Özel Haber

Özel Haber Haberleri

"En büyük sorumluluk devlette"

16.04.2018 15:04

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU
Çocuk istismarı konusunda bir de suça itilen ile sokakta çalışan ve çalıştırılan çocuklar var ki o da bir başka toplumsal yaramız. Çocuk istismarı konusu ve istismarın çocuklarda açtığı yaraya dair konuştuğumuz Avukat Sabit Aktaş ile bu bölümde ise suça itilen çocuklar, sokakta çalışan ve çalıştırılan çocuklara değinmek istedik. Aktaş, suça itilen çocukların suça itilmemeleri için öncelikle doğru koşulların sağlanması gerektiğini ifade ediyor. Aktaş, "İş, yine en tepedeki erke düşüyor. En büyük sorumluluk devlette." diyor.

Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 37’nci maddesinde yer alan “Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır' hükmüne rağmen cezaevlerimizdeki çocuk sayısı fazla. Bunun nedeni size göre nedir?

Türkiye'de yaklaşık 2 bin çocuk cezaevinde. Ortalama rakamlara baktığımızda yılın her ayı böyle. Her yıl cezaevine girip çıkan yaklaşık 10 bin çocuk var. Çocuk suçlarına baktığımızda bu suçun çoğunu mala yapılan suçlar, yani hırsızlık oluşturuyor. Biraz önce bahsettiğim sokakta çalışan çocuklarla hırsızlık yapan çocuklar genellikle aynı nedenleri taşıyor. Hırsızlık yapan çocuğun suç işlemesinin nedeni de genelde yoksulluk. Yani yoksulluğu engellemezsiniz çocuk suçlarının artmasına neden olursunuz. Suç ve çocuk konusunda tutuklamak suçu engellemeye yetmez. Eğer ki çocuk aç olduğu için hırsızlık yapıyorsa ve siz bu çocuğu tutuklamışsanız, çıkınca yine çalacak. Mesela bir vaka geldi bana. Anne baba çok iyi kazanıyor ikisi de mühendis. Çocuk lise 2 öğrencisi. Hiperaktif bir çocuk. Tanısı var ve ilaç kullanıyor. Okulun basketbol takımında. Ancak hiperaktif olduğu için diğer arkadaşlarıyla aynı anda konsantre olamıyor. Bu nedenle basketbol koçu çocuğu takımdan atıyor. Bu çocuk da okuldan sonra evin yakınındaki parkta bir şekilde suça bulaşmış çocuklarla tanışıyor ve aradan zaman geçtikten sonra bu çocuklar bir arabayı soyuyorlar. Mahkemeye çıkıyorlar. Mahkeme basketbolu bırakan o çocuğa ilk suçu olduğu için bir ceza vermiyor. Ceza almayan bu çocuk zaman geçtikten sonra yine bir hırsızlık olayına karışıyor ve ikinci kez başka bir arabayı soyuyor. Bu suçun ardından bu çocuk ceza aldı. Bu vakada şöyle bir detaya rastladık. Soygun yaptıkları araba, hikayedeki basketbol takım koçunun arabasıymış. Çocuk o arabayı soyarken arabayı öyle bir dağıtmış ki intikam için yaptığı bariz ortada. İşte bu tür vakalarda şu detayları belirtmeden geçemeyeceğim. En başa dönelim, basketbol koçu, o çocuğun hiperaktivitesini anlayıp daha dikkatli yaklaşsaydı, takımdan atmasaydı. Çocuk parktaki diğer hırsızlık yapan çocuklarla tanışmayacaktı. Sonraki adımda, ilk soygun mahkemesinde çocuğa daha iyi bir ceza verilseydi, mesela sosyal ortamdan uzaklaştırmak gibi, mesela kitap okuma cezası vermek gibi. Ama bu çocuğa 6 ay ceza verildi. Hırsızlıktan 6 ay cezaevinde kaldı. Cezaevinde basit bir hırsızlıktan giren çocuk orada "kasa nasıl soyulur"u öğrenerek çıkıyor. Çünkü cezaevleri deneyimlerin ve bilgilerin paylaşıldığı yerler. Sonuç olarak basit bir suçtan giren çocuk maalesef ki hırsızlıkta "akademik kariyer" yaparak çıkıyor.

"ASIL NEDEN YOKSULLUK"

Çocuk istismarı, çocuk işçiler ya da suça itilen çocuklar çok hassas. İstismara uğrayan çocuklardan, suça itilen çocuklara kadar çocuk alanında çalışanların çok daha dikkatli olması gerekiyor…

Hakikaten çok hassas bir alan. Çocuk sevmeyen çocuk psikolojisinden anlamayan insanların çocuk alanında çalışması doğru bir yaklaşım değil. Çocuklara nasıl yaklaşılması gerektiğini öğrenmeleri, düşünsel olarak çocuk haklarını kavrayabilmeleri hemen olamıyor. Bu insanların daha verimli çalışması için en az 1-2 yıl gerekiyor. Özellikle bizim gibi çocuk istismarıyla ilgilenen avukatların çok sık karşılaştığı sorunlardan biri çocuğa doğru yaklaşılmaması. Oysa polisinden hakimine kadar çocuk psikolojisini iyi bilip ona göre çocuğa yaklaşmaları gerekiyor. Suçlu işleyen, sokakta çalışan çocukla ya da istismara uğramış çocukla karşılaşan bir avukat ya da hakimin çocuk haklarını, çocuk psikolojisini iyi bilmesi ve anlaması gerekiyor. Aksi takdirde yapacağı savunma da yargılama da baştan sakat olur.  

