“Hedefimiz umut yeşertmek”

 TEMA Sincan Ekibi

 TEMA Sincan Ekibi



Okunma 21 Ekim 2017, 09:18

Küresel ısınma yaşamımızı etkilemeye başlamış durumda. Günümüzde mevsim geçişleri birden yaşanmaya başladı. Havalar birden ısınıyor ve birden soğuyor. Mevsimlerin anormal değişiklikleri insanları ve çevreyi de olumsuz etkiliyor. Bu olumsuzluklar sel, erozyon gibi birçok felaketi de beraberinde getiriyor. Aslına bakarsanız bu konuda herkesin yapabileceği birşeyler var. İşte dünya için halen umut var diyen Sincan Ulubatlı Hasan İlkokulu’nda öğretmen TEMA Sincan Sorumlusu Esra Yılmaz Göker  ve Güzide Ülker Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Sincan İlçesi TEMA Sincan Sorumlu Yardımcısı Mehmet Ali Güler ile iklim değişikliğini, ağacın, yeşilin, ağacın olmadığı yerde sel, erozyon gibi doğal felaketlerin nasıl başımıza geldiğini konuştuk. Her iki öğretmenin de hedefi gelecek nesiler için güzel bir dünya bırakmak ve bu topraklarda umut yeşertmeye devam etmek.
Röportaj: Zehra ŞAHİNDOKUYUCU

Öncelikle dünyamızı tehdit eden iklim değişikliği  konusuyla başlarsak, nedir iklim değişikliği?

Esra hanım: İklim değişikliği, günümüzde tüm dünyada dikkatleri üzerine çeken, etkileri ve alınabilecek önlemler için ülkelerin gündemlerinde öne çıkmaya devam eden küresel boyutta yaşadığımız bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Global bir tanımla  iklim değişikliği, karşılaştırılabilir bir zaman döneminde gözlenen doğal iklim değişikliğine ek olarak, doğrudan ya da dolaylı olarak küresel atmosferin bileşimini bozan insan etkinlikleri sonucunda iklimde oluşan bir değişiklik  biçiminde tanımlanmaktadır.

İklim değişikliğinin nedeni nedir?

Mehmet Ali Bey: Karbondioksit, metan, azot gibi sera gazlarının atmosferdeki yoğunlukları, endüstri devriminin başından bu yana önemli ölçüde artmıştır. Bu durum büyük oranda fosil yakıt kullanımı, arazi kullanımındaki değişiklikler ve tarım gibi insan faaliyetleri nedeniyle gerçekleşmiştir. Örneğin, günümüzde atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu son 650 bin  yıldan daha yüksek düzeye gelmiştir ve bu yoğunluk sürekli olarak artmaktadır. 
İklim sistemi, atmosfer, yeryüzü, kar ve buzullar, okyanuslar ve diğer su kaynakları ile canlılardan oluşan karmaşık ve etkileşimli bir sistemdir. İklim sisteminin atmosfer bileşeni, genellikle ortalama hava olayları olarak tanımlanan iklimi belirler. Bir akışkan olan atmosferdeki bütün hareketler sıcaklık farklarından kaynaklanmaktadır. Bu farklar ise enlem nedeniyle güneşin geliş açısına, kara deniz dağılışına, kara yüzeylerinin -ormanlık alan, tarım alanı, sulak alan, çöl gibi-  özelliklerine bağlı olmaktadır. Dünyadaki iklim desenlerinin belirlenmesindeki asıl etken okyanus suyu sıcaklıklarındaki değişimlerdir. 


R- İklim değişikliğinin günümüz ve gelecekte ne gibi etkileri olacaktır? 

Esra Hanım: İklim değişikliği, sosyal ve ekonomik sektörler ile canlı yaşamı ile doğrudan ilişkili su kaynakları, doğal afet, biyolojik çeşitlilik, ekosistem hizmetleri ve halk sağlığı gibi alanları etkilemektedir. Bu çerçevede, yağış rejiminin değişmesi ile su sıkıntısı yaşanması veya sellerin meydana gelmesi, deniz seviyesinin yükselmesi kıyı bölgelerinin özellikle deltaların zarar görmesi, sıcaklık artışı ile çölleşmenin artması, yaz aylarında yağış miktarının azalması, tarımda su tüketiminin giderek artması, yüzey sularının kaybedilmesi, su, toprak gibi doğal kaynaklara dayanan tarımsal yapı ve ürün deseninin etkilenmesi, artan sıcaklıklar nedeniyle bitkisel üretim dönemlerinin değişmesine bağlı olarak gıda güvenliğinin olumsuz etkilenmesi, hassas ekosistemlerin ve türlerin yok olması, orman yangınlarının sıklığı ve kar yağış ve erime dönemlerinin değişimi nedeniyle doğal afetlerin artması, doğaya dayalı tarım ve hayvancılık gibi sektörlerde çalışan kesimlerin geçim kaynaklarının tehdit altına girmesi ve buna bağlı olarak kırsaldan kente göçün artması, suyun sanayide yoğun olarak kullanılması sebebiyle, sanayi sektörü ve dolayısı ile ekonomik kalkınma sürecinin olumsuz etkilenmesi beklenmektedir. Ki söylediğim bu etkileri günümüzde de yaşıyoruz. 

Bu doğal afetlerden söz ettiniz bu noktada ülkemizde ve dünyada sıkça görülen erozyon konusuna gelirsek  erozyon ismini hep duyarız, tam olarak nedir erozyon?

