Kasap dükkanından, entegre tesise…

İş adamı Tamer Yılmaz

İş adamı Tamer Yılmaz



Okunma 29 Temmuz 2017, 11:38

Enginet ortaklarından Tamer Yılmaz 1978 doğumlu genç girişimcilerden. Kasaplıktan başladığı işinde bugün Türkiye’nin kapasitesi en yüksek kesimhanelerinden birine ulaşmış durumda. Yılmaz, tesislerinde en önemli unsuru hijyen koşulların oluşturduğunu belirtirken, sektörün çözüm bekleyen sıkıntısının merdivenaltı et kesimi olduğuna vurgu yapıyor.

Türkiye’de hayvancılığın gelişmesinin formülünün; damızlık kesimlerinin tümüyle durdurulması ve gebe düve ithalatnın kesintisiz yapılması olduğunu ifade eden Yılmaz, “Avrupa ile aramızda 5-0’lık bir mağlubiyet var. Onlar et ırkı besliyor biz et için süt ırkını besliyoruz. Dolayısıyla süt ırkını süt için, eti de et için beslemeliyiz. 7 ayda çıkacak besiyi biz 13 ayda çıkartıyoruz. Meralarımız sürülüyor, hayvanlarımızı gezdirecek otlatacak yerimiz yok” diyor. Yılmaz ile Başkent Gazetesi için görüştük.

Enginet’in kuruluşundan bugüne gelişmeleri anlatır mısınız?

Firmamız 2008 yılında Konya’nın Cihanbeyli ilçesinde kuruldu. İlk Belediyenin kiralık mezbahanesinde başladık. Modern tesisimizi kurana kadar orada üretim yapıyorduk. Yaklaşık 10 yıldır et sektöründe hizmet veriyoruz. Aile şirketiyiz, üç kardeş olarak işi yürütüyoruz, ben en küçükleriyim. Firmamız Metin, Tamer, Metin ve Engin (MTM Engin), tesisimiz ise Soyluhan Et Entegre Tesisleri olarak tescilledi. Ticari temelimiz marketçilikten geliyor. Marketlerimizin et ihtiyacı için hayvan kesiyorduk. Asıl mesleğimiz kasaplıktı ve hayvan kesimi yapıyorduk. 10 başlık bir kasap dükkanı ile başladık işe… Eşimizin, dostumuzun tavsiyeleri ile işimiz büyüdü.

Kasaplık son yıllarda popüler olmaya başladı… Cüneyt Asan ve Nusret’in şovları dikkat çekiyor işinizde…

Cüneyt Bey bizim A kalitemiz. Bu işi zirveye taşımış bir isim. Biz onların toptancısı, tedarikçisiyiz. Büyük tonajlı iş yapan firmaların toptancısıyız. Bu işe başladığımız da günde 4 dana kesebiliyorduk. Dört dananın tonajı yaklaşık 1 ton. 10 yıl içerisinde geldiğimiz noktada, günlük 250 adet dana yani 100 ton.

Başlangıçta marka nedir, tescil nedir, piyasa nedir? Bunları bilmiyorduk. Et arabaya yüklenirdi İstanbul’a gider mi, tezgaha iner mi? Biz ancak marketimize getirip satmayı biliyorduk. Eskiden üç tekerlekli motorlar vardı. O motorlarla et taşıyorduk. O günden bugüne geldiğimizde etin hijyen koşullarına bakıyorum da; biz şimdi zarraf dükkanı işletiyoruz. O zamanlar poşetin üzerinde eti sarıyor, dükkana getirip müşteriye veriyorduk. Tavukları kendim kesip, marketimde tüyünü yoluyordum. Ticarette o günlerden bugüne geldik.

