Özel Haber

Özel Haber Haberleri

Şiddet er geç son bulacak

09.05.2018 10:58
Şiddet er geç son bulacak

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU
Şiddet nedir? diye sorunca, en basit haliyle şiddet "bir toplum sağlığı sorunudur" diyor psikologlar. Dünya gelişirken ve ilerlerken biz toplum olarak şiddetin en vahim haliyle yüzleşiyoruz. Toplumumuzda bebek tecavüzlerinden, hayvan tecavüzlerine, kadına yönelik şiddetten, çocuğa ve yaşlıya yönelik her türlü şiddetle karşı karşıyayız. Şiddet gün geçtikçe azalması gerekirken malesef artıyor. Biz de bu konuyu Başkent olarak Şiddetsiz Toplum Derneği yöneticileri ile masaya yatırdık. Dernek Başkanı Rıza Sümer, Dernek Genel Sekreteri Ergün Kılıç ve Dernek yönetiminden Şükran Doğruer şiddetin nedenlerini ve çözümlerini anlattı.

Öncelikle Şiddetsiz Toplum Derneği neden kuruldu bunu anlatır mısınız bize?

Rıza Sümer: Şiddetsiz Toplum Derneği dünyada şiddete karşı şiddetin yok edilmesine katkıda bulunmak için kurulmuş bir dernek. Büyük iddialarla kuruldu çünkü şiddetin yok edilmesi için büyük iddialarda bulunmak gerekiyor. Ayrıca insanın yüreği çok güçlü, yani dünyada gördüğümüz olumsuzluklara karşı biz az sayıda insan, büyük iddialarda bulunuyoruz, şiddeti yok edebiliriz. Bir de dünyada gördüğümüz olumsuzluklar gerçekten insan olanların yüreğine yakışmayacak kadar fazla. Ne doğa ne hayvanlar kendiliğinden şiddet üretiyor. Oysa insanın var olduğu alanlarda şiddet hiç bitmiyor. Biz de bu nedenle şiddete karşı durarak ve birlikte, dayanışma içinde şiddetin yok edilmesine katkıda bulunmak istiyoruz.

Ergün Kılıç: Dünyanın gelişmiş ülkelerine bakarsanız, topluma yön veren en önemli unsurlardan biri de demokratik kitle örgütleridir. Bu nedenle sivil hareketler yani sivil toplum kuruluşları şiddete karşı önem arz etmektedir. İşte böyle bir kuruma ihtiyaç olduğunu düşünerek kurduk bu derneği.

Dernek ne zaman kuruldu?

Rıza Sümer: Derneğimiz yaklaşık 2 buçuk yıl önce kuruldu. Kurulurken de tüm gazeteci arkadaşlarımıza çeşitli çağrılarda bulunduk. Bir medya temsilcisinin bir olayı, bir kişiyi, bir durumu toplumla buluşturmasının sonuçları çok etkili oluyor. Bizim burada yaptığımız etkinlikler tamamen kamu yararına. O nedenle hiçbir çıkar gözetmeden, burada insanlara faydalı şeyler yapmak istiyoruz. Yani bizim bu dernekten herhangi bireysel bir kazancımız yok. Hatta bazen soruyorlar bize 'bu işten ne kadar kazanıyorsunuz' diye, oysa bu dernek tamamen gönüllülük üzerine kurulmuş bir kurum.

Ergün Kılıç: Derneğimiz 8 Mart 2015'te kuruldu. Biz örgütlülüğe inanan insanlarız. Birlikte olmanın gücüne inanıyoruz. Bu nedenle kurulmuş bir derneğiz.

TÜRKİYE EVİMİZ

Peki derneğin amacı nedir?

