Kamerayla çekemediklerimi yazıyorum

Şu günlerde "Çukur" dizisinde İdris Koçovalı karakteriyle fenomen olan Ercan Kesal, "Yazdıklarımla size mektup gönderiyorum. Birlikte kurtulmayı ümit ettiğim için gönderiyorum. Kalemimi kamera olarak kullanmak isterim, çekemediklerimi yazıyorum aslında" diyor.

Kamerayla  çekemediklerimi  yazıyorum

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU
Ünlü bir oyuncu, hekim, yönetmen, senarist ve yazar… Şu günlerde "Çukur" dizisinde İdris Koçovalı karakteriyle fenomen olsa da, Ercan Kesal üniversite yıllarından beri yazıyor. Yazının hayatındaki önemini anlatan Kesal, "Hiç tanımadığım insanlara mektup yazıyorum, kalemimi kamera olarak kullanmak isterim, çekemediklerimi yazıyorum aslında" diyor. Bence o mektubun karşılığı sevgi seli olarak geliyor. Bunu kitap fuarlarında ona kitap imzalatmak isteyenlerin oluşturduğu kuyruklar gösteriyor. Hekimlikten oyunculuğa on parmağında on marifet ve hepsinde de büyük takdir gören Kesal’la yazıya, sinemaya ve yaşama dair konuştuk.

"Yazmak bana iyi geliyor" diyorsunuz yazmak isteyenlere çok okumaları dışındaki ilk tavsiyeniz ne olurdu?

Çok okuyan bir süre sonra yazmaya da başlar. Yazmayı sadece bir ilham anında aklınıza üşüşenleri kağıda dökmek gibi düşünmemelisiniz. Kendine ait ağır bir disiplini vardır. İşin zanaat tarafı yani... Bol bol ve düzenli yazmak. Israrla yazmak ve kendi üslubunun peşine düşmek, bunu tavsiye ederim.

"Yazdıklarımla size mektup gönderiyorum" diyorsunuz bu çok etkileyici gerçekten... Bize kağıdın kalemin ve mektubun hayatınızdaki yerini anlatır mısınız?

Mektubunuzu hiç tanımadığınız insanlara gönderiyorsunuz. Hiç bilmediğiniz, hayatınızda hiç karşılaşmadığınız insanlara gönderiyorsunuz bu mektubu üstelik. Birlikte kurtulmayı ümit ettiğim için gönderiyorum. Cevabını da merak ediyorum. Siz gönderdiğiniz mektubun okunup cevap verilmesini istemez misiniz? Mektup metaforik anlamının dı- şında benim için edebi değeri de olan bilhassa özen gösterdiğim bir metindir. Kalemimi kamera gibi kullanmak istediğimi de itiraf etmeliyim! Çekemediklerimi yazıyorum aslında…

Yeni nesil kitaplardan uzak bilgisayara daha yakın onlara bilgisayar yerine kitaptan okumak konusunda ne söylersiniz?

Rahmetli anam ‘’Zaman sana uymuyorsa sen zamana uy!’’ derdi. Yeni nesli samimiyetle anla maya çalışıyorum. Bence okusunlar da nasıl okurlarsa okusunlar. Hatta okuyacak vakitleri yoksa, kitapların kayıt edildiği cd’leri de dinleyebilirler.

Yazmak için okumak gerektiğini biliyoruz, siz de “okumak arabayla yolda giderken benzin almaktır” diyorsunuz, insan okurken çok fazla etkilenebiliyor ya, yani yazarken özgün kalmak sizce neye bağlı?

Benzemekten hatta bir süre taklit bile etmekten korkmamalıyız. Sizden önceki ustaların ne yazdığı, nasıl yazdığı çok önemli... Sizin farklılığınız bir süre sonra zaten kendini gösterecektir, hak ediyorsanız eğer.

Oyunculuğa tesadüf başladığınızı röportajlarınızda bahsediyorsunuz ve önümüzdeki aylar içinde yönetmenlik yapacağınızı da biliyoruz (Fındıktan Sonra belgeseli dışında) sanırım Nasipse Adayız kitabınızı sinemaya uyarlama yapacaksınız değil mi?

Evet, şu an ön hazırlıkları sürüyor. Temmuz 2018’de sette olacağım inşallah.

HERKESİN HİKAYESİ ÇOK KIYMETLİ

Çok ödüllü başarılı bir oyuncusunuz, çok iyi bir doktorsunuz, çok okunan bir yazarsınız kısaca on parmağınızda on marifet oyunculuğu da bu işin eğitimini almamış biri olarak çok başarılı bir şekilde yapıyorsunuz… Bu başarıyı çok çalışmak dışında neye bağlıyorsunuz?

“Çok çalışmaya bağlıyorum” diyecektim, cevabımı aldın elimden! Belki şunları ekleyebilirim: Ayrıntıları fark etmek, detayların peşine düşmek, dikkatli bir gözlem, sokağın içinde olmak, herkesin hikayesinin çok kıymetli olduğunu unutmamak, çok okumak ve seyretmek…

Oynadığınız filmler arasında benim en etkilendiğim filminiz, ‘Küf’ belki ağır ve etkileyici bir konusu var belki ondan (kayıp bir evlat) siz en çok hangi filminizden etkilendiniz?

Küf çok ağır ve etkileyici bir hikayesi olmasının yanı sıra benim ilk başrolümdü diyebilirim. Filmin hemen her karesinde vardım. Yönetmenimiz Ali Aydın’ın da ilk filmiydi. Çok etkilendiğim bir filmdi, elbette. Ama oyunculuk performansı açısından kendimden en memnun olduğum film Tayfun Pirselimoğlu’nun "Ben O Değilim” filmidir.

ÖNCE KENDİMİZİ KURTARALIM

Bir de son olarak insan duyarlılığıyla yaşayan biri olarak memleketin gidişatının pek de iç açıcı olmadığını biliyoruz bu konuda bizi ne kurtarır size göre?

Önce kendimizi kurtararak başlamalıyız işe. Bunu becerirsek başkalarına da yardım etmeye başlamışız demektir. Tarkovski’nin sözlerini hatırladım: “Modern insanın büyüklüğü karşı çıkmasında yatar. Şimdi zaman, olağanüstü bireysel cesaret, bireysel fedakarlık gösterme zamanı, veba illeti kol gezerken ziyafet verme zamanı yani. Ancak kendini kurtarabildiğinde diğerlerini kurtarabilirsin…”


Etiketler; #Ercan Kesal
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.