"Beyim bilir değil, beynim bilir"

CHP Ankara İl Kadın Kolları Başkanı Ferhan Özkara

CHP Ankara İl Kadın Kolları Başkanı Ferhan Özkara



Okunma 03 Kasım 2017, 16:52

"Örgütlü hareketi çok önemsiyorum. Karşınızda ne olursa olsun, duvar olsa bile eritir yeter ki örgütlü olun"  diye ifade ediyor CHP Ankara İl Kadın Kolları Başkanı Ferhan Özkara. Sivrihisar’da başlayan yaşamını, eğitimi ile ilgili kararlarını, sivil toplum kuruluşları içerisindeki çalışmalarını ve Türkiye’de kadının siyasetteki yerini konuştuğumuz Özkara, saha çalışmalarında insanların gönlüne dokunabildiklerini anlatırken, "Gönlünü alamadığınız insanın oyunu da alamazsınız…" diyor. Kadının her platformda "ben de varım" demekten vazgeçmemesi gerektiğine vurgu yapan Özkara, kadına “beyim bilir değil beynim bilir”in öğretilmesi gerektiği görüşünde. Ferhan Özkara ile Başkent Gazetesi için görüştük. 
Röportaj: Aysel KANBER

Öncelikle Ferhan Özkara’yı tanıyabilir miyiz?

Rahmetli Babam memur annem evhanımıdır. Eskişehir’in Sivrihisar ilçesindenim. Bu özne özellikle önemli benim için. 10 bin nüfuslu çok küçük bir yerden sözediyorum. Özellikle kız çocuklarının toplum içerisinde yer alması konusunda ciddi sıkıntısı olan bir bölgede yetiştim. Çok küçük yaşta dini eğitimimi aldım, ilkokulu bitirdiğimde Kuran-ı Kerim okuyabiliyordum .  Hattta bırakın Kuran-ı Kerimi okumayı Ramazan’da camide hatim indiriyorduk. Sonra bir gün dedim ki; ‘hayat bu kadar olmamalı.’ O bölgede üniversiteyi kazanan ilk genç kızım. Böylelikle Ankara’ya geldim. Üniversiteyi kazanmak ve başka bir hayat olduğunu kendime göstermek... İ.İ.B.F. Bankacılık ve Sigortacılık mezunuyum. Üniversiteyi bitirdiğim anda da staj yaptığım banka sınavsız beni işe aldı. Böylelikle geldim buraya. İyi ki de gelmişim diye sonra çok düşündüm tabi… Çok mücadele ettim, uzun yıllar bankacılık yaptım. Sonra istifa ettim ve eşimle birlikte kendi şirketimi kurdum. Bütün bunları yaparken de hayata atılır atılmaz dört ayrı STK’da görev aldım. Örgütlülüğü çok önemsiyorum çünkü. Eğer bir STK’ya ait olmazsanız yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Örgütlü hareket, bugün karşınızda ne olursa olsun duvar olsa bile eritir. Yeter ki örgütlü olun. Dayanışın, el ele tutuşun, hoşgörün, sabredin kaçınılmaz bir başarının yoludur bu. Ben STK’ları önemsiyorum ve her birini karanlığı aydınlatan sokak lambası gibi görüyorum. Bu lambalar yan yana geldiği zaman yol ışıl ışıl ışıldayacaktır. Bizim öncelikle STK’ları bir araya getirmemiz gerekir diye düşündüm. Avrupa’ya bakın kişi başına düşen STK ile bizdeki durum arasında çok ciddi fark var. En son Gazi Üniversitesi Mezunlar Derneği’nde seçilerek dört dönem yönetim kurulu başkanlığı görevi yaptım. Burada birçok öğrencinin hayatına dokunduk. Kendimde yurtta okumuş birisiyim. Bugün bulunduğum kadın kolları başkanlığı da tam hayallerim ile o kadar örtüşen bir yer ki… Hiç tereddüt etmeden bu koltuğa oturabildim. ‘Yapabilir miyim?’ diye hiç düşünmedim. Çünkü çok fazla alt deneyimlerim vardı STK’lardan. O zaman da kısıtlı koşullarımıza rağmen çok sayıda öğrenciye burs verdik, danışmanlık yaptık. Bazıları ile hala görüşüyoruz. Beni çok etkileyen bir şey; mezun olan ilk burs verdiğimiz kız öğrencimiz, maaşından bir kutu çikolatayı alıp gelip dedi ki; ‘Ben de bir burs vermek istiyorum’. Bunu eğer birine aşılayabilmişseniz asıl önemli olan kısmı bu… Birlikte yol almayı düşündürtmek başarı benim için. Bugün birçok öğrenci ile birlikte yürüyebiliyoruz. 