Rıza Sümer: Biz bu dernekte insanlarla bir araya gelirken ve yaptığımız faaliyetler ile şiddete karşı durarak şiddetin azaltılmasına katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bunu tüm Türkiye'de yapmak istiyoruz açıkçası. Ancak biliyoruz ki örneğin Adıyaman'daki şiddet olayına buradan müdahale edemeyiz. Ancak burada şiddete karşı duruşumuzu oradaki insanlara duyurabiliriz. Bunu duyurmanın da bir işe yarayacağını düşünüyoruz. Bizim en büyük derdimiz çevremizdeki, kentimizdeki, ülkemizdeki ve dünyamızdaki şiddeti yok etmek. Bunun için de 'birlikte hareket etmekten çekinmeyin' diyoruz. Çünkü dünyada şiddeti sivil hareket önleyecek. Polis ve yargı şiddeti önleme de yüzde 100 başarılı olamaz bu nedenle sivil toplum hareketlerine demokratik kitle örgütlerine ve derneklere ihtiyaç var. Şiddet çok hızlı gelişen bir olgu. Ama er ya da geç insanlar bir araya gelerek şiddetten nasıl korunacağını öğrenecek. Bu nedenle sivil girişimlere ihtiyaç var. Ayrıca dünya artık silahsız, şiddetsiz tepki gösterme ve karşı duruş yöntemlerini benimsemek zorunda. Biz yüz yüze iletişimden yanayız. Sorunlar vardır evet ama bu sorunlar karşılıklı konuşmayla aşılabilir. Dünyanın hepimize yetebileceği felsefesindeyiz. Kimsenin kimseye zarar vermesine gerek yok sorunlarımızı zarar vermeden de çözebiliriz. Türkiye evimiz diye bir sloganımız var. Ev kendimizi güvende hissettiğimiz yerdir. Birbirimize zarar vermediğimiz, birbirimizi kucakladığımız yer. İşte bu düşünceden hareketle herkesin tüm Türkiye'yi kendi evi gibi görmesini istiyoruz. Ayrıca silahsız ve şiddetsiz sağladığınız tüm haklar sonsuza kadar yaşayabilir. Aksi takdirde yaşatamazsınız. Bir insanı öldürseniz bile düşüncelerini değiştiremezsiniz en fazla değiştirdiğinizi zannedersiniz.

Öte yandan mesela ben Karadenizliyim. Bizde ve tüm Anadolu topraklarında İmece vardır. 'Meci' dayanışma yardımlaşma anlamına gelir. Dayanışma ve yardımlaşma önemli bir kültürdür. Şiddete karşı da ihtiyacımız var. Her yerde örgütlü ve yasal bir şekilde dayanışmaya ihtiyaç var.

Ergün Kılıç: Biraz önce de belirttiğimiz gibi birlikte olmaya dayanışmaya ve örgütlü olmaya inanıyoruz. O nedenle de herkes bulunduğu yerde bir demokratik kitle örgütüne üye olmalı beğenmiyorsa da değiştirmek için üye olmalı. Bu kurumlarda mücadelesini sürdürmeli. Burada iki nokta var biri dini biri de felsefi. Din ne diyor 'Yaratandan dolayı yaratılanı sevmek’ diyor. Hoşgörüyü savunuyoruz. Felsefe ise diline, ırkına, bakmaksızın eşitlikten bahsediyor. Her iki durumda da barış kardeşlik temeli var. Mevlana'ya, Yunus Emre'ye baktığımızda hoşgörüyü aşılamaya çalıştıklarını görürüz.  Yani bizim genlerimizde, Atalarımızda şiddetin olmadığını görüyoruz. Bu nedenle şiddetsizliği başarabiliriz. Bu mücadelede herkese ama herkese ihtiyaç var. En çok da demokratik kitle örgütlerine ihtiyaç var.

TEK TELAFİSİ OLMAYAN DURUM ÖLÜM

Peki sizce şiddet nedir?

Rıza: Kalbinizi kullanmadan yaptığınız ve birine zarar verdiğiniz her eylem şiddettir. Örneğin ben birine bir zarar veriyorum, öncelikle şiddet verdiğim insanı etkiliyorum, dolaylı olarak yakınlarındakine zarar veriyorum, bu zararın sonucu intihara kadar gidebiliyor. Hayatta tek telafisi olmayan durum ölüm. Benim birine verdiğim zarar onun ölümüne neden olabilir. İşte bu geri dönüşü olmayan çok üzücü bir durum. Şiddet üretenler toplumsal hastalıkla baş başalar. Küçücük bir bomba bir çok yeri ve insanı üzebiliyor.

Ergün Kılıç: Şiddetin tanımı şu ki, güçlünün gücünü başkalarına gösterme yöntemidir. Yani insanlar kendilerini diğerine ötekine dayatmak için şiddet yöntemini kullanmışlardır. Oysa biz diyoruz ki buna hiç gerek yok. İnsanlar inanın şiddet kullanmadan da ikna edilebilir. Siz kendinizi dayatmadan sadece ikna yoluyla da fikirlerinizi kabul ettirebilirsiniz.

Şiddet en başta ailede başlıyor, eğitimle şiddet arasında ciddi bir orantı olduğunu biliyoruz bununla ilgili neler söylersiniz?

