İnternet suçlarına yeni bir düzenleme şart mı?

Teknolojik gelişim ve değişimlere bağlı olarak son yıllarda sanal ortam mağduriyetliklerinde artışlar söz konusu. Kredi kartı dolandırıcılıkları, hakaret suçları, çocuk istismarı gibi suçlar internet ortamında ‘cirit atan suç makinelerinin’ uğrak mecrası olmuş durumda.

İnternet suçlarına yeni bir düzenleme şart mı?

Tolga ALCA

Teknolojik gelişim ve değişimlere bağlı olarak son yıllarda sanal ortam mağduriyetliklerinde artışlar söz konusu. Kredi kartı dolandırıcılıkları, hakaret suçları, çocuk istismarı gibi suçlar internet ortamında ‘cirit atan suç makinelerinin’ uğrak mecrası olmuş durumda. Başkent Gazetesi olarak konuyu derinlemesine incelemek üzere Avukat Meltem Banko’dan bazı detaylar aldık. Banko, bu konudaki cezai yaptırımlar, bireysel olarak alınması gereken önlemler ve toplumsal bilinç konusuna değinerek bazı uyarılarda bulundu.

Öncelikle sizi eğitim geçmişinizle birlikte tanıyabilir miyiz?

Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. 2011 yılından bu yana serbest Avukatlık ve Arabuluculuk (2017) yapmaktayım. Çalışma alanlarım daha çok teknoloji hukuku ile ilgili konular. İnternet üzerinden işlenen suçlar ve bilişim suçları. Bu konuları tercih etme sebebim ise günümüz dünyasında en temel sorunlardan biri oluşu.

• Türkiye de bilişim suçlarının cezai yaptırımlarının yeterli düzeyde olduğuna inanıyor musunuz?

Son yıllarda teknolojinin hayatımızın hemen her alanına hızlı bir şekilde girmesiyle birlikte bilişim suçları işlenme oranında da hızlı bir artış görüldü. Bilişim suçlarındaki artışla birlikte bilişim suçlarına karşı kanunun öngördüğü cezaların yeterliliği de son zamanlarda sıkça tartışılan konulardan biri oldu. 5237 sayılı yeni TCK, bir önceki 756 sayılı TKC’ya göre bilişim suçlarına ilişkin daha detaylı düzenlemeler içermektedir. 5237 sayılı TCK hükümleri uluslararası bilişim hukuku mevzuatı ile uyum içerisinde hazırlanmıştır. Dolayısıyla mevzuatımızda düzenlenen bilişim suçları cezalarının ceza hukuku anlayışımız doğrultusunda yeterli olduğunu düşünüyorum. Ancak önleyici tedbirler noktasında düzenlemeler yapılabilir. İnternet suçlarıyla alakalı olarak sosyal cezalar arttırılabilir ve bu tip konulardaki verilen para cezalarının arttırılması suça yönelimi azaltacaktır.

• İnternet üzerinden kredi kartı dolandırıcılığına yönelik mağduriyeti engellemek için ne gibi tedbirler alınabilir?

Kredi kartı dolandırıcılığı bilişim suçları arasında çok sayıda mağduriyete yol açan suçlardan biridir ve mağduriyetlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu suç çeşitli şekillerde karşımıza çıkabilmektedir. Bankamatiklere yerleştirilen kart kopyalama düzenekleri ile ya da alışveriş sırasında kötü niyetli kişilerin pos cihazı yerine kredi kartını müşteriye fark ettirmeden kart kopyalama cihazından geçirerek kart bilgilerini ele geçirmesi şeklinde karşımıza çıkabilmektedir. Bu suçun en yaygın işlenme şekli ‘phishing’ olarak tabir edilen ‘oltalama’ siteleri yoluyla olmaktadır. Bu siteler bankaların resmi sitesi ile birebir aynı olan ancak alan adı farklı olan sitelerdir. Kullanıcı Google arama motoruna online bankacılık hizmetini kullanacağı bankanın ismini yazdığında çıkan öneriler arasında yanlışlıkla bir ‘phishing’ sitesine giriş yapabilmektedir. Ya da bankasından geldiğini sandığı oldukça iyi hazırlanmış bir ‘phishing’ e-mailinde bulunan linke tıklayarak kredi kartı bilgilerini girebilmektedir. Suçun işlenme şekillerinden de anlaşılacağı üzere bu suçla mücadele etmenin en önemli yolu insanların bu suça ilişkin bilgi seviyelerinin ve farkındalıklarının artırılmasıdır. ‘Phishing’ sitelerinin tespit edilmesi ve engellenmesinde kurumlara da önemli görevler düşmektedir. Buna ek olarak son yıllarda e-ticaret sistemi yaygın olarak kullanılmaktadır. Buna göre güvenilir olan ve mevzuattaki düzenlemelere uygun olarak hizmet veren e-ticaret sitelerinin tercih edilmesi bu suçun mağduru olma riskini minimuma indirecektir. Özellikle internet üzerinden alışverişi yaşam tarzı haline getiren okuyucularımıza şunu belirtmek isterim: Ne kadar seçici olursalar kişisel verileri ve banka bilgileri o kadar güvende olur.

