin-ton-atik-temizlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/turkiyede-denizlerden-325-bin-ton-atik-temizlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıfır Atık Mavi Hareketi kapsamında Marmara Denizi'nde izleme noktası sayısı 150'ye çıkarılırken, 1000 metreküp ve üzeri kapasiteye sahip tüm atık su arıtma tesisleri de 7 gün 24 saat çevrim içi izleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde deniz kirliliğiyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarla 28 kıyı ilinde 325 bin ton atık temizlendi, denizlerde izleme ve denetim faaliyetleri artırıldı.</p>

<p>AA muhabirinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu'ndan derlediği bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde 10 Haziran 2019'da başlatılan "Sıfır Atık Mavi Hareketi" kapsamında yürütülen çalışmalar, "Deniz Çöpleri İl Eylem Planları" doğrultusunda aralıksız sürdürülüyor.</p>

<p>Çalışmalarla deniz kirliliğinin azaltılması, atıkların kaynağında önlenmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması hedeflenirken, sahada temizlik faaliyetlerinin yanı sıra eğitim ve iletişim kampanyaları da yürütülüyor.</p>

<p>Bu kapsamda denize kıyısı bulunan 28 ilde deniz yüzeyi, kıyı şeridi ve deniz tabanında yürütülen çalışmalarla bugüne kadar 325 bin ton atık toplanarak, bertaraf edildi.</p>

<p>- Atık su arıtma tesisleri 7 gün 24 saat çevrim içi izleniyor</p>

<p>Marmara Denizi'nde izleme noktası sayısı 150'ye çıkarıldı. Bin metreküp ve üzeri kapasiteye sahip tüm atık su arıtma tesisleri 7 gün 24 saat çevrim içi izleniyor.</p>

<p>İzmit Körfezi'nde yürütülen çalışmalar kapsamında 1 milyon 850 bin metrekare denizel alan tarandı, 1 milyon 620 bin metreküp dip çamuru Marmara Denizi'nden uzaklaştırıldı. Bu çalışma Avrupa'nın en kapsamlı çevre ve denizcilik projeleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Başta Marmara Denizi olmak üzere tüm denizlerde kara ve deniz kaynaklı kirleticilere karşı mücadele sürdürülerek, su kalitesinin artırılması hedefleniyor.</p>

<p>- Karadan gelen kirlilik, derelerle denize taşınıyor</p>

<p>Deniz kirliliğinin önemli bölümünü kara kaynaklı unsurlar oluştururken, özellikle kentsel atık suların deşarj edildiği dereler kirlilik yükünü doğrudan denizlere taşıyor. Bu nedenle denize dökülen akarsuların konumları ve taşıdıkları kirlilik yüküne ilişkin tespit çalışmaları yürütülüyor.</p>

<p>Bu kapsamda İstanbul'da dere ve nehir ağızlarında temizlik çalışmaları sürdürülüyor.</p>

<p>Kentin su kaynakları arasında yer alan Terkos, Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleri de kirlilik açısından hassas alanlar arasında bulunuyor. Küçükçekmece ve Büyükçekmece göllerinin denizle temasları nedeniyle tuzlu, Terkos Gölü'nün ise tatlı su kaynağı olması bu alanların korunmasını daha da önemli hale getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul'da deniz çöplerinin hareketliliğinde poyraz ve lodos rüzgarları belirleyici oluyor. Rüzgar yönüne göre atıkların birikeceği alanlar öngörülebiliyor ve bu doğrultuda rüzgar haritaları oluşturuluyor.</p>

<p>Deniz taşımacılığı ve balıkçılık faaliyetleri de kirlilikte öne çıkan unsurlar arasında yer alıyor. Gemilerde ve limanlarda kullanılan ömrünü tamamlamış lastiklerin denize bırakılması ile balıkçılık faaliyetleri sırasında terk edilen av araçları, deniz tabanında kirliliğe yol açıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/turkiyede-denizlerden-325-bin-ton-atik-temizlendi</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/03/thumbs-b-c-58869d0bb6004b60de55dabf1b2b95fa.jpg" type="image/jpeg" length="11089"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahverengi kokarca için kritik uyarı:  2030’da zirve yapacak]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/kahverengi-kokarca-icin-kritik-uyari-2030da-zirve-yapacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/kahverengi-kokarca-icin-kritik-uyari-2030da-zirve-yapacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amasya Üniversitesi tarafından düzenlenen Bilim Kafe etkinliğinde üreticileri tehdit eden kahverengi kokarca konuşuldu. Prof. Dr. Ahmet Dursun, zararlının 2030 yılına kadar popülasyon açısından zirve yapacağını, ardından doğal dengeyle etkisinin kademeli olarak azalacağını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Amasya Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından Taşova’ya bağlı Tatlıpınar köyünde gerçekleştirilen “Bilim Kafe” etkinliğinde, tarımsal üretimde ciddi ekonomik kayıplara yol açan kahverengi kokarca tehdidi ele alındı. Etkinlikte konuşan Amasya Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ahmet Dursun, zararlının Türkiye’de hızla yayıldığını ve özellikle üreticiler için önemli bir risk oluşturduğunu belirtti.</p>

<p><strong>Bilim Kafe’de üreticilerle buluştu</strong></p>

<p>Etkinlik kapsamında Prof. Dr. Ahmet Dursun, “Kahverengi Kokarca İstilası: Çiftçiler Ne Yapmalı?” başlıklı söyleşiyle Tatlıpınar köyü sakinleriyle bir araya geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstilacı türlerin tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çeken Dursun, kahverengi kokarcanın (<em>Halyomorpha halys</em>) Türkiye’de hızla yayıldığını ve ciddi ekonomik kayıplara yol açtığını söyledi.</p>

<p>Dünyada yaklaşık <strong>bir buçuk milyon böcek türünün</strong> tanımlandığını aktaran Dursun, böceklerin hem ekosistem hem de tarım açısından kritik roller üstlendiğini belirtti. Polinatör böceklerin dünya genelinde yılda yaklaşık <strong>iki yüz milyar dolarlık</strong> tozlaşma hizmeti sunduğunu ifade eden Dursun, buna karşılık istilacı türlerin tarımda milyarlarca dolarlık zarara yol açabildiğini dile getirdi.</p>

<p><strong>Türkiye’de hızla yayılıyor</strong></p>

<p>Çin, Japonya, Kore Yarımadası ve Tayvan kökenli olan kahverengi kokarcanın Türkiye’de ilk kez <strong>iki bin on yedi</strong> yılında görüldüğünü hatırlatan Dursun, türün bugün Karadeniz sahil kuşağında <strong>Artvin’den İstanbul’a</strong> kadar yayıldığını söyledi.</p>

<p>Ayrıca <strong>Çorum, Tokat, Bursa, Yalova, İzmir ve Adana</strong> illerinde de zararlının tespit edildiğini aktaran Dursun, türün hızla geniş bir alana yayıldığını ifade etti.</p>

<p><strong>Üç yüzden fazla üründe zarar oluşturabiliyor</strong></p>

<p>Kahverengi kokarcanın <strong>üç yüzden fazla bitki türünde</strong> zarar potansiyeline sahip olduğunu belirten Dursun, başta fındık olmak üzere birçok tarım ürününün risk altında olduğunu söyledi.</p>