Kadınları evlerinden çıkartmak STK çalışmalarında biraz zor oluyor. Evindeki işi, çocuğu, yemeği, vakitsizlik gibi gerekçeleri oluyor. Oysa siz hem bu saydığım sorumlulukları yerine getiriyor hem de STK’lar içerisinde bir yaşam sürdürüyorsunuz. Bu noktada kadınlara neler söyleyeceksiniz?

Aslında kadınlarımızın çoğu kendisine tanınmayan imkanları oluşturma yolunda mücadele ederken bu anlamda kendine oluşturduğu bir dolu gerekçenin içinde kayboluyor. Temizlik, ütü, çamaşır…vb. Bir sürü şeyin altında ezilmeye aday oluyor .Önce beyninizden bu adaylığınızı çıkarmanız gerekiyor. Siz bir insansınız, siz bir bireysiniz. Lütfen aynada kendinize bir bakın. O kadar değerlisiniz ki, bunu asla unutmayın. Ne ağabeyinizin, ne amcanızın, ne babanızın bir erkek egemenin sizin beyninize girip, sizi değersiz hissettirmesine asla izin vermeyin. Ve her gün aynada şunu kendinize tekrar edin;  ben bir cumhuriyet kadınıyım, istersem çok şey yapabilirim. Vakitsizlik konusuna gelince; inanın vakti olan evdeki kadından daha çok şey başarabilirsiniz sokağa çıkarsanız. İstediğiniz sürece sahne sizin, istediğinizi yapabilirsiniz. Biz STK’larda şunu öğrendik; Eğer siz STK’nın içerisinde bir topluiğne başı kadar bile değerliyseniz, onu kaybettiğinizde o kişinin yeri topluiğne başı kadar açık kalacaktır. Çünkü her bir birey farklıdır, her birinin yapacağı farklıdır. Dolayısıyla her insanı kendi yapabileceği kadar değerlendirerek onunla yol almalısınız. O da çok mutlu olur siz de çok mutlu olursunuz. Herkes TIP okuyacak değil, ya da mühendis olacak değil… Bize kaynakçı da lazım, belediye işçisi de lazım. Bizim insan odaklı bakmayı öğrenmemiz gerekiyor. Özellikle de tabi ki pozitif ayrımcılık. Özellikle kadınlarımıza insan odaklı olayın hem onun geleceği için, hem toplumun geleceği için mutluluk getireceği anlamında çok ciddi çalışma yapmak gerektiğini aşılamamız gerekiyor. Herkes bu bilince bir an önce ulaşmalı. Önce kadının kendisine güvenmesi gerekir ki bu güveni çocuklarına da kazandırsın. Bireyden başlayıp başarılı toplumlara böyle ulaşabiliriz. 

CHP Ankara İl Kadın Kolları olarak ilçeler ile bu anlamda neler yapılıyor ve de yapılması planlanıyor?

Görevlere seçilen arkadaşların geldiği kalıba uyan değil, geldiği yeri bir kalıba sokan arkadaşlar olması gerekiyor. Buna ihtiyaç var. Oturmuş kalıpların içerisine girmek hiçbir şey ifade etmez. Gelirsiniz siz de sürecinizi tamamlar ve gidersiniz. Kalıpları yıkmamız lazım. Bunun için öncelikle kadına dair bazı atasözlerini kaldırmamız lazım hayatımızdan. “Eksik etek”, “kızını dövmeyen dizini döver”, “kaşık düşmanı”, “kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin”, “saçı uzun, aklı kısa” gibi daha çoğaltabileceğimiz çok sayıda örnek var. Ben bu ifadelerden ciddi anlamda rahatsız oluyorum. Aslında bu ifadelerin toplumda yayılması ve yerleşmesinde de biz kadınlar önemli rol oynuyor. Çünkü çocuğun yetişmesinde annenin ne kadar etkin rol aldığını biliyoruz. Kız çocuklarımıza “hadi kızım ağabeyine su getir” diyoruz. Ama ağabeye kız kardeşe su getirmesini söylemiyoruz. Bunların hiçbirisi insan odaklı yaklaşımlar değil, hepsi hizmet odaklı. Evde eşlerin her ikisi de çalışmasına karşın akşam eve gidildiğinde kadın mutfağa geçmekle mükellef oluyor ancak erkek kumandasını alıp televizyonun karşısına geçiyor. Bunun feministlikle falan alakası yok. Bu tümüyle hayatı paylaşmakla alakalı bir durum. Eğer huzurlu ve mutlu olmak isteniyorsa o mutfağa herkesin girmesi lazım. Bunlar çok basit ama hayatı kolaylaştıran şeyler. Kadın olarak daha çok şey yapılması lazım. Tabi örgüt içerisinde de kadın kollarının ayağının çok daha yere basması gerekiyor. Tüzüğün değişmesi gerekiyor. 

