Risk İletişimi-1


Prof. Dr. Çağatay GÜLER

Prof. Dr. Çağatay GÜLER

Okunma 11 Ocak 2018, 08:38

Sağlık riski belirli bir gelişmeyle ilişkili tehlikelerden beklenebilecek belirli bir düzeydeki zararın görülme sıklığıdır. Zararın özelliği ve şiddeti, risk altındaki kişi sayısı ve belirli bir sayıda yeni zarar görmüş vakanın çıkacağı süre de bilinmelidir.

Birey, grup ve kuruluşlar arasında çevresel, endüstriyel, tarımsal süreçler, politikalar ve ürünlerin neden olduğu insan sağlık riskleri ile ilgili bilgi alışverişine risk iletişimi denmektedir.

Doğal afetler, endüstriyel kazalar, salgınlar vb. acil durumlarda farklı gruplara yönelik doğru ve etkili iletişim kriz risk iletişimi olarak tanımlanır. Kriz risk iletişiminin temel ilkeleri çevresel risk iletişimiyle aynıdır. Kriz psikolojisinin ilkelerinden de yararlanır.

Risk iletişimi, iletişim stratejilerinden, medya ilişkilerinden, halkla ilişkiler ve sağlık eğitim tekniklerinden yararlanır.

İnsan sağlığı açısından risk bir çevresel etken ya da etken grubunun etkilenimine bağlı olarak ortaya çıkan olumsuz etki olasılığıdır. Sağlık riski bir sağlık sorununa uğrayabilme olasılığıdır. Yani hastalık ya da olumsuz bir duruma düşme, zarar görme, hırpalanma olasılığıdır. Bir olayın istenilmeyen sonuçlarının potansiyel gerçekleşmesi olarak ta tanımlanabilir. Olayın olma olasılığı ve sonucun boyutu risk terimiyle kapsanmaktadır.

İnsan sağlığı ile ilgili riskler “çevresel risk değerlendirmesi”; doğal ya da yapay ekosistemler, doğal yaşam türleri ve varlıkları tehlikeye düşen türlerle ilgili olan ise “ekolojisel risk değerlendirmesi” olarak tanımlanmaktadır. Gerek resmi kurumlar gerekse toplum bireyleri ekosistemlerin sağlık ve iyiliğinin sürdürülmesinin belirleyici olduğunu yeni kavramaya başlamışlardır.

Demokratik toplumlarda karar verme giderek daha toplumsal olmakta ve daha büyük oranda uzman olmayanlarca oluşturulmaktadır. Bu nedenle uzmanlarla sokaktaki adam arasındaki açığı kapatmak için etkin bir risk iletişim çatısına ihtiyaç vardır. Tek yönlü bilgilendirmelerle toplumun yanıltılabilmesi mümkündür.

Toplumların “bilme hakkı” nedeniyle söz konusu risk iletişimi çok önemli bir araç haline gelmektedir. Çevresel kararlara desteği artırabileceği gibi hükümetle toplum grupları arasında yetkinin paylaşılmasını da sağlar. Toplumun katkı ve desteğine yardımcı olur. Bu açıdan ailede risk algılamayı belirleyen etkileşim dinamiği ile ilgili ayrıntılı çalışmalara gereksinim vardır.