<p>“Elma, armut, şeftali, kiraz, üzüm, kivi, mısır, soya, domates ve biber gibi ürünlerde kalite ve verim kaybına yol açabiliyor. İki bin yirmi dört yılında Karadeniz Bölgesi’nde fındıkta <strong>yüzde otuz ile yüzde kırk</strong> arasında zarar bildirildi.”</p>

<p>Tek bir dişinin yaşamı boyunca <strong>iki yüz ile dört yüz arasında yumurta</strong> bırakabildiğini belirten Dursun, uygun sıcaklıklarda türün çok hızlı çoğaldığını söyledi. Zararlının kış aylarında ise evlerin, ahırların ve çatı aralarının karanlık bölgelerinde kümelendiğini ifade etti.</p>

<p>Dursun ayrıca iklim değişikliğinin de popülasyon artışını etkileyebileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Samuray arısı popülasyonu baskılıyor</strong></p>

<p>Kahverengi kokarcayla mücadelede yalnızca kimyasal yöntemlerin yeterli olmayacağını vurgulayan Dursun, biyolojik, mekanik ve kimyasal yöntemlerin birlikte uygulanması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Zararlının doğal düşmanlarından biri olan ve “samuray arısı” olarak bilinen <em>Trissolcus japonicus</em> türünün, kahverengi kokarcanın yumurtalarına parazitlenerek popülasyonu baskıladığını söyleyen Dursun, biyolojik mücadelenin uzun vadede büyük önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Üreticilere bütünleşmiş mücadele çağrısında bulunan Dursun, özellikle <strong>Eylül ile Mart ayları</strong> arasında kışlama alanlarına yönelik mekanik ve kimyasal mücadelenin etkili olabileceğini belirtti. Feromon ve yapışkan tuzakların da uzman önerileri doğrultusunda kullanılması gerektiğini kaydetti.</p>

<p><strong>“2030’dan sonra etkisi azalacak”</strong></p>

<p>Prof. Dr. Ahmet Dursun, kahverengi kokarcanın popülasyonunun <strong>iki bin otuz yılına kadar zirveye ulaşacağını</strong> belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“İki bin otuzdan sonra etkisi kademeli olarak azalacak. O tarihten itibaren gündemden düşmeye başlayacak çünkü doğal bir denge oluşacak. Bu sayede verdiği zarar da bugünkü seviyelerde olmayacak.”</p>

<p>Dursun, kahverengi kokarcanın kontrol altına alınabilmesi için samuray arısının çoğalmasının önemli olduğunu vurguladı. Samuray arılarının özellikle <strong>kızıl yonca tarlalarında</strong> beslenip barındığını belirten Dursun, bu nedenle kızıl yonca ekim alanlarının artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p><strong>Program sonunda sülün dağıtıldı</strong></p>

<p>Amasya Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından düzenlenen etkinliğin sonunda köyde yaşayan vatandaşlara üniversitede yetiştirilen sülünler hediye edildi.</p>

<p>Osmanlı mutfağının önemli lezzetlerinden biri olan sülünün, Amasya Üniversitesi öncülüğünde yürütülen çalışmalarla yeniden sofralara ve ekonomiye kazandırılması hedefleniyor.</p>

<p>Kolesterol oranı düşük olan ve demir, çinko ile selenyum açısından zengin bir besin kaynağı olan sülün, üniversite tarafından çiftçilere damızlık olarak dağıtılarak bölgesel kalkınmaya katkı sunuyor.</p>

<p>Program, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/kahverengi-kokarca-icin-kritik-uyari-2030da-zirve-yapacak</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/03/adsiz.png" type="image/jpeg" length="16840"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Denizlerin akciğerleri çökme tehlikesiyle karşı karşıya]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/denizlerin-akcigerleri-cokme-tehlikesiyle-karsi-karsiya</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/denizlerin-akcigerleri-cokme-tehlikesiyle-karsi-karsiya" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizlerin akciğerleri olarak adlandırılan deniz çayırlarına yönelik farkındalık geçmişe kıyasla artsa da denizlerin ana yaşam alanları (habitat) üzerindeki baskılar sürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan araştırmalar, tüm dünyada deniz çayırlarının her yıl yüzde 2 ila 7’sinin yok olduğuna işaret ederken, zarar gören deniz çayırlarının yaratacağı ekonomik kaybın yıllık 42 milyar dolara kadar ulaşabileceği öngörülüyor.<br />
<br />
Deniz çayırları, tropikal yağmur ormanlarından 35 kat hızlı karbon emme yetenekleriyle iklim değişikliğiyle mücadelenin gizli kahramanları olarak konumlanırken, artan bilinçlendirme çabalarına rağmen hâlâ savunmasız. Araştırmalar, deniz çayırları örtüsünün küresel ölçekte her yıl yüzde 2-7 oranında azaldığını gözler önüne sererken, kayıpların 42 milyar dolara varabilecek bir ekonomik maliyet yaratabileceği tahmin ediliyor.<br />
<br />
<strong>Dünya Deniz Çayırları Günü</strong><br />
<br />
Son araştırmalar, Akdeniz’de deniz çayırı ekosistem hizmetlerinin yıllık değerinin yaklaşık 11,6 milyar dolar olduğunu ortaya koyuyor. İtalya en yüksek, Slovenya en düşük değere sahipken, Türkiye’de bulunan deniz çayırı ekosistemlerinin yıllık ekonomik değeri 276,6 milyon dolar seviyesinde bulunuyor. Bu ekonomik değerin hesaplanmasında sadece çayırlar değil, aynı ortamda ve ekosistemde yaşayan balıklar ve diğer canlıların ekonomik değeri gibi ekosistem servisleri de dikkate alınıyor.<br />
<br />
2020 Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre dünyada her 30 dakikada bir futbol sahası büyüklüğünde deniz çayırı alanının yok olduğu tahmin ediliyor. BM, deniz çayırı ekosistemlerinin karasal ekosistemlerden daha fazla karbon tutma kapasitesine sahip olduğu gerçeğine dayanarak, denizlerin bu gizli kahramanlarına ilişkin farkındalığı artırmak üzere 2022 yılında 1 Mart’ı Dünya Deniz Çayırları Günü olarak ilan etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" height="1920" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/03/1000544548.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1281" /><br />
<br />
<strong>“Gelecek nesillere karşı sorumluluk”</strong><br />
<br />
İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen, Dünya Deniz Çayırları Günü’nün insan yaşamının sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen deniz çayırlarının değerine dikkat çekmek için önemli bir fırsat sunduğunu belirterek şunları söyledi: “Denizler, iklim kriziyle mücadeleden biyolojik çeşitliliğin korunmasına, gıda güvenliğinden günlük ekonomik faaliyetlere kadar dünyamızda yaşamın devamlılığını sağlayan her alanda katkı sunan çok kıymetli bir kaynak. Bu nedenle üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak, Türkiye’de denizlerimizi korumayı çevresel bir sorumluluk olmanın ötesinde gelecek nesillere karşı bir görev olarak görmek gerekiyor. Deniz ekosisteminin korunmasına yönelik bilimsel çalışmaları desteklemek, toplumsal farkındalığı artırmak, finansal destek sağlamak için yürüttüğümüz çalışmalar arasında en önemlilerden biri de ‘Denizlerin Geleceği: Deniz Çayırları’ projemiz. Tropik yağmur ormanlarının 35 katına kadar karbondioksit emen bu ‘denizlerin akciğerleri’ iklim değişikliği, kirlilik gibi nedenlerle ciddi oranda azalıyor. Yeniden ekim yapıldığında ise çayırlar yılda sadece 1 cm büyüyebiliyor. Kaybedilen alanları yenilemek neredeyse imkansız fakat mevcutları korumak mümkün. Bu sebeple TÜDAV iş birliğiyle mevcut deniz çayırlarının haritalandırılması, korunması ve üzerlerindeki atıkların temizlenmesine uzanan kapsamlı bir yaklaşımla yürütülen proje, denizlerimizin dolayısıyla dünyamızın geleceğini güvence altına alma yönünde önemli çabalardan biri. Böyle değerli ve kritik bir habitatın korunmasının öneminin farkında olan, bu yolda emek harcayan herkesin Dünya Deniz Çayırları Günü kutlu olsun."</p>

