İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

Engelsiz resimler sergisi açıldı

Genel

“Zamanın Hazinesi” sergisi açıldı

Genel

Kütüphanede "kitap kahve günü"

Kültür-Sanat

Ankyra Barok konseri İş Sanat'ın sosyal medya kanalında

Kültür-Sanat

Devlet Tiyatroları Tunus'ta perde açacak

Genel

ABB'den ağaç seferberliği

Genel

Çankaya Evlerine ilgi büyük

Genel

 Barınakta kış hazırlıkları tamam

Genel

Mamak'ta özel güne özel konser

Genel

Dikmen Teknoloji Köprüsü yakında açılıyor

Genel

Mamak'ta miniklerden çim adam etkinliği

Genel

Kahramankazan'da fırsatçılığa geçit yok

Ekonomi

Ekonomi Haberleri

“Yerli ve milli üretim yapmalıyız”

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU 16.10.2021 11:36
“Yerli ve milli üretim yapmalıyız”

Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri (Şeker-İş) Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, "Her insanın yeterli ve dengeli beslenme hakkı olduğuna inanıyoruz. Gıda dağıtımının adil olduğu bir yeni sistemin hayata geçirilmesi suretiyle gelecekte hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, açlıktan ölümlerin yaşanmadığı, tüm insanların sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşabildiği bir dünya ümidimizi her zaman koruyoruz. Dünyada gıdanın silah olarak kullanılmasının önünü açmamak, Türk insanı olarak yerli ve milli üretim yapmamız gerek." dedi.

Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri (Şeker-İş) Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla sendika genel merkezi önünde çeşitli açıklamalarda bulundu. Gök, iklim değişikliğinin hızlı bir şekilde görüldüğü, insanlığın kuraklık ve sel afetleriyle karşı karşıya kaldığı bugünlerde gıdanın ne kadar önemli olduğunun insanların gündeminde olmaya başladığını ifade ederek, insanların gıdanın sağlıklı olup olmadığına ulaşma hakkının kullanabilmesinin önemli olduğuna işarte etti. Gök sözlerini şöyle sürdürdü: "Gıdamızın yerli, milli ve ekolojik dengeyi koruyan bir şekilde üretilmesini istiyoruz. Eğer gıdaya ülke olarak yerli, milli ve sağlıklı bir şekilde ulaşamazsak dünyanın silah olarak kullandığı gıdada ülke insanı olarak ulaşımda zorlanacağımızı düşünüyoruz. Aynı zamanda dünyada 25 bine yakın insanın her gün açlıktan öldüğü ama bunun 15 katından fazla da israfın olduğu dünyada, gıdanın silah olarak kullanılmasının önünü açmamak, Türk insanı olarak yerli ve milli üretim yapmamız gerek. Dünya Gıda Günü'müzün hayırlara vesile olmasını diliyorum." Ekonomiye değinen Gök, sözlerini şöyle sürdürdü: “Günümüzde ekonomik büyüme, iklim değişikliği, yüksek enerji fiyatları, küreselleşme ve hızlı kentleşme, gıda tüketimi ile üretimini ve piyasalarını da etkilemektedir. Dünya gıda piyasalarında özel sektörün önemini arttırması da bu oluşuma katkıda bulunmaktadır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın(UNDP) Dünya ‘Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu’ 2020 yılı raporuna göre gezegensel baskıların azaltılması için, dönüşümü engelleyen devasa güç ve fırsat dengesizliklerinin ortadan kaldırılması gerekiyor. Raporun Önsözünde; “Ne yazık ki salgın dünyanın dört bir yanındaki insanların yaşamlarını ve geçim kaynaklarını tehdit eden gıda sistemi zayıflıklarını ortaya çıkarmaya devam ediyor.” denilmektedir. Aksi taktirde Dünyanın tüm dikkati KOVID-19’a odaklanmışken, var olan krizlerin de bir yandan devam ettiği sancılı süreçte açlık ve yoksulluğun getirdiği göç sorunu, çok yakın gelecekte ülkeler arası savaşların temelini oluşturabilecek potansiyel taşımaktadır.”

