Türkiye'nin siyasal-sosyal tablosu... (IV)


Ertan GÜNÇİNER

Ertan GÜNÇİNER

Okunma 13 Şubat 2018, 08:41

Kadir Has Üniversitesi Türkiye Çalışmaları Merkezi'nin 2017 Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması ile ilgili verileri yorumlamaya devam ediyoruz...

Araştırmanın ortaya koyduğu önemli olgulardan biri de Türkiye'nin iç ve dış politikalarının birbirine kenetlenmesi...

Önce verilere bakalım.

***

Türkiye'nin dış politikalarını başarılı bulanların oranı 2013'te yüzde 33 civarındayken, bu oran 2017'de yüzde 46'nın üzerine çıkmış...

Benzer bir biçimde başarısız bulanların oranı da 2013'te yüzde 45 iken 2017'de yüzde 24'e düşmüş...

Yani dış politikada yaşanan bir takım  değişimler AKP iktidarını güçlendirmiş.

***

2013 yılı dış politika açısından son derece önemli bir yıldı...

Bu yılın önemi Ahmet Davutoğlu'nun başbakan olduğu ve Suriye'de rejimi devirme yolundaki çabaların zirveye ulaştığı ABD ve müttefiklerinin (Türkiye de bunlar arasındaydı) Şam yönetiminin kendi halkına karşı kimyasal silah kullandığı iddialarına dayanarak Suriye'ye uluslararası bir müdahale için çaba gösterdiği, mülteci akınının yoğunlaştığı bir yıl olmasından kaynaklanıyordu...

Bu gerilim 2015 yılı Kasım ayında bir Rus uçağının düşürülmesiyle zirveye ulaşmış, bu tarihten bir yıl sonra Rusya ile ilişkiler yeniden düzelmiş ve bu süreç 2017 yılı boyunca devam etmişti...

Gelişen ilişkiler Suriye'ye yaklaşımı da etkilemiş ve Türkiye, Rusya'nın inisiyatifiyle başlatılan Astana Sürecine katılarak saf değiştirmiştir.

***

Bu dönüşüm sürecinde en önemli rolü ABD'nin Türkiye'ye karşı "iki yüzlü" bir tutum takınması oynamıştır...

ABD, önce Rus uçağının vurulmasının ardından NATO'ya güvenlik çağrısı yapan Türkiye'nin çağrısını boşta bırakmış, daha sonra Suriye'de "IŞİD'e karşı mücadele"de temel müttefik olarak Türkiye ve onunla birlikte hareket eden ÖSO gibi unsurlar yerine PKK'nin uzantısı PYD'yi tercih etmiştir.

2015 yılı ile 2017 yılı arasında yaşanan bu olaylar sonucu Türkiye'nin ABD'den uzaklaşarak Rusya ve İran ile birlikte bir barış süreci başlatmasının AKP iktidarını güçlendirdiği görüşü yapılan araştırmanın verileri ile örtüşmektedir.

***

Dış politikadaki bu değişimin içerideki gelişmelerle yakından ilişkisi var...

Aynı dönemde Türkiye'de yürütülen "açılım" politikasına son verilmiş ve PKK'nin başlattığı "hendek savaşı" yenilgiye uğratılmıştı...

Dış politika ile iç politikanın birlikte etkileştiği bir diğer önemli olay ise 15 Temmuz darbe girişimi olmuştu... FETÖ'nün organize ettiği bu girişimin arkasında ABD desteği olduğu gelişmelerle kanıtlanmış, böylece ABD'nin Türkiye'yi askeri bir yönetime sürükleyerek bölmeye çalıştığı kanaati kamuoyunda güçlenmişti.

***

Araştırmada "Türkiye için en çok tehdit oluşturduğu düşünen ülkeler" sıralamasında ABD'nin birinci sırayı almış olması bu kanaatin ne kadar yerleşmiş ve güçlenmiş olduğunu gösteriyor...

Tehdit oluşturan ülkeler sıralamasında ABD'nin ardından İsrail ve İngiltere'nin gelmesi de son dönemde izlenen Rusya ve İran ile yakınlaşma politikasının halk nezdinde kabul gördüğünün kanıtı...

Araştırmaya göre, üç ülkenin de tehdit oluşturduğunu düşünenlerin oranı yüzde 50'nin üzerinde.

***

Bu tablo, son Afrin operasyonunun Türkiye çapında (HDP ve onunla birlikte hareket eden gruplar dışında) neden bu kadar geniş bir destek gördüğünü ortaya koyuyor...

Suriye savaşının başlarında, ABD ve İsrail gibi ülkelerle birlikte rejimi değiştirme çabalarının öne çıktığı dönemde dış politikaya verilen desteğin yüzde 33 civarında kalması o dönemde AKP iktidarının kendi seçmenini bile tam olarak ikna edemediğini gösterirken...

Amacın Suriye rejimini devirmekten Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunmaya kayması ve mücadelenin hem Türkiye hem de Suriye için tehdit oluşturan PKK/PYD ile  onların "hamisi" ABD'yi hedef alması, destek oranını AKP'nin aldığı oy oranının çok üzerine çıkarmış görünüyor.

Günümüzün siyasal tablosunu belirleyen en önemli unsur da budur.