<p><img alt="" height="2400" src="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/03/1000544547.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /><br />
<br />
<strong>“Ülkemizde deniz çayırları yılda 6 milyar litre oksijen sağlıyor”</strong><br />
<br />
TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk de deniz çayırlarının deniz ekosisteminin korunmasında hayati bir role sahip olduğuna dikkat çekerek, “Deniz çayırlarını korumak, ekosistemin dengesini ve insanlığın yarınını güvence altına almaktır. Bugün ülkemiz kıyılarındaki Posidonia oceanica deniz çayırları bir metrekarede günde 16 litreye kadar oksijen üretiyor. Bu tür 100 metrekarelik alanda ortalama 8 ton karbondioksit emiyor. Yapılan son araştırmalar, deniz çayırlarının Akdeniz genelinde yılda 3,6 milyon tonun üzerinde, Türkiye kıyılarında ise yaklaşık 90 bin ton karbon bağlama kapasitesi gösteriyor. Bu da 70 binin üzerinde otomobilin bir yıl boyunca yaydığı karbondioksite karşılık geliyor. Aynı zamanda deniz canlılarının yüzde 25’ini barındıran deniz çayırları Akdeniz kıyılarında son 50 yılda yüzde 35 oranında çekildi. Dolayısıyla bu hassas ekosistemleri korumak zorundayız. TÜDAV 2013 yılında başladığı deniz çayırlarının korunma stratejisiyle bu konudaki öncü rolünü Türkiye İş Bankası iş birliğiyle devam ettiriyor” diye konuştu.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Nursel Dilek Manavbaşı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/denizlerin-akcigerleri-cokme-tehlikesiyle-karsi-karsiya</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2026/03/web-107940.jpg" type="image/jpeg" length="34128"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantep'teki Karasu Çayı renk değiştirdi]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/gaziantepteki-karasu-cayi-renk-degistirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/gaziantepteki-karasu-cayi-renk-degistirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep'in İslahiye ilçesinden geçen Karasu Çayı'nın renk değiştirmesi üzerine inceleme başlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İlçedeki Tilmenhöyük Arkeolojik Parkı'nı ziyaret eden vatandaşlar, Karasu Çayı'nın siyah aktığını ve köpürdüğünü fark etti.</p>

<p><img alt="" src="https://www.aa.com.tr/uploads/userFiles/96f91bbd-282f-4a24-a12c-1b1092cfeb3b/009_2023%2F01_2023%2F20_Aralik%2F08%2F20231218_2_61740555_95969426.jpg" /></p>

<p>İhbar üzerine olay yerine gelen İslahiye Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, sudan aldıkları numuneyi Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğüne teslim etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.aa.com.tr/uploads/userFiles/96f91bbd-282f-4a24-a12c-1b1092cfeb3b/009_2023%2F01_2023%2F20_Aralik%2F08%2F20231218_2_61740555_95969429.jpg" /></p>

<p>Analiz sonuçları açıklanana kadar bölgede balık avlanmaması uyarısında bulunuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/gaziantepteki-karasu-cayi-renk-degistirdi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Dec 2023 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2023/12/thumbs-b-c-d7165be6ce598c8474a4b4d7021496d4.jpeg" type="image/jpeg" length="69674"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim değişikliği tüketici davranışlarını değiştirmeye devam ediyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-tuketici-davranislarini-degistirmeye-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-tuketici-davranislarini-degistirmeye-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EY, Geleceğin Tüketicisi Endeksi’nin son versiyonunu yayımladı. Araştırma, iklim değişikliğinin dünya çapında büyümeye devam eden bir gerçek olduğunu ve yerleşik tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye başladığını gösteriyor. Birçok tüketici artık yaşama şeklini ve satın alma alışkanlıklarını değiştirmeye başlarken, çok daha fazlası da aktif olarak bu konu üzerinde düşündüğünü söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası danışmanlık, denetim ve vergi şirketi EY’ın (Ernst &amp; Young), 19 ülkede yaşları 18 ile 40 arasında değişen 22 bin &nbsp;kişi ile gerçekleştirdiği Geleceğin Tüketici Endeksi araştırmalarının yeni versiyonu yayımlandı. Yeni tüketici tercihleri ile değişen tutum ve alışkanlıkları mercek altına alan araştırmaya göre; iklim değişikliğinin etkisi nedeniyle pek çok tüketici halihazırda yaşama şekillerini ve satın aldıklarını değiştiriyor. Tüketici, sürdürülebilir ürünleri seçmeye ve bunun için daha fazla ödemeye geçmişe göre daha fazla istekli. Tüketiciler gezegenin sağlığı konusunda endişe duyarken, şirketlerin olumsuz etkiyi azaltmak ve olumlu etkiyi artırmak için daha fazla liderlik göstermesini bekliyor.</p>

<p>EY Geleceğin Tüketicisi Endeksi, tüketicilerin değişen iklimin etkisini günlük yaşamlarında ne ölçüde hissettiklerini de gösteriyor. Yüksek sıcaklık, yangın, kuraklık, sel ve kuvvetli rüzgarların artması; evlerini ve geçim kaynaklarını, suya erişimlerini, normalde satın aldıkları yiyecekleri ve geleceğe yönelik planlarını etkiliyor. Birçok insan aktif olarak yaşama ve tüketme şekillerini değiştirmeyi düşünüyor.</p>

<p>Araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 42'si, iklim değişikliğinin fiyatları artırması veya ürünlerin sınırlı bulunabilirliği nedeniyle yedikleri gıdayı değiştirmeyi düşünüyor ve yüzde 29'u şimdiden yeni seçimler yapmak zorunda kalıyor. Değişen iklime uygun ürünleri satın almaya başlayanların oranı ise yüzde 25 ile oldukça yüksek.</p>

<p><b>İKLİM ETKİSİNE İLİŞKİN FARKINDALIK HIZLA ARTMAYA DEVAM EDİYOR</b></p>

<p>Tüketiciler değişen alışkanlıklar konusunda maddi durumlarının ve genel ekonominin ön planda olduğunu belirtiyor. Maddi kaygılar nedeniyle evde daha fazla vakit geçiriyorlar ve yüzde 74'ü gelecekte daha az satın almayı planladıklarını söylüyor. Yüzde 73'ü için bu bir tasarruf çabasıyken, yüzde 49'u alınan çoğu eşyaya ihtiyaç duymadığını düşünüyor. Yüzde 39'u ise çevreye yardımcı olmak için daha az satın almaya çalışıyor.</p>

