'Ankara 7 ve üzerinde bir depreme hazır olmalı'

Deprem Bilimci Doç. Dr. Bülent Özmen

Deprem Bilimci Doç. Dr. Bülent Özmen



Okunma 20 Kasım 2017, 09:39

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyesi ve Deprem Bilimci Doç. Dr. Bülent Özmen, Ankara'da derpem riski taşımayan bölgede yer aldığı görüşünün tümüyle bir yanılgı olduğunu kayderek, ''Ankara en az 7 ve üzerinde bir depreme hazır olmalı'' dedi.

Röportaj: Uğur DUYAN

'Deprem Gerçeği' kitabının yazarlarından Deprem Bilimci Doç. Dr. Bülent Özmen, Ankara'nın, hem il sınırları içerisinden hem de il sınırlarına oldukça yakın bölgelerden geçen 5 diri fayın tehdidi altında olduğunu söyledi. Özmen, Ankara'da olası bir depreme yönelik yeterli bilimsel ve teknik çalışmanın olmadığını, anakent merkezinin yüzde 50'sinin zemin olarak depreme riski taşıyan bölgeler bulunduğunu ifade etti. Özmen, olası bir depremin yol açacağı yıkımlarda asıl etkenin, deprem riski taşıyan zeminden, binaların depreme dayanıklı biçimde inşa edilmesi olduğunun altını çizdi. Ankara'nın etrafından geçen fay zonlarının ve fay hatlarının kentte uzak mesafelerde bulunmadığını belirten Bülent Özmen, Başkent'in en az 7 ve üzerinde bir depreme hazır olması gerektiğini ifade etti.

Ankara, hem il sınırları içerisinden hem de il sınırlarına oldukça yakın bölgelerden geçen 5 diri fay zonu ve hattının tehdidi altında bulunuyor. Bu faylar: Kuzeyde, Kuzey Anadolu Fay zonu; doğuda, Kırıkkale-Erbaa fayı ve Akpınar fayı; güneyde, Tuz Gölü fay zonu; batıda, Eskişehir fay zonu ile çevrili olan Ankara'nın anakent merkezinin yüzde 50'si depem yıkım riskinin yüksek olduğu zemin üzerine inşaa edilmiş durumda.

Deprem Bilimci ve Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Bülent Özmen, 'Ankara'nın deprem riski taşımayan bölgede' yer aldığı fikrinin çok ciddi bir yanılgı olduğunu ifade ederek, Başkent'in aksine deprem riskinin oldukça yüksek olduğunu açıkladı. Ankara'nın etrafından geçen fay zonlarının ve fay hatlarının kentte uzak mesafelerde bulunmadığını belirten Bülent Özmen, Başkent'in en az 7 ve üzerinde bir depreme hazır olması gerektiğini ifade etti. Genel kanının aksine Başkent'in deprem riski taşıyan bir bölgede bulunduğunu yaptığı çalışmalar ile ispatlayan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyesi Deprem Bilimci Doç. Dr. Bülent Özmen ile Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi'ndeki odasında buluştuk.  Doçent Bülent Özmen ile yalnız Ankara'yı beklemekte olan depremi değil; İran-Irak sınırda yaşana depreme neden olan Arap Levhasının Türkiye'de yaratabileceği depremleri de konuştuk. Özmen, Ankara'da yaşanacak olası bir depremi ve Ankara'yı tehdit eden diri fay hareketlerini Başkent Gazetesi'ne anlattı.

Güncel bir soru ile başlamak istiyorum. İran'da yaşanan depremin bizim bölgemize nasıl bir etkisi olur? O depremi oluşturan Arap Levhası'nın bölgemizde bir depremi tetiklemesi mümkün mü?

