YAZARLAR

Tüm Yazıları Ertan GÜNÇİNER

CHP'nin dış politikasızlığı...

12.01.2018 08:47

CHP'nin dış politika konusunda etkin rol oynadığı son olay, Irak krizi sırasında 1 Mart 2003 tarihinde Meclis gündemine gelen Irak tezkeresinin reddedilmesi olayı oldu...

O olayda CHP gerçekten de üzerine düşeni yapmış ve tezkerenin reddedilmesinde birinci derecede rol oynamıştır...

Dönemin CHP Genel Başkanı olan Baykal, o süreçte yaptığı konuşmalarda Mustafa Kemal Atatürk'ün komşu ülkelerin iç içlerine karışmama ve barış içinde birarada yaşama politikasını savunmuştur.

***

Daha sonradan Baykal'ın başına gelen ve CHP Genel Başkanlığı'nı bırakmasına neden olan bir takım olayların o dönemde takındığı tutum ile bir ilişkisi var mıdır bilemeyiz...

Ama şurası kesindir...

Baykal, o süreçteki tutumu dolayısıyla ABD tarafından "mimlenmiş"tir!

***

Baykal'dan sonra CHP Genel Başkanlığı'nı devralan Kemal Kılıçdaroğlu'nun tutumu ise genellikle "flu" olarak tanımlanabilir...

Kılıçdaroğlu Genel Başkanlığa gelmesinin ardından Turkish Daily News gazetesi ile yapmış olduğu bir söyleşide ABD'nin Ortadoğu politikalarını savunan bir tutum sergilemiş...

Ve ABD'nin İran'a yönelttiği suçlamalara destek vererek Türkiye'nin İran'la yaptığı takas anlaşmasının "uluslararası camia karşısında Türkiye'nin izole olmasına yol açtığını" savunmuştur...

Aynı söyleşide Kılıçdaroğlu'nun Batı'ya yönelttiği tek eleştiri, CHP’nin AKP iktidarına karşı özellikle demokrasi ve özgürlükler konusunda yönelttiği eleştirilere kulak tıkamak olmuştur.

***

Suriye savaşının patlak vermesinin ardından da CHP'nin ikircikli tutumu devam etmiştir...

2011 yılında basın mensuplarının sorularını yanıtlarken, Suriye'yi kastederek, 'Biz hiçbir ülkenin yönetimine ve rejimine destek vermiyoruz. Konunun saptırılmaması gerekiyor." demiş...

"Ülkenin içişlerine bakmalı, tutumunu takınmalı, söylemini geliştirmeli" dedikten sonra müdahale politikasına karşı çıkmıştır.

***

2013 yılında AB Sosyalist Grup Başkanı Hannes Svoboda ile yapması planlanan görüşme öncesinde bu ikircikli tutum tekrarlanmış ve Kılıçdaroğlu'nun yaptığı Esad-Erdoğan karşılaştırması Svoboda'nın şiddetli tepkisine neden olmuştur...

Erdoğan'ın Esad yönetimine karşı takındığı tutumu desteklediğini açıklayan Svoboda, Kılıçdaroğlu'nu ağır sözlerle eleştirmiştir...

Bu durum, şu sıralar Kılıçdaroğlu'nu "AB işbirlikçiliği" ile suçlayan kesim tarafından CHP aleyhine kullanılmıştır.

***

ABD'nin başını çektiği koalisyon tarafından Suriye'ye yapılan müdahalenin beklenen sonuçları doğurmayacağı anlaşılınca, Kılıçdaroğlu'nun Hükümetin Suriye politikasına yönelttiği eleştirilerin dozunun arttığını görüyoruz...

Bu durum, 1 Kasım Seçimleri için hazırlanan “Önce Türkiye' başlıklı seçim Bildirgesinin dış politikayla ilgili olan bölümüne de yansımıştır...

O bildiride, CHP’nin iktidar olması halinde, Beşar Esad’ın iktidarda olduğu Suriye ile ilişki kurulacağı belirtilmiş ve "Uluslararası hukuka ve komşuluk ilişkilerine aykırı olan eğit-donat programına son vereceğiz" ifadesi kullanılmıştır.

***

Sözünü ettiğimiz ikircikli tutumlar Kıbrıs meselesinde de yaşanmıştır...

Kılıçdaroğlu, bu konu ile ilgili zaman zaman sert açıklamalar yapar ve AB'yi eleştirirken, Kıbrıs meselesinin gündeme geldiği 2012 yılında CHP'nin dış ilişkilerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olan Faruk Loğoğlu tam aksi yönde açıklamalara imza atmıştır...

Eski Washington Büyükelçisi olan Loğoğlu, Kıbrıs'ta yayın yapan "haberkibris.com" adlı internet sitesine yaptığı bir açıklamada "Annan Planı"nı desteklemiş, Kıbrıs'ta yapılan müzakerelere AB'nin de dahil edilmesini istemiş ve Kıbrıs'taki Maraş bölgesinin "uluslararası bir konsorsiyum tarafından" yerleşime açılmasını savunmuştur.

***

Kısaca özetlersek, Kılıçdaroğlu'nun dış politika konusunda savunduğu görüşler, kesin ve net çizgiler taşımamış, bu durum onun "ne Doğu'ya ne de Batı'ya" yaranabilmesi sonucunu doğurmuştur...

Şimdi bu tavırları, CHP'nin kurucusu Mustafa Kemal Paşa'nın 1922 yılında yaptığı şu açıklama ile karşılaştıralım:

"Türkiye'nin bugünkü mücadelesi yalnız kendi nam ve hesabına olsaydı belki daha kısa, daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi. Türkiye azim ve mühim bir gayret sarf ediyor. Çünkü müdafaa ettiği bütün mazlum milletlerin, bütün şarkın (doğunun) davasıdır."

Fark ne kadar açık, değil mi?..

Haberler

Politika

CHP'den 'OHAL' raporu

Politika

Bedelli askerlik düzenlemesinin detayları belli oldu

Politika

Özel: Söz verildi, verilen sözün tutulması gerekir

Spor

 Ankaragücü, Youness Mokhtar'ı renklerine bağladı 

Politika

CHP'den ''noter tasdikli imza'' açıklaması

Politika

AK Parti'den bedelli askerlik açıklaması

Özel Haber

“Turizmin sürdürülebilirliği önemli”

Politika

OHAL 18 Temmuz'da sona eriyor

Spor

Yiğiner: Yenikent Stadyumu'nda oynamak istiyoruz

Politika

Adalet Bakanı'ndan flaş OHAL açıklaması

Genel

MİT tırları davasında ara karar

Genel

Tütün ürünlerinde vergi artırılacak