Ama şu anda sektörde uygulanan politikalardan dolayı o günleri arar olduk. Tesislerimiz modern zarraf dükkanı gibi olması bir işe yaramıyor. Çünkü köylü para kazanmıyor, kesimci para kazanmıyor, satıcı para kazanmıyor, insanlar pahalı et yiyor. Biz bunların arasında kaldık. Nasıl yatırım yapacağımızı bilemiyoruz. Tesisimiz 15 bin metrekare ancak 10 bin metrekaresi faal durumda. 5 bin metrekaresini görmek dahi istemiyorum. Çünkü uygulanan politikalar bizi bu noktaya getirdi. Devlet ithalatı açacağım diyor, tamam diyoruz standartlara uygun açalım. Ama bu işler bizlere hiçbir şey sorulmadan masa başında bitiriliyor. Oysa biz de bu sektörün bir oyuncusuyuz ve bize de sorulmalı alınacak kararlar, yapılacak işler. Kim getirirse getirsin sonuçta kesim için bizim tezgahlarımızdan geçmek zorunda.

10 MİLYON DOLARLIK YATIRIM

Tesisinizin özelliklerinden söz eder misiniz?

Günlük 100 ton kesim kapasitemiz söz konusu. Bunun yaklaşık 20-30 tonunu kemiksiz yapabilir. 60 personel ile çalışıyoruz. Ancak tam kapasite çalıştığımızda 100 kişilik bir istihdamımız mümkün. Yaklaşık 10 milyon dolar yatırım yaptık. Ancak yaklaşık 2-3 milyon dolarlık daha yatırıma ihtiyaç var. İleri işleme dediğimiz salam, sosis, sucuk gibi ürünlerin işlenmesi ile ilgili yatırım. Ama et politikaları düzelmeden yeni yatırım yapmayı düşünmüyoruz. Eğer geleceğe umutla bakabileceğimiz sektör politikaları olursa, elbette yatırımımızı gerçekleştiririz. Neden olmasın, Türkiye’ye katma değer sağlayacak tesisler yaptık. Desteklenmemiz gerektiği bir gerçek. Bir şekilde ortak noktayı bulup bunun kararını vermek lazım.

Geçmişte hayvanı kucaklıyorduk, arabanın üzerinde kesiyor ve de götürüp dolaba asıyorduk. Yani bilek gücü ile iş yapıyorduk. Şu anda tesisimizde kasaplar sadece bıçaklarını kullanıyor. Ağır kaldıracakları bir işleri yok. Elemanlarımız kasaplık yapmıyor, adeta lokanta çalıştırıyor gibi… Hijyen anlamında inanamayacak kadar temiz. Bir üstadımızın yıllar önce “Türkiye’de mezbahaneler camdan olsa hiç kimse et yemez” derdi. Türkiye’de mezbahaneler artık camdan. Devletin bu yöndeki politikaları çok doğru. Bize camdan mezbahaneler yaptırdılar. Dışarıdan kapıdan girdiğinizde o huzuru yaşayabiliyorsunuz.

Merdivenaltı kesimhaneler konusunda durum nedir?

Bizlere camdan mezbahaneler yaptırıldı ama merdivenaltı kesimin önüne de kimse geçemedi. Bunlar ne olacak? Diye bize soran yok.

Modern tesisleri kendi iradeniz ile yapmadınız mı?

Elbette kendi tercihimiz oldu ancak söylemler de aksi bir kesimin olamayacağı yönündeydi. Ama söylendiği gibi olmadı. Merdivenaltının önüne geçilemedi.

Bu anlamda yapılan kesimler sizi ne oranda etkiliyor?

Bizim tesislerimizin ticari maliyetleri eskiden yüzde 1’ler oranındayken, şimdi yüzde 6-7 oranlarında. Bir kere o noktada 1-0 yenik başlıyoruz. Adam kaçak kesim yapıyor sıfır işletme maliyeti ile benim rakibim oluyor. O zaman ben de gidip arabanın üzerinde kesim yapayım… 60 çalışana gerek yok bu durumda 10 kişi ile işimizi yürütebiliriz. Bu durumun önüne geçilmesi kaçınılmaz. Ette merdivenaltı üreticisini durdurmadığımız sürece,  bizim tesislerimizde üretim yapmak gibi bir şansımız yok. Bizim tesislerimiz gibi her hangi işletme varsa merdivenaltı üreticisinden kurtulması lazım. Çünkü bu işte yüzde 5-6 gibi oranlar büyük rakamlar.