Bir de çocuk işçiliği konusu var. Bu konunun önemine ilişkin neler söylersiniz?

Şu anda Türkiye'de ne kadar çocuğun çalıştığını bilmiyoruz. Sokakta çalışan çocuklar var, mevsimlik işçilik yapan çocuklar var. Bu çocukları hem sokaktan almak için hem de çocuk işçilikten kurtarmak için yapılacak şey, bu çocukları çalışmak zorunda bırakan nedenleri ortadan kaldırmak olacaktır. Çünkü bu çocuklar ailelerine yardım etmek için sokakta çalışıyorlar. Yani asıl neden yoksulluk. Bu noktada aileleri yoksulluktan kurtarıp iyi bir noktaya taşımazsanız bu çocukları sokaktan alamazsınız.

"AKLIM ALMIYOR"

Yoksulluğun yok edilmesi için gerçek bir sosyal devlet anlayışının olması gerek. Yani en büyük sorumluluk en tepedeki erke yani devlete düşüyor. Bununla ilgili neler söylersiniz?

Aynen öyle. İş yine dönüp dolaşıp devletin tüm toplumdaki yoksulluğu ortadan kaldırmaya yönelik iradesine bağlanıyor. Devlet olarak gerçekten bu çocukları sokaktan almayı düşünüyorsanız bunun için gerçek çalışmalar yapmanız lazım. Bu alanda çalışan insanları, yani sosyologları, psikologları çocuk alanında uzmanları dikkate almanız gerekir. Mesela kanun hükmünde kararnamelerle çocuk hakları konusunda çalışan birçok dernek kapatıldı. Bakın çocuk konusunda çalışan insanların hemen hepsi çocuk hakları temelinde yaklaşır. Çocuk hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının tek derdi çocuk haklarının iyileştirilmesidir. Onların muhalefet etmek gibi bir dertleri olmaz. Ama bir bakıyoruz KHK'larla bu alanda yıllarca çalışan dernekleri kapatıveriyorlar. Bu politikayı anlamak gerçekten mümkün değil. Orada çalışan arkadaşlar çocuk hakları konusunda çalışan insanların nasıl özveriyle çalıştıklarını ben görüyordum. Bu özveriyle emekle çalışan insanların alanlarının KHK'larla kısıtlanmasını halen aklım almıyor.

Son olarak ülkemizde çocuklarla ilgili karamsar bir tablo var ancak umut konusunda ne söylersiniz?

Karamsar tablo her alanda var. Şu an Türkiye'de 3,5 milyon Suriyeli mülteci var. Bunun yaklaşık 1 milyondan fazlası çocuk. Eğer ki devlet olarak bu çocuklara yönelik doğru politikalar üretmezseniz bu çocuklar ilerleyen zamanlarda toplumun başına bela olacak. O nedenle bu çocuklar dolaylı olarak tüm topluma zarar verecek. Biz çocuk alanında çalışanlar için şunu söyleyebilirim. Bu konuda tüm toplumda bilinç artarsa, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ile birlikte ciddi adımlar atarsa güzel sonuçlar alabiliriz. Şu an ki bakış açısıyla bu sorunun çözümü biraz zor görünüyor. Ancak istenirse çözüm bulunur. Devletin kaynakları buna yeter. İnsan kaynağı da var, yetişmiş gelişmiş öğretmenlerimiz de, sosyal gelişimciler de psikologlar da sosyologlar da var. Bilim bize doğru yolu gösteriyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sağlık

Çocuklarda yaz ishali tehlikesine dikkat!

Genel

Başkan Tuna'dan nikah kıymasını isteyen de var, bilgisayar isteyen de

Ekonomi

E-ihracatın 7 altın kuralı

Kültür-Sanat

 ATO'dan 15 Temmuz sergisi 

Genel

Emrah Serbes davasında karar!

Genel

EGO otobüsleri, Metro ve Ankaray 15 Temmuz'da ücretsiz

Magazin

Shakira İstanbul'da konser verdi

Ekonomi

“Yeni hükümetin önceliği tarım olmalı”

Magazin

Rapçi ‘Ezhel' hakkında yeniden dava açıldı

Asayiş

Gözaltındaki Adnan Oktar'ın mal varlığına el konuldu

Asayiş

Soma'daki maden faciası davasında cezalar belli oldu

Magazin

Shakira yarın İstanbul'da konser verecek