PANDEMİ DAHA DA DERİNLEŞTİ

Kovid-19 pandemisine dikkat çeken Gök, “Pandemi daha da derinleşerek insanlığı tehdit eder boyuta ulaşmıştır. Dünyada, her 9 insandan biri yetersiz beslenmekte, her gün açlığa bağlı nedenlerle yaklaşık 25 bin kişi hayatını kaybetmekte, yine her yıl yaklaşık 600 milyon insan güvenilir olmayan gıda tüketimi nedeniyle hastalanmaktadır. Afrika’da çocukların açlıktan ve 10 liralık antibiyotik ilaçları alamadıkları için ölmeleri acı vericidir. Durum bu iken; çeşitli uluslararası kuruluşlar yaşanan pandemi ile bu rakamların yüzde 20 civarında artacağını rapor etmektedir” diye konuştu. Her mevsim her sebze ve meyvenin yenilebilmesini eleştiren Gök, bu durumun sağlıksız olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi: “Artık süper marketlerde bile mevsimlere yer yoktur. Dört mevsim istenilen meyve ve sebzeye ulaşım vardır. Ancak, hangi ürünün hangi şartlarda, nasıl saklandığı ise bilinmemektedir. En önemlisi de gıdaların geldikleri yerlerden insanlar arasına bir perde çekildiğidir. Bu perde, insanların güvenilir gıdaya ulaşmasının önünde büyük engel ve akıllarda soru işareti bırakmaktadır. Aslında mesele, ne yediğimiz değil, neleri dillendirmeye çalıştığımız ve neleri bilmeye iznimizin olduğudur. Özellikle Genetiği Değiştirilmiş Organizma anlamına gelen GDO katkılı endüstriyel gıdalar, maliyetin düşürülmesi amacıyla alternatif ve kalitesiz hammadde kullanımı, güvenilir olmayan gıdaların başını çekmektedir. Dünya Bankası raporunda israf edilen gıdanın açlıktan ölen insanların 15 katını besleyecek miktarda olduğu bilgisi yer almaktadır. Türkiye’de 1 yıl içinde yaklaşık olarak 1,7 milyar ekmek çöpe atılırken, 214 milyar liralık gıda israfı yapılmaktadır. Salgının etkisi henüz tam olarak haritalandırılmamış olsa da, birkaç kuruluş tarafından hazırlanan bir raporda geçen yıl dünya nüfusunun yaklaşık onda birinin (811 milyon kadar insan) yetersiz beslendiğini ortaya koymaktadır.”

GÜVENLİK STOK POLİTİKASI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ

 Güvenilir gıdaya ulaşmanın önemli olduğunu işaret eden Gök, şu ifadelerde bulundu: “Güvenilir gıdaya erişilebilirlikte gerçekçi ve doğru analizlerle, isabetli gıda politikalarına ihtiyacın olduğu günümüzde sorundan sorun üretmek yerine çözüm odaklı yaklaşımların sergilenmesi insani gelişme yolculuğunda atılan adımların itici gücü olacaktır. Bu bağlamda Türkiye’nin gıda savaşlarının ortasında kalmaması için gıda güvenlik stok politikasını yeniden gözden geçirmesi gerekmektedir. Özellikle şeker gibi stratejik ürünlerde kısa, orta ve uzun vadeli planlar oluşturulmalı, şekerde B kotasının yani güvenlik amacı ile depolanan şeker miktarında daha işlevsel bir organizasyonel tarz benimsenmelidir.” Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine eleştiri getiren Gök, “Bir önemli konu ise temel nitelikleri serbestleşme ve özelleştirme olan ve buna bağlı olarak ulusal siyasi kurumların nispeten zayıfladığı, ya da zayıflatıldığı günümüz şirket güdümlü ekonomik küreselleşme modelinde, hiçbir ülke sürdürülebilir ekonomiye tam manasıyla geçemediği gibi üretim maliyetleri de sanılanın aksine çok üst seviyelere ulaşmıştır. Buna en büyük örnek özelleştirilen şeker fabrikalarıdır. Küresel ısınmanın iklim değişikliklerine etkisinin yoğun yaşandığı bu yıllarda iklim değişiklikleri en çok tarım sektörünü vuracaktır. Çünkü gıda savaşları dışında iklimsel değişikliklerden dolayı aşırı sıcaklık, yağış ve kuraklıkların yaşanması her üründe olduğu gibi şeker pancarı verimini de olumsuz yönde etkileyecektir. Dışarıya bağımlılığın önüne geçilebilmesi, gıdada yeterli üretim ve sürdürülebilirlik için; üretici, yetiştirici, tüketici, sanayici, sivil toplum ve meslek örgütleri, üniversiteler, sektör kuruluşları ve kamu yönetimi işbirliği ile ortak gıda güvenliği politikaları oluşturulmalıdır. Üretenden kopuk, üretenin korunamadığı bir uygulamanın başarılı olması ise mümkün değildir” şeklinde konuştu. Gök, sağlıklı bir toplumun sağlıklı beslenmeyle mümkün olduğunu anlatarak, “Sağlıklı bir toplum ancak sağlıklı bir çevre, sağlıklı hayvanlar ve güvenilir gıdalar ile mümkün olabilmektedir. Her insanın yeterli ve dengeli beslenme hakkı olduğuna inanıyoruz. Gıda dağıtımının adil olduğu bir yeni sistemin hayata geçirilmesi suretiyle gelecekte hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, açlıktan ölümlerin yaşanmadığı, tüm insanların sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşabildiği bir dünya ümidimizi her zaman koruyoruz. Artık insanın kaderinin tahtını yoksulluk, açlık ve gıdaya erişememe gasp etmemelidir” açıklamalarında bulundu. Gök, basın açıklamasının ardından doğal ve sağlıklı ürünlerin tüketimine ilişkin farkındalık oluşturmak amacıyla programı takip eden gazetecilere ve vatandaşlara pancar şekeri şerbetiyle pişirilerek hazırlanan doğal pancar tatlısı ikram etti.