Bu konuda sektörünüzün STK’larının herhangi bir çalışması yok mu? Sesinizin daha fazla duyurulması anlamında. Sizler bu STK’larda görev alabilirsiniz...

Bizler işin ticaretini yapıyoruz ve köylü ile çalışıyoruz. Dolayısıyla STK’lara girmemiz çok sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir. Mutlak sakıncaları olacaktır, seçimle gelen yöneticiler söz konusu bu sivil toplum kuruluşlarında. Biz işimizi yapalım ama köylüyü doğru yönlendirecek STK yöneticileri olmalı. Köylüye doğru bilgi verilmeli.

Ülkemizde Ramazan, etin bayramı. Çünkü büyük bir kitle oruç tutuyor ve herkes sofrasında et bulunduruyor. Normal zamanda sofradan menemen ile kalkabiliyorsunuz. Ama Ramazan’da et olacak…

“KENDİ HAYVANIMIZI KENDİMİZ ALALIM”

Aynı zamanda besicilik de yapıyorsunuz…

Besiciliğimiz de var. İlk yıllarda devlet özel sektöre besilik materyali açtı. Gittik hayvanımızı seçtik, aldık vergimizi ödedik ve hayvanımızı besledik, para da kazandık. Bunun en temel nedeni de arada aracının olmaması.2015’te devlet ESK olarak ‘bu işi ben yapacağım’ dedi. Devlete paramızı yatırdık, hayvanımızı aldık. Ama kesinlikle para kazanamadık. Çünkü doğru hayvanlar gelmedi. O nedenle yarı fiyatına da olsa ESK’dan alım yapmak istemiyoruz. Vergimizi verelim ama kendi hayvanımızı kendimiz alalım.

Türkiye’de yerli hayvancılığın gelişmesinde size göre formül nedir?

Bu işin doğru gitmesi için damızlıkların kesimi tümüyle durdurulmalı. Gebe düve ithalatı kesintisiz yapılmalı. Özel birileri değil, herkes istediği kadar hayvan getirmeli. Türkiye’de ırk değişmediği sürece hayvancılık yapma şansımız yok. Avrupa ile aramızda 5-0’lık bir mağlubiyet var. Onlar et ırkı besliyor, biz et için süt ırkını besliyoruz. Dolayısıyla süt ırkını süt için, eti de et için beslemeliyiz. 7 ayda çıkacak besiyi biz 13 ayda çıkartıyoruz. Meralarımız sürülüyor, hayvanlarımızı gezdirecek otlatacak yerimiz yok. Türkiye’nin dörte üçü mera ancak şu anda mera bulamıyoruz. Bunlar çok büyük sıkıntı ve çözülmediği sürece Türkiye’de hayvancılık yapma şansımız sıfır.

Peki tüm bu anlattıklarınızı yapmak zor mu?

Zor değil, özel sektör bu işin içinde serbest bırakılacak. Belirli alt ve üst fiyat kotaları konulacak. Sektörün krizi de böylece çözülmüş olacak. Aksi halde ithalata devam ederiz. Etin fiyatında 10-15 TL daha yükselme olabilir. Bizde etin kilosu 30 TL. 70 TL’ye aracı satıyor.

En önemli maliyet unsurunuzu hangi kalemler oluşturuyor?

Enerji ve personel en önemli maliyetlerimiz kesimhane için. Doğalgaz, nakliye… Etteki ithalatın günübirlik açılıp kapatılması da bizi çok etkiliyor.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.