Kadının siyasi yaşamda daha fazla olması ne gibi toplumsal yansımalara neden olabilir?

Bunun örneğini Ak Parti’de görebiliyoruz. Ak Parti, kadın gücü üzerinde hem sosyal yardım, hem de din eksenini oturttu.  Bu kadınlar daha önce kimseden görmedikleri ilgiyi böylece gördüler. Çünkü birileri onların yaptığı işe saygı duydu. Belki öncesinde sofrada bile söz hakkı yoktu… Ama şimdi başka kadınlar üzerinde de etkin olmaya başladı.  
Ana muhalefet partisi olarak bir an önce tüm kadınlarımızı gücümüzün içerisine katmalıyız. Ve bu kadınlarımızı alanlara indirmeliyiz. Doğru insanlarla şimdiden örgütlenerek yan yana durmalıyız. Mahallelerdeki tüm ablalarımızla kapalısı, açığı tümüyle hareket etmeliyiz. Eğitim, örgütlülük, hoşgörü ve sabır olmazsa olmazımız. Kadınlarımıza ‘beyim bilir değil, beynim bilir”i öğretmeliyiz. Bunun için de onlara yakın durmalıyız. Kadın ve erkek örgütün tamamı birlikte mücadele vermeliyiz. Kadın kolu öyle bir noktaya geliyor ki; seçimden seçime kadınlar alana insin, broşürünü dağıtsın… Cinsiyet kotası yüzde 33 kadınlar için ama bana göre bu oran tersine olmalı ve daha çok kadın örgüte alınmalı. Biz tüzük kurultayında değişmesi için elimizden geleni yapacağız.  Dolayısıyla biz kadın örgütünün değişiklikleri için çok ciddi mücadele vereceğiz. Kadınlara şu çağrıyı yapıyorum; Sorunları aşmamız için kadınların bir araya gelmesi ve birbirini sevip sayması gerekiyor. 

Gerek sizin gerekse örgüt olarak yapmayı istediğiniz bir proje ya da projeler var mı?

Türkiye'nin zor koşullarında olduğu bir dönemde göreve geldik. Yapmak istediğimiz çok şey var ancak performansımızın yüzde birini bile kullanamadık. İlçelerimizden başlayıp küçük küçük gruplar oluşturup bunları organik bağlarla birbirine bağlamak isterdim. En çok yapmak istediğim; köylerdeki üreticilerin ellerindeki ürünleri belediyelerin araçları ile semt pazarlarında Pazar kurulmayan günlerde aracısız, komisyonsuz halka satışını yaptırmak. Günün sonunda yine belediye aracı üreticiyi köyüne geri götürüp bırakacak. Bunun Türkiye genelinde organize edilmesi ile her bir üretici bilecek ki; Cumhuriyet Halk Partisi’nin açmış olduğu tüketime yönelik butik ofisler ile emeği nakde çevrilecek. Uygulama ile aynı zamanda vatandaş doğru ürünü doğru adresten almış olacak. Bu bize köydeki kadının yüreğine girmeyi sağlayacak. Gönlünü aldığınız insanın oyunu da alırsınız. Herşeyin başı ekonomi. Ekonomik sorunları çözerseniz her şeyi çözersiniz. Bizim insanlara başka türlü gelir sağlamak ya da bu anlamda parti olarak vaadde bulunmamız söz konusu değil. Elimizdeki ile yol almamız gerekiyor. Elimizdeki de emek… Onun için de bu emeği çok iyi organize etmemiz lazım. Temin edeceğimiz bir nohut pilav arabası ile Sakarya caddesinde nohut pilav satsak, bize ihtiyaçlı olarak başvuran öğrencilerimizin bu anlamda ihtiyacını karşılayabiliriz. Sürekliliği olan gelir kaynakları yaratmalıyız. 

Müftülüklere nikah kıyma yetkisinin verilmesinin arka planında başka amaçlar olduğunu söylemiştiniz. Nedir bu konudaki endişeleriniz? 

Bu konunun gündeme getirilmesi bizi çok üzen bir şey. Cumhuriyet ile bize bir hak durduk yerde verilmedi, Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün önderliğinde Mehmetcik ile birlikte savaşarak biz o hakları kendimiz kazanıp aldık. Kadınlar kazandıkları bu hakları bugün bu kadar kolay geri vermemeliler. Biz sokağa çıkma hakkını kadınlar olarak 1923’te Atam'la almışız elimize. Suudi Arabistan’da bizim o tarihte aldığımız hakları kadınlar daha yeni yeni kazanıyor. 

