Özel Haber

Özel Haber Haberleri

"Sokak hayvanları için yeni bir yasa çıkarılmalı"

14.02.2018 10:56

0

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU

Onlar insanların sevgisine ve şefkatine ihtiyacı olan canlılar. Şiddet giderek artan toplumsal sorunlarımızdan. Bu şiddetten sokak hayvanları da maalesef paylarına düşeni alıyor. Bu sorunla sık sık karşı karşıya kalan canlılar ise sokak hayvanları. İnsanoğlu artık istediği zaman zekasıyla ve olanaklarıyla her canlıya zarar verebilecek güçte. İşte bu nokrada insanların tüm canlıların yaşama hakkı olduğunu bilmesi gerek. Bu farkındalığı yaratmak isteyen ve buna yüreğini adayan insanlar hayvan hakları için mücadele ediyor.  Alper Karmış da bu hayvan dostlarından. Sokak hayvanlarına uygulanan şiddete karşı bir an önce ciddi cezaların çıkarılması gerektiğini belirten Karmış ile sokak hayvanları için verdiği mücadeleyi, hayvan haklarını ve derneklerini konuştuk.

Hayatınızı sokak hayvanları ve haklarına adayan biri olarak öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Alper Karmış. 2005 yılından bu yana Ankara’da yaşıyorum. 11 yıllık AVM mağazacılığı tecrübesinden sonra, sokak hayvanlarına daha yakın olabilmek adına, canlı satışı yapmayan pet malzemeleri satış işletmesinde çalışmaya başladım ve devam ediyorum.

2014’ten beri sokak hayvanlarının hakları için mücadele ettiğinizi biliyoruz bu mücadeledeki dönüm noktanız nedir? Yani yaşadığınız belirli bir olay var mı?

Çocukluğumdan bu yana hayvanları çok sevdim, hep iç içe oldum. Ancak “sokak hayvanı ne demektir?', bunu ancak bir köpek satın aldıktan sonra fark ettim. Ben kendi köpeğimin önüne sürekli su ve mama koyuyordum ama sokaktakilere kim bakıyordu? Bu benim için bir dönüm noktası oldu çünkü aslında ben hayvan seviyormuşum, hayvansever değilmişim. Artık insanları neden satın almamaları, sahiplenmeleri gerektiği konusunda durmaksızın bilgilendiriyorum.

Peki sahiplenmek ve satın almak arasındaki fark nedir?

Bir hayvan sahiplendiğinizde sokaktan bir hayvan kurtulmuş oluyor. Sokaktan ya da barınaktan hayvan aldığınızda iyi bir şey yapmış oluyorsunuz. Oysaki hayvan satın aldığınızda merdiven altı üretimi desteklemiş oluyorsunuz. Malesef bazı petshoplarda ugun olmayan koşullarda bir kafeste çok sayıda köpek barındırıldığı için hastalıkların önüne geçilemiyor ve yüksek oranda ölümler oluyor.

Hayatını sokak hayvanlarına adamış biri olarak bu konudaki gözlemlerinize bakacak olursanız toplumumuzdaki en büyük eksik nedir?

Toplum açısından baktığımızda en büyük eksiklik bilgi eksikliği. Örnek vermek gerekirse; çocukların neredeyse tamamı özellikle sokak köpeklerine bayılıyor ancak aileler bilinçsiz oldukları için çocuklarını hastalık kapacakları endişesiyle geri çekiyorlar. Zaman zaman bunu “Aman dokunma, hasta olursun, doktor iğne yapar.' şeklinde yaptıkları için, çocukların bilinçaltına olumsuzluk yerleşiyor. Bu çocukların çoğu ileride hayvanların birçoğundan, özellikle köpeklerden uzak durmak zorunda kalacak.

Türkiye toplumunun hayvanlara yaklaşımı nasıl? Gözlemlerinize göre insanlar arasında sokak hayvanı ve evcil hayvanları ayrımı var mı?

