"Sahaf ölür ama kitap kalır"

Kitapçıları sever misiniz? Peki sahafları? Bana kalırsa sahaflar hep çok daha ayrıdır. Kapıdan içeri adımınızı atar atmaz kitap ve kağıt kokusu dolar burnunuza. Sahaflar birçok hatıra barındıran kitabın bulunduğu yerler. Kültürel mirasımızın aktarılma yollarından biri olan ve yitip gitmemesi gereken bir meslek olan sahaflığı 25 yıldır bu işle uğraşan Güven Sahaf'ın sahibi Güven Özgüç ile konuştuk. 

"Sahaf ölür ama kitap kalır"

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU/Baskentgazete.com.tr

Sahaflığın tanımını yapan Özgüç, "Sahaflar daha çok baskısı tükenmiş, bulunamayan kitap ya da el yazmaları, çeşitli dökümanların bilinçli şekilde alım satımını yapan yerler ya da kişilerdir. Burada özellikle belirtmek istiyorum ki sahaflık, tarihi kitaplara değer biçebilmeyi, değer tespitini doğru bir şekilde yapabilmeyi gerektirir. Çünkü sahaflar kitapların yitmesini önler. Böyle bir misyonu vardır. Sahaflık olmasa bu kitaplar, sadece atık olacak." dedi. 

Sahafların sürprizlerle dolu olduğuna dikkat çeken Özgüç, "Sahaflar size eski plaklar, fotoğraflar, belgeler gibi sürpriz eserler de sunar. Mesela Osmanlı’dan kalma birçok eser var elimizde. Yakın Türk tarihi aynı şekilde. İnsanlar kitapçılara gider, rafları karıştırırlardı, ancak internetten sonra bu iş biraz değişti. Rafları kurcalayan insanlar internetle bu alışkanlıklarından koptu ve dijitalleşme bizim de hayatımızı zaman zaman olumsuz etkiledi. Tabi bunun yanında biz de internetin faydalarını görüyoruz. Örneğin internetten satış yapabiliyoruz." diye konuştu.   

Özgüç, sahafların, koleksiyonerler için de önemine vurgu yaparak, “Sahaflar, eski giysiler ya da şehir fotoğrafları biriktirmek isteyen koleksiyonerler için de gidilmesi gereken yerler. Ayrıca bizim ülkemizde kütüphaneler çok fazla gelişmemiş olduğu için akademisyenler kendi kütüphanelerini oluşturma yoluna gidiyorlar.  Bu kütüphaneyi oluşturma yolları biraz da buradan geçiyor.” dedi.  

Sahafların sıkıntılarına da değinen Özgüç, şunları söyledi:

"Biz ikinci el kitap satıyoruz. Bu meslek ticari faaliyet olarak görülmemeli. Çünkü biz dokümanları geleceğe aktarıyoruz. Sahaf ölür ama kitapları kalır. Devletin bu konuda destek olması gerek. Mesela fuarlarda sahaflardan yer ücreti almamalı. Öte yandan, memleketteki okuma alışkanlığının ne kadar az olduğunu ve eğitim sisteminin kalitesizliğini malesef ki anlatmaya gerek yok. Bu noktada eğer ki eğitim sistemi kaliteli hale getirilirse herşeye yansımasını görürüz zaten."

Özgüç, bir diğer sıkıntının da sahaflardaki kitapların bandrol sorunu olduğunu belirterek, "Bandrol mevzusu halen askıda ve bir sonuca bağlanamadı. Bu sorunun biran önce çözüme kavuşturulması gerektiğini vurgulamak istiyorum."dedi.  

Kitap okuma alışkanlığının çocuk yaşlarda edinildiğini anlatan Özgüç, sözlerini şöyle aktardı:

"Kitaba dokunma hissini edinmiş çocuk kitabı alır dokunur ve okur. Şimdi biz de okullar açıldığında kitaba yöneliyorlar. O da biraz zorlamayla oluyor. Şu gözlemimi aktarmalıyım ki, kafelere bakıyorum ağzına kadar dolu ama kitapçılara bakıyorum çok az insan var. Tabi insanlar kafelere de gitsin sosyalleşsin o da gerekli ancak, kitap okumaya da zaman ayırsın. Malesef ki kitap okumaya, kafelerde oturmaktan daha az zaman harcıyoruz. Buradan ailelere seslenmek isterim çocuklarına okuma alışkanlığı kazandırsınlar. Çünkü okuyan toplum gelişir ve geliştirir."
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.