Orada, bir yay şeklinde, bir demir çubuğu büktüğünüz zaman bir büklüm oluşturur ya… O bölgede öyle bir hat var. Kızıldeniz’den başlıyor Hatay'a giriyor. Adıyaman civarında, Diyarbakır, Şanlıurfa, Hakkâri’den İran-Irak sınırına doğru kıvrılıp gider. Bindirme türü dediğimiz faylar var. Bu şundan kaynaklanıyor. Biliyorsunuz yer kabuğu stabil değil, hareket halinde. Arap Levhası dediğimiz bir plaka var saydığımız bölgelerde. Bu kuzeye doğru hareket eden bir plaka. Bu plakanın hareket hızı yılda 2,6 santimetreyi buluyor. Hem bizim ülkemizdeki deprem aktivitesini hem Irak-İran sınırındaki deprem aktivitelerini belirleyen bir fay.  Biz bunu Bitlis Bindirme Kuşağı veya Bitlis Zağros Bindirme Kuşağı diye isimlendiriyoruz. Burada genelde iki levha birbirine doğru hareket ettiği için iki levha çarpışıyor ve yerkabuğunun direncini aştığı anda da bizim bindirme türü dediğimiz faylar oluşuyor. Bu son deprem, 12 Kasım tarihli 7.3 büyüklüğünde olan depremde, iki levhanın birbiri ile çarpışması ve bir levhanın diğerinin üstüne bindirmesi şeklinde oluşan bindirme türü dediğimiz bir deprem.

IRAK'TA YAŞANAN DEPREM TÜRKİYE'Yİ DE ETKİLER

Bu bizim açımızdan neden önemli, Arap Levhası dediğimiz plaka hem Irak'ı hem İran'ı hem bizim ülkemizi ilgilendiriyor. Dolayısıyla oradaki aktivite bizi de etkileyebilir. Aslında Irak Depremi diye medyada gündeme getirilen depremde hasarın, genel olarak yüzde 90'ını yüzde 95'i İran tarafında meydana geldi. Çok sayıda can kaybı ve mal kaybı var. Yıkılan binalar var. 8 ilçe 500'e yakın köyün çok ciddi biçimde zarar gördüğü söyleniyor. Bunun haricinde bir de Derbeldiken bölgesi vardır Irak tarafında. Orada da ciddi hasarlar var. Bir barajın yıkılma tehlikesi nedeniyle o bölge boşaltıldı. Yani, bizim ülkemizde aslında çok sık karşılaşmadığımız bir durum.

Ülkemizde de özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesindeki şehirlerde ciddi biçimde etkilendi. Tuhaf olan, Cizre'de bir devlet hastanesinin deprem nedeniyle boşaltılması. Zaman zaman başka depremlerde de bunu görüyoruz. Bu olayda ya bilinç düzeyinin az olmasından veya hastane binasına oradaki vatandaşın yeterince güvenmemesinden dolayı hastane boşaltılıyor. Halbuki bizim hastanelerimizin depreme son derece dayanıklı yapılması lazım. Dolayısıyla herhangi bir depremde, hadi hastaneyi boşaltalım demek yanlış bir davranış olur.

ÜLKEMİZDEKİ DEPREMLERİN ANA NEDENİ

Arap Levhası'nın Güneydoğu ve Doğu Anadolu illerinde bir deprem oluşturma potansiyeli var mı?

Kesinlikle. Bu Arap Levhası dediğimiz levha, zaten o deprem olsun olmasın bizim Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni devamlı sıkıştıran bir plaka. Bir limonu ikiye kestiğinizde bir yarısına altlı üstlü bastırdığınız da nasıl çekirdekleri hareket eder. Böyle bir mekanizma sayesinde Arap Levhası'nın hareketleri sayesinde bizim Anadolu levhası dediğimiz plaka da batıya doğru göç etmek zorunda kalıyor. Ülkemizde meydana gelen depremlerin ana nedeni de bu Arap Plakası ve Afrika Levhası'nın bizim bölgemizi sıkıştırması ve batıya doğru göç ettirmesinden kaynaklanıyor.

EN AZ 7 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM ÜRETİR

Artık Ankara'yı konuşabiliriz. Genelde bize ilkokuldan itibaren Ankara'nın deprem bölgesinde olmadığı anlatılır. Oysa siz bunun böyle olmadığını çalışmalarınızla bize gösterdiniz. Bu bağlamda, Ankara'yı tehdit eden diri fay hareketlerinden ve ana deprem etkenleri nelerdir?