Hemen her konuda olduğu gibi hayvanlar konusunda da çok net ikiye, hatta üçe bölünmüş bir toplumuz. Hayvanlar için bir şekilde mücadele edenler, hayvanlar için mücadele edenlerle mücadele edenler ve görmemeyi tercih edenler. Kesinlikle ayrım var. Buna iki şey neden oluyor; biri görsellik, diğeri sağlık. Yani, bir vatandaşımız sağlıklı olup olmadığını bilmeden cins bir hayvan için daha sıcak davranırken, sırf sokak hayvanı olduğu için sokaktaki hayvanlardan uzak duruyor. Hatta sokakta bir Golden, Husky bile görse “Mutlaka hastalık vardır' diye düşünüyor. Mesela bir hayvanın üzerindeki kenenin anında insana geçebileceğini düşünen binlerce, yüz binlerce insan var. 2014 yılından bu yana sokak hayvanları için mücadele ediyorum ve henüz bundan ötürü doktora gitmedim. Tabi ki bu kesinlikle yüzde 100 sorun olmaz demek değil, ancak düşünüldüğü kadar da kolay değil.

YASAĞIN OLDUĞU YERDE OLUMSUZLUK VARDIR

Sokak hayvanları deyince hayvan barınaklarından söz etmeden geçemeyiz, barınakların durumu nasıl ve ne olmalı?

Şu an en büyük sorunlarımızdan biri barınaklar. O kadar çok sorun var ki, saatlerce konuşabiliriz. Sağlıksız koşullar, kaderine terk edilmiş hayvanlar, gönüllülerin göstermesiyle fark edilen hasta hayvanlar, alındığı yere bırakılmayıp dağlara ormanlara atılanlar, barınak içerisinde yapılacak nakil işlemleri sırasında acımasızca taşınanlar, uyutulmasına gerek olmadığı halde kapalı kapılar arkasında uyutulanlar gibi. Türkiye’de “Biz bu konuda hatalıydık, toplumdan özür dileriz.' diyen belediye pek göremezsiniz. Bunun birçok nedeni var; denetimsizlik, iş kaybetme korkusunun olmaması gibi. Bir tarihte ziyaret ettiğim ve perişan halde bulduğum bir barınak için üst belediye yetkililerine çektiğim fotoğrafları göndermiş ve belediye başkan yardımcısı tarafından bizzat barınakta toplantıya davet edilmiştim. Başkanın geleceği gün barınağı gezdiğimde gözlerime inanamadım, adeta lüks otele dönmüştü. Sıkışık hayvanlar boş alanlara dağıtılmış, müthiş detaylı temizlik yapılmıştı. Madem her şey yolundaydı, neden bunu yapma gereği duydunuz? Belediye başkan ve başkan yardımcıları barınakları bizzat denetleyip, hesap sormadığı sürece, kamera yerleştirip takip etmediği ve devletimiz yeni yasaya barınaklarla ilgili yaptırım maddesini eklemediği sürece hiçbir şey asla iyi olmayacak. Vatandaşlar da barınakları sık sık ziyaret edip, olumsuzlukları yetkililere iletmeli. "Giriş Yasak" denilen barınaklara girmek için her yetkiliye ulaşmalılar. Yasağın olduğu yerde mutlaka bir olumsuzluk vardır.

Türkiye Avrupa’ya oranla sokak hayvanlarına çok da iyi davranmayan bir toplum,  sizce bunun nedeni nedir?

