"Tiyatro okyanusunda bir damlayım"

Tiyatro oyuncusu Halil Esen

Tiyatro oyuncusu Halil Esen



Okunma 22 Kasım 2017, 08:50

Hayatını tiyatroya adamış bir oyuncu Halil Esen. 48 yıllık tiyatro hayatını ilkelerinden ödün vermeden sürdürmüş bir oyuncu. Sahnede ölmek istediğini belirten Esen, tiyatromuzun aydınlık yüzlerinden. Esen, tiyatroyu bir bilim olarak nitelerken, “Tiyatro da ‘ben oldum, ben artık biliyorum’ hali kesinlikle kabul edilir bir şey değil. Çünkü tiyatro öğrenmenin sonsuz olduğu bir okyanus. Nitekim tiyatro bir okyanus ve ben de bu okyanusta bir damlayım. Ayrıca en güzel oyun henüz yazılmadı, en güzel oyun henüz oynanmadı, en güzel dekor ve ışık tasarımı henüz yapılmadı.” diyor. Bugüne kadar birçok televizyon programında, dizide ve sinema filminde de rol alan Esen’le Başkent Gazetesi olarak, tiyatroyu ve oyunculuğu konuştuk. 
Röportaj: Zehra ŞAHİNDOKUYUCU

Tiyatro serüvenine nasıl başladınız?

Profesyonel tiyatro hayatıma 1969 yılında Ankara Küçük Sahne’de Kutluay Şakar Sahnesi’nde başladım. Onun öncesinde amatör olarak tiyatro ile uğraşıyordum. 1969 sonrası sadece bu meslekten hayatımı kazanmaya başladım, tiyatro öğrenmeye başladım ve tiyatroda halen öğrenmeye devam ediyorum. Tiyatro da “ben oldum, ben artık biliyorum” hali kesinlikle kabul edilir bir şey değil. Çünkü tiyatro öğrenmenin sonsuz olduğu bir okyanus. Nitekim tiyatro bir okyanus ve ben de bu okyanusta bir damlayım. Ayrıca en güzel oyun henüz yazılmadı, en güzel oyun henüz oynanmadı, en güzel dekor ve ışık tasarımı henüz yapılmadı. Sonra birçok tiyatroda yer aldım. Şu anda ise Ankara Simurg Oyuncuları’nda sanat yaşamım devam ediyor. Simurg oyuncuları olarak Sivas Madımak katliamını, Maraş katliamını, Dersim katliamını sahneledik. Son olarak Ankara Akademi Sanat Tiyatrosu'nda "Köprüden Önce Son Çıkış" oyununu sergiliyoruz. Onur Erbilen’in yazıp yönettiği “Köprüden Önce Son Çıkış” oyunu 17. Direklerarası Lions Kulüpleri Seyirci Ödülü’nü aldı. Bunun dışında 2018 Temmuz'unda Sivas katliamının 25. yılı olması nedeniyle Madımak oyunu yeniden sergileniyoruz. Ekim ayında prömiyer yapan oyun, bu sezon boyunca oynanacak. “Madımak” 1 Mayıs ve 30 Haziran arasında da yurt dışı turnesi yapacak.

Tiyatro sizce neyi ifade ediyor?

 Aslına bakarsan tiyatro benim için bir yaşam biçimi. Çoğu tiyatro insanı pek haz etmez bu tanımdan ama ben çok severim. Tiyatro: İnsanı insana insanla insanca anlatma sanatıdır. Öte yandan benim aracım tiyatro. Araç ne diye soracak olursanız ezen ile ezilenin olmadığı sömüren ile sömürenin olmadığı bir dünya istiyorum. Türkiye'nin her şehrinde Hakkari dışında her ilde oyun oynadım. Hakkari’de ise sadece denk gelmedi o nedenle gidemedim. Hakkari’ye gitmeyişimin özel bir nedeni yok yani. Öte yandan tiyatro inanılmaz bir derya, tiyatrocu da bu deryaya ayak uydurmak için çok okumalı, çok araştırmalı, yeni çıkan yayınları takip etmeli.

RUHLARIN ŞİFA KAYNAĞI

Sizce tiyatronun bir işlevi var mı?

Muhsin Ertuğrul'un çok güzel bir cümlesi vardır. O tiyatro için “ruhların şifa kaynağıdır” der. Ben de bu sözden yola çıkarak, “Okumayan üretmeyen toplumlar mutsuz olmaya mahkumdur.” diyorum. Bakın sokakta herkesin suratı asık. Öncelikle insanlar birbirlerine seni seviyorum demeyi öğrenebilseler, çok güzel bir ülke olacağız. Ama maalesef, nedendir bilmiyorum 2002'den bu yana insanlar tiyatrodan korkar oldu. Bakın Almanya mesela savaşta yerle bir olmuş, ancak ilk onardıkları yerler sanat binaları olmuş.İnsanlar tiyatro ile aydınlanırlar. Aydınlanmış insandan, aydınlanmış toplumdan hiç kimseye zarar gelmez. Kısaca bence tiyatro, bu aydınlanma araçlarından biridir.

Peki Türk Tiyatrosu’na gelecek olursak onunla ilgili neler söylersiniz?

