Özel Haber

Özel Haber Haberleri

Kitap kurtlarının adresi!

18.05.2018 11:32

Makbule AKGÜL AKKUŞ
Kitaplarla, dergilerle, şiirlerle ve resimlerle şahsına münhasır bir ortam oluşturan Kitap Kurdu, 1999 yılından bu yana Ankara’daki en eski kitap kafelerden biri olma özelliğini taşıyor. Kitap Kurdu’na gittiğiniz zaman haftanın yedi günü, herhangi bir saatte sizi Selahattin Hoca (ya da müdavimlerinin deyimiyle Selocan Hoca) karşılıyor. Selahattin Hoca, 80’li yılların başında Mülkiye Mektebinde okumuş ve o zamanlardan öğrencilerin muhabbet edeceği, kitap okuyacakları, ders çalışacakları sakin ve estetik bir ortamın hayalini kurmuş. Kitap Kurdu işte bu hayalin ürünü... Selahattin Keser uzun soluklu yaşamını ve Kitap Kurdu’nu Başkent Gazetesi’ne anlattı.

- Kendinizden bahseder misiniz?

Çorum’un Gökköy Köyü’nde bir işçinin ve ev kadınının oğlu olarak dünyaya geldim. Ailenin 3’üncü çocuğuyum. 1968 yılına kadar köyde okudum. 1968 yılında eski Köy Enstitüleri’nin kapanıp Öğretmen Okuluna dönüştüğü dönemde köylerde ve şehirlerde açılan sınava girdim beni okutan sınıf öğretmenim sayesinde. 1968 yılında Atatürk Öğretmen Okulu’nu kazandım. 1974 yılına kadar orada okudum. Bir yemek boykotu dolayısıyla Kırşehir Öğretmen Okulu’na sürgün edildim. Oradan da Antalya’ya sürgün edildim. 1975-1976 yıllarında mezun oldum. Antalya’nın Manavgat ilçesinin bir köyünde öğretmenliğe başladım. O zaman 18 yaşına 4 ay gibi bir zaman vardı. 4 ay maaş alamadım yaşım dolmadığı için 18 yaşına girdiğimde maaşımı toplu bir şekilde aldım.1 yıl o köyde öğretmenlik yaptım. Daha sonra yine Antalya’nın Kumluca ilçesinin Yukarı Dere köyüne (Yörük Köyü) atandım. Orada da bir yıl çalıştım. Daha sonra Çorum’a tayin istedim. Bu sefer de Çorum’un İskilip kazasının Aşağıösenki Köyü’nde başladım öğretmenliğe. O arada karar verdim öğretmenliği bırakıp üniversite okumaya.

MÜLKİYELİ OLDUM

'78-79 yıllarında üniversite sınavına girdim. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi Bölümü’nü kazandım. Okulda devam zorunluluğu olduğu için devam edemedim ve sınıfta kaldım. 1 yıl sonra da 80 darbesi oldu. 3 yıl uğramadım okula.

- Neden gitmediniz okula Aranıyor muydunuz?

Öyle bir söylenti vardı. Arkadaşlarımın çoğu tutuklanmıştı. O zamanlar benim köyde öğretmenlik yaptığımı bilmiyorlardı. Siyasal’da öğrenci olarak gözüküyordum.  3 yıl merkeze bağlı Eğercik Köyü’nde öğretmenlik yaptım. Ailemin bütün üyeleri 1968 yılında Almanya’ya gitti. Burada tek kaldım. 11 yaşındaydım onlar Almanya’ya gittiler. Beni de götürmek istediler ama ben gitmeyi tercih etmedim. Böylelikle üniversiteye de darbeden sonra gitmedim. Ancak, 3 yıl sonra Siyasal’a devam edebildim.

- Kaç yıl öğretmenlik yaptınız? Aftan dolayı mı geri döndünüz okula?

23 yıl. Evet, Aftan dolayı geldim. 1991 yılında mezun oldum.

30 BİN ÖĞRENCİ SOLUKLANDI....

-Bize Kitap Kurdu’nu anlatır mısınız?