<p><b>GENÇ NESİL MARKALARIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİNİ KONTROL EDİYOR</b></p>

<p>EY Geleceğin Tüketicisi Endeksi, genç nesillerin iklim değişikliğine yanıt olarak dramatik değişiklikler yapmayı düşündüklerini gösteriyor. Örneğin, 18-42 yaşlarındaki tüketicilerin (Z Kuşağı ve Y kuşağı) yüzde 44'ü daha ılıman iklime sahip bir bölgeye taşındı veya taşınmayı düşünüyor. Yüzde 58'i enerji tasarrufu için evlerini uyarladı veya uyarlamayı düşünüyor.</p>

<p>Bunun yanı sıra Endeks, her kuşaktan insanın bu konuda bir şeyler yapmak istediğini de ortaya koyuyor. Daha az plastik kullanmak, daha fazla geri dönüşüm veya su tasarrufu yapmak gibi davranışlar söz konusu olduğunda, yaşlı tüketiciler buna öncülük ediyor. Genç tüketiciler daha kaliteli satın almaya, markaların sürdürülebilirliğini kontrol etmeye ve arkadaşlarına ne satın alacakları konusunda öneri sunmaya daha fazla odaklanıyor.</p>

<p><b>TÜKETİCİLER ŞİRKETLERİN YENİLENEBİLİR ENERJİYİ VE DAHA AZ SU KULLANDIĞINI GÖRMEK İSTİYOR</b></p>

<p>Araştırmaya katılanların yüzde 67'si iklim değişikliğinin gezegene etkilerinden endişe duyduğunu söylerken, yüzde 34'ü hükümetlerinin yeterli önlem aldığını söylüyor. Yüzde 56'lık bir kesim ise tüketicilerin şirketleri daha iyi sosyal ve çevresel sonuçlar elde etmeye zorlaması gerektiğine inanıyor, yüzde 73'ü şirketlerin değişime öncülük etmesi gerektiğini, yüzde 77'si ise bunun hükümete bağlı olduğunu düşünüyor. Tüketiciler şirketlerin yenilenebilir enerji ve daha verimli ya da daha az su kullandığını görmek istiyor.</p>

<p><b>İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİSİ ÖNEMLİ ADIMLAR ATILMASINI ZORUNLU KILACAK </b></p>

<p>EY, araştırma sonucunda çıkan ve dikkate alınması gereken temel eylem konularını şu şekilde sıralıyor.</p>

<p><strong>İş yapış şeklinizi değiştirin:</strong> İklim değişikliğini azaltmayı planlayan şirketler bunu gelecekteki bir felaketi önlemek için yapıyor, ancak değişim şu anda gerçekleşiyor ve bu iş yapış şeklinizi de etkileyecek. Tedarik zincirinin bozulmasından işçi güvenliğine kadar, işinizi iklim değişikliği gerçeğine uyarlamak için gerekli önlemleri alıp, şimdi yatırım yapmazsanız daha maliyetli olacaktır. Basitçe söylemek gerekirse, şimdi yatırım yapın veya daha sonra daha fazla yatırım yapın.</p>

<p><strong>Sattığınız ürünleri değiştirin: </strong>Tüketiciler, güneş kremi gibi küçük önlemlerden sel ve fırtına koruma önlemleri gibi daha büyük harcamalara kadar, yaşanan değişikliklere uyum sağlamalarına yardımcı olabilecek ürün ve hizmetlere giderek daha fazla odaklanıyor. Şirketlerin, çevre şartları değiştikçe hangi ürünlerin daha fazla veya daha az alakalı hale geleceğini düşünmesi gerekecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Azaltırken uyum sağlayın:</strong> Uyum ve azaltma arasında seçim yapamazsınız ancak ikisini aynı anda yönetmelisiniz. İklim değişikliğini hafifletmeye çalışmadan ona uyum sağlamak, uyum ihtiyacını daha da artıracak ve değişimin hızını artıracaktır.</p>

<p><strong>Cesur olun, yarının ötesine bakın:</strong> Güvenli davranmak, uzun vadede sürdürülebilir değer yaratmayacaktır. Uzun vadeli planlar yapmayan şirketler, harekete geçme zamanı yaklaştığında çok geç ve çok az şey yapmış olacaklar. İklim değişikliğine uyum sağlamak, liderlerin tüketicilere, paydaşlara ve yatırımcılara değer sağlayacak ürün ve hizmetler yaratmanın yeni yollarını aramasını gerektirecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Cemil Cahit SARAÇOĞLU</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-degisikligi-tuketici-davranislarini-degistirmeye-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Fri, 15 Dec 2023 14:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2023/12/1702637162-kaan-birdal-ey-t-rkiye-irket-orta-t-ketici-r-nleri-ve-perakende-sekt-r-lideri.jpeg" type="image/jpeg" length="86832"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anadolu Üniversitesi açık öğretimde karbon ayak izini azaltıyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/anadolu-universitesi-acik-ogretimde-karbon-ayak-izini-azaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/anadolu-universitesi-acik-ogretimde-karbon-ayak-izini-azaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yükseköğretim imkanını 41 ülkede sunan Anadolu Üniversitesi, Açıköğretim Sistemi'ndeki sınav ve kullanılan materyallerin sayısını düşürerek karbon ayak izini azaltma konusunda ilerleme kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rektörlükten yapılan açıklamaya göre, yurt içi ve yurt dışında Açıköğretim Sistemi sınavlarının tüm süreçlerinde sürdürülebilirlik çalışmaları gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Bu kapsamdaki kurumsal süreçlerle daha az kağıt kullanımına, daha az ürün ve hizmet uygulamalarına geçilerek doğal yaşamın korunması ve geliştirilmesine katkı sağlanıyor. 2021-2022 ile 2023-2024 akademik güz dönemlerinde Açıköğretim Sistemi ara sınavları arasındaki sayısal veriler, sürdürülebilirlik konusunda yapılan çalışmaların başarılı sonuçlar verdiğini ortaya koydu.</p>

<p>2021-2022 Güz Dönemi'nde sınav oturum sayısı 4 iken, 2023-2024 Güz Dönemi'nde 3'e, sınav materyallerinin yer aldığı kutu sayısı 21 bin 887 iken 12 bin 449'a, sınav evrakının kullanımı için tahsis edilen lojistik araç sayısı 53 iken 29'a indirildi.</p>

<h3><strong>Kağıt kullanımı 155 bin tondan 48 bin tona geriledi</strong></h3>

<p>Sınava giren öğrencilerin kullandığı optik formların ve kitapçık sayfa sayılarında da yüzde 50 düşüş sağlandı.</p>

<p>Buna göre, 2021-2022 Güz Dönemi'ne kıyasla 2023-2024 Güz Dönemi'nde kullanılan optik form 4 milyon 473 bin 112 adetten 2 milyon 450 bin 426'ya, kitapçık sayfa sayısı 40 milyon 674 bin 596'dan 25 milyon 971 bin 940'a geriledi. Önceki yıllarda 155 bin tonu bulan kağıt kullanımı son 2 senede kademeli olarak önce 98 bin tona, 2023-2024 Güz Dönemi ara sınavlarında ise 48 bin tona kadar düştü. Fire verilen 29 bin ton kağıt ise yine 2023-2024 Güz Dönemi ara sınavlarında 674 kilograma kadar azaltıldı.</p>