Ankara'nın en büyük tehlikesi sizin sorunuzda gizli. Şuan bizi yönetenlere hatta bizim gibi bu işe kafa yoranlara bile sorsanız. Büyük bir çoğunluğu Ankara'nın deprem açısından tehlikesiz olduğunu söyler. Ankara ile ilgili çok yoğun çalışmalarımız var. Bu çalışmalar bize şunu gösteriyor, Ankara'nın dört bir tarafı diri faylarla çevrili. Hem kuzeyimizde -hem dediğimiz bir 60-70 kilometre uzağımızda- hem Türkiye'nin hem dünyanın en büyük, en tehlikeli diri faylarından Kuzey Anadolu Fay Zonu var. Batıya gittiğimiz zamanda, Eskişehir Fay Zonu dediğimiz fay zonu var. Batıya doğru geldiğimiz anda Tuz Gölü Fayı dediğimiz, çok uzun zamandır suskun olan bir fay var. Doğuya doğru gittiğimiz anda Ezine Pazarı fayı, Seyfiye Fay Zonu, Salanda Fay Zonu gibi çok büyük faylar var. Bu saymış olduğum fayların tamamı da 7 büyüklüğünün üstünde deprem üretme ihtimali olan faylar.

'FAYLAR DÖRT BİR TARAFIMIZI SARMIŞ DURUMDA'

Bu saydıklarımız ana faylar bu ana faylara bağlı olarak da hem il sınırlarımız içinde hem il sınırına komşu yerlerde çok sayıda 6 büyüklüğünde belki 6 buçuk büyüklüğüne varacak güçte diri faylar ile çevrili. Yani Ankara'da deprem üretme potansiyeli olan faylar dört bir tarafımızı sarmış durumda.

''ANKARA'NIN DEPREM TEHLİKESİ YÜKSEKTİR''

İşte, 'İstanbul deprem açısından çok tehlikelidir' deniyor. Tamam, biz de bu konuda bir şey demiyoruz. Ancak, İstanbul'u vuracak olan deprem, Marmara Denizi içerisinde olacak; yani bir kaynak tehdit ediyor İstanbul'u. Hâlbuki Ankara'yı az önce saydığım fay hatları, -kuzeyinden doğusundan güneyinden batısından- nereye giderseniz gidin, kimisi il sınırları içerisinde, kimisi il sınırının biraz ötesinde bulunan fay hatları tarafından tehdit ediliyor. Yani, olası bir deprem Ankara'mızı ciddi bir biçimde etkileyecek. Biz de buna dayanarak diyoruz ki, 'Ankara'nın deprem tehlikesi yüksektir'

ESKİ BİNALARIN ÇOĞU DEPREME DAYANIKSIZ

Tarihsel süreçte Ankara ve çevresinde yaşanan depremleri, bu tehdide örnek olarak gösterebilir miyiz?

Mesela 1944 yılında Bolu Gerede'de bir deprem meydana gelmiş, 7.2 büyüklüğünde. Bu deprem hem Ankara kent merkezinde hem de il sınırları içerisinde ciddi hasarlara neden olmuştur. 1983 yılında keza, yine Kırşehir'de Akpınar Fayı üzerinde 6.8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Hem o depremin olduğu bölgeyi yıkıma uğratıyor. Hem de Ankara il sınırları içerisinde yıkıma yol açıyor. Şimdi, şöyle bir düşünelim 1938, 1944 çok eski bir zaman değil gibi geliyor ama o zamanlar Ankara'nın nüfusu 250 bin 300 bin civarında. Kent merkezinden bahsediyorum. Hemen hemen bütün binalar tek katlı iki katlı ve bizim sağlam zemin dediğimiz Ulus çevresinde konuşlandırılmış. Şimdi Ankara'nın nüfusu 5 milyonu geçti ve zemin açısından bakıldığında, zaman zaman sağlam olmayan zeminler üzerine de binalar yapılmış. Geçmiş tarihli deprem haritalarına baktığımız zamanda, Ankara hep deprem açısından tehlikesiz olarak gösteriliyor. Bu neden önemli? O zamanlar inşaat yapılırken de siz yönetmelikler çerçevesinde binanızı yapıyorsunuz. Ankara, deprem tehlikesiz olarak düşünüldüğü için, geçmiş tarihli binalarımızın da büyük bir çoğunluğu depreme dayanıksız yapılmış. Ta ki biz 1996 yılında yeni bir deprem bölgeleri haritası yapıncaya kadar. Orada Ankara'mız deprem tehdidi altında olan bir bölge olarak gösteriliyor.

Ankara'da 17. yüzyılda büyük depremler oluyor benim bildiğim kadarıyla. Bunları veri olarak kabul ediyor musunuz?