Rıza Sümer: Eğitim tüm canlıları evrimleştiren bir durumdur. İnsanlar da hayvanlar da durup dururken evrimleşmez. Ancak ülkemizde eğitim ve öğretim dünyasında çok önemli eksiklikler var. Dünyanın yalanla yönetildiğini düşünüyorum. Dünyada gerçeklerden çok yalan ve aldatmaca var. Bu noktada Türkiye'de eğitim ve öğretim yapısını ele almadan şiddeti önleyemeyiz. Mevcut eğitim ve öğretim sistemi maalesef ki şiddeti artıracak nitelikte. Bunu bilerek yapmıyor olabilirler ama bu hassas bir konu daha dikkatli davranılması gerek.

Ergün Kılıç: Şiddet konusunda çocukluğumuzdan bu yana gelen her şey bizi oluşturuyor. Çocukluğumuzda yaşadığımız bir tehlike ve o zamanlarda yaşadığımız tehlike bizim güven merkezimizi sarsar. Mesela çocukken elimizi sobadan sakınmamamız. Çocuğa 'cıs elin yanar' derler, ama çocuk kimseyi dinlemez, ta ki kendi kendine elini yakana kadar. Ev içindeki düzen bizim bilincimizi oluşturuyor. Ez cümle eğitim ailede başlar.

Hayvana şiddet konusuna da değinmek istiyorum. Hayvana yapılan şiddeti insana yapılandan ayırabilir miyiz ne dersiniz?

Rıza Sümer: Şimdi bir projenin çarpan etkileri vardır. Siz çevreye şiddet uygularsanız, o hayvanı da insanı da olumsuz etkiler. Aklımın almadığı bir hayvan kıyımı, çevre kıyımı var. Kent merkezlerinde kedilere ve ağaçlara bir bakın, inanılmaz derecede bir kıyım var. Bunlar eğitimin bir parçası. Belki dünyayı bütünlük olarak yok etmiyoruz, ancak içini yok ediyoruz. Biz hayvanlarla birlikte yaşamak zorundayız. O nedenle hayvana karşı şiddet konusunda çocuklardan başlayarak eğitmeliyiz. Eğitim siyasi iktidarlara göre değişip duruyor. Eğitim sistemimizin çok eksik ve çok yanlış olduğunu düşünüyorum.

Dernek olarak her yıl geleneksel olarak verdiğiniz “Şiddetsiz Yaşam Ödülleri'nden söz eder misiniz?

Şiddetin azaltılmasına katkıda olanlara ödül vermek istiyoruz. Şiddetin sayısı az ama etkisi çok. Buna karşın şiddete karşı mücadele edenlerin değerini bilmek lazım. Bu nedenle şiddete karşı mücadele edenlerden birine verdiğimiz ödül o kişinin etrafındaki herkese verilmiş demektir. Bir de şiddetsiz mücadele eden ama şiddet gören değerlerimiz var. Abdi İpekçi, Gonca Kuriş, Yaşar Nuri Öztürk, Ahmet Taner Kışlalı Muammer Aksoy gibi daha bir çok isim. 13 Aralık'ta yaptığımız ödülleri gelenek haline getireceğiz.

“Ödül karar ve uygulamamızın temel ilkesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Yurtta Barış, Dünyada Barış’ sözüdür. " diyorsunuz bu konuyu biraz açarsak ne söylersiniz?

Rıza Tümer: Mustafa Kemal Atatürk'ün Yurtta Sulh Dünyada Sulh cümlelerini sarf ederken sanıyorum Atatürk ileride şiddetin artacağını hissetmiş. Biz Atatürk'ün bu sözlerini temel ilke edindik. Aslında dünyanın kaynakları herkese yetecek nitelikte. Ama paylaşma yüz yüze göz göze temas eksik, bunu artıracağız. Toplumumuzda, nefret, hiddet, şiddet, vahşet ve dehşet  beşgeni var. İşte bunu çözmeliyiz. İnsanlar içindeki nefreti, kini yenip, sonrasında oluşan şiddetin, vahşetin yaşanmasına öncelikle kendi içlerinde engel olurlarsa sorunun büyük bölümü çözülmüş olur.  

Ergün Kılıç: Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı sonunda en güçlü olduğu zamanda Yunan bayağını çiğnemedi. Bu asalet ve onurlu büyük bir davranıştır. Merhamet, yürek dediğimiz şey budur. Bunu tüm dünyaya yaymalıyız. 

