İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

Ankara'da üreticilere tohum desteği

Genel

Ankara'ya 3 yılda 16 adet köprülü kavşak yapıldı

Genel

Yenimahalle'de yaz akşamlarına “Bergen” damga vurdu

Genel

Çankaya'ya “27 Aralık Kızılca Gün” parkı

Genel

"Pati dostları Yenimahalle'de bir araya geldi”

Kültür-Sanat

Gordion Antik Kenti'nin isminin geçtiği ilk yazıt bulundu

Genel

Çocuk Trafik Eğitim Parklarında 254 bin çocuğa trafik bilinci aşılandı

Genel

Kahramankazan “1. Grup Belediye” statüsüne yükseldi

Genel

Kadınlar işaret dili öğreniyor

Genel

Minik işçiler çevre ve ağaç sevgisiyle sahaya indi

Kültür-Sanat

Operanın "rockçı" tenorundan yeni albüm

Genel

Başkan Taşdelen: Halk Kart'ı bin lira yaptık

Kültür-Sanat

Kültür-Sanat Haberleri

Yanılanlar yok olup gitti

Makbule AKGÜL AKKUŞ 9.06.2022 10:27
Yanılanlar yok olup gitti

BabaZula, Mor ve Ötesi, Ceylan Ertem, Cahit Berkay, Zülfü Livaneli, Aynur Doğan, Zuhal Olcay, Ayşenur Kolivar, Yeni Türkü, Hayko Cepkin, Sema Moritz gibi isimlerin imzaladığı bildiride, “Tarih bu yanılgılarla dolu. Yanılanlar yok olup gitti; yasakladıklarını zannettikleri türküler bin yıldır dillerde” denildi.

“Müzik Susmayacak” ismiyle bir araya gelen bin 135 müzisyen ortak bir bildiriye imza atarak müzik yasaklarına tepki gösterdi. Jehan Barbur, Hüsnü Arkan, BabaZula, Ceylan Ertem, Cahit Berkay, Zülfü Livaneli, Hayko Cepkin, İlkay Akkaya gibi isimlerin imzaladığı bildiride, besteci, söz yazarı, aranjör, müzik yapımcısı, müzik yazarı ve menajerler gibi sektörün her alanından kişiler bulunuyor. Müzik üzerindeki baskıları, yasaklamaları kabul etmediklerini dile getiren müzik insanları, “Umarız, biz yeni imzalarla müzik dayanışmamızı güçlendirirken, yetkililer de yeni yasaklamalar ve baskılarla karşımıza çıkmaz” dedi. “Müzik susturulamaz, müzisyenler susmaz” başlığıyla yapılan açıklamada şöyle denildi: “Mutluluğu ya da mutsuzluğu yasaklayabilir misiniz? Neşelenmeyi ya da hüzünlenmeyi? Acıyı? Sevinci? Yası, hasreti, öfkeyi, umudu, coşkuyu yasalarla, yasaklarla ya da valilik kararlarıyla yok edebilir, ortadan kaldırabilir misiniz? İşte bu yüzden müziği de sanatı da yasaklayamazsınız. Olsa olsa bir konseri, bir sanat yapıtını ya da etkinliğini yasaklarsınız ve böylece sanata, müziğe, şarkılara, türkülere, stranlara engel olduğunuzu zannedersiniz. Yanılırsınız. Tarih bu yanılgılarla dolu. Yanılanlar yok olup gitti; yasakladıklarını zannettikleri türküler bin yıldır dillerde. Müziğe saldırı tümden insanlığın ruhuna saldırıdır.”

“MÜZİSYENLER DERİN BİR YOKSULLUĞA MAHKUM EDİLDİ”

İki yıldır pandemi tedbirleri gerekçe gösterilerek müzisyenlere yönelik yasaklar ve kısıtlamaların, sektörde faaliyet gösteren birçok müzisyeni derin bir yoksulluğa mahkûm ettiği ifade edilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Sanatından başka geçim kaynağı olmayan, enstrümanlarını satmak zorunda kalan, müzikle sanatla hiç ilgisi olmayan işlerle hayatta kalmaya çalışan binlerce müzisyenin sorunları, çığlıkları yazık ki bu yasakları koyanların vicdanına ulaşamadı. Tüm bunlar yetmezmiş gibi şimdi de peş peşe gelen konser yasaklarıyla İktidarın sanat ve sanatçılar üzerindeki baskıları son bir ayda yeni bir boyuta geçti. Bu yasaklara gerekçe olarak ‘kamu güvenliği’, ‘toplumun ahlâkî değerleri’ gibi ucu açık ifadeler kullanılıyor. Bu kararların ardında talimatı, altında imzası olanlara seslenmek istiyoruz: Bu uydurma gerekçelerin neyi perdelemek için kullanıldığını hepimiz biliyoruz. Bir konser yasaklandığında, sadece müzisyenler değil, o müziğin tüm dinleyenler de cezalandırılıyor. Bu kadarla da kalmıyor, menajerleri, organizatörleri, ses ve ışık teknisyenlerini, doğrudan ya da dolaylı olarak sektörden beslenen herkesi, aileleriyle birlikte cezalandırmış, sofralarındaki ekmeği almış oluyorsunuz.”

“KENDİ YAŞAM ANLAYIŞINIZI DAYATMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ”

“Kendi yaşam anlayışınızı bütün topluma dayatmaya çalışıyorsunuz.” denilen açıklamada şunları yer verildi: “İstiyorsunuz ki, koca bir toplum sizin istediğiniz gibi, siz istediğiniz sürece ve sizin izin verdiğiniz kadar yaşasın. Bunun için sanata, sanatçıya, emeğe, şarkılara saldırarak insan ruhuna topyekûn pranga vurmak istiyorsunuz. Büyük yanılgı içindesiniz. Bu ülkenin tek sahibi değilsiniz. Bu ülkenin sahibi hepimiziz ve bu ‘hepimiz’in içinde sizin kadar biz de varız. Bizler, yaratmak istediğiniz gri dünyayı her zaman şarkılarımızla, türkülerimizle danslarımızla gökkuşağının tüm renklerine boyamaya devam edeceğiz. Dilediğimiz kıyafetle sahneye çıkıp; şarkılarımızı istediğimiz dilde, dilediğimiz gibi söyleyeceğiz. Sanatçıların koruma altında olduğunu söyleyen yasalar günü gelecek gerçekten uygulanacak. Sanat hepimiz için. Müzik hepimiz için. Gözünüze, kalbinize, vicdanınıza indirilmiş perdeyi kaldırın. Şarkıların, dünü bugüne, bugünü yarına bağladığını; bizleri ayrıştırmadığını, aksine birleştirdiğini göreceksiniz.”