Çok basit, eğitim. Kaç tane devlet okulu sokak hayvanlarıyla ilgili eğitim veriyor, kaç tanesi barınaklara ziyarete gidiyor, bir düşünün. Bir de şöyle düşünün; her okul, okulun bir köşesini bir sokak hayvanına uygun hale getirseydi, neler olurdu? Hem sokaktaki nüfus azalır hem de çocuklar sağlıklı bir eğitim alırdı. Ek olarak; bizler çok merhametli bir toplum olmakla övünürüz ama aslında gerçek tam olarak böyle değil ve bunu en iyi sokakta sokak hayvanları için mücadele edenler bilir. Evet, merhametli insanımız çok ama bir o kadar da merhametsiz insanımız var. Şunu da unutmamak gerekir, birçok dünya ülkesinde sokak hayvanları barınaklara alınır, sahiplendirme için süre tanınır, bu süre sona erdiğinde halen sahiplenilmemişse uyutularak öldürülür. Bu açıdan baktığımızda bizim merhametimiz tartışılmaz.

CEZA CAYDIRICIDIR

Hayvanlar da bu toplumda kadınlar, çocuklar, yaşlılar gibi şiddete maruz kalan canlılardan. Şiddet gören kesimi savunmak bu toplumda çok kolay iş değil ne dersiniz?

Bu soruya da “eğitim' diyerek başlayacağım. Okulda ve aile içinde verilen eğitim bir ülkenin geleceğini belirler. Sonrasında ise “yasa' en önemli kısımlarından. Tersten düşünelim; alacağı cezayı bildiği için, kaç kişi bir insanı öldürmekten vazgeçmektedir? Hayvanları koruma yasasında net bir hapis cezası olmadığı için sonu ölümle sonuçlanan şiddet haberleri giderek artıyor. Tam tersi olsaydı, yani bir hayvanı öldürmenin örnek olarak, ertelemesiz 6 ay cezası olduğunu bilen bir sürü insan bu eyleme hiç başlamazdı. Hiçbir yasa, ne insana ne de hayvana şiddeti tamamen engelleyemez ancak artmasını engelleyeceği de çok açıktır. Ceza caydırıcıdır.

YASA ÇIKARILMALI

Bu noktada şiddetle mücadelede karşılaştığınız sıkıntılar neler?

Hayvanlara yapılan şiddetle mücadele arkamızda devlet desteği maalesef yok. Yasaya göre yok. Bir taciz, tecavüz veya şiddet vakası tespit ettiğimizde aklımıza gelen ilk cümle '’Serbest bırakılacak’’ oluyor. Bunların çok azı tutuklanıyor, olayın büyüklüğüne, yarattığı infiale göre. Her gün kendime şunu soruyorum, okuyucuların da sormasını istiyorum; '’Devletimiz neden ısrarla, hayvanları taciz eden, onlara eziyet ve tecavüz eden, öldüren şahısları cezaevine gönderecek yasayı çıkartmamakta ısrar ediyor?’’ Ben bu soruyu kendime her gün soruyorum ve bir türlü cevabı bulamıyorum.

Peki toplumda hayvan sevgisini daha fazla aşılamak için nereden başlamak gerek? Bu konuda özellikle yetkililerin neler yapması gerek?

Devlet okullara talimat verecek, gerekirse seminerler düzenlenecek ve bu seminerlere aileler de katılacak. Bu seminerler eğlenceli bir hale getirilebilirse, her şey çözülür. Müzik nasıl ruhun gıdası ise, hayvanlar da öyledir. Evinde hayvan bulunduran ailelerin tamamına yakını hem ruhsal hem de fiziki sağlık açısından çok daha sağlıklı ailelerdir. Bana bir çırpıda kaç tane siyasi figür sayabilirsiniz, sokak hayvanlarına bizzat temas eden veya evinde hayvanı olan? Ülke gündemi artık sanatçılar üzerinden değil, siyasetçiler üzerinden dönüyor. Örnek olması gerekenler siyasiler. Takım elbiseyle, kucakta bir köpekle çektirilmiş bir fotoğrafın toplumda karşılığı yok.

Bir dernekleşme süreciniz var o süreçten söz eder misiniz? Derneğinizin tam adını öğrenebilir miyiz?

