İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

 Nazım Hikmet ara tatilde çocuklarla şenlenecek

Genel

 Başkent'te turizm fuarı

Genel

Necip Fazıl ve Nazım Hikmet'in özel eşyaları Ulucanlar'da

Kültür-Sanat

Türk balet Fransız dansçılara eğitim verecek

Genel

5 bin Altındağlı Ankara'nın tarihi yerlerini gezdi

Genel

Son moda düğün konseptleri "Wedding Dream Ankara"da

Genel

‘Yeşil Düşün' projesiyle farkındalık oluşturuyorlar

Genel

Ankara Kalesi'ne ücretsiz otopark

Genel

Başkent'te öğrenci olmak ayrıcalık

Genel

Büyükşehir'den LÖSEV'in farkındalık haftasına destek…

Kültür-Sanat

3. Çocuk Diyarı Film Festivali başladı

Genel

Üniversite öğrencilerinden çevre temizliği

Kültür-Sanat

Kültür-Sanat Haberleri

Sirk çadırı evleri oldu

AA 21.12.2018 15:10
Sirk çadırı evleri oldu

Hayvan haklarına duydukları saygıdan dolayı gösterilerinde bu canlılara yer vermeyen Türkiye'nin yerli tek sirkinin sahipleri Ulaş ve Melike Cankurt çifti, hayatlarını sirk çadırının yanına çektikleri karavanda sürdürüyor. Hamileliğinin 8'inci ayına kadar sahneden inmeyen, doğumdan 11 gün sonra tekrar gösteri yapmaya başlayan Melike Cankurt, oğlunu ev yerine karavanda, sirk çalışmalarının içinde büyütmeyi tercih ediyor

Hayvan haklarına duydukları saygıdan dolayı gösterilerinde bu canlılara yer vermeyen, Türkiye'nin yerli tek sirkinin sahipleri Ulaş ve Melike Cankurt çifti, hayatlarını sirk çadırının yanına çektikleri karavanda sürdürmeyi, çocuklarını da bu hareketliliğin içinde büyütmeyi tercih ediyor.

Sihirbazlar, akrobatlar ve jonglörler ile gösteri sergileyen çift, karavan ile Türkiye'nin dört bir yanını geziyor. Yerleşik bir yaşam tarzı benimsemeyen çift, hayallerini gerçeğe çevirmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade ediyor.  

Ulaş Cankurt, ilk gençlik yıllarında yurt dışından Türkiye'ye gelen bir sirkte ışık teknisyeni olarak çalıştığını, bu gösteri ülkeden ayrıldıktan sonra kendi sirkini kurmaya karar verdiğini anlattı.  

O dönem Türkiye'de kurulan yerel bir sirk olmadığını gördüğünü belirten Cankurt, sözlerini şöyle sürdürdü: "Neden ben yapmayayım diye düşündüm. Önce kasabalarda gösteriler düzenledim. İlk gösterimizi Manisa'nın Akhisar ilçesindeki Kuyucak köyünde yapmıştık. Çocuklardan topladığımız 300 lira kazandığımız ilk paraydı ve çok kıymetliydi. Zamanla işlerimiz bir kar topu gibi büyüdü ve birçok yabancı sanatçıyla tanışma fırsatı bulduk. Bu iş bizim için bir tutkuya dönüştü. Eşim ve ben, sirkin hem patronu hem de çalışanı olduk. Yerleri süpürmek, demir direklerin üstüne çıkmak, sobaları yakmak, mısır satmak, bilet satmak veya çadır kurmak bizler için bir keyif haline geldi. Bu sadece para için yapılabilecek bir iş değil." 

Cankurt, hala Türkiye'deki tek sirk olduklarını ifade ederek, "Keşke birçok farklı sirk kurulsa ve birbirimize örnek olsak. Bu işi iyi yapan birçok farklı sirk kurulsa eminim resmi kuruluşlar da bizlere destek olur." değerlendirmesinde bulundu.   

Yurt dışındaki festivallerden davet aldıklarını anlatan Cankurt, "Biz Türklerin farklı bir enerjisi var. Kostümlerimiz, koreografilerimiz, müziklerimiz yabancılara değişik geliyor. Dolayısıyla sirkimizi seviyor, bizimle çalışmak istiyorlar." dedi. 

"Duvarlar üstümüze üstümüze geliyor" 

Melike Cankurt ise göçebe hayata alıştıklarını, İzmir, Bursa, Ankara'da ev tutup yerleşik hayata geçmeyi deneseler de adaptasyon sorunu yaşadıklarını ve her seferinde karavanlarına geri döndüklerini  söyledi. Cankurt, "Sirke yakın olmak istiyoruz. Sadece bizler değil, sirkteki diğer sanatçılar da öyle. Hepsini 5 yıldızlı otellere koyun, dönüp dolaşıp tekrar karavana gelmek isteyecekler eminim. Tatile gidince bile 3-4 günden fazla bir otelde kalamıyoruz. Duvarlar üstümüze üstümüze geliyor." diye konuştu.

Riskli bir iş yaptıklarına işaret eden Melike Cankurt, "Birinin trapezden düşüp kolunu, bacağını kırması, kafasının üstüne düşmesi bizim için çok normal şeyler. Her an başımıza bir şey gelebilir. Ancak ne yazık ki bizi koruyan bir mevzuat yok. Hatta hayatımızı anlatan bir film dahi yok. Sadece "Trapez" filmi var. O da dramatik bir film ama yaşadığımız zorlukları tam olarak anlatmıyor. Burada bazen günlerce aç kalıyoruz. Karavanlarımızda su olmuyor, elektrik olmuyor. Çünkü ülkede oturmuş bir sirk kültürü yok." dedi. 

 "Çocuklarımız sahne arkasında büyüyor" 

Melike Cankurt, bebeği doğduktan 11 gün sonra sahneye çıktığını anlatarak, "Biz sirk sanatçıları, hamileliğin sanatımızı icra etmeye engel oluşturduğunu düşünmüyoruz. Doğum sancım başladığında sirk çadırı kuruluyordu. Boş araç yoktu. Ben de motorla hastaneye gittim. Bir an önce bebeğim doğmalı ve sahneye çıkmalıyım diye düşünüyordum. Zaten hamileyken de sahnedeydim, sihirbazlık kutularının içine giriyordum. Spor yaptığım için bebeğim de çok sağlıklı doğdu ve ben de çok kolay doğum yaptım." ifadelerini kullandı. 

Sanatçıların çoğunun sahne arkasında çocuklarını büyüttüğünü vurgulayan Melike Cankurt, "Hepsinin 2-3 çocuğu var. Sahne arkasında müzik setlerini koyduğumuz kutularla çocuklarımıza yatak yaptığımız günler oldu. Kimi zaman sevenlerimiz biz sahnedeyken çocuğumuzu alıp evlerine götürüp uyuttular, yedirip içirdiler." dedi.  

Sirk çalışanlarından Ukraynalı Anna Kozhynov ve eşi İgor Kozhynov da 1,5 yaşındaki bebekleri Milan'ı karavanda büyütüyor. Ekiple Türkiye'nin farklı illerini gezen Ukraynalı çift, bundan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti. 

Türk seyircisinin enerjisini sevdiğini dile getiren Anna Kozhynov, "Bizi alkışladıkları ve sevdikleri için Türk seyircisine teşekkür ederiz. Benim işim sahne ve alkış. Bu, beni motive ediyor. Türkiye'de mutluyum." diye konuştu.