12 Eylül'den 11 Eylül'e... (II)


Ertan GÜNÇİNER

Ertan GÜNÇİNER

Okunma 13 Eylül 2017, 08:39

Dünkü yazımızda, 21 yıl arayla gerçekleşen 12 Eylül 1980 darbesi ile 11 Eylül ikiz kuleler saldırısı arasında bir bağlantı olduğunu, bu olayların tarihsel bir bağlam çerçevesine oturtulduğunda tek bir sürecin farklı evrelerinin dönüm noktalarını oluşturduğunu söylemiştik...

Bu süreç, El Kaide'nin kurulmasıyla 1979 yılında Afganistan'ın Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmesine ve İran devrimine cevap olarak başlatılmıştı...

Türkiye'de Sovyetler Birliği-İran ittifakını destekleyebilecek bir cephenin oluşturulması ihtimaline karşı 12 Eylül 1980'de askeri darbe yoluyla bir "dalgakıran" inşa edilmesi de bu sürecin bir parçasıydı.

***

11 Eylül 2001 ikiz kuleler saldırısı, yalnız Afganistan'ın değil, Irak'ın da işgali için kullanılmıştı...

Hatırlanacağı üzere o tarihte ABD Irak'ı işgal etmek için kimyasal silahlar yalanını uydurmakla kalmamış bunun yanı sıra bir de Saddam'ın El Kaide'yi desteklediği yalanını ortaya atmıştı...

İşgal sonrasında ortaya çıkan gerçekler bu iddiaların gerçek olmadığını kanıtlasa da o sırada "atı alan çoktan Üsküdar'ı geçmiş"ti.

***

El Kaide tarafından gerçekleştirilen "ikiz kuleler saldırısı"nın ABD istihbarat örgütlerinin bilgisi dahilinde gerçekleştirilmiş (ya da gerçekleşmesine izin verilmiş) bir komplo olduğu yolundaki görüşler o zamandan bu yana son derece yaygın biçimde tartışılmaktadır...

Bilindiği gibi El Kaide'nin kurucusu olan Usame bin Ladin'in ailesi, ABD ile petrol başta olmak üzere bir çok alanda sıkı işbirliği içindeydi...

O dönemde ABD Başkanı olan Bush'un ailesi de petrol işi yapıyordu...

Bush ve Ladin aileleri iş arkadaşlığının yanı sıra "dostluk" da kurmuşlardı ve bu nedenle 11 Eylül saldırılarından sonra tüm hava trafiği durdurulmuşken Ladin ailesi mensuplarının uçakla ABD dışına çıkmasına izin verilmişti...

Bunun yanı sıra uçakları kaçırarak saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin uçak kullanma kurslarına katılmalarından itibaren kontrol altında oldukları da ortaya çıkmıştı.

***

Suriye saldırısının hemen öncesinde Bin Ladin'in ABD tarafından yapılan bir baskınla öldürüldüğü açıklaması da kimseyi ikna etmedi...

Ladin'in cesedinin tek fotoğrafının fotomontaj olduğu açığa çıktı, Ladin'in cesedi ise "okyanusa atıldığı için" asla bulunamadı!..

Küba devlet başkanı Fidel Castro, bu gerçekleri göz önüne alarak, "Ladin, ABD eski Başkanı George W. Bush dünyayı korkutmak istediği zaman ortaya çıkan bir CIA ajanıdır" ifadesini kullandı.

***

Kısacası, El Kaide'nin önce "dost" sonra "düşman" olarak görüldüğü dönemlerde ABD'nin Afganistan ve Irak başta olmak üzere ABD saldırılarına hizmet etmesi...

Örgütün Suriye'de Esad'ı devirmek için"dost" kisvesiyle yeniden ortaya çıkması gerektiğinde Ladin'in sözde öldürülmesi (MİT'in Afganistan sorumlusu Kaşif Kozinoğlu komplo davasında tutuklandığında cezaevinden yazdığı bir mektupta Ladin'in aslında beş yıl önce kanserden öldüğünü söyledi)...

Daha sonra Suriye'de kullanılmak üzere örgütün IŞİD ve El Nusra gibi "özgürlük savaşçısı" örgütlere dönüştürülmesi...

Bu örgütler kendi güçleriyle Suriye hükümetini yıkamayınca yeniden terörist ilan edilerek ABD'nin doğrudan müdahalesine gerekçe oluşturması...

Ve Türkiye'nin bu savaşta ABD ile Kürt meselesinde ters düşmesinin ardından 15 Temmuz askeri darbe girişiminin gerçekleşmesi...

Bunların hepsi birbiriyle ilişkili olgulardır...

Unutmayalım...

Batılıların gözünde "Türkiye Türklere bırakılamayacak kadar önemli bir ülkedir"...

Ve Türkiye'de olup bitenleri anlayabilmek için gözlerimizi sınırlarımızın ötesine çevirmemiz gerekmektedir.