<p>Sınav poşetlerinin sayısında yaklaşık yüzde 25 tasarruf, fire kitapçıkların sayısında yaklaşık yüzde 95 azalmanın yanı sıra geleneksel üretim sistemlerine oranla daha az enerji tüketimi sonucunda Anadolu Üniversitesi yeşil bir gelecek için önemli derecede tasarruf sağladı.</p>

<p>Alınan tedbirlerle her sınav dönemi için 2 bin 140 ağacın kesilmesine, 5 tondan fazla atık plastiğin doğaya karışmasına ve ulaşım ihtiyacının azalmasıyla binlerce ton karbondioksitin doğaya salınmasına engel olundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"Yeni nesillere temiz ve yaşanılır bir dünya bırakmak tek hedefimiz"</strong></h3>

<p>Açıklamada, görüşlerine yer verilen Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal, mevcut öğrencilerine kaliteli eğitim olanağı sunarken, gelecek nesillerin temiz, sürdürülebilir bir dünyada yaşayabilmeleri için de çalışılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Hem sıfır atık hem de enerji verimliliği anlamında yaptıkları önemli çalışmaların sonuçlarını almaya başladıklarını belirten Erdal, şunları kaydetti:</p>

<p>"Yapılan enerji verimliliği çalışmaları sonucunda 2019 ila 2022 yılları arasında ortalama yüzde 23,25 tasarruf sağlamış bulunuyoruz. Her yıl 2,6 milyondan fazla pet bardağın, 1,6 milyondan fazla yemek setinin, 25 binden fazla büyük boy çöp poşetinin ve tonlarca kağıt ve plastik atığın doğaya bırakılmasının önüne geçtik. Yine Anadolu Üniversitesi olarak düzenlenen ağaç dikim etkinlikleriyle de binlerce fidanı toprakla buluşturduk. Bu kapsamda tüm dünyada öğrencisi bulunan Açıköğretim Sistemi ile gerçekleştirdiğimiz sınav organizasyonlarında hem çevresel hem de ekonomik sürdürülebilirlik çalışmalarında oldukça büyük başarılar elde ettik. Sınav oturumu, kutu, görevli, lojistik araç, salon, bina, optik form, kitapçık sayfa sayıları kalemleri geçtiğimiz yıllara göre yüzde 50 azaltıldı. Bu durum hem çevremize verdiğimiz zararı hem de sınav organizasyonlarıyla oluşan yüklü ekonomik süreci yarı yarıya azalttı. Dijital dönüşümü eğitim ve idari süreçlerde başarıyla yöneten üniversite olarak yeni nesillere temiz ve yaşanılır bir dünya bırakmak tek hedefimiz."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ezgi Bardakçı</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/anadolu-universitesi-acik-ogretimde-karbon-ayak-izini-azaltiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 Dec 2023 17:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2023/12/thumbs-b-c-500a5e3defbf4469be5a77b5233222f4.jpeg" type="image/jpeg" length="31339"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Temiz enerji dönüşümünde kimyasallara talep artacak]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/temiz-enerji-donusumunde-maden-ve-kimyasallara-talep-artacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/temiz-enerji-donusumunde-maden-ve-kimyasallara-talep-artacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası Enerji Ajansının raporuna göre, 2040'ta lityum talebi 2020'ye göre 42, grafit talebi 25, kobalt talebi 21, nikel talebi 19 ve nadir toprak elementleri talebi de 7 katına çıkacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yenilenebilir enerjinin küresel elektrik üretimindeki payı yüzde 30'u aşarken, yenilenebilir enerji teknolojilerinin gelişimi ve bu teknolojilerin kurulumunda kullanılan demir, çelik, bakır, kompozit, polimer, çinko, alüminyum, silikon, polisilikon gibi maden ve kimyasallara talebin artması bekleniyor.</p>

<p>AA muhabirinin uluslararası kaynaklardan derlediği bilgilere göre, küresel enerji tüketimi Asya'dan gelecek taleple 2024'te yüzde 1,8 artacak, yenilenebilir enerji kaynaklı enerji talebi de yüzde 11 yükselecek.</p>

<p>Kovid-19 salgını sonrası tedarik zincirindeki yavaşlama, bu süreçte ortaya çıkan enerji krizi ve Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında ülkelerin enerji güvenliğini yerli kaynaklardan sağlama ihtiyacı, özellikle diğer kaynaklara göre kurulum yatırımı uygun, kolay ve ölçeklendirilebilir olan güneş enerjisi santrallerine ve kaynak temizliği açısından rüzgar, jeotermal ve biyokütle gibi kaynaklara yönelimi artırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avrupa Birliği'nin REPowerEU Planı'na göre, Birlik 2030'a kadar Rusya kaynaklı fosil yakıt bağımlılığını yerli kaynaklarla ikame etmek istiyor.</p>

<p>ABD'nin Enflasyonu Düşürme Yasası ile Çin'in 14. Yenilenebilir Enerji 5 Yıllık Planı, yenilenebilir enerjinin gelecek yıllarda daha fazla sisteme dahil edilmesine katkı sağlayacak gelişmelerin başında geliyor.</p>

<p>Ülkelerin yenilenebilir enerjinin üretimdeki payını artırma politikaları, yenilenebilir enerji teknolojilerinin artışını desteklerken bu durumun özellikle güneş, rüzgar, hidrojen, batarya ve elektrik depolama sistemlerini kapsayan geniş bir alanda kullanılacak maden ve minerallere talebi artıracağı öngörülüyor.</p>

<p>Rüzgar enerji teknolojilerinde kullanılan maden ve mineraller, rüzgar türbininin karasal ve deniz üstü olmasına göre değişiklik gösteriyor. Yol, şebeke ekipmanları ve türbinler demir ve çelik kaynaklı iken polimer ve kompozitler de bu alanda yaygın olarak kullanılıyor.</p>

<p>Bakır, alüminyum, bronz gibi metaller de türbin teknolojisinde önemli yer tutuyor. Bunun yanında beton ve ilgili altyapı inşaat malzemelerinden de tüm enerji kaynaklarının inşasında yararlanılıyor.</p>

<p>Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği Başkanı Ufuk Şentürk, jeotermal enerji üretiminde kullanılan materyallerin yüksek ısılara dayanıklı olduğunu söyledi.</p>

<p>Cihazların büyük çoğunluğunun çelik olduğunu ifade eden Şentürk, "Bakır ise iletken tellerde kullanılıyor. Jeotermal enerji santrallerindeki türbinlerde kullanılan kalitede dayanıklılığı artırılmış çelik maalesef ithal ediliyor ve ülkemizde üretilmiyor. Buna uygun bir teknoloji gerekliliği bulunuyor. Ancak eşanjörler ve diğer adıyla ısı değiştiriciler için kullanılan çelik ülkemizde üretilebiliyor. Elektrik iletimi için gerekli bakır kablolar da ülkemizde üretiliyor." diye konuştu.</p>

<p>Şentürk, ülkelerin yenilenebilir enerji teknolojisi artışında daha fazla madene ihtiyaç duyacağını belirterek, "Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) raporuna göre, 2040'ta lityum talebi 2020'ye göre 42, grafit talebi 25, kobalt talebi 21, nikel talebi 19 ve nadir toprak elementleri talebi de 7 katına çıkacak." bilgisini verdi.</p>