Evet. 15 Ağustos 1668'de Ankara Kalesi civarını yıkan ve çok sayıda insanın ölümüne de neden olan bir deprem oluyor. Hemen ondan öncede 12 Ağustos 1668 tarihinde Beypazarı'nda, Beypazarı ve Ayaş bölgesini yıkan depremler meydana geliyor. Aslında, Ankara'nın deprem geçmişini de tam olarak bilemiyoruz. Herkes nasıl olsa deprem tehlikesi yok diyerek düşündüğü için geriye dönük aletsel dönemde oluşan depremler de çok ciddi biçimde araştırılmamış. Biz depremleri tarihsel ve aletsel olarak iki döneme ayırırız. Yani, 1900 yılından önce oluşan depremler tarihsel deprem, 1900 yılından sonra oluşan depremler aletsel dönem depremler. Şimdi hafızamızı şöyle bir toparlarsak Bala civarında 2005 ya da 2007 yılında 6 deprem meydana geldi. O depremlerden bir tanesinde ben Sıhhiye'de çok katlı otoparkın arkasındaki bir binada yakalandım. Çok ciddi biçimde sallandık. Bu neden kaynaklanıyor, demek ki zemin kötü, binada tam uygun yapılmamış. Yani, Bala'daki o deprem 6 buçuğun biraz üstünde olsaydı. Ankara kent merkezinde de yıkımlara neden olacaktı.

Ankara Çanağı dediğimiz bir bölge var. Burası, Ankara'nın inşa edildiği asıl bölge. Şehir plancıları, Ankara'nın artık çanağın dışına çıkması gerektiğini ifade ediyor. Siz yerbilimciler ve deprem bilimcilere göre de Ankara, bu çanağın dışına çıkmalı mı?

Şöyle ki, o çanak dediğimiz bölgeye biz, zemin açısından bakıyoruz. Plancı bakış açısından biraz farklı bir bakış açımız var. Sonuçta, siz binayı yapacağınız bölgenin zemin özelliklerini iyi bir biçimde bilirseniz ve o bölgede de olası depremlerin binayı nasıl etkileyebileceğini hesaplayabilirseniz; ona göre binanızı dayanıklı yapma şansınız var. Yani, tehlikeden kaçmaktan ziyade tehlikeyi kestirip ona göre hazırlığınızı yapacaksınız.

TUZ GÖLÜ FAYINDAKİ DEPREM KENT MERKEZİNİ ETKİLER

Ankara'da yaşanacak depreme karşı dayanıklı yapılara sahip olmalı diyorsunuz?

Ankara'daki en büyük sıkıntı, deprem tehlikesi olmayan bölge diye düşünüldüğünden binalarımız, yapılarımız da hep ona göre yapılmış. Bu da Ankara'nın deprem açısından riskini artıran bir faktör. Mesela, Tuz Gölü Fayı var. Niğde Bor'dan başlıyor Şereflikoçhisar'a kadar uzanıyor. Bu fay, levha içi bir fay olmasına rağmen Ankara için ciddi bir tehdit. M.S 110 yılından beri bu fayda herhangi bir hareketlilik yok. Orada biriken enerji yerkabuğunu kıracak düzeye eriştiği anda 7'nin üzerinde bir deprem meydana gelir. 2000 yıldır hareketsiz bir fay ne zaman kırılır bilemiyoruz ama o fayın doğrultusu Ankara kent merkezine doğru ilerler. Yani, deprem dalgaları doğrudan Ankara kent merkezine doğru ilerleyeceği için çok tehlikeli.

Bu fayın tahribatı ne düzeyde olur?

Tahribatı kestirmek çok zor. Ankara için deprem riski deprem senaryosu çalışmalarının mutlaka yapılması lazım. Yalnız, Tuz Gölü Fayı için değil Ankara'nın etrafını saran bütün faylar için bu türden çalışmaların yapılması lazım. Bu fayların Ankara'yı nasıl etkileyeceği ne tür yıkımlara yol açacağının ciddi biçimde araştırılması lazım.

Siz bu çalışmaları yapıyorsunuz burada?

Yapmaya çalışıyoruz. Bu dediğimiz projelerin yapılması için ciddi projelerin olması lazım, ekonomik desteklerin olması lazım.