1999 yılında ben, Siyasal’daki sınıf arkadaşım ve eşi birlikte açtık. 2000 yılında da mekânı arkadaşlardan devraldım.

-Ne özelliği var kafenizin?

Ankara'nın gizemli mekânı. Mistik bir yer. Maharetli ellerden ve orijinal fikir üreten beyinlerden oluşan bir ekibi var. Mekânın hem sessiz hem de grup çalışması için özel bölümleri var. 3 bine yakın kitabımız var. Kafenin genel kitlesi lise ve üniversite öğrencileri. Üniversite ve lise öğrencilerinin ders çalışma mekânı burası. Böyle bir olanak sağlıyoruz öğrencilere. Hem sohbet ediyorlar hem de ders çalışıyorlar. Bazı hocalar da lise son sınıf öğrencilerine ders veriyor gönüllülük üzerinden. Burada dayanışma ruhu çok baskın. Kitap Kurdu’nu açmamızın asıl sebebi Siyasal’a geldiğimizde Siyasal’ın karşısında kıraathaneler vardı. O kıraathanelerde bira içmek serbestti 80’den önce. Öğrenci arkadaşlarla o kıraathanelere gittiğimiz zaman duman ve alkol kokusu için de toplantı yapıyorduk. Ben o zaman düşünmüştüm, ileride param olursa Kitap Kurdu gibi bir mekân açmayı. Üniversite öğrencileri ve okumayı bilen insanlar gelsin diye.

BİN 850 TANE ÖĞRENCİNİN YOLU KESİŞMİŞ...

İnsanlar hem kitaplarını okuyor hem de kahvelerini içebiliyor. 19 yıl içinde 30 bin öğrenci gelmiş bu mekâna. 70 kişi de üniversiteyi bitirip yurt dışında doktorasını yapıyor. Burada bin 850 tane öğrenci çalışmış şimdiye kadar.

-Neden bunu yapıyorsunuz?

Asıl neden öğretmen olmamdan kaynaklanıyor. İkincisi de benim oğlum da öğrenciydi. Annesiyle oğlum 4 yaşındayken ayrıldık. Oğlumun velayetini ben aldım. Beraber büyüdük oğlumla...

-Para kazanabiliyor musunuz?

Aslında kendi kendini idare ediyor burası. Ticari bir amacım yok. Dostluk kurmak istiyorum. İnsanların yaşamlarına değmek istiyorum. Onların yaşamına dokunmak beni mutlu ediyor. Buranın boyasını ve mekân düzenlemesini de öğrenciler yapıyor.

OĞLUM BURADA BÜYÜDÜ

-Daha çok üniversite öğrencileri mi tercih ediyor mekânı?

Evet, daha çok üniversite öğrencileri geliyor. Yüksek lisans ve doktora yapan öğrenciler de geliyor. Oğlum da burada büyüdü. Oğlumun yetişmesinde buranın çok büyük faydası var. Oğlum o zamanlar ilk okulda okuyordu. Üniversite hocalarıyla muhatap olması onu araştırmaya sevk etti. Oğlum ODTÜ Matematik ve Elektronik Bölümünü bitirdi. Sonrasında ODTÜ’de bir yıl asistanlık yaptı. Yüksek lisansını ve doktorasını Amerika’da yaptı. Şu anda Avustralya’nın Sdney kentinde öğretim görevlisi. Bunu anlatmamın sebebi böylesi bir ortamda büyümesi ona böyle olanaklar sağladı.

Burada yetişen 40 öğrenci var yurt dışında doktora yapan. Anadolu’dan gelen çocuklar burayı daha çok biliyor. Çünkü burada yetişen öğrenciler iş güç sahibi olduğunda Anadolu’dan gelen öğrencileri Kitap Kurdu’na yönlendiriyor.

- Kitap da yazıyorsunuz, kitaplarınızdan biraz bahseder misiniz?

3 kitabım var. Birinci kitabım “Renkler ve İnsanlar' , ikinci kitabım “Deli Kadınlar' , üçüncüsü de “Kerpiç Evden Çalınan Hayat.'