Sokak hayvanları için mücadeleye bireysel olarak başladım. Zaman içerisinde giderek büyüyen bir aile olduk. Yaptığımız işi daha profesyonel bir hale getirmek, daha fazla söz sahibi olabilmek ve işleri daha kolay halledebilmek adına “Sokaktaki Patili Canları Yaşatma Derneği’ni kurduk. Merak eden okuyucular Twitter @PatiliCanlar , Instagram SokaktakiPatiliCanlar ve www.PatiliCanlar.org adreslerinden detaylı bilgilere ulaşabilirler. Henüz eksiklerimiz olmakla beraber, acele etmeden, doğru şekilde ilerliyoruz.

Derneğiniz şu an yeni kurulmuş bir dernek. Dernek olarak yaşadığınız sıkıntılar neler? Derneğinizin ilerideki hedefleri neler?

Derneklerin sorunları genelde aynıdır ve bunların en başında kısıtlı maddi imkanlar gelir. Maddi imkanlar ne kadar çok olursa o kadar çok hayvana ulaşma şansınız var. Birçok dernek maalesef yetersiz kaynaklardan ötürü birçok hayvanı tedaviye alamıyor. Bu bağlamda bizim de öncelikli hedefimiz, Ankaralı bir iş insanından destek bulabilmek. Bu ay nasıl tamamlanacak, gelecek ay nasıl olacak diye düşünmeden, daha fazla hayvana yardım edebilmek çok önemli. Bizim derneğimizin en önemli özelliği, kaynaklarını tüm Türkiye ile paylaşması. Aşağı yukarı her hafta sonu Ankara’da en az bir farklı bölgeyi ve derneği ziyaret ederek destek veriyoruz, elimizde kaynak fazlası varsa bunu hem Ankara hem de yurtiçine aktarıyoruz. Bunu da karşılık beklemeden yapıyoruz. Birlikten kuvvet doğar ve kimse umutsuzluğa kapılmasın istiyoruz. Bizim iki temel hedefimiz var. Gerçekten doğru yasanın çıkarılmasını sağlamak ve Türkiye’nin her noktasına ulaşabilmek.

Sizin gibi duyarlı insanlara bu toplumun çok ihtiyacı var. Toplumsal olarak aydınlık günler için sanıyorum herkes elinden geleni yapmalı değil mi?

Biz hep şöyle deriz; “Nasıl olsa yardım eden vardır diye düşünme. Eğer yardım eden vardır diye düşündüğün kişi de senin gibi düşünüyorsa, kimse yardım etmiyor demektir.' Bir dünyamız, bir vatanımız var. Ya hep beraber insana yakışır şekilde yaşayacak ve tüm canlıları yaşatacağız ya da sefalet içerisinde hep beraber yok olup gideceğiz. Bundan asla kaçamayız.

Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir? Özellikle üzerinde durmak istediğiniz nokta?

İnsan veya hayvan fark etmeksizin; muhtaç olduğunu düşündüğünüz her canlıya yardım etmek için elinizden geleni yapın. Emin olun yapabileceğiniz bir şey mutlaka vardır. Unutmayın, bir gün roller değişebilir ve o zaman yanınızda kimseyi bulamayabilirsiniz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

YSK, bağımsız üç adayın adaylığını düşürdü

Sağlık

Otizmliler için eğitim atölyeleri

Kültür-Sanat

BYEGM'den “Karışık Dünya” sergisi 

Ekonomi

Başkentliler 160 bin ton sebze ve meyve tüketti

Kültür-Sanat

İki Kalp Üç Kitap

Asayiş

 İş adamı Ömer Faruk Ilıcan cinayetinin kilit ismi tutuklandı 

Genel

Liselilerin mezuniyet sevinci

Ekonomi

Seçimlere özelleştirmeler damga vuracak

Politika

"Ben bugün listedeysem hayal ettiğim içindir" 

Ekonomi

"Kadınların güçlenmesi çok önemli"

Ekonomi

Plastik sektöründen ilk çeyrekte rekor büyüme

Genel

Yaz okulları start alıyor