İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yaşam

Başkent sabahları belediyenin çorbasıyla daha sıcak

Eğitim

Başkentli muhtarlara yönelik afet farkındalık eğitimi başladı

Ekonomi

Kahramankazan'da çiftçilere 1 milyon 200 bin sebze fidesi dağıtıldı

Ekonomi

Tüccar ve esnaf İstasyon Caddesi'ni konuştu

Kültür-Sanat

ANKAmall'da spor ve dans etkinlikleriyle 19 Mayıs şöleni yaşandı

Spor

Amatör Sporun dostu Ali Öcal Batıkent'te yaşayacak

Kültür-Sanat

Mor ve Ötesi ile 19 mayıs coşkusu

Kültür-Sanat

Başkentliler Altınfest'te doyasıya eğlendi

Kültür-Sanat

Gordion Yarı Maratonu Lansmanı Anadolu Medeniyetler Müzesi'nde gerçekleştirilecek

Kültür-Sanat

Ulucanlar Desen Çalıştayı Sergisi açıldı

Genel

Başkan Altınok Atatürk'ü andı, 19 Mayıs'ı kutladı

Kültür-Sanat

Nallıhan Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu konser verdi

Özel Haber

Özel Haber Haberleri

"Piyano büyülü bir dünya"

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU 20.06.2018 10:08

Hacettepe Üniversitesi konservetuvar öğrencisi Ulutan, "Piyano bambaşka, büyülü bir dünya. Piyona çalarken sanki tarihin sihirli koridorlarında dolaşıyorum." diyerek de piyanonun büyüleyici bir etkisi olduğunu anlattı.

Nihan Ulutan 19 yaşında genç yeteneklerimizden. Piyano dünyasından müthiş ezgilerle dinleyenlerine her defasında büyük bir müzik ziyafeti yaşatıyor. Hacettepe Üniversitesi konservetuvar öğrencisi Ulutan, "Piyano bambaşka, büyülü bir dünya" diyor. Ulutan, "Piyona çalarken sanki tarihin sihirli koridorlarında dolaşıyorum." diyerek de piyanonun büyüleyici bir etkisi olduğunu belirtiyor. Başkent gazetesi adına Ulutan'la piyano ve sanat üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

• Piyano çalmaya ne zaman başladınız öğrenebilir miyiz?

 Piyano çalmaya 11 yaşında başladım. 8 yıldır Hacettepe Üniversitesi'nde Fazıl Say'ın da öğretmeni olan Kamuran Gündemir'in öğrencisi Sanem Berkalp ile çalışıyorum.

• Müzik sizin için ne ifade ediyor?

Müzik, kendimi ifade etme yöntemim. Kimileri konuşarak, kimileri yazarak sanatını icra eder. Ben de müzikle ifade etme yolunu seçtim. Özellikle piyanonun sesi beni hep çok etkilemiştir. Piyano için yazılmış eserler müzikler beni benden alıyor resmen. Piyano çalarken sanki farklı bir dünyayı ziyaret ediyorum. Piyano çalışırken de zamanın nasıl geçtiğini inanın hiç fark etmiyorum. Bazen o kadar saat geçmiş oluyor ki ben hiç fark etmemiş oluyorum.

• Klasik müzik olarak en çok kimleri dinler, kimlerden etkilenirsiniz?

Piyanistlerden eski ekol seviyorum. Rus ekollerinden Richter, Horowitz, Rubinstein, Martha Argerich dinlerim en çok. Besteci olarak da Mozart, Beet hoven, Tchaikovsky, Schumann ve tabii ki Bach ona da zaten müziğin babası denir kendine. Ancak tüm bu ünlülerin yanında Chopin'in müziği benim için apayrıdır. Bir de İdil Biret'i dinlerim, onu da söylemezsem olmaz.

• Genç bir yetenek olarak müzikte hedefinizi öğrenebilir miyiz?

 İlk hedefim sınırlarım dahilinde teknik olarak çalabildiğim eserleri en iyi şekilde çalabilmek. Onun dışında şu an yurt dışında eğitimime devam etmek istiyorum. Özellikle Almanya ve Avusturya gibi. Bunun dışında konser piyanisti olmak gibi de bir hedefim var.

• Klasik müzik, popüler müzik yanında biraz daha üvey evlat muamelesi görüyor sanki ne dersiniz?

Klasik müzik neden önemsenmiyor ya da önemsenmesi için neler yapılmalı? Bu sadece bizim ülkemizde değil. Dünyada da klasik müzik çok da popüler değil. Klasik müzik herkesin sevebileceği bir müzik olmayabilir. Alışmak ve anlamak gerekiyor belki de. Bu durum Mozart zamanında da böyleydi. Hatta Mozart halkın ilgisinden memnun kalmayınca daha anlaşılır bir müzik tarzına yönelmiş ve böylece romantik dönemde daha anlaşılır müzikler yapılmaya başlanmış.

• Peki klasik müziği diğer müziklerden ayıran en önemli özelliği nedir?

Klasik müzik çok eski zamanlara dayanan bir müzik. Antik Yunan çağlarından gelen bir müzik. Bana kalırsa çok büyük bir tarihinin olması ve sanat içine girmesi, klasik müziği diğer müziklerden ayırıyor. Klasik müzikten sonra pop, caz ve diğer müzik türleri ortaya çıktı. Tüm müziklerin babası klasik müzik diyebiliriz. Baktığınız zaman hemen her müzik türünün alt yapısında bir klasik müzik esintisi görebilirsiniz. Ayrıca klasik müzik bazen bize edebiyatı ve tarihten izler de bırakır.

• Edebiyat ve tarihten izler bırakır derken, buna örnek verir misiniz?

Mesela romantik dönem bestecisi Shuman, Alman şair Schiller'in bir şiirini okuyor ve bu şiirin kendine hissettirdiklerini müziğe döküyor. Mesela Debussy o dönem yaşamış Monet'nin empresyonist resimlerinden etkilenerek ben de müziğimde empresyonizmi anlatacağım demiş. Böylece edebiyatın müziğe nasıl yansıdığını göstermiş bize. Zaten sanat hep iç içedir. Sanatçıların birbirinden etkilenmesi kadar doğal birşey yok.

• Ülkemizde de klasik müziğe daha çok önem verilmesi noktasında neler yapılmasını istersiniz?

Öncelikle konservatuvarlarımızda enstrümanlarımız çok az. Normal şartlarda enstrümanlarımızın yeterli olması gerek. En azından her okulda kuyruklu piyano olmalı. Mesela müzikle ilgili çeşitli çalıştaylar yapılmalı. Öte yandan dünyaca ünlü çok büyük sanatçılarımız, kendi ülkemizde o kadar az konserler veriyor ki, bunu anlamak mümkün değil. Yurt dışında çok fazla konserler veren ünlü piyanistlerimiz kendi ülkelerinde çok daha az ilgi görüyorlar.

• Sevda Cenap And Vakfı için neler söylersiniz?

Bu vakıf muhteşem bir kurum. Her yıl çok iyi müzisyenleri getiren bir festival düzenliyor. Bu işte, icracı ve besteci tarafın yanı sıra destekçiler de çok önemli. Sevda Cenap And Vakfı bizim müziğimizin büyük destekçilerinden. Bu gibi vakıfların artırılması gerektiğini düşünüyorum