BİREYSEL ÖNLEM ALINMALIDIR

 • Sosyal medya üzerinden hakaret suçuna yönelik ne gibi bir denetim mekanizması uygulanabilir ve bu denetim mekanizması nasıl işlemelidir?

Sosyal medya kullanıcıları hakaretleri önlemek amacıyla kendi hesaplarını gizlemek suretiyle bu hakaretlerin önüne geçebilmektedir. Bu çözüm birçok olumsuz durumun önüne geçse de ne yazık ki yeterli olmamaktadır. Çoğu durumda kişiler hakarete maruz kalmakta ve aşağılanmakta ya da rencide edilmektedir. Hakaret suçu Türk Ceza Kanunun 125. maddesinde tanımlanmış ve bu suçu işleyen kişilere uygulanacak cezai yaptırım üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası olarak belirlenmiştir. Ancak söz konusu cezai yaptırımların uygulanması mağdurların şikayetine bağlanmıştır. Kullanıcılar hakarete uğradıklarını gösteren verileri sunmak suretiyle bulundukları yerdeki yetkili Cumhuriyet Savcılıklarına şikayet ederek suç duyurusunda bulunabilirler ve kendilerine hakarette bulunan kişiler hakkında kamu davası açılmasını sağlayabilirler. Bunun haricinde kullanıcılar, yayınlanan haberler içerisinde hakarete haiz bir içerik olması halinde bu haberlere erişimin engellenmesi talebinde bulunarak ilgili sitelere ve hesaplara erişimin engellenmesini ve bu uygunsuz içeriklerin kaldırılmasını talep edebilirler.

İÇ DENETİM YOLLARINA ÖZEN GÖSTERİLMELİDİR

Bu durumun denetim noktasına gelirsek, bazı sosyal medya uygulamaları kendi iç denetim yolları ile olumsuz içerik paylaşımına engel olabilmektedir veya gizli hesap kullanımına izin vererek kişilerin hesaplarını koruma altına almalarına izin verebilmektedir. Ancak internet sınırları net olarak belirlenmesi mümkün olmayan bir ortamdır. Dolayısıyla da genel bir denetim mekanizması getirilerek tüm hakaretlerin ve olumsuz içeriklerin önlenmesi oldukça zordur. Ancak suç kapsamları ve suça ilişkin cezai yaptırımlar noktasında yaptırımlar ağırlaştırılarak bu olumsuzlukların azaltılması sağlanabilir. Tabi bu noktada mağdurların şikayeti de oldukça önem arz etmektedir. Bu duruma ilişkin olarak online sistem üzerinden şikayet edebilme sistemi getirilerek mağdurlara bu konuda kolaylık sağlanabilir. Bunu şöyle açıklayayım: Özellikle internet üzerinden işlenen suçlarda vatandaşlara e-devlet üzerinden başvuru hakkı verilmesi ciddi anlamda Savcılıkların işini kolaylaştıracaktır. Bu sistemde tabi ki vatandaşlara avukatla veya avukatsız olarak sürece devam etmelerini seçme verilmelidir. Bu da yine vatandaşlara oldukça kolaylık sağlayacaktır.

• Cezai yaptırımlar dışında internet suçlarını engellemek için toplumda nasıl bir bilinç oluşturulabilir?

Her işin başının eğitim olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple önce insanları eğitmeli, bilinçlendirmeliyiz. Bunun en başında insanların öncelikle internetteki temel güvenlik önlemlerini öğrenmeleri ve ona göre hareket etmeleri gerekmektedir. Örneğin internet üzerinden kredi kartı dolandırıcılığının temelini sahte siteler oluşturmaktadır. İnsanların sahte siteleri nasıl anlayabileceği ya da internet üzerinden kredi kartını kullanırken telefona gelen güvenlik kodu ile nasıl kullanılacağını onlara göstererek suçun oluşmasının önüne bir nebze de olsa geçilebileceğini düşünüyorum. Yine buna ek olarak Milli Eğitim Bakanlığı ilkokul müfredatına internet okur-yazarlığı konulu dersler koyar ve bu derslere ciddi olarak katılım gerçekleştirilmesi sağlanırsa bu çocuklar gelecekte daha sağlıklı internet kullanıcısı olurlar. Aynı zamanda kendilerini bilinçlendirdikleri gibi ailelerini de bilinçlendirerek topluma ışık tutarlar. Bu tamamen toplumsal bilinçle alakalıdır. Yani toplumun her kesiminin duyarlı olması durumunda internet üzerinden yaşanan mağduriyetlerin minimuma ineceğini düşünmekteyim. Elbette ki kamu spotları ve yayınlarıyla da bu konu desteklenmeli ve sürekli olarak vatandaşların, toplumun önde gelen kişiler tarafından bilinçlendirilmeleri gerekir.