UMUDUN BİTTİĞİ YERDE HERŞEY BİTER

Şiddete karşı mücadele konusunda umutsuz değilsiniz değil mi?

Rıza Sümer: Her şeyi yitirebiliriz, ama umudumuzu asla yitirmiyoruz. Çünkü umudun bittiği yerde her şey; yaşama sevinci, heyecanımız daha birçok duygu biter. Üzüldüğümüz karamsarlığa düştüğümüz oluyor, ancak umutsuzluğa kapılmak asla. Ben kesinlikle Türkiye'de de dünyada da şiddetin bir gün son bulacağına inanıyorum. Ben görebilir miyim bilmiyorum ama şiddetin kesinlikle biteceğine inanıyorum. İnsanoğlu bir gün bu kötü mucizeyi sonlandıracak.

Ergün Kılıç: Her şeyden önce umudun bittiği yerde yaşam biter. Biz sonuna kadar bu mücadele içinde olacağız. Yaşamı yeşillendirmek üzere yola çıktık. Yokluğu ve yoksulluğu yok edecek bir hayat kurmak istedik ve biz bunu yapabiliriz. Bu bilgiyi sağlamak için Şiddetsiz Toplum Derneği olarak çok şey başaracağımıza inanıyoruz. Dünyada az öz ama sonuçları devasa dünyayı kapsayacak imzalar atmak istiyoruz.

HAYALLERİ OLMAYANIN GERÇEKLERİ DE OLMAZ

Şiddetsiz Toplum Derneği yöneticilerinden Şükran Doğruer de şiddetle mücadele konusundaki düşüncelerini şöyle aktardı:

Geçenlerde haberlerde bir yasa ile bireysel silahlanmada, kişilerin mermi alma hakkının artırıldığını öğrendim. Bu yasayla, bu çatışmalı ortamda vatandaşa bireysel silahlanmayı kolaylaştırdılar hem de bu silahlar için mermi sayısını artırarak bine çıkarıldı. Bu gerçekten şiddeti önlemek yerine artırır. Bunu anlamak mümkün değil. Bireysel silahlanma devlet eliyle önlenmesi gerekirken devlet eliyle teşvik ediliyor neredeyse. Bu çok büyük bir yanlış. Bizim ülkemizde hal böyle insan hayatına bu kadar az değer verilirken, yurt dışına baktığımızda şaşıp kalıyorum. Mesela İsveç'te şöyle bir örnek var. Tek kedi besleyemiyorsunuz. Kedi iki olmalı. Çünkü kedinin sosyalleşme ihtiyacı bile düşünülmüş. İsveç'te hamile olan hayvanınız evde doğum yaptığında da ceza alıyorsunuz. Hayvanların ihtiyaçlarını düşünen bir devlet vatandaşının hakkı için neler neler yapar artık siz düşünün. İşte bu ülkeleri biz de örnek alıp, ağaçtan, hayvana, insana kadar tüm canlılar için merhameti yerleştirebilirsek o ülkeler gibi daha yaşanır bir ülke oluruz.

Öte yandan şiddetle mücadele konusunda şunları belirtmeden geçemeyeceğim. Hayalleri olmayanın gerçekleri olmaz. ABD eski Başkanı Abraham Lincoln'u kendi adıma çok örnek alırım. 50 yaşına kadar başkan olamaz. Eline attığı her işten başarısız olmuş. Ama en son başkan olarak istediğine ulaşmış.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Magazin

Ondan kalan şarkılara muhteşem final

Magazin

Zeytinyağı Festivali'nde Tuğba Yurt coşkusu 

Genel

Ara Güler'e veda

Magazin

Oyuncu Türkan Şoray: Hayatımı sinema filmleri içerisinde yaşadım

Magazin

Aleyna Tilki, “shuffle party” konseptli onlıne konser verecek

Magazin

"Oyunculuk kaşının gözünün güzel olması değil" 

Magazin

 Nicole Kidman: "Tom Cruise ile evliliğim beni tacizden korudu" 

Magazin

Simge: Beni kısa zannediyorlar ama..

Genel

''Mimikleriyle cümle kuran son meddah: Erol Günaydın''

Magazin

 MilyonFest'e geri sayım başladı 

Sağlık

Cilt bakımınızı ihmal etmeyin 

Magazin

 Müjde Ar annesi Aysel Gürel'i anlattı