Renkler ve İnsanlar kitabımda bir biçimde hayatımıza dokunan, onun bir parçası olan insanların her birini bir renk ile anlatmaya çalıştım. Çünkü her birimizin renklerle kurduğu özel anlamlar vardır. Bu manada renkleri tanımak bir anlamda hayatı tanımaktır diye düşündüm ve bunu yazıya döktüm.

Deli Kadınlar kitabım buraya gelen kadın öğrencilerin hikâyelerini anlatıyor.  2001 yılında burada çalışanların ve buraya gelen çocukların hayat hikâyelerini dinledim. O hikayelerden yola çıkarak “Deli Kadınlar'ı yazdım.

Kerpiç Evden Çalınan Hayat kitabında kendimi anlattım dilim döndüğünce. Lou Andreas Salome’un bir sözü var: “İnan bana dünya sana armağanlar sunacak değildir. Yaşanacak bir hayatın olsun istiyorsan bu hayatı çalacaksın.' Ben de kendi hayatımı doğup büyüdüğüm kerpiç evden nasıl çaldığımı anlattım.

ANI DEFTERLERİ

- Bir sürü öğrencinin eğitim hayatına katkı sağlamışsınız onlarla hâlâ iletişim hâlinde misiniz?

Çoğuyla iletişim hâlindeyim. Hatta yurt dışına giden, orada göreve başlayanlar maddi destek bile sunuyor. Burada öğrenciler genelde part time çalışıyor. Öğrencilerin eğitim hayatına destek olmaya çalışıyorum. Az da olsa onların yaşamlarına katkıda bulunuyorum.

- Kitap Kurdu ismi nasıl oluştu?

Kitaplara olan ilgimden dolayı. Burada anı defterleri var, binlerce insan hikâyelerini yazmış oraya. Belki de o anılar beni ayakta tutuyor ve besliyor.

- Kitap Kurdu’nun sorunları var mı?

Tabi ki mesela ticari bir amaç gütmediğimiz için buranın kirasını zor ödüyoruz. Maddi sorunlar yaşıyoruz.

- Buranın uzun soluklu olması için ne yapılabilir?

Artık genç insanların işletmesi gerekiyor, yaşlandım. Gençlerle kuşak çatışması yaşıyoruz. Genç kuşaklara devretmek istiyorum. Buranın da kendini yürütecek bir işleyişinin olmasında fayda var aslında. Başka bir dünya olsa hepimiz orada yaşarız değil mi? O dünya olmadığı için bizler de bu dünyanın içindeyiz. İşletmeci bir mantık olmasa da o zorunluluklar dünyasının ihtiyacını karşılayacak bir döngünün olması lazım.  Kitap Kurdu, temelini sevgi ve dostluğun, paylaşma ve dayanışmanın üzerine kurmuş bir mekân. Bugün bu sıcaklık ve samimiyetin yeşerdiği mekânlar çok fazla değil. Yolunuz Kızılay’a düşer ve bu paylaşımın, dostluğun ve dayanışmanın bir parçası olmak isterseniz Selocan Hoca’nın kapısı mutlaka çalın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Genel

YSK, bağımsız üç adayın adaylığını düşürdü

Sağlık

Otizmliler için eğitim atölyeleri

Kültür-Sanat

BYEGM'den “Karışık Dünya” sergisi 

Ekonomi

Başkentliler 160 bin ton sebze ve meyve tüketti

Kültür-Sanat

İki Kalp Üç Kitap

Asayiş

 İş adamı Ömer Faruk Ilıcan cinayetinin kilit ismi tutuklandı 

Genel

Liselilerin mezuniyet sevinci

Ekonomi

Seçimlere özelleştirmeler damga vuracak

Politika

"Ben bugün listedeysem hayal ettiğim içindir" 

Ekonomi

"Kadınların güçlenmesi çok önemli"

Ekonomi

Plastik sektöründen ilk çeyrekte rekor büyüme

Genel

Yaz okulları start alıyor