Büyükşehir Belediyesi ile bu konuda hiç temas oldu mu? Bu türden çalışmalar var mı?

Ben Ankara'yı çok ciddi biçimde takip ediyorum kim ne yapıyor, nasıl ediyor diye ama bu dediğim düzeyde yapılan bir çalışmaya biz rastlamadık. Dolayısıyla da Büyükşehir olsun diğer kurumlar olsun bizden bizzat bu yönde bir talepte bulunmadılar.

Ankara'daki jeoloji mühendisleri ve inşaat mühendisleri hiç bir araya gelip, Ankara'daki deprem riskini değerlendirdiler mi?

Bu konuda biz Gazi Üniversitesi olarak 2008 yılında 'Ankara'nın Deprem Riski ve Tehlikesi' başlığında bir çalıştay düzenlemiştik. Biz burada daha çok yerbilimciler olarak Ankara'nın deprem tehlikesine ve riskine baktık. Bina dayanıklılığı inşaat mühendisliği alanına girdiği için çok fazla o alan konuşulmadı. 2008'den sonrada bu konuda ciddi bir çalıştay düzenlenmedi. Ancak, bir ihtiyaç olarak durmakta.

ANKARA İÇİN ACİLEN DERPEM HARİTASI GEREKLİ

Bu durumda, "Ankara'da halen deprem tehlikesiz bölge görüşünden kaynaklanan bir sıkıntı var" diyorsunuz…

Tabi, bu sıkıntı sürüyor, âmâ bunu aşacak çalışmalarda yapılıyor. Gazi Üniversitesi'nde, ODTÜ'de, Ankara ve Hacettepe Üniversitelerinde Ankara'nın deprem riskini ve tehlikesini araştıran pek çok akademisyen var. Onların bu konuda çalışmaları var. Bu çalışmalar kapsamında İç Anadolu ve Ankara bölgesinde birçok diri fay hattı da bulundu. Bu veri tabanı geliştikçe siz deprem tehlikesini tespit edebilme olasılığınız da artıyor. Elimizde ne kadar çok veri olursa deprem tehlike analizini daha sağlıklı biçimde yapıyorsunuz. Kısaca, yeni verileri dikkate alarak, hem deprem kayıtlarını hem diri fayları dikkate alarak, Ankara için ivedilikle yeni bir deprem bölgeleri haritasının yapılması elzemdir diyebiliriz.

Peki, Ankara'da bina numuneleri düzenli olarak inceleniyor mu?

Düzenli olarak incelenmiyor ama yeni yasal düzenlemeye göre şöyle bir durum var. 6306 sayılı yasa kapsamında riskli yapı diye bir şey çıktı. Bu kapsamda üniversitelerdeki hocalardan destek alınıyor. Gelin şu bizim binayı riskli mi değil mi diye inceleyin deniyor. Biz de o kapsamda inceleme yapıyoruz. Eğer binanız o deprem riski kapsamında dayanıksız çıkarsa siz yıkmak durum da kalıyorsunuz. Siz yıkmasanız da devlet belirli bir süre tanıyor sizlere, sonra kendisi yıkıyor.

Son olarak Ankara'da potansiyel deprem riski bölgelerini söyleyebilir misiniz?

Doğrudan adres vermek biraz yanlış olur. Ancak, Ankara'nın jeolojik özellikleri ve jeoteknik özellikleri üzerine yaptığımız çalışmalara baktığımız anda, Ankara kentini üç bölgeye ayırabiliriz. Bunlardan biri, bizim sağlam zemin dediğimiz, tepelik bölgelerin üzerinde yer alan kısımlar. Bir de orta sağlam dediğimiz görsel çökeller kısımlar var. Bir de en zayıf diye nitelediğimiz alüvyon birimlerden oluşan kısımlar. Bu bölgeleri oransal olarak verirsek, Ankara'nın en az yüzde 50'sini sağlam olmayan ya da orta sağlam olan bölgeler oluşturuyor ama bu bizi yanıltmasın. Buradan zemini zayıf bina mutlaka yıkılacak anlamının çıkartılmaması lazım. Bizim ki sadece genel bir bakış açısı. Eğer yapı oraya inşa edilirken zemin özellikleri dikkate alınırsa zemin sağlam olsa da olmasa da sizin binanız depreme dayanır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.