Ticaret savaşı ve Türkiye (VII) Füzeler kimi vurdu?..


Ertan GÜNÇİNER

Ertan GÜNÇİNER

Okunma 16 Nisan 2018, 08:45

Trump sonunda beklenen füze saldırısını gerçekleştirdi...

Anlaşılan bir süre dikkatler bu mesele üzerine yoğunlaşacak...

Ancak siyasal ve askeri alandaki gelişmeler ne olursa olsun, Çin ile başlamış olan "ticaret savaşı"nın önemi azalmayacak, aksine artacak!

***

Dünya tarihinde uzun dönemli şekillenmeleri belirleyen ekonomik ve stratejik ilişkilerdir...

Günümüzde ABD'nin küresel egemenliğine tehdit esas olarak Çin'in ekonomik gelişmesinden ve onun temel etkinlik alanı olan Pasifik bölgesinden gelmektedir...

Suriye, Ortadoğu ve Akdeniz, elbette önemli bölgelerdir...

Ancak bunlar Pasifik bölgesinin taşıdığı önemle kıyaslanamaz.

Dolayısıyla bu alandaki gelişmeler esas çelişki odağından koparılarak anlaşılamaz...

Bugünkü ticaret savaşını anlayabilmek için gözlerimizi 1990'lı yılların başlarına çevirmemiz gerekmektedir.

***

ABD, 1990'lı yıllara kadar yaşanan "soğuk savaş" döneminde tüm mücadelesini Sovyetler Birliği üzerine odaklamıştı...

O dönemde Ortadoğu ve Güneydoğu Asya'da yaşanan savaşlar, ancak bu strateji ışığında anlaşılabilir...

Sovyet Rusya'nın iki bölge arasındaki ana halkayı oluşturan Afganistan'da uğradığı yenilginin bu ülkenin dağılmasına yol açmasının sebebi de budur.

***

Sovyetler Birliği ile mücadelenin son döneminde ABD ile Çin arasında bir "taktik ittifak" kurulmuştu...

O dönemde Çin'de radikal sosyalizmin savunucusu Mao, ABD'de ise antikomünizmin şampiyonu Nixon iş başındaydı...

Dünya görüşleri taban tabana zıt iki lider arasında kurulan bu ittifakı mümkün kılan şey o dönemde her ikisi açısından da Sovyetler Birliği ile olan çelişkilerin ön plana çıkmış olmasıydı...

Sovyetler Birliği yöneticilerinin kendi ülkelerinde sosyalizm iddialarından vazgeçmeleri ve Doğu Blokunu dağıtmalarıyla ABD-Rusya ilişkileri bir anda değişti...

ABD, ağzına düşen bu büyük lokmayı hazmetmekle uğraşırken Çin ile ittifak politikasını sürdürdü.

***

Rusya odaklı dalgalanmalar 1990'lı yıllar boyunca devam etti...

1999 yılında Putin'in iktidar koltuğuna oturmasıyla Rusya, "Batı'ya teslimiyet" politikasından uzaklaşmaya ve bağımsızlığını elde etmiş eski Sovyet ülkelerinin çoğunu etrafında toplayarak "ulusal" politikalar izlemeye başladı...

Bu durum ABD tarafından büyük bir tehdit olarak algılandı ve adım adım "soğuk savaş" politikalarına dönüldü.

***

Bu gelişmeler yaşanırken Çin on yıllar boyunca ABD'ye ucuz mal satmaya, ABD'den kaçan sanayi ve inşaat şirketlerine kârlı anlaşmalar sunmaya ve elde ettiği dış ticaret fazlasının yatırımlardan arta kalan bölümünü ABD tahvillerine yatırmaya devam etti...

İzlenen bu politika dışarıdan bakıldığında Çin'in ABD'ye karşı "teslimiyetçi" bir politika izlediği görüntüsünü veriyordu...

ABD'nin küresel eliti "Rusya tehlikesi" üzerinde yoğunlaştığı için Çin'in izlediği istikrarlı politikanın kendisi için uzun vadede daha büyük bir "tehlike" yarattığını algılayamadı...

Geç de olsa bu durumu gören ve ABD'nin statejik önceliklerini değiştirmeyi gündeminin başına koyan ilk ABD başkanı Trump'tı.

***

Trump'ın istikrarsız söylemleri ve "tuhaf" davranışları için ne düşünürseniz düşünün, bu açıdan bakıldığında onun seçim öncesinde geliştirdiği strateji, ABD açısından "küresel elitin" ve onun aracı Pentagon'un soğuk savaş döneminden beri ısrarla sürdürdükleri "soğuk savaş kalıntısı' politikalardan daha gerçekçiydi...

Trump'ın stratejisinin etkili olabilmesi için Rusya ile ilişkilerin yumuşatılması ve bu ülke ile bir zamanlar Çin'le kurulan türden bir taktik ittifakın kurulması gerekiyordu...

Ancak "kemikleşmiş" ABD "kurulu düzeni"nin bu değişiklik önerisine cevabı sert oldu...

Trump ekibinin seçimler öncesinde Rusya istihbaratı ile işbirliği yaptığı iddiası ortaya atıldı ve bu iddia bir davaya dönüştürülerek Trump köşeye sıkıştırıldı...

Bu durum sonucunda ABD dış politikası tutarlı ve etkin bir nitelik kazanamadı...

Trump'ın "Biz ticaret savaşını zaten kaybetmiştik" demesinin ve değişen ruh halleri ile birbiri ile çelişen tweetler atıp durmasının "esbabı mucibesi" budur...

Ve onun Suriye'ye attırdığı füzeler aslında kendi stratejisini vurmuştur.