<h3>Maden ihracatı 6 milyar dolardan 30 milyar dolara çıkabilir</h3>

<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi Maden Sektör Kurulu Başkanı Rüstem Çetinkaya da çevreye zarar vermekle suçlanan madenlerin temiz enerjiye geçişte çok büyük öneme sahip olacağını dile getirerek, "Yeşil enerji madenler üzerine kurulacak ve yeşil enerjinin kalbinde madenler yer alacak. Madenleri kabul ederek, çevre ya da maden arasında bir tercih yapmadan yol almamız gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>IEA'nın hazırladığı rapora göre, lityum, kobalt, grafit, nikel, bakır, alüminyum gibi madenlerin kullanımının 2040'a gelindiğinde 6 kat artmış olacağına dikkati çeken Çetinkaya, "Bu stratejik madenlerle güneş panelleri, rüzgar santralleri yapılıyor, lityum pillerinde kullanılıyor. Rüzgar panellerini taşıyacak ayaklar için dahi alüminyuma ihtiyaç duyuluyor." dedi.</p>

<p>Çetinkaya, madencilik konusunda gelişmiş ülkeler seviyesinde üretime geçildiği taktirde yıllık ortalama 6 milyar dolar olan ihracat tutarının 30 milyar dolara çıkabileceğini belirterek şunları kaydetti:</p>

<p>"Eğer bu rakamlara ulaşabilirsek Türkiye'nin en çok ihracat gerçekleştiren sektörleri arasında yer alabiliriz. Böylece ham madde anlamında da bağımsızlığımızı yakalayabilir, madenlerimizi üreterek ekonomiye kazandırabilir, entegre tesisler kurarak cari açığımızı kapatma noktasında madenlerden katkı sağlayabiliriz. Madene karşı olmak, yaşam şeklimize karşı gelmek anlamını taşıyor. Hayatımızın her yerinde maden var. Bu yaşam şekline devam edeceksek eğer madenlere her zaman ihtiyacımız olacak."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/temiz-enerji-donusumunde-maden-ve-kimyasallara-talep-artacak</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Dec 2023 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2023/12/thumbs-b-c-0684469cd1a79d7f97e88ca15d231ace.jpeg" type="image/jpeg" length="29488"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Amasya'daki baraj ve göletlerin doluluk oranları yüzde 40'a ulaştı]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/amasyadaki-baraj-ve-goletlerin-doluluk-oranlari-yuzde-40a-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/amasyadaki-baraj-ve-goletlerin-doluluk-oranlari-yuzde-40a-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amasya'da 21 baraj ve göletin doluluk oranı ortalama yüzde 40'a yükseldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Devlet Su İşleri (DSİ) 73. Amasya Şube Müdürlüğü, sorumluluk sahası içinde bulunan baraj ve göletlere ait doluluk oranlarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Baraj ve göletlerde geçen aya göre artış olduğu gözlenirken DSİ'nin açıkladığı verilere göre, Göynücek Gediksaray Göleti yüzde 14,3, Gümüşhacıköy Çitli Göleti yüzde 13,5, Gümüşhacıköy İmirler Göleti yüzde 36,8, Gümüşhacıköy Sarayözü Barajı yüzde 36,7, Hamamözü Yeniköy Göleti yüzde 88,4, Amasya Merkez Ağılönü Göleti yüzde 74,7, Değirmendere Göleti yüzde 75,3, Doğantepe Göleti yüzde 51,1, Duruca Göleti yüzde 45,9, İbecik Göleti yüzde 72,2, Ortaköy Göleti yüzde 17,3, Yassıçal Göleti yüzde 78,4, Ziyaret Göleti yüzde 72, Merzifon Paşa Göleti yüzde 25,9, Merzifon Sarıbuğday Göletinde yüzde 5,1, Merzifon Yakacık Göleti yüzde 25,3, Suluova Bayırlı Göleti yüzde 70,1, Suluova Ladik Gölü yüzde 35,8, Suluova Yedikır Barajı yüzde 43,4, Taşova Destek Göleti yüzde 100 ve Taşova Uluköy Barajı yüzde 30,9 doluluk oranına ulaştı.</p>

<p>Amasya genelindeki baraj ve göletlerin geçen ay ortalama doluluk oranının yüzde 36 olduğu bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/amasyadaki-baraj-ve-goletlerin-doluluk-oranlari-yuzde-40a-ulasti</guid>
      <pubDate>Tue, 12 Dec 2023 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2023/12/thumbs-b-c-c2aecac0a57a2094332d4056a40c035b.jpeg" type="image/jpeg" length="99571"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sakarya'da sağanağın ardından denizde kirlilik oluştu]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/sakaryada-saganagin-ardindan-denizde-kirlilik-olustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/sakaryada-saganagin-ardindan-denizde-kirlilik-olustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya'nın Karadeniz'e kıyısı bulunan Karasu ilçesinde, sağanağın ardından denizin rengi kahverengileşti, sahil şeridinde kirlilik meydana geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kent genelinde etkisini gösteren sağanağın ardından yüksek noktalardaki atık, dal ve kaya parçaları, debisi yükselen Sakarya Nehri ile denize sürüklendi.</p>

<p>Sahil şeridinde toplanan çok sayıda plastik şişe, kaya, ağaç ve odun parçaları ve çeşitli atıklar plajda kirlilik oluşturdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.aa.com.tr/uploads/userFiles/54a427bf-71c5-4e63-a83d-6196709e92a3/009_2023%2F001_2023%2F21_Aralik%2F17%2F20231211_2_61637067_95768516.jpg" /></p>

<p>Sakarya Nehri ile Karadeniz'in birleştiği bölgede, denizin rengi de gelen çamurlu suyun etkisiyle kahverengi bir görünüm aldı.</p>

<p>İş makineleriyle temizlik çalışmasının başlatılacağı kıyıdaki kirlilik ve suyun rengi, havadan görüntülendi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/sakaryada-saganagin-ardindan-denizde-kirlilik-olustu</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Dec 2023 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2023/12/thumbs-b-c-5fdcaa5903a6c48e6fb543368c2c3b1a.jpeg" type="image/jpeg" length="83948"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taşkın risklerine karşı tahmin ve erken uyarı sistemleri devreye alınıyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/taskin-risklerine-karsi-tahmin-ve-erken-uyari-sistemleri-devreye-aliniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/taskin-risklerine-karsi-tahmin-ve-erken-uyari-sistemleri-devreye-aliniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı, taşkınların yol açabileceği muhtemel hasarların minimuma indirilmesi amacıyla taşkın tahmini ve erken uyarı sistemlerini peyderpey havzalarda uygulamaya almaya hazırlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Bakanlık, ülkede taşkın riski bulunan yerleşim yerleri ile tarım arazilerinde zararları en aza indirebilmek için çalışmalar yürütüyor.</p>

<p>Bu kapsamda, taşkın hususunda "kriz yönetimi" yerine "risk yönetimi" modeline geçiş yapılıyor. Bakanlık tarafından ülkedeki taşkın riskinin azaltılması ve yönetilmesi amacıyla havza ölçeğinde taşkın yönetim planları hazırlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu planların hazırlanmasına 2016'da başlandı. Bu yıl itibarıyla Yeşilırmak, Ceyhan, Seyhan, Büyük Menderes ve Küçük Menderes'in de aralarında olduğu 24 havzada çalışmalar tamamlandı.</p>