Dini nikah zaten bizim kültürümüzde olan bir şey. Bu bugünün gündemi değil aslında. Ama siz bu ülkede bir hukuk sistemi varken, bu hukuk sistemini yok sayıp Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevlendirmesi gibi görüp, eğer onlara nikah kıydırmaya başlarsanız, bundan sonraki aşamayı düşünmek dahi istemiyorum. Yani ardından kadıya gidip ‘boş ol’ mu diyeceğiz? Biz Medeni Kanunu yok sayarak kadını burada var edemeyiz. Bundan sonrası Miras Hukuku. Reddi mirastan kız çocukları mirastan men yararlanamaz hale gelecek. Hiçbir devlet yok ki kendi sistemini kurmadan ayakta kalabilsin. Biz bu kanunun çıkmaması için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Benim anlamadığım neden kadının üzerinden bu kadar siyaset yapıldığı. Türkiye’nin öncelikle ekonomik sorunlarına bakılmalı. Samanı bile ithal eder duruma geldik. Biz önce kendimize yeten ve üretebilen bir ülke olmalıyız. Bununla uğraşmalıyız, kapatılan fabrikaları yeniden açmalıyız. Bütün öğrencilerimizi sanatta, edebiyatta, bilimde desteklemeliyiz. Bunları konuşmalıyız. Aslında huzur istiyoruz. Çünkü geleceğimiz ile ilgili ciddi kaygılarımız var. Bununla ilgili şöyle de bir tespitimiz oldu; Ankara’da 25 ilçemizi de bu konuyla ilgili taradık. Hane ziyaretleri yapıyoruz. 100 hane diye gittiğimiz yerde 300 hane ziyareti gerçekleştirdik. Analar artık nasıl bir ateşin içine düştüklerini anladı. Kadınlarımız balkonlardan bize seslenerek ‘gelin anlatacaklarımız var’ diyorlar. 29 Ekim’de Anıtkabir’de muhteşem bir kalabalık vardı. İnsanların gözünde umut görüyoruz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. 

Eğitim ile ilgili olarak geldiğimiz noktayı nasıl görüyor sunuz? 

Bizim çok acil olarak eğitim ile ilgili bir seferberlik başlatmamız gerekiyor. Dinimiz İslamiyet’miz, Kuran-ı Kerim’imiz bizim özdeğerlerimiz ve kimsenin tekelinde değil. Herkesin kendi ibadeti kendine. Benim annem hacıydı, babam hacıydı. Ama bizim evimizde bunlar konuşulmazdı. Gerçek ibadet saklıdır. Başkasına göstererek yapılmaz. Siz bunu eğitimin içine alırsanız, bundan sonra nereye gideceksiniz? Hangi bilim adamıyla yol alacağız? Eğitim kalitemize bir bakalım. O kadar büyük karışıklık var ki. Sürekli değişen bir sistem. Son olarak TEOG ve üniversite giriş sistemindeki değişiklikler… Bir ülkenin geleceği ile bu kadar oynanmamalı. Bizim bir an önce Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerine dönüp eğitimde, bilimde hem çocuklarımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Artık öğretmenlik ailelere kaldı. Bu noktada annelere çok iş düşüyor. Aileler evlerinde çocuklarına matematik de, Türkçe de öğretmek zorundalar. 

5 Aralık’ta Türkiye’nin dört bir yanından, partili partisiz tüm kadınlarımızı Ankara’da Arena’da birlikte olmaya davet ediyoruz. Yapılacak çalışma sonucunda bir deklarasyon yayınlayacağız. Bununla ilgili çalışmalar sürüyor. 

Alana indirilen kadınlar konusu var. İki kez alana indik. Referandumda her gün 60 kadınımızı alana indirdik. Alanda ne yapmaları konusunda parti okulumuz eğitimler verdi. 300’e yakın alan çalışması yaptık sadece Ankara’da. 

Bütün fikirlere, bütün inançlara saygımız var. Ama Türkiye Cumhuriyeti’nin de bir Anayasası var. Değerlerimizi örselemeden bu ülkede yeniden ilime irfana, üretime yönelik çalışmaların yapılması gerekiyor. Bu da Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarı ile olacaktır diye düşünüyorum. 2019'da seçimleri alacağız ondan sonrası çok daha kolay olacaktır. Bunun için örgüt çalışmalara hazır. 

Kadınlara son olarak bir seslenişiniz olacak mı?

Elbette var. Lütfen birey olduğunuzu hiç unutmayın, kendinize inanın ve her ne olursa olsun hem özel hayatınızda, hem de iş hayatınızda ‘ben de varım’ demekten asla vazgeçmeyin. Bugün siyasette kadınlarımıza çok ihtiyaç var. Her görüşe kapımız açık, ne zaman isterlerse buyursun gelsin insanlarımız. Emek en yüce değer ve biz emeğe çok değer veriyoruz.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.