• Mesleki tecrübelerinize bağlı olarak en çok hangi konularda bilişim suçları işlenmektedir ve bu noktadaki yasal boşluk nasıl doldurulabilir?

Sanal ortamda işlenen hakaret ve bilişim yoluyla dolandırıcılık suçlarının failinin tespiti noktasında çok büyük sıkıntılar çekmekteyiz. Özellikle sosyal medyada hakaret suçu olduğunda müvekkillerimizin mağduriyetini site yönetimine iletsek dahi kabul görmemekte, mahkeme kararını bile uygulamakta çok geç davranılmaktadır. Örneğin sahte hesaplardan atılan hakaret içerikli maillerin gerçek sahibinin tespiti noktasında oldukça zorlanmaktayız. Tespit edilse dahi gecikme olması işlenen suç neticesinde telafisi güç bir mağduriyet doğurmaktadır.

• Sanal ortam kullanımının ilkokul düzeyindeki çocuklara iştikal etmesinin sakıncaları nelerdir?

Sanal ortam hayatımızın artık bir parçası hatta hayatımızın ta kendisi olduğu düşüncesineyim. Şöyle ki maalesef birçok insan gerçek ortamda, gerçek hayatta yaşamaktan vazgeçip kendisine sanal ortamda yeni bir dünya inşa etmiş vaziyette. Bunun çeşitli sosyo-psikolojik nedenleri olabilir ama bunun da kökenine inecek olursak temel problemin ailede başladığı görülecektir. Çocuk evvela ana-babasını kendine rol model olarak seçer. Ancak bu rol modeller sanal ortamı özellikle çocuklarıyla ilgilenmeye tercih ettikleri için çocuklarda bu davranışın iyi veya kötü olduğuna bakmaksızın davranışı hayatın olağanı saymakta ve benimsemektedir. Bu şekilde yetişen bir birey daha sonra insanlarla birebir iletişimin hat safhada olduğu iş dünyasında maalesef başarısız olmaktadır. Çünkü o küçüklüğünden bu yana başkalarıyla insanların gözünün içine bakarak değil ekrana bakarak etkileşim kurmaktadır. Utangaçlık, kendini ifade edememe gibi sorunlara girmiyorum bile. Ama çerçeveye geniş bakacak olursak bunun sorumlusu çocuğun kendisi değil, o yaşama ortamını ona layık gören veya bu duruma ses çıkarmayan ebeveynlerde aramak gerekir diye düşünüyorum. Ayrıca meselenin hukuki boyutu açısından da ilkokul düzeyindeki çocukların yaş ve algılama düzeyleri dikkate alındığında kanunlar bakımından 18 yaşından küçüklerin işlediği suçlar bakımından idrak yeteneğine göre tasnif edildiği malumunuzdur. Yine kanunlara bakıldığında çocuklara karşı işlenen suçlarda çocuğun fiilin niteliğini ayırt etme gücüne bakılmaktadır. Nitekim çocuk fiilin niteliğini ayırt etme gücüne sahip değilse faile verilen ceza ağırlaştırılarak verilir.

 “EBEVEYNLER DİKKATLİ OLMALIDIR”

Yetişkinler için olduğu gibi çocuklar açısından da sosyal mecralarda işlenebilecek suçların tespiti zordur. Bu anlamda ebeveynlerin daha da dikkatli olması gerekir. Çok önemli olan bir hususta çocukların sakıncalı içeriklere internetten kolaylıkla ulaşabilmesi, bu durum genellikle çocuklara çizgi film izletmek amacıyla ebeveynlerin teknoloji cihazları vermesi ve daha sonra çocuğun bilinçsizce farklı sitelere girmesi ve videolara geçiş yapması durumunda ortaya çıkıyor. Bu konu oldukça önemli ebeveynlere özellikle bu hususta çok dikkatli davranmalarını ve bu çerçevede rastladıkları içerikler TCK kapsamında düzenlenen Müstehcenlik suçu gibi suçların unsurlarını oluşturuyorsa bu durumu ilgili savcılıklara bildirmelerini tavsiye ediyorum.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.