Esra Hanım: Erozyon ya da toprak aşınması, koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su ve rüzgârın etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır.  Toprağın akarsular, sel suları ve rüzgârlar gibi dış kuvvetlerin etkisiyle aşındırılıp taşınması ve sürüklenmesi şeklinde de tanımlayabiliriz.   Akarsu ve rüzgâr erozyonunun birlikte etkili olduğu yerlerin ortak özelliği bitki örtüsü bakımından fakir olmalarıdır. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanı sıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etken, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir. Erozyonun başlıca nedeni, toprağı koruyan bitki örtüsünün yok olmasıdır. Arazi eğimi, toprak yapısı, yıllık yağış miktarı, iklim faktörleri, bitki örtüsü, toprak ve bitkiye yapılan çeşitli müdahaleler, erozyonun şiddetini belirleyen öğelerdir.

Mehmet Ali Bey: Tarımda kullanılan alanların yüzde 70’i özelliklerini kaybederek dünya genelinde toplam yüzde 30 civarında çölleşmeye sebep olmuştur. Dünyada erozyon sebebiyle çölleşme tehlikesi bulunan 110 ülke bulunmaktadır. Erozyon çeşitlerinden olan su erozyonu en etkili erozyondur. Bu erozyonda yağmur damlalarının aşındırmasının yanında yüzey akışa geçen sularında önemli bir etkisi bulunmaktadır. Diğer bir erozyon çeşidi olan rüzgâr erozyonu ise rüzgârın etkisiyle gerçekleşen aşınım ve taşınım olayıdır.

Ülkemizde erozyonu oluşturan başlıca etkenler nelerdir?

Esra Hanım: Arazinin çok engebeli ve eğimli olması, bitki örtüsünün tahrip edilmesi, iklimin etkisi, toprağın ve ana kayaların etkileri ve yanlış arazi kullanımı gibi durumlar ülkemizde erozyonu oluşturan sebeplerin başında gelmektedir. 

Bu saydıklarınızdan bir ya da bir kaçı meydana geldiğinde ne gibi sorunlara yol açıyor? 

Mehmet Bey: Toprağın üstteki verimli kısmının sel sularıyla süpürülüp gitmesiyle tarımsal verim azalmaktadır. Erozyon sonucu, toprakların bir kısmı denizlere, göllere ve barajlara taşınmaktadır. Bunun sonucunda da barajlar kısa sürede toprakla dolmaktadır. Erozyonla toprakların taşındığı yerlerde verimsiz olan taşlık ve kayalık araziler ortaya çıkmaktadır. Erozyonun günümüzdeki hızıyla devam etmesi halinde yakın gelecekte ülkemiz maalesef çölleşme sorunuyla karşı karşıya kalacaktır.

Peki böyle bir durum ile karşı karşıya kalmamak için ne yapmalıyız? 
 
Esra Hanım: Bitki örtüsü korunmalı, çıplak araziler ağaçlandırılmalıdır. Tarla açma gibi nedenlerle ormanlar tahrip edilmemelidir. Nadas alanları azaltılmalı, nöbetleşe ekim yaygınlaştırmalıdır. Meraların ve otlakların aşırı otlatılması önlenmelidir. Barajların ve göllerin su toplama alanları ağaçlandırılmalıdır. Mera hayvancılığı yerine mandıra hayvancılığı geliştirilmelidir. Araziler eğim doğrultusunda değil, eğime dik olarak sürülmelidir. Rüzgârların etkili olduğu alanlara rüzgârın hızını kesecek paneller yapılmalıdır. Eğimli araziler aşırı işlenmemeli.  Ürünler hasat edildikten sonra anız örtüsü yakılmamalıdır. Akarsu yatakları ıslah edilmelidir. Ve de en önemlisi; erozyonla mücadele ile ilgili olarak halk eğitilmelidir.

Her iki konuda geleceğimizi çeşitli şekillerde tehdit eden ve kötü sonuçlar doğurabilecek konular, bu konularda halkı bilinçlendirmek için  TEMA Sincan Ekibi olarak ne gibi çalışmalarınız var? 

Esra Hanım: Her sene Eylül ayını başlangıç alarak yerel yönetimleri ve idari yönetimleri ziyaret ediyoruz. TEMA Vakfı’nın her sene yürütmüş olduğu okul programları için başvurular alıyoruz. Bu sene aldığımız başvuru sayısı 50’ye yaklaştı ve okul öncesi yaş gruplarından liselere kadar başvurular var. Ortalama 25 öğrenciye ulaşıldığında bu sayı 1.250 öğrenci anlamına geliyor. Bu öğrencilerin de ailesinde ve çevresinde yarattığı farkındalık çok daha fazla bir nüfusa ulaşmamızı sağlıyor. Çünkü en büyük amacımız gelecek kuşaklar için güzel bir dünya bırakmak ve bu umudu herkese aşılayabilmek. 

Mehmet Ali Bey: Bununla birlikte bölgemiz içinde bulunan her kademeden okullarda “toprak”, “erozyon”, “orman”, “iklim değişikliği,” Su ve Sulak Alanlar konulu seminerler veriyoruz. Seminerlere öğrencilerin yanı sıra aileleri de katmaya çalışıyoruz. Aslına bakarsanız çocuklar ailelerine göre daha bilinçli ve her şeyin farkında, onların güzelliklerini korusak, her şey daha farklı olacak. 

Esra Hanım: TEMA Vakfı ve Adım Adım ekiplerinin birlikte yürüttüğü Ağaç Kardeşliği Projesi kapsamında geçen yıl üç sınıftan toplam 80 öğrenciye sınıf içinde ve doğada eğitimler verdik. Ekip olarak çeşitli projelerin yürütülmesine de destek vermekteyiz. Öğrencilerin tohumdan yetiştirdiği fidanları toprak ile buluşturduk. Sayısı her geçen gün artan gönüllülerimiz ile hedefimiz gelecek nesiler için güzel bir dünya bırakmak ve bu topraklarda umut yeşertmeye devam etmektir

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.