Adli Bilim Kongresi’ne ilgi yüksek

Gazi Üniversitesi ve Adli Bilimciler Derneği iş birliği ile düzenlenen, 12-13 Nisan 2018’de 5’inci Adli Psikoloji, 1’inci Adli Felsefe, 1’inci Adli Sosyoloji Sempozyumuna ilk günkü ilgi beklenenden yüksek çıktı.

Adli Bilim Kongresi’ne ilgi yüksek

Tolga ALCA
Ankara'da gerçekleşen 5’inci Adli Psikoloji, 1’inci Adli Felsefe, 1’inci Adli Sosyoloji Sempozyumu başarıyla devam ediyor. Adli psikoloji, adli sosyoloji ve adli felsefe alanları için ortak oturum dün yapıldı. Bu gün ise paralel oturumlar ile psikoloji, sosyoloji ve felsefe içerikli eş zamanlı ayrı oturumlar yapılacak. Gazi Üniversitesi, Adli Bilimciler Derneği, Adli Felsefe Komisyonu ve Adli Felsefeciler Komisyonu tarafından Gazi Üniversitesi Beşevler kampüsünde düzenlenen sempozyumun açılış konuşmasını Doç Dr. Hatice Demirbaş gerçekleştirdi.

İNSAN NEDEN SUÇ İŞLER?

Birinci oturuma başkanlık yapan Prof. Dr. Nurten Gökalp konuşmasında, suçu ve sebeplerini felsefi olarak anlamadan, cezayı ve bunun gerekliliğini anlamanın da olanaksız olduğunu anlattı. Ayrıca, felsefenin adli vakalarda bizlere, İnsanlar neden suç işler? Suç işleme eğilimi doğuştan mı vardır? Eğer varsa insan bu nedenle ne yaparsa yapsın ilk fırsatta suç işler mi? Suç işlemek neden ürkütücüdür? Ceza korkusu mu yoksa toplum kurallarını çiğneme korkusu mu?” gibi bir takım sorular sordurttuğunu belirten Gökalp, ünlü düşünürlerin suç ve ceza kavramını sorguladığını fakat felsefenin adli sürece dahil olmasının geciktiğini söyledi.

“SUÇ ORANLARIYLA DOĞRU ORANTILI GELİŞTİ”

Oturumda konuşmasını yapan Doç. Dr. Hatice Demişbaş, adli psikoloji ile ilgili merak edilenleri yanıtladı. Demişbaş, konuşmasını şöyle yaptı: “19’uncu ve 20’inci yüzyıldaki ani nüfus artışı, savaşlar, büyük ekonomik değişimler ve göçlere paralel olarak suç oranları da artmaktaydı. Batı toplumlarının modern ceza hukuku anlayışı çerçevesinde, mahkemeler, sanıkların zeka seviyesi, akıl sağlığının yerinde olup olmadığı ya da tanık ifadelerinin güvenilirliği gibi son derece önemli konularda bilirkişi görüşüne giderek daha fazla ihtiyaç duymaya başladılar. Bu nedenle uzun bir süre boyunca, psikiyatristlerin tanı ve görüşleri mahkemelere rehberlik etmiştir. 1964 yılında, ünlü kişilik psikoloğu Hans Eysenck, Suç ve Kişilik adlı eserini yayınlayarak, suçta bio-psiko-sosyal teoriyi açıklamıştır. Bu teori, psikologlar tarafından test edilebilir ilk suç teorisi olarak kabul edilmektedir. 1969 yılında Amerikan Psikoloji Topluluğu tarafından Adli Psikoloji, ayrı bir uzmanlık alanı olarak tanınmıştır.”

“TOPLUMBİLİM ÖNEMLİDİR”

 Adli sosyoloji alanında, özellikle toplumsal meselelerin sorgu- lanmasında sosyologlara fırsat verilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Ayşe Canatan ise şunları söyledi: “Toplumbilim, suç olgusunu anlamaya dönük olarak kendi içerisinden kriminoloji gibi çalışmaları desteklemiş ve bireysel düzlemde suç olgusuna yeni yaklaşımlar getirmiştir. Bu özel alanlardan en önemlisi ve en tartışmalı olan bir tanesi de adli toplumbilim alanıdır. Bu alan, adli makamların delil toplamasından suçlunun yargılanması aşamasına kadar olan tüm süreçlerde suçun sosyal kültürel ve etnik dinamiklerine dair önemli bilgiler sağlamaktadır. Sosyal olgulardan hareketle tümdengelimsel yöntemlerle hareket eden toplumbilim ile tümevarım yöntemi ile parçaları birleştirerek suçu ve suçluyu tespit etmede adli toplumbilim son derece önemli olan bir inceleme ve uygulama alanı olmuştur.”

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.