Türk Tiyatrosu’nun, Dünya Tiyatrosu’nda çok önemli bir yeri vardır. Bizde biliyorsunuz orta oyunu, meddah çok önemli kavramlar. Şimdilerde doğaçlama deniyor. Mesela Bertolt Brecht'in epik tiyatrosu da bizim orta oyunumuza tekabül eder. Bana kalırsa epik tiyatro, bizde çok gelişmemiş bir kavramdır. Oysaki epik tiyatro kavramı detaylı incelendiğinde “Kavuklu” ve “Pişekar”a kadar dayanır. Bu noktada dramatik tiyatroyu da tabii ki küçümseyemeyiz. Dramatik tiyatroyu bilmeyen, epik tiyatroyu hiç bilemez.

ŞAİR BABA

Peki Madımak oyunundaki karakterinizle ilgili neler söylersiniz?

Madımak’ta Şair Baba karakterini oynuyorum. Metin Altıok, Behçet Aysan, Aziz Nesin, Uğur Kaynar’dan bir Şair Baba karakteri yaratmaya çalıştım.

Oyunda Şair Baba olayın başlangıcından otelin yakılma sürecine kadar,

umudunu kaybetmeyen, oradakilere umut aşılayan, dimdik duran bir karakter.

Peki sizin için bu karakteri oynamak zor oluyor mu?

Zorluk degil ama duygusal olabiliyoruz. Çünku insaniz yürek taşıyoruz. Özellikle Madımak’ta kaybettiklerimizden, Koray daha 12 yaşında parmakla saysan bile az derken zaman zaman duygulanabiliyorum.

Oynamak istediğiniz karakter var mı?

Ben bir şizofreni hastasını oynamayı isterdim. Aklınıza gelecek her karakteri oyandım, bugüne kadar. Ben anamı alzheimer hastalığından kaybettim. Bir filmde de alzheimer hastasını oynadım. Ama bir şizofren hastasını ya da spastik özürlü birini oynamayı çok arzu ederim. Çünkü beni zorlayacaklar ve ben de zorlanmayı seviyorum. Mesela oyunun çıkma zamanı yaklaştığında doğal olarak biraz gerilirim. 4 yılda bir sinirlenirim. Biz erkekler doğum sancısının ne olduğunu bilmeyiz ama tiyatro oyuncuları bunu biraz bilir dedim. Ne demek istiyorsun diye sordular. Biz prametüre bebek doğurmayalım diye çok uğraşıyoruz. Aylarca prova yapmamızın altında bu yatıyor. Tiyatroda çok emek harcıyoruz, orada bir bebeği önce emekletip sonra koşturmaya çalışıyoruz.

Unutamadığınız rolleriniz var mı?

İki rolün çok etkisinde kaldığımı söyleyebilirim. Bunlardan biri Köprü diye kısa metrajlı bir film, Arhavi’de çektik. Orda baştan sona tek kelime etmeyen konuşmayan bir karakter vardı ve onun etkisi altında kaldım. Bir de “Melek Yoksa Şeytan mı?” diye bir sinema filminde Güllü Deli diye bir karakter vardı, onu oynadım. O karakter aynı zamanda yaşayan bir karaktermiş. O rolün çok etkisi altında kaldım. Onun dışında her oynadığımız oyunun etkisi altında kalırsak akli dengemizi yitiririz.

Peki sinemaya nasıl bakıyorsunuz?

Çok önemli bir sanat dalı. Oyunculuğun beslendiği yerlerden biri. Çünkü ben her yerde gözlem yaparım. Hatta kızım bu konuda bana takılır. ‘Baba bir gün seni biri dövecek’ der. Sinema izlemeyi de çok severim. Sinema gözlem yeteneğimi artırır.

Tiyatro özel hayatla birlikte zor giden bir meslek bu konuyla ilgili neler söylersiniz?

Burada şunu çok net belirtmek istiyorum tiyatro ile evli olmanız lazım tiyatro metres hayatını kabul etmez. Eşimle yıllar önce ayrıldım, ama tiyatroyla evliliğim ise ölene kadar sürecek. Sahnelerde ölmek istiyorum. Tiyatro her şeye rağmen devam edecek inadına devam edecek. Bir oyuncu için en onurlu şey selama çıktığında, kafasının dik alnının açık olmasıdır. Bu nedenle bugüne kadar bütün oynayacağım oyunları kendim seçtim.

KULİS GÜZELSE ÜRÜN GÜZELDİR

Son olarak tiyatro geçmişinizden söz eder misiniz?

Geçmişte ben çok önemli oyuncu ve yönetmenlerle çalıştım. Mesela kaybettiklerimizden Ziya Demirel, mesela aynı sahneyi paylaşmaktan büyük onur duyduğum Erol Kardeseci, yaşayanlardan Yılmaz Onay, Erhan Gökgücü, Yunus Emre Bozdoğan gibi çok önemli isimlerle çalıştım. Onlardan o kadar çok şey öğrendim ki her ödül töreninde belirtmeden geçemem. Önce yönetmenime sonra oyuncu arkadaşlarıma teşekkür ederim. Çünkü tiyatro bir ekip işidir. Bir de tiyatro pahalı ve ciddi bir iştir. Tiyataroyu çok ciddiye alarak ve aşkla yaparsanız başarırsınız. Eğer egosu yüksek olmayan insanlarla ekip içinde eleştiri ve özeleştiri mekanizmasını oluşturursanız herşey muazzam olur. Kulis güzelse ürününüz de çok güzel olur. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.