Ya kuşların “ah!”ı tutarsa!


M. Mahzun DOĞAN

M. Mahzun DOĞAN

Okunma 13 Eylül 2017, 08:42

Oktay Rifat’ın “Gün Sonu Konuşması” adlı bir şiiri var. Nurullah Ataç’a adanmış olan şiirde, insanın ağaçlar ve kuşlarla, doğadaki her şeyle arkadaşlığı, akrabalığı ne güzel anlatılır…

“Ağaçların evlerin üstünde başım / Aydınlık içinde / Kuşlar ötüşerek geçiyor civarımdan / Akşam oluyor uykudan kolay / Oktay diye sesleniyor / Gökyüzündeki küçük yıldız / Sizler de akrabasınız / Benden neden kaçarsınız / Kurtlar sincap tilki”.

Böyle başlıyor şiir. Sonra ağacı konuşturuyor şair… Ne mi diyor ağaç?

“Ben ağacım bilgim de ona göre / Rüzgârlı havalarda konuşabilirim / Bilmem gurbet sıla farkı / Ayaklarım olmadığından / Köklerim toprakla kardeş / Zamana alışık yapraklarım / Acımaz kırsanız dallarımı / Korkmuyorum sizler gibi ölümden / Çünkü toprağa karışınca / Tekrar ağaç olmanın çaresini bilirim”.

Ağaçtan sonra şair, kendine veriyor sözü:

“Hep yaşadığımı hatırlatıyorum kendime / Diyorum ki işin acele / Bir gün ne el kalacak tutmak için / Ne yürümek için bacak / Ne bulutların seyri / Ne de bir hatıra dünyamızdan / Çünkü hatıralar kuşlar gibi / Dal ister konacak / Bir gün yaslanmak istesen pencereye / Diz çökmek istesen nafile / İş işten geçmiş olacak”.

Sonra kuşa…

“Elinde tuttuğun elma / Mesafe kanadımın altında / Sen kahvede oturursun / Ben ağacın dalında”.

Ve “Netice”:

“Benzemezler insan dostlarıma / Ağaçlar gölgesini esirgemez / Güneş köpeğimden daha sadık / Dizlerime sıçrar ellerimi ısırır / Karşılık beklemeden / Hele kuşlar / Avcılara bile kin beslemezler”.

***

Oktay Rifat askerlik görevi nedeniyle Zonguldak’a gittiğinde, 1942 yılında Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip’le de tanışır. Edebiyat insanları zaten hiç unutmamıştı da, “Kelebeğin Rüyası” filmiyle Türkiye’ye yeniden anımsatılan Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip’le…

Rüştü Onur o yıl, genç yaşta yaşama veda eder.

Muzaffer Tayyip Uslu da arkadaşı Rüştü gibi erken yaşta veda edenlerdendir yaşama. 1946 ylında, tedavisi için çaldığı kapılardan olmuştur Oktay Rifat. Kızılay’dan yardım sağlanması için aracı olması yönündedir kapının çalınması…

Bunlar bir yana, Muzaffer Tayyip’in de “Rüştü’den Gelen Mektup” adlı bir şiiri vardır. Rüştü Onur öldükten sonra yazılmış bir şiir. Rüştü Onur’un “öbür dünya”dan yazdığı bir mektup kurgusu vardır şiirde.

“Önce bütün şairlere selam” diye başlayan şiirde, ölümün hiç de güzel olmadığı belirtilir. Çünkü, ne sabah vardır ne akşam. Yaşamayı öğreten sokakların ellerinden öper Rüştü Onur. Dost düşman ayırt etmeden tüm insanlara iyi günler diler… Sarı saçlı daktiloya yokluğunu anımsatmasını ister arkadaşından. Vefasız dostlarına anısatmasını istediği ise şudur:

“Kimseye kalmaz o dünya”.

Oktay Rifat’a adanmış olan şiirin son bölümünde, “Nasıl unuturum güzeldi yaşamak /

Fakat hakkı varmış Oktay'ın” denerek, “Gün Sonu Konuşması”nın en çarpıcı dizeleri alıntılanır:

“Hatıralar da dal istiyor / Kuşlar gibi konacak”.

***

Oktay Rifat’ın şiirinden önceydi Muzaffer Tayyip’in şiiriyle karşılaşmam. Oradan kazınmıştı belleğime o iki dize…

Sonra hep yaşadılar benimle…

Oturduğum evin girişindeki erik ağacı (Ki, üç katlı apartman boyu uzanırdı boyu) kesildiğinde, kuş sesleri de kesildi…

Hemen her gün, kuş seslerinin anısıyla anmıştım o iki dizeyi…

Anıyorum…

Bir gecede üç bin ağacı kestirenlerin anlayamayacağı bir duygu bu!

Ama…

Avcılara bile kin beslemeseler de, kesilen her ağaçta “ah!”ları vardır kuşların…

İlla ki tutar bir gün!