<p>Avrupa Birliği IPA-II Programı kapsamında 2021'de Meriç-Ergene Havzası Taşkın Yönetim Planı'nın Hazırlanması Projesi de başlatıldı ve çalışmalar sürüyor.</p>

<h3><strong>Taşkın tahmini ve erken uyarı sistemi çalışmaları</strong></h3>

<p>Muhtemel taşkının zamanı, yeri ve etkilerini 12 ila 72 saat önceden tahmin ederek, gerekli uyarıların yapılması, böylece can ve mal kayıplarının önlenmesi amacıyla Taşkın Tahmini ve Erken Uyarı Merkezi (TATUM) kurulmuştu. 2021-2023 yıllarında yürütülen çalışmalarla modellemede kullanılacak Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) veri setlerinin oluşturulan sisteme entegrasyonu sağlandı.</p>

<p>Seçilen 15 pilot alt havzada, hidrolojik ve hidrodinamik modelleme çalışmalarıyla izleme-değerlendirme ve raporlama çalışmalarının yürütülebileceği internet ara yüzü oluşturuldu.</p>

<p>Pilot projeyle çalışmalarına başlanan Ulusal Taşkın Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi'nin 2026'ya kadar 6 nehir havzasında yaygınlaştırılması ve 2024-2028 yıllarında 25 nehir havzasında tamamlanması planlanıyor.</p>

<h3><strong>Su seviyeleri gözlem istasyonlarıyla takip ediliyor</strong></h3>

<p>Ayrıca DSİ tarafından, taşkın ve rüsubat kontrolüne yönelik yürütülen yapısal tedbirlere ek olarak Taşkın Erken Uyarı Sistemi (TEUS) Projesi kapsamında da seviye gözlem istasyonları (SGİ) kurulmasına yönelik çalışmalar başlatıldı.</p>

<p>Bu kapsamda, özellikle yerleşim yerleri içinden geçen, taşkın riski arz eden akarsular üzerinde kurulmaya başlanan ve gerçek zamanlı veri sağlayan SGİ'ler vasıtasıyla akarsu yataklarındaki su seviyeleri takip ediliyor.</p>

<p>SGİ'lerden elde edilen su seviyesi verilerinin, riskli bölgelerdeki vatandaşların uyarılması ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla taşkın uyarılarından sorumlu kurumlara aktarılması planlandı. 2024 sonuna kadar 533, 2026 sonuna kadar ise toplam 723 TEUS istasyonu kurularak, önceden uyarı yapılıp vatandaşların can ve mal güvenliğine gelebilecek hasarlar minimuma indirilecek.</p>

<p>Öte yandan, taşkınların etkilerinin asgari seviyeye düşürülebilmesi, dere yataklarına yapılan müdahalelerin önlenmesi ve taşkın riskinin yapılacak tüm çalışmalarda dikkate alınması amacıyla gerekli mevzuatın hazırlanması için de çalışmalar devam ediyor.</p>

<h3><strong>Su yapılarına gelecek akımın tahmini için model oluşturuldu</strong></h3>

<p>Akım Tahmin ve Havza Optimizasyon Modeli (ATHOM) sayesinde, barajlarda her gün yenilenen meteorolojik ve hidrolojik tahminlerle özellikle taşkın mevsiminde baraj ve mansap güvenliğini sağlayacak şekilde taşkın riskini azaltan optimum işletme politikalarını oluşturma imkanı getirilecek.</p>

<p>Bu kapsamda, Seyhan Havzası için DSİ tarafından tekli ve ardışık su yapılarına gelecek akımının tahmin edilmesi ve buna bağlı olarak depolama tesislerinin su bütçelerinin hazırlanarak saatlik, günlük, aylık ve yıllık bazda işletilmesini sağlayacak bir model geliştirildi ve kullanıma sunuldu.</p>

<p>DSİ tarafından geliştirilen Taşkın Arıza ve Müdahale Mekansal Bilgi Sistemi (TAMBİS) internet ve mobil uygulama olarak tasarlandı. Revizyon çalışmaları süren uygulama sayesinde vatandaşlar taşkınları ihbar edebilecek. Bunun yanında uygulama üzerinden geçmiş taşkınlar, işletmeye açılmış taşkın kontrol tesisleri ile akarsu yataklarına yapılan müdahaleler gibi bilgilere ulaşılabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/taskin-risklerine-karsi-tahmin-ve-erken-uyari-sistemleri-devreye-aliniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 Dec 2023 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2023/12/thumbs-b-c-4ebf598b3139ff78a31fc068c1c63ac9.jpeg" type="image/jpeg" length="82957"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Deniz, kendinden alınanı mutlaka geri alacaktır']]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/deniz-kendinden-alinani-mutlaka-geri-alacaktir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/deniz-kendinden-alinani-mutlaka-geri-alacaktir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TTKD Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, kıyı dolgu alanlarının sayısı ve olumsuzluklarına dikkati çekerek, "Göl, deniz, nehir gibi yaşam alanlarına yapılan dolgular; yerleşim alanlarının, dağların, belli yükseklikleri olan coğrafi elemanların panoramik görüntüsüne, ekosistemine, yaşamına zarar veriyor. Ayrıca, yapay dolgular hafriyatlardan yapıldığı için deprem açısından da sorunlu. Deniz ve su, yolunu, yatağını bırakmadığı gibi kendinden alınanı da mutlaka geri almaktadır, alacaktır da" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Cumhurbaşkanlığı Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli Kurulu Üyesi ve&nbsp;Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, ülkede kıyı dolgu alanlarının sayısı ve olumsuzluklarının arttığını söyledi. Dr. Kesici, göl, deniz, nehir gibi yaşam alanlarına yapılan dolguların; yerleşim alanlarının, dağların, belli yükseklikleri olan coğrafi elemanların panoramik görüntüsüne, ekosistemine ve yaşamına zarar verdiğini kaydetti. Yapay dolguların, hafriyatlardan yapıldığı için deprem açısından da sorunlu olduğunu kaydeden Dr. Kesici, "Ülkemizde neredeyse her bölgede dere yataklarının doldurulması, daraltılması, işgali, sel ve doğal felaketler bakımından da çok büyük kayıplara neden oluyor. Kıyı alanlarının doğal özellikleri insanlarca yok edildikçe, dolgu alanları da mutlaka sonradan göl veya deniz tarafından adeta geri alınmakta. Ülkemizde bunun birçok örneğini yaşamak suretiyle görmek çok üzücü" dedi.<br />
<br />
<strong>İSTANBUL'DA 5 BİN 313 KİLOMETREKARE DENİZ DOLGUSU</strong><br />
<br />
Kıyı alanlarını doldurarak yapılaşmayla, hem su yaşamının, hem de insan yaşamının riske atıldığını belirten Dr. Kesici, kıyı-kenar çizgilerini hiçbir nedenle daraltmamak gerektiğine işaret etti. Türkiye'de kıyı kenarlarının doldurularak alan elde etme geçmişinin 1950'li yıllara dayandığını anlatan Dr. Kesici, "Ancak 1980'lerden sonra bu yöntem hız kazandı. Başta İstanbul olmak üzere Karadeniz'den güneye kadar tüm kentlerde doldurma alanlar yapıldı. Kıyı doldurmalarının en yoğun olduğu İstanbul'da yüz ölçümü 5 bin 313 kilometrekare olan dolgu alanları, neredeyse bir ilçe büyüklüğüne ulaştı. Son 15-20 yılda ise 'denizi doldurma'&nbsp;inşaat sektörünün en önemli alanlarından biri haline geldi" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>DOLGU YAPI ÖRNEKLERİ;&nbsp;DENİZ-SU GERİ ALACAK</strong><br />
<br />
Karadeniz Sahil Yolu'nun dolgu olan kısımlarının zaman zaman doğa tarafından geri alındığına dikkati çeken Dr. Kesici, son günlerde yaşanan kayıplara ilişkin şu örnekleri verdi:<br />
<br />
"Hopa-Sarp yolunun deniz doldurularak yapılan bölümü 15 yıl arayla 2 kez 10 metreyi bulan dalgalar nedeniyle çökmüştü. Ordu-Giresun Havalimanı inşası için ocaklardan 22,5 milyon metreküp taş alındığı ve bölgede büyük tahribatlara yol açtığı belirtiliyor. Bu alanın yakınında yine deniz dolgu üzerine 60 bin metrekarelik Ordu Fındık ve Çikolata Park Projesi devam ediyor. İzmir Körfez kesimindeki deniz taşması, su baskınları körfezdeki daralmalar sonucu yaşanan kayıplar. Kocaeli'deki dolgu alanlarıyla yeni liman çalışmalar. Hatay'da Amik Gölü'nün kurutulmasıyla yapılan havalimanı ile etrafında yapılan yerleşim alanları, tarlaları her yıl su basmakta. Dolgu alanı üzerine inşa edildiği bildirilen İskenderun Limanı ve sahil yolunda yaşananlar. Ülkemiz stratejik amaçlı içme suyu kaynağı doğal tatlı su göllerinden olan Eğirdir Gölü ve Beyşehir Gölü kıyılarında kamu yararı bakışlı rekreasyon alanlarının daha sonra konutlarla işgali ve bilhassa Eğirdir'de göl kıyısında konumlanan konut ve yola doğru yaşayan tehlikeli heyelanların sıklığı ve su kirliliği. Mersin'deki Denizpark alanının denizden dolgu nedeniyle Kıyı Kanunu'na aykırı olması gerekçesiyle Danıştay'ın projeyi yok sayıp yıkım kararı alması. Milyonlarca yıl içerisinde dalgalarıyla yolunu, kıyısını, sahili oluşturup, enerjisini boşaltan, dinginleştiren deniz-kara dengeli biyolojik çeşitlilik, ekosistem yapısı, kendisine yapılan ekolojik olmayan yapay ekleme ve dolgu alanlarını asla kabullenmez. Son dönemde dolgu alanlarda yaşananlar budur. Deniz ve su, yolunu, yatağını bırakmadığı gibi kendinden alınanı da mutlaka geri almaktadır, alacaktır da."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/deniz-kendinden-alinani-mutlaka-geri-alacaktir</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Dec 2023 12:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2023/12/27a06d49b6e1ad17dfc8f3af92767acc.jpeg" type="image/jpeg" length="24828"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim hedeflerine ulaşmanın maliyeti artıyor]]></title>
      <link>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-hedeflerine-ulasmanin-maliyeti-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-hedeflerine-ulasmanin-maliyeti-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) finans yöneticisi Aaron Vermeulen, sadece küresel güney ülkelerinin iklim hedeflerine ulaşabilmeleri için 2030'a kadar yıllık 4,5 trilyon dolara ihtiyaç duyulacağını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai kentinde devam eden Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28. Taraflar Konferansı (COP28) kapsamında Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından "İklim İçin Hemen Finansman! İklim Finansmanının Kilidini Açmak" başlıklı panel düzenlendi.</p>

<p>Panelde, WWF'in İklim ve Enerji Politikaları yöneticisi Fernanda Carvalho, finans departmanı yöneticisi Aaron Vermeulen, orman departmanı yöneticisi Fran Price ile Afrika Politika ve İşbirliği Başkanı Laurent Some yer aldı.</p>

<p>Panelin ilk konuşmacısı Carvalho, finansman sorununun iklim eylem planında konuşulan önemli meselelerden biri olduğuna dikkati çekerek, "COP28’e bazı olumlu sinyallerle başladığımızı düşünüyorum ama ihtiyacımız olan kaynağı göz önünde bulundurduğumuzda bu olumlu sinyaller aslında sadece emekleme aşamasında." dedi.</p>

<p>COP zirvelerinde, iklim kriziyle mücadelede oluşturulan çeşitli fonlara milyarlarca dolar aktarılacağı yönünde taahhütler verildiğini hatırlatan Carvalho, öte yandan gelinen son noktada artık trilyon dolar seviyesinde fonlara ihtiyaç duyulduğunu belirtti.</p>

<p>Vermeulen ise "Sadece küresel güney ülkelerinin, iklim hedeflerine ulaşabilmeleri için 2030'a kadar yıllık 4,5 trilyon dolara ihtiyacı olacak." diye konuştu.</p>

<p>BM’nin, sıfır emisyon hedeflerine ulaşılması için gereken finansmandan çok uzak olunduğu görüşünü paylaşan Vermeulen, iklim hedeflerine ulaşılması için hükümetler kadar özel finans sektörünün de yeni stratejiler geliştirmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Bu noktada Avrupa Merkez Bankasının (ECB) düzenlemeye giderek iklim krizi risklerine karşı bankalardan çeşitli taleplerde bulunduğunu anımsatan Vermeulen, "Eğer bu Avrupa'da gerçekleşmezse, dünyanın geri kalanında hiç gerçekleşmez." dedi.</p>

<p>Daha sonra söz alan Price, iklim kriziyle mücadelede ihtiyaç duyulan finansman ile ayrılan fonlar arasında ciddi fark olduğuna dikkati çekti. Price, "2030'a kadar orman kaybını durdurmak ve tersine döndürmek için ortalama yıllık 460 milyar dolara ihtiyaç duyulduğu tahmin ediliyor." diye konuştu.</p>

<p>COP27’de başlatılan Orman ve İklim Liderleri Ortaklığı programı çerçevesinde ulusal eylem planlarına Kolombiya, Gana, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Papua Yeni Gine’deki ormanların korunması maddesinin dahil edilmesinin önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Price, "Bunlar doğru yönde adımlar ve verilen sözler gayet güzel ama bizim nihayetinde harekete ihtiyacımız var. Bizim COP’tan beklentimiz artık söz vermenin ötesinde, harekete geçilmesi." ifadesini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Panelin son konuşmacısı Some ise Afrika’nın küresel ısınma kaynaklı aşırı hava olaylarından en çok olumsuz etkilenen bölgelerden biri olduğuna işaret ederek, kıtadaki gelişmekte olan ülkelere vadedilen yardım sözlerinin artık hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre</category>
      <guid>https://www.baskentgazete.com.tr/iklim-hedeflerine-ulasmanin-maliyeti-artiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Dec 2023 17:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://baskentgazetecomtr.teimg.com/crop/1280x720/baskentgazete-com-tr/uploads/2023/12/thumbs-b-c-ca982887356b356cdf754a8aed52a0ee.jpeg